
08-02-2010, 23:48
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2009
Bulunduğu yer: Micronesia
Mesajlar: 1.406
|
|
Ölüm bir Son mu? Başlangıç mı? Uykumu uyanışmı
Değerli Dostlar,
Bu başlık altında tartışmak istediğim kavram Ölümdür.
Biliyorum ki kulağa hoş gelmeyen bir kelimedir.Ve yine biliyorum ki tuhaf bir şekilde Zihnimiz bize unutturur bu olguyu.
Ancak kaçınılmaz bir Gerçektir.
Kuran-ı Kerim 29 -ANKEBÛT - 57
Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn
Her nefis ölümü tadacak ve sonra bize döndürüleceksiniz.
HER CAN ÖLÜMÜ TADACAKTIR.
Bu kesin gerçek üzerinden yola çıkacak olursak konuya görüş ve düşüncelerinizle katkılarınızı bekliyorum.
Yeryüzünde her kültür ve medeniyet Ölüm üzerine birşeyler söylemiş ve yazmıştır.
Din-ler bu konuyu işlemişlerdir.Ancak bir Ayrıntı vardır ki,
Ölen kimse geri dönmemiş ve BERZAH ötesinden bizlere haberler getirmemiştir.
O nedenle Ölüm ve Ölüm sonrası hakkında anlatılanların hiçbiri
ama hiçbiri Kesin Doğruyu bildirmez.
Hadis ve Rivayetler ile "ATIŞ SERBEST" olan bir konudur Ölüm.
Kabir Azabı yalanları ve Sorgulamalar v.s. İnsanları bu Gizemli olgu vasıtası ile baskı altına alma ve korkutmakta kullanılmıştır.
Dini bir korku imparatorluğuna çevirmekte araş olarak kullanılmıştır.
Son olarak Kur'andan bir kaç Ayet daha alıntılamak istiyorum:
Kuran-ı Kerim 21-ENBİYÂ - 35
Kullu nefsin zâikatul mevti, ve neblûkum biş şerri vel hayri fitneten, ve ileynâ turceûn.
Her can ölümü tadacaktır. Sizi bir test olarak iyi ve kötü olaylarla sınarız ve dönüşünüz bizedir.
3-ÂLİ İMRÂN - 185
Kullu nefsin zâikatul mevt , ve innemâ tuveffevne ucûrekum yevmel kıyâmeh , fe men zuhziha anin nâri ve udhılel cennete fe kad fâze ve mâl hâyâtud dunyâ illâ metâul gurûr
3-ÂLİ İMRÂN - 185
Herkes ölümü tadacaktır. Diriliş günü ödülleriniz size eksiksiz olarak verilir. Kim ateşten kurtarılıp cennete sokulursa, zafer kazanmış olur. Dünya hayatı ancak aldatıcı bir zevkten ibarettir.
Elbette inanan ve inanmayanların eşit şartlarda oldukları ve öldükleri bir gerçek.
Biz insanları en derinden etkileyen şey Sevdiklerimizin ölmesidir.
İnanan veya inanmayan ayrımı yapılmaksızın, birşeyler paylaştığımız ve çok ama çok değer verdiğimiz insanları kaybetmek büyük üzüntü ve acı verir.
Ne varki ölenle ölünmüyor.Zaten insan doğası da buna aykırıdır .İstisna bunalımlar ve Depresyonlar dışında ölümü kabullenmek bir insan için mümkün değildir.
Bu kapsamda Şehitlik ve Analık kavramlarıda incelenebilir:
Bir insan kendinden sonra ki Nesiller yaşasın diye kendi hayatından nasıl vazgeçer?
Ölüm sonrası ve hazırlık insanlık tarihi kadar eskidir.
Yeniden Diriliş Eskilerin Masallarımıdır?
Yoksa bir Matriks mi söz konusu? Paralel bir evrende uyuyan varlıkların Rüyasımıdır hayat?
Her türlü "uçuk" soru ve görüşe açık bir başlık...
Ama ne kadar şaka da yapmaya kalksak...Yüzleşmek ve Tadmak zorundayız.
Var mı bu konuda Kur'ana muhalif olan?
Katkılarınızla...
Konu UlulElbab tarafından (08-02-2010 Saat 23:56 ) değiştirilmiştir.
|

09-02-2010, 00:16
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger UlulElbab;
Olumun iki icerigi vardir. Bir kisinin disindaki yasanan olum, iki; kisinin yasayamadigi kendi olumu. Olum, yasayanin sorunudur. Dolayisiyle, olumun yasanmasi; kisinin kendi olumu icin gecerli degildir. Olum, yasamin kisi acisindan yasamini yitirmesi, doga acisindan degisime yonelmesidir.
Ayrica, olum; yasayanla ayni kulvarda degildir. Cunku kisinin tum yasam ozellikleri, kendi olumu ile son bulur.
Bu nedenlerden olumun dusunulmesi, hem kisinin yasaminin onemini algilayamamasi, hem de olumun one cikarilmasiyla, kisinin yasam kontrol ve yonlendiriminin, kisiye birakilmamasini icerir.
Olum mustakil var olan bir varlik icin, yasam sonu; doga icin, bir degisim, donusum ve baskalasimdir.
Yasam ile olum arasinda kurulabilecek bir bag, iliski ve dialogda yoktur.
Yasam, kisinin kendi olumu yasayamayacagi icin; olum ile bir baglanti kurmaz.
O yuzden olum uzerine gelistirilen, her inancsal ideoloji, zaman kaybi ve bilimsel olmayan bir icerik tasir. Hele hele yasamin olumden sonrasi hakkindaki tum inanclari, mantiksal bir icerik tasimaz.
Olum korkusu, yasama sekte vurmak icin kurgulanmis, ve de yasam da yasanan, psikolojik bir rahatsizliktir.
Dogal anlamda, mustakil var olan varlik; dogar, yasar ve olur. Dogal olarakta, bu genelde; doga bunyesindekilerin degisimi, donusumu, baskalasimi ve olusumudur.
Yasam olumu yasamaz, yani; tadamaz, hissedemez, duyumunu alamaz v.s.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

09-02-2010, 00:18
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2009
Bulunduğu yer: Micronesia
Mesajlar: 1.406
|
|
Konuya ilişkin görüşlerimi bende yazacağım daha elbet ama şimdilik birkaç tesbit ve şiir eklemekle yetiniyorum...
Görüşler geldikce, konu konuyu aöar diiye düşünüyorum...
Ölüm, ölüm varlığın son bulduğu son nokta,
Ölüm,ölüm yokluğun yok olduğu son nokta,
Ölüm, dikenli yolda varlığın son bulması,
Ölüm, güller içinde yokluğun yok olması,
Ölüm, ruhun gitmesi ızdıraplar içine,
Ölüm, ruhun dönmesi mutluluga sevgiye,
Ölüm, dönülmeyen yol yolların son bulması,
Ölüm, başlangıç nokta varlığın başlaması,
Ölüm, bir karış ğüneş içine garkolmaktır,
Ölüm bahar havası sevinçten boğulmaktır,
Dünya yıldıramazsın beni ne yapsan;
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni korkutan.
Hayyamdan:
Bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben;
Şaşkınlıktan başka şeyim artmadı yaşarken.
Kendi isteğimle de gidiyor değilim şimdi,
Niye geldik kaldık, niye gidiyoruz bilmeden.
|

09-02-2010, 00:22
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger UlulElbab;
Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni korkutan.-Alinti-
Bence konunun ozeti bu, yalniz ben buradaki "iyi" sifati yerine, "insanca" sifatini ekliyorum.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

09-02-2010, 00:38
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2009
Bulunduğu yer: Micronesia
Mesajlar: 1.406
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Olumun iki icerigi vardir. Bir kisinin disindaki yasanan olum, iki; kisinin yasayamadigi kendi olumu. Olum, yasayanin sorunudur. Dolayisiyle, olumun yasanmasi; kisinin kendi olumu icin gecerli degildir. Olum, yasamin kisi acisindan yasamini yitirmesi, doga acisindan degisime yonelmesidir.
|
Ölümün iki farklı yüzü olduğu konusunda size katılıyorum Sayın Evrensel-insan.
"Ölümün Yaşanması" çok ilginç bir tanımlama.
Burada insanı Doğadan ayrı tutmanızın sebebi nedir?
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Ayrica, olum; yasayanla ayni kulvarda degildir. Cunku kisinin tum yasam ozellikleri, kendi olumu ile son bulur.
Bu nedenlerden olumun dusunulmesi, hem kisinin yasaminin onemini algilayamamasi, hem de olumun one cikarilmasiyla, kisinin yasam kontrol ve yonlendiriminin, kisiye birakilmamasini icerir.
Olum mustakil var olan bir varlik icin, yasam sonu; doga icin, bir degisim, donusum ve baskalasimdir.
|
Peki insan ölümü düşünmemelimidir? Böyle birşey Gerçekci değildir.Benliğini
aldatmak ve ölümü düşünmekten alıkoymak,bir anlamda sahte bir hayat sürmek değilmidir? İnsanın Benliği/Egosu zaten ölümü unutmaya dinden razıdır.
Ancak kaçınılmaz olarak yüzleşeceği birşeyi unutmak ne kadar Doğru?
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Yasam ile olum arasinda kurulabilecek bir bag, iliski ve dialogda yoktur.
|
Bu Epistolojik gerçekle çelişmiyor mu? Yoksa ölümü "Fenomonolojik gerçek" olarak mı algılamalıyız?
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Yasam, kisinin kendi olumu yasayamayacagi icin; olum ile bir baglanti kurmaz.
O yuzden olum uzerine gelistirilen, her inancsal ideoloji, zaman kaybi ve bilimsel olmayan bir icerik tasir. Hele hele yasamin olumden sonrasi hakkindaki tum inanclari, mantiksal bir icerik tasimaz.
Olum korkusu, yasama sekte vurmak icin kurgulanmis, ve de yasam da yasanan, psikolojik bir rahatsizliktir.
Dogal anlamda, mustakil var olan varlik; dogar, yasar ve olur. Dogal olarakta, bu genelde; doga bunyesindekilerin degisimi, donusumu, baskalasimi ve olusumudur.
Yasam olumu yasamaz, yani; tadamaz, hissedemez, duyumunu alamaz v.s.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Saygıdeğer E.İ,
Yaşamla Ölümü birbirinden bu denli koparmak ayakları yerebasan bir hayat sürmeyi zorlaştırmaktan başka birşey yaratmaz.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan bir insan sürekli hırs ve ihtiras ile boğuşmak durumundadır.
Maddeye bağımlılık had safhaya çıkar ve ölümün unutulması ancak Alkol ve Uyuşturucu ile reel anlamda mümkündür..ki onlarda aslında insanı adım adım kaçınılmaz olan Ölüme doğru yaklaştırır.
Bu konunu "öbür dünya" inancı olmayanlar açısından-ki onada saygı duyarım-Hassas bir yanı var diye düşünüyorum.
Ancak belirtmek isterim ki konu başlığını açarken aklımdan hiç geçmeyen şey;
İnsanları öbür dünya ile tehdit etmektir.Aksini bu tür yaklaşımlar insan psikolojisi üzerinde ters tepkiye neden oluyor diye düşünüyorum.
İnsanların sırf ölümü düşünerek Hayatlarını es geömelerini,ıskalamalarını bende doğru bulmuyorum.
Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da DENGE hassas bir kavram.
Hiç ölmeyecekmiş gibi Hayatı yaşamak ama aynı zamanda yarın ölecekmiş gibi
etrafında ki insanlara güzel davranmak DENGE nin en güzel anlatımı olsa gerek.
Sevgi ve Saygılarımla...
Konu UlulElbab tarafından (09-02-2010 Saat 00:43 ) değiştirilmiştir.
Sebep: birkaç imla hatası giderildi
|

09-02-2010, 00:53
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jun 2009
Bulunduğu yer: Bermuda Allah Üçgeni
Mesajlar: 910
|
|
ben ölümü bu kadar abartmaya gerek olmadığını düşünüyorum kendi adıma... benim için cennet cehennem yok, o halde sorun da yok. öldükten sonra ne olacak bilmiyorum. bilmeme çok da gerek yok. muhtemelen bir şey de olmayacak; olursa da bunun bilincine asla varamayacak olacağım kanaatindeyim...
|

09-02-2010, 01:08
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Jan 2010
Mesajlar: 460
|
|
UlulElbab´isimli üyeden Alıntı
Değerli Dostlar,
Bu başlık altında tartışmak istediğim kavram Ölümdür.
Biliyorum ki kulağa hoş gelmeyen bir kelimedir.Ve yine biliyorum ki tuhaf bir şekilde Zihnimiz bize unutturur bu olguyu.
Ancak kaçınılmaz bir Gerçektir.
Kuran-ı Kerim 29 -ANKEBÛT - 57
Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn
Her nefis ölümü tadacak ve sonra bize döndürüleceksiniz.
HER CAN ÖLÜMÜ TADACAKTIR.
Bu kesin gerçek üzerinden yola çıkacak olursak konuya görüş ve düşüncelerinizle katkılarınızı bekliyorum.
Yeryüzünde her kültür ve medeniyet Ölüm üzerine birşeyler söylemiş ve yazmıştır.
Din-ler bu konuyu işlemişlerdir.Ancak bir Ayrıntı vardır ki,
Ölen kimse geri dönmemiş ve BERZAH ötesinden bizlere haberler getirmemiştir.
O nedenle Ölüm ve Ölüm sonrası hakkında anlatılanların hiçbiri
ama hiçbiri Kesin Doğruyu bildirmez.
Hadis ve Rivayetler ile "ATIŞ SERBEST" olan bir konudur Ölüm.
Kabir Azabı yalanları ve Sorgulamalar v.s. İnsanları bu Gizemli olgu vasıtası ile baskı altına alma ve korkutmakta kullanılmıştır.
Dini bir korku imparatorluğuna çevirmekte araş olarak kullanılmıştır.
Son olarak Kur'andan bir kaç Ayet daha alıntılamak istiyorum:
Elbette inanan ve inanmayanların eşit şartlarda oldukları ve öldükleri bir gerçek.
Biz insanları en derinden etkileyen şey Sevdiklerimizin ölmesidir.
İnanan veya inanmayan ayrımı yapılmaksızın, birşeyler paylaştığımız ve çok ama çok değer verdiğimiz insanları kaybetmek büyük üzüntü ve acı verir.
Ne varki ölenle ölünmüyor.Zaten insan doğası da buna aykırıdır .İstisna bunalımlar ve Depresyonlar dışında ölümü kabullenmek bir insan için mümkün değildir.
Bu kapsamda Şehitlik ve Analık kavramlarıda incelenebilir:
Bir insan kendinden sonra ki Nesiller yaşasın diye kendi hayatından nasıl vazgeçer?
Ölüm sonrası ve hazırlık insanlık tarihi kadar eskidir.
Yeniden Diriliş Eskilerin Masallarımıdır?
Yoksa bir Matriks mi söz konusu? Paralel bir evrende uyuyan varlıkların Rüyasımıdır hayat?
Her türlü "uçuk" soru ve görüşe açık bir başlık...
Ama ne kadar şaka da yapmaya kalksak...Yüzleşmek ve Tadmak zorundayız.
Var mı bu konuda Kur'ana muhalif olan?
Katkılarınızla...
|
Saygıdeğer Üstadım ululElbab,
Konuların en Can alıcısına ve sanırım en az bilinenine dalıvermişsiniz , Her zaman dediğim gibi cesaretiniz burdada kendini gösterivermiş, Ancak Kur'ana Muhalif bir durum söz konusu değildir sanırım Öldürürüz, Diriltiriz vardır Kuran'da açıklama bölümleri hep boştur, Atış Serbesttir Sizin dediğiniz gibi, Şahsımı maruz görüseniz affınıza sığınarak Sadece kişisel fikir belirtmek isterim,
Tabi konu ile alakalı sadece kişisel fikirler ve mantıksal çözümler beklenebilir dolayısıyla dediğiniz gibi Müsait oldukça gidip gelenimiz yoktur diğer tarafa ancak Her gün bir tanıdığımızı bir yakınımızı kaybederiz, Konu başlığının tesadüfümüdür bilinmez bugün Çok yakın bir arkadaşımın Abisinin Cenazesinden dolayı evine taziye ye gitmek durumunda kaldım, 20 gün kayıp olarak bulunamayan insan 18 gün Morg'da tutulmuş 2 gün önce morg'dan çıkarıp dünde defnetmişler, Şahit olan varmı aranızda bilinmez ama cenaze yıkanamamış bile vucut yıkanamayacak kadar kötü durumdaymış Beden dokunulduğu gibi çöküyormuş,
Konuyu Bu kadar uzatmamın ve ayrıntıya girmemin nedeni, ölüm geride büyük bir enkaz bırakıyor giderken Tamir edilemeyen bir beden, sanırım geriye dönüş olsa bile en azından aynı bedenin kullanılamayacağını gösteriyor,
Ancak Bir kaç ay önce Reelkarnasyon adı altında türkiyenin Akdeniz bölgesinde Adana , Mersin Osmaniye ve İskenderunda yapılan bir araştımayı örnek göstermek istiyorum, Bu bölgede yaklaşık 15 yıl içinde 144 adet Reelkarnasyon örneği vakasından bahsediliyor, Dünya genelinde de sanırım bu sayının 50 katı örneği var,
Sorunun özüne gelecek olursak, İnancımız yada fikirlerimiz ne olursa olsun ortak noktamız Ölüm olsa gerek, Hapsolduğumuz dünyadan kurtuluşmudur, Yada bir başka evrene yolculukmudur bilinmez gizemini her daim korumayı başarmıştır, elimizde sadece en ilkel medeniyetlerden Son Dönem Yasal dinlere kadar kısmi bir biçimde Tarif edilmeye çabalansada, Hayal gücümüzde canlandıra bileceğimiz bir boyut kazamadığını görüyoruz,
Konuya faydası olurmu bilinmez ama , Kişisel fikrim net ve tek çözümlü değildir ölüm konusunda,
- Enerjimizin Beden tarafından hapsedildiğini ve dünyada Hapsedildiğimizi düşünmekle beraber,
- Reelkarnasyon içinde yok/yoktur diyemiyorum, Şahsıma göre Mümkün olabilecek ihttimaller dahilindedir,
- Bir diğer düşüncem ise, Dünyanın aslında insanın Cennet/Cehennem diye tabir ettiği yer olduğu yönündedir,
Sizinde farkettiğiniz gibi ölüm Hakkında pek Net bişi bilmiyorum
Saygı ve Sevgilerimle,
Cevabı Bilinmeyen oLanın Çözümü, Teoride Sonsuzdur,,
Konu cin tarafından (09-02-2010 Saat 01:13 ) değiştirilmiştir.
|

09-02-2010, 01:40
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger UlulElbab;
Burada insanı Doğadan ayrı tutmanızın sebebi nedir?-U.E.
Cunku mustakil var olan varlik, adi ustune mustakildir ve onun icindir, yasam. Dogumu ve olumu ise dogaldir. Tek gercegi ve yasayacak oldugu yasam, dogum insiyatifi disi, olum ise yasayamayacagidir.
Peki insan ölümü düşünmemelimidir? Böyle birşey Gerçekci değildir.Benliğini
aldatmak ve ölümü düşünmekten alıkoymak,bir anlamda sahte bir hayat sürmek değilmidir? İnsanın Benliği/Egosu zaten ölümü unutmaya dinden razıdır.
Ancak kaçınılmaz olarak yüzleşeceği birşeyi unutmak ne kadar Doğru?-U.E.
Mustakil bir var olan varligin, yasayamayacagi olumu dusunmesinin mentalitesi nedir? Bunun tek yapacagi etki; yasaminin onemini azaltmak olacaktir. Ama; olumu yasayamayan ve sadece yasami olan bir varlik; neden yasayamadigi bir seyi dusunsun k!
Olumun gercekligi, kisinin kendi olumu icin gecerli degildir. Sadece baskalarinin olumunu yasadigi zaman bu gercegi tadar. Ama; kendi olumunun degil, gercegi; ne oldugunu bile yasayamaz.
Konu unutmak degil; olum konusuna yasam ve iliskisinde yer vermemektir, cunku olum ne zaman gelirse gelsin, bu olumu yasayamayacak. Yani "ben oldum" dusunce ve davranisini uretemeyecektir.
Amac, kendi olumunun icerigini bosaltmak ve yasamda ona yer vermemek, ve yasamin ve iliskilerin yonlenisinde rol almamasidir. Cunku OLUM KORKUSU VE DUSUNCESI BIR PSIKOLOJIK KONTROLSUZLUKTUR.
Yuzlesme olanagi yoktur. Cunku yasam olum ile yuzlesemez. Canlinin dogal olarak farkli evreleridir.
Bu Epistolojik gerçekle çelişmiyor mu? Yoksa ölümü "Fenomonolojik gerçek" olarak mı algılamalıyız?
Burda iki turlu epistemolojik gerceklik vardir. Birisi, canli dogar, yasar ve olur. Ikincisi, mustakil var olan varlik icin bir tek yasam vardir, dogum insiyatif disi, olum ise yasanmayandir. Olum, fiziksel olarak; bir canlinin yasam ozelliklerinin o canli adina, sona ermesidir. Yani olum demek; canlilarla farkli kulvara gecmek demektir. Olum yasami icerse de, yasam olumu butun olarak icermez. Yolculuk ise, dogduktan sonra olume dogrudur. Arasi da yasamdir. Mustakil canli icin ise, sadece yasam vardir.
Konunun ozu, var olan olume yasam ve iliskide bir icerik vermemektir. Yasanan baska olumleri ise, GERCEKCI olarak algilamak ve olumun yasamdisi oldugunun bilincine varmak gerekir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

09-02-2010, 01:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 258
|
|
Ululelbab, kusra bakmayın ama sizi anlamakta güçlük çekiyorum.
Tam olarak neye inanıyorsunuz neleri reddediyorsunuz. Konudan küçük bi sapma yaparak anlatırsanız minnettar olurum.
|

09-02-2010, 01:55
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2009
Bulunduğu yer: Micronesia
Mesajlar: 1.406
|
|
Değerli cin,
Konuya katkılarınız için teşekkür ederim öncelikle."Can alıcı" konu olarak Ölüm
tam uyumlu.
Bedenimizi bir makina gibi görürsek ki öyledir geride kalanıda Enkaz olarak düşünebiliriz
Aslında insan hergece 6-8 saat bir bakıma ölüyor.
Sabah uyandığında yeni birgüne başlıyor.Uykuda geçirdiği süre zamanın izafi oluşunun basit bir göstergesidir.
Ne çabuk sabah oldu? dediğimiz çok olmuştur.Uykusuz gecelerde nedense bitmek bilmez.
Dostlarla özel sohbetlerimiz de konu Ölüme gelince genelde bir hüzün çöker,bir sessizlik hüküm sürer...
Materyalist dostlar nedendir bilinmez bu konuyu hızla değiştirme eğilimlidir.
Örneğin Zincirlikuyu Mezarlığının kapısında neden "Her canlı ölümü tadacaktır" yazıyor diye çok şikayetler alındığı söylenir.
Ateistlerin özellikle bu itirazları dile getirdiğini biliyorum.
Merak ediyorum ölümü hatırlamak insanı neden bu derece rahatsız eder?
Açıkcası ben ölümü özlüyorum.
Bu arada Reenkarnasyona dair bir delilde yok.Ancak sizinde belirttiğiniz gibi özellikle Antakya bölgesinde bu konuda ciddi bir Araştırma yapılması şart.
Ciddi anlamda sayıca çok vaka söz konusu...
Ölünün yıkanması konusunu gündeme getirmenize de sevindim.Çünkü bu konuda İslamın bir şartı yok,ayrıca Kuranda da değinilmemiş.
Bu konular gelenekten ibaret diye düşünüyorum.Aslında tabu dahi denilebilir.
Ben öldükten sonra geride bırakılan enkazı yaksalar ne olur? Bazı çevrelere göre Dinden çıkarım..Hurafeden ibaret...Delil sorsan gösteremezler...
Ama ATALARININ Dini öyle emrediyordur.
Daha yenin yeni Kadınlarda cenaze Duasına katılabilmekte...
Bunların aslında İslamla ilgisi dahi yoktur...Herşeye "Namaz" diyen bu zihniyet kadını heralanda dışlamıştır.
Saygı ve Sevgilerimle...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:31 .
|