Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Başka dinleri bilmemde "İnsan-ı kâmil" ne İslami, nede kurani bir tabir değildir, direk tasavvufun içinde, öğretilerinde geçen özel bir tabirdir.
Tasavvufa göre insan olmak helede kamil insan hiç kolay değildir, zira Kemalât içinde sadece iman değil, inkarıda barındırır, yoksa o Kemalât noksan sayılır.!!
|
İnsan-ı kâmil olmanın kolay bir şey olduğunu yazdığımı hatırlamıyorum.
"Dinlerin görünürdeki amacı" demiştim.
Aksi takdirde tüm dinler Cennet'e "bilet" sağlayan sıradan araçlar olurdu.
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
.
Hatta Mevlana da bu noktada çok ağır bir sözle "Biz kuranın özünü aldık, fosasını ise köpeklerin önüne attık" der ki, ulema ve İslam anlayışı ile arasını fersah fersah açar.
|
Tasavvufa dâir fazla bilgimin olmadığını belirtmiştim.
Mevlâna'nın Kur'an'ı "öz ve posa" şekilnde ikiye ayırması muhaldir.
Çünki; bu takdirde Allah sözüne eksiklik/zaaf/terki gereken hususlar isnad edilmiş olur.
Fakat; "öz" derken anlaşılması gerekeni; "posa" derken de avamın anladığını kasd etmişse onu bilemem.
Ama bu takdirde; bir tasavvuf erbâbının, kendisiyle aynı İlah'a inanan insanları farklı iman algılarından dolayı küçümseyerek "köpekler" şeklinde nitelemiş olması gerçekten anlaşılabilir bir yaklaşım değil. Bu tip bir tavır - Mevlânâ'yı geçtim - tassavvuf kapsına ilk adımını atmış sıradan bir sâlik için bile son derece kerih bir davranış biçimidir.
Çünki tasavvufta hüner belâgattan ziyâde Yunus'un tabiriyle "gönül yıkmamak" tır.
Tasavvuf işin
adamlık tarafı, belâgat ise edebiyat yönüdür.