Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 31-08-2010, 12:56
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart Anayasa Değişiklik Paketinde, HSYK'nun Düzenlenmesi

HALKOYUNA SUNULACAK 5982 SAYILI KANUN HÜKÜMLERİ HAKKINDA DÜŞÜNCELER

Anayasa Değişiklik Paketinde, HSYK'nun Düzenlenmesi

Prof. Dr. R. Cengiz Derdiman

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)

5982 sayılı kanunla temelden değiştirilen en önemli hükümlerden birisi HSYK’nın yeniden düzenlenmesidir. Bu düzenlemeyle, başta HSYK’nın oluşumu değiştirilmektedir. Anayasanın mevcut hükümlerine göre Adalet Bakanının başkanlığında, Adalet Bakanlığı Müsteşarı, 3’ü Yargıtay’dan 2’si Danıştay’dan seçilen üyelerden oluşan HSYK’nun, bu hali ile çoğulcu demokrasi esaslarına uyarlığı ciddî bir tartışma konusu teşkil etmekte, bu Kurulun kararlarının yargı denetimine tabi tutulmayışı belli görüşte olan çoğunluğun etkili olması sonucunu doğurma tehlikesini ve endişesini taşımaktadır. Mevcut sistemde Kurula seçimle gelen üyeler Yargıtay ve Danıştay’ın çoğunluğunun oylarıyla geldikleri için, HSYK’nın Danıştay’a ve Yargıtay’a atayacağı üyelerin de kendilerine yakın görüşte olanlardan seçilmesinde çok fazla etkili olacaklardır. Bu ise, hem yükselmek (veya yer değiştirmek) isteyen hâkimlerin Kuruldaki seçilmiş üyelerin eğilimlerine uymaya çalışmaları ihtimalini hem de mahkeme kararlarının, değişen toplumsal şartlara göre verilmesinden daha çok, yüksek mahkemelerin müstakâr (yerleşik) içtihatlarına göre verilmesi eğilimini artıracaktır. Bu ise hukukun gelişmesinden ziyade yerinde saymasına ivme kazandıracaktır.[1]

Bunun önüne geçmek, HSYK’nu belli bir kast sisteminden kurtarmak ve yukarıdaki sakıncayı giderici bir tür kurumsallaşmaya gitmekle mümkündür. Buna göre yapılan yeni düzenlemeye göre, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmiiki asıl ve oniki yedek üyeden oluşur; üç daire halinde çalışır.”

Bu noktadan bakılırsa, yeni düzenlemeye göre;

1-) Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.

2-) Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.


3-) Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yükseköğretim kurumlarının hukuk,
dallarında görev yapan öğretim üyeleri, ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca,[2]


4-) Üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca,


5-) İki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca,


6-) Bir asıl ve bir yedek üyesi Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulunca kendi üyeleri arasından,


7-) Yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı hâkim ve savcılarınca,


8-) Üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve savcılarınca, dört yıl için seçilir.


Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.

HSYK, hâkim ve savcıların mesleğe kabûlü, bunların atanmaları, özlük işleri, görevlendirilme ve yetkilendirilmeleri gibi konularda karar almaya yetkili olup; yapılan değişikliklere göre, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” Dolayısıyla bir diğer yenilik olarak, meslekten çıkarma cezalarına karşı da yargıya başvuru yolu açılmıştır. Bilinmelidir ki, Kurulun farklı kesimlerden gelen ve sayıca da artan üyelerle zenginleştirilmesi,[3] çoğulcu demokrasiye daha uygundur. Burada Kurulun tüm kararlarının yargı denetimine açılması gibi hususlar aslında daha iyi olur diyebileceğimiz hususlardır. Ama ihraç kararlarını yargı denetimine açılması bile, büyük bir gelişme olsa gerektir.

Diğer taraftan, örneğin YÖK’ün yürütmenin güdümünde olduğu gibi gerekçelerle, HSYK’na seçilecek üyelerin seçiminde yine iktidarın dolaylı etkisi olacağı söylenebilir. Şurası bir gerçek ki, bir öğretim üyesinin ya da başka bir üyenin güdüme girebileceğini ima etmek bile, üyelerinin kendilerine bir itham olup üzücüdür. Bir kere Kuruldaki üyeler, hâkim bağımsızlığı ve teminatına sahiptirler. Bir de, soruna bu açıdan bakılacak olursa, hangi kurumdan gelirse gelsin her üyenin etki altına kalabileceği gibi ön güvensizlik vesvese şekline dönüşür. Dolayısıyla, nasıl, Büyük Frederik’e “Berlin’de hâkimlerin olduğu” söylenerek hâkimlere güven anlatılmışsa, aynı zamanda hâkimlerin de o güveni sağlama sorumluluğu taşıması gerektiği anlatılmış olmaktadır.

Daha önceki çalışmamızda söylediğimiz gibi, “Adalet Bakanı’nın böylesine genişletilmiş Kurul’da bulunmasının hiçbir sakıncası olmasa gerektir. Aksine Bakanın ve Bakanlar Kurulu’nun TBMM’ne karşı siyasal sorumluluğu noktasında tâbi olacakları denetimde hesap verebilmeleri, bunu gerektirir.”[4] “Müsteşar ise idare hukuku açısından Bakanlık politikalarının Bakanın yetkilendirdiği ölçüde yürütülmesinden ve Bakan adına Bakanlığın yönetilmesinden sorumlu en yüksek kamu görevlisidir. Bu sıfatı, Kurul’da alınacak kararların tayin edilecek ya da edilen Bakanlık politikalarına uyarlığı noktasında bir değerlendirme yapmasını da zorunlu kılacaktır. Bakan’ın düşünemediği bir perspektifi, uygulamaya biraz daha yakınlığı ile hatırlatabilecektir.”[5]

[1] Daha evvel de dile getirdiğimiz gibi “Bu durumda seçilecek yeni üyelerin, dolaylı olarak bu yüksek mahkemelerin çoğunluğunun görüşlerini yansıtması da ihtimal dairesinde görülmektedir. Hal böyle olunca yüksek mahkemelerin kararları, dinamik bir yapıya ayak uydursa bile statik bir şekilde tekdüzelik taşıma ihtimalini de sürdürmüş olmaktadır.” Bkz: Derdiman, Anayasa değişikliği…, s. 2

[2] Maddede, Cumhurbaşkanının üst derece yöneticileri arasından seçeceği kurul üyesinden bahsedilmiş ama hükmün yüksek yöneticilerden temsilci seçebilme kısmı Anayasa Mahkemesinin 2010/87 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Teklifin gerekçedeki ilgili kısmında “Kurul üyelerinden dördü, yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilecektir.” (Bkz: Dipnot 1, s. 20) denmekteydi.

[3] Aynı kanaat: Kaboğlu, s. 273.

[4] Derdiman, Anayasa Değişikliği…, s. 1. Aksi görüş: Örneğin; Neye Hayır, http://www.chp.org.tr/Files/NEYE_HAY...CIK_Brosur.pdf 27.08.2010; Kaboğlu, s. 273.

[5] Derdiman, Anayasa Değişikliği…, s. 2.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Anayasa Paketi Referandumda evrensel-insan Politika 532 30-12-2010 15:07
Anayasa Değişiklik Paketinde, AYM'nin Düzenlenmesi Sangre Politika 4 01-09-2010 02:10
Ünvanların Düzenlenmesi frodo Servis Şartları & Site Duyuruları 8 14-05-2009 20:41
Yeni Anayasa Calismasi -InVi- Politika 11 29-08-2008 23:49

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:59 .