RICHARD DAWKINS'in Çelişki İtirafı ve materyalist hukuk sistemi
4:14 ile 5:20 arası; Bugün bir çok bilim insanı algıya dair mekanik bir görüşe bağlı: biz olduğumuz gibiyiz, hormonlarımız oldukları gibiler, çünkü beynimiz bu şekilde kablolanmış.
Eğer nöroanatomimiz ve fizyolojik kimyamız farklı olsaydı, karakterlerimiz farklı olurdu, biz farklı olurduk.
Fakat bilim insanları olarak çelişkiliyiz. Tutarlı olsaydık, yanlış davranan birisine, mesela bir çocuk katiline karşı tutumumuz şöyle olurdu: "bu fert hatalı bir bileşene sahip, düzeltilmeye ihtiyacı var".
Fakat öyle demiyoruz. Aramızdaki en mekaniksel kişileri de -- ki en mekanik kişi ben olabilirim -- içine dahil ettiğim bizler bile, "Alçak canavar, hapis senin için fazla iyi" diyoruz. Ya da daha fenası, bunu bugün dünyanın her yanında gördüğümüz gibi, bir sonraki döngüsünde muhtemelen daha kuvvetli karşı intikamları doğuracak intikamlar arıyoruz.
Kısacası, akademikler gibi düşündüğümüzde, insanları ayrıntılı ve karmaşık makineler olarak görüyoruz, arabalar ya da bilgisayarlar gibi, fakat insan olmaya döndüğümüzde, daha çok, bir gurme gecesinde bir türlü çalışmayan arabasına bir ders vermek için onu hurdaya çeviren Basil Fawlty gibi davranıyoruz.
2:41 ile 3:32 arası Steve Grand, sizin ve benim, bizlerin, sabit bir şeyden ziyade dalga gibi olduğumuzu söyler. Okuyucusunu düşünmeye davet eder:
Çocukluk günlerinizden kalma, net bir şekilde hatırladığınız, gerçekten oradaymış gibi görebildiğiniz, hissedebildiğiniz bir deneyimi düşünün. Sonuçta gerçekten her an oradaydınız, değil mi? Yoksa nasıl hatırlardınız?
Sürpriz ise burada: Orada değildiniz. Hatırladığınız olay gerçekleşirken, bugün vücudunuzda olan hiçbir atom orada değildi. Madde mekândan mekâna akar, "siz" olmak için anlık olarak biraraya gelir. Dolayısıyla her ne iseniz, aslında sizi meydana getiren şey değilsiniz. Bu önemli. Bu yüzden eğer tüyleriniz diken diken olmadıysa tekrar okuyun, ta ki olana kadar. Çünkü bu önemli...