Dini müsamaha ve sınırları
Konuyu nereye açacağıma karar veremedim, eğer uygun değilse başka bir yere taşınmasını arzediyorum.
İkinci Dünya Savaşından ve Auschwitz 'travmasından' sonra felsefe de şöyle bir soru belirginleşir: "Akıl kendini feshedecek kadar ilerlemeli midir?" Adorno (İtalyan-yahudi asıllı Alman) ve Horkheimer (Yahudi asıllı Alman) sorarlar bu soruyu. İkiside inançsızdır.
Geçenlerde Almanya'daki sünnet krizinde buna benzer bir şeyi görebildik. Dinler, din özgürlüğü altında bir çok ritüelleri için uygun zemin hazırlayabiliyorlar. Çoğumuz da bundan dolayı dini emirlerin içeriğini sormayarak kabul ediyoruz. Sonuçta bu en ahlaksız şeyleri de dayatmaya yol açabilir. Peki burada dini müsamahanın sınırı nedir, nerededir?
İnsan aklı o kadar gelişti ki, bu gelişmenin, daha doğrusu ilerlemenin sonunda dini bireyin vicdanına bıraktı. Ya biraz daha gelişir, biraz daha ilerler ve bunun akabinde akıl herşeye saygı gösterip kendini feshederse?
τα δε πάντα οιακίζει κεραυνός
|