Diyalektik Ne Değildir
Sorucu - Bir şeyi merak ettim öncelikle. Neden böyle bir başlık açma gereği duydunuz ve neden "Diyalektik Nedir?" değilde "Ne Değildir" ifadesini kullandınız.
Çünkü felsefenin işi ideolojik-politik kavgalar değil, bilgiye ulaşma çabasıdır, bilgidir. Bilgide ideoloji de olmaz, politika da. Ama bilgi her alanda kullanılabilir. Görüldüğü gibi bunlar farklı şeyler. Alanınız bilgi olduğunda ideolojik-düşünsel her yaklaşım sizi rahatlıkla tuş edebiliyor. Çünkü önyargıları kıramıyoruz.
Sorucı- Neden "ne değildir" kullandınız?!
Gönül isterdi ki "Diyalektik nedir?" diye bir başlık atayım. Öyle bir şey ki; diyalektiği en temelde evrim gibi, kısaca öncelikle olgu temelinden düşünmaliyiz. Nasıl ki piyasa açısından baktığımızda, "Evrim" ne olduğundan çok ne olmadığıyla ilgili safsatalar ve çarpıtmalarla sunuluyor ve milyonlarca kişi çeşitli şarlatanlıklarla aldatılabiliyorsa, diyalektik açısından da buna benzer tutumlar, önyargılar ve salt öznelci yaklaşımlar sergileniyor. Bu önyargılar diyalektiğin ne olduğu değil hep ne olmadığı üzerinden yanılsamalar üretiyor, ve kendi yanılsamalarını işte diyalektik budur diye sunuyorlar ve günümüz dünyası açısından da hakim ideolojiler açısından baskın bir hal alabiliyor. Bu konuda, bunun arka planında yatan ideolojik sebeplere de değinmeli.
siz "Dünyaya formel mantıkla bakmak idealizmdir" demiştiniz, burada amacınız formel mantığı kötülemek mi?
Hayır değil, formel mantık idealist mantıktır. Yani düşünce ve biçime dayalıdır ve öze bakmaz. Bu durumu kağıttan dünya mı? sorusu üzerinden değerlendirecğim.
Sizce, nesel olarak baktığımızda diyalektik nedir? Ve ne kadar zamandır diyalektiği kullanıyor ve irdeliyorsunuz?
Diyalektik bir olgudur. Diyalektiği yaklaşık 20 yıldır gözlemliyorum(tabi öncesi öğrendiğim süreçlere girmiyorum), şu kadarını söyleyim aklınıza ne kadar ideolojik, politik unsur gelirse hepsini bu başlıkta rahatlıkla çöpe atabiliriz. Diyalektik öncelikle olgu olduğu için, bu olguyu bilerek, düşünce sistematiği olarak kullanmak ile bilmeden kullanmak aynı sonucu doğurmuyor. Gerçekten hiç bir olaya, hiç bir şeye tek bir boyuttan-yönden bakmamak ve hareketin içselliğinde yatan çelişkiyi görebilmek bütünü kavrama, anlama açısından da muzzam kolaylıklar sağlıyor. Tarihten öyle örnekler verebilirim ki, bu gün bir evrimi düşünün, emin olun zamanımızdan yüz yıllar geriye gttiğimiz de diyalektikçilerin evrimi felsefi açıdan nasılda yakaladığını göreceksiniz. Çünkü diyalektiği evrimden, hareketdtn söküp attığınız an, geriye ne hareket ne de değişim namına bir şey kalmıyor.
diyalektik neden gereklidir?
Bunu ilerleyen zamanlarda ele alalım. Zaten başka bir başlıktan buraya yazılarımdan birisini olduğu gibi aktaracağım. bu gerekliliğin orada görüleceğinden kuşkum yok. Belki ilerleyen safhalarda tekrar değinebiliriz. kaldı ki bir olgu'nun gerekliliği veya gereksizliğini tartışmak da saçmadır. Çünkü olguya irade yükleme işi idealist savrulmalara dönüşür.
Diyalektiğe olgu olarak karşı çıkmak nasıl mümkündür?
Mümkün değildir. Olgu olarak diyorum, ama izahatlara karşı çıkılabilir. Hareket ve değişime karşı çıkılmadan diyalektiğe karşı çıkılamaz, kısaca mümkün değil.
Sorucu -diyalektiğe bilimsellik atfediliyor, sebebi nedir ya da nasıl bir bilimselliktir.
Bilgiyi, bilginin de özne-nesne ilişkisinde elde edilen verinin yorumu olduğu gerçeğinin dışlanmışlığı durumunda, bilimsellik de(ki yanlış da olsa) kişilere göre tartışılır bir kavrama dönüşür. İnsan uydurduğu masallar, tanrılarının dahi sözde bilimini yapmış. Yöntem olarak kullanıldığında, diyalektik açısından bilginin, verili an, koşullar bağlamında gerçeklikle bağdaşıp bağdaşmadığı önemlidir. Yani bilgi, daha doğrusu yorum gerçeklikle bağdaşmadığı ölçüde doğru kabul edilmez. Tabi doğru kabul edilenin de değişeceğini öngörür. Yani şu ya da buna dair bilgiye mutlak olarak yaklaşılamaz. Hem bu yüzden, hem de temelde, ilişki, çelişki ve etkileşimlere yönelim ve çözümleme yöntemi ve aralarındaki bağlamı kavrama açısından da bilimseldir zaten.
Sorucu -şu yanlışlanabilirlik ilkesi gibi bir şey değil mi bu?
Eğer mesele subjektif, sırf biçime, sunuma dayalı olsaydı, öyle denebilirdi, ancak objektif taban açısından "yanlışanabilirlik ilkesi" saçmalıktan ibaret. Diyalektikte değişkenlik sadece bir düşüncenin, bilginin idealistçe değiştirilmesi değil, daha önemli düzeyde nesnele olan bilginin de gözlemlere dayalı(çelişki, ilişki, etkileşim) değişkenliğiyle ilgilidir. Yani objektiftir, mesele bilginin değişmesi değil, olgu düzeyinde ele alınabilirliğidir...
diyalektik bir bilim değildir demiştiniz.
Kelimenin saf anlamıyla bilim değildir. Evrim bilim olabilir mi? Evrimin bilim olması için bilim icra ediyor olması lazım. Ama onun bir iradesi yok. Ama ne bilimsel olabilir? Teorisi. Diyalektikde bilimselliği arayacağımız ölçüt teorisidir ve bu bakımdan bir yöntem olarak bilimseldir denebilir.
Diyalektikde yanlışlanabilirlik ilkesi yoktur denmesinin kaynağı nedir.
Yanlışlanabilirlik İlkesi, öznel ve sözde, subjektif temelli, biçime dayalı saçma bir ilkedir. Yanlışlanabilirlik anlam ifade etmiyor, yorumlar neye dayalı yapılmıştır, gözleme, o halde hem yorumlananaın verisi hem de gözlemin kendisi ve yorum irdelenmelidir, bunun yolu da doğrulamaktır(bu Popper'ın çarpıttığı gibi mutlak olduğu anlamına gelmiyor, ancak gözleme, veriye dayalı, objektif temelde yapılan her yprum, bilgi ve bilimseldir, bilimsellik illa mutlak doğru çözümelemde bulunmak değildir, gözlem ve elde edilen veriye göre yorumlamayı gerektirir)... Kaldı ki diyalektikte değişmezlik diye bir ilke yoktur. Bazı filozofların materyalist diyalektik yerine idealist diyalektiği esas almasından kaynaklı kavram ve kafa karışıklığı olabiliyor. Burada bizi ilgilendiren materyalist diyalektiktir. "Akıp gitmekde olan bir nehirde iki kez yıkanamazsınız. Heraklitos" Hatta daha sonraki diyalektikçiler, akmayan suda da iki kez yıkanamayacağımızı ortaya koymuşlardır. Diyalektik dediğimiz olgu bağlamında çelişki, ilişki,hareket, değişim iken yöntem bağlamında da çelişkileri çözerek hareketi, değişimi çözümleme yöntemidir, aslında hiç de karmaşık değil, her olgu gibi basittir.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (04-02-2011 Saat 23:23 ) değiştirilmiştir.
|