Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Fizik

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 14-02-2016, 20:40
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart Çoklu Evrenler

Olanaksızın Fiziği'nde denk geldiğim ilginç bir pasajı paylaşmak isterim. Biliyorsunuz kuantum dünyasından bahsederken, atomaltı kadar minimal bir dünyada gerçekleşen bir takım olayları evrene genelleştirmenin doğru olmayacağından bahsediyoruz. Yani atomları alıp kendi izole dünyalarındaki davranışlarını inceleyip, buradan tüm evrendeki gerçeklik hakkında senaryolar kurmanın (işte örneğin aynı anda 2 yerde olma) makul olmadığını söylüyoruz.

Aşağıda alıntılayacağım pasajın ilk paragrafı ise bu atomaltı dünyadaki gerçeklerin ne şekilde bambaşka evrenlere kapı araladığını anlatması açısından ilginç. Devamında ise yine kuantum garipliklerinin yol açtığı çoklu evrenlerden de bahsediliyor. Ki açıkçası bence çok çarpıcı bir açıklama...

"Kuantum evren bilimi" kavramı, ilk bakışta bir terminoloji çelişkisi gibi görünmektedir: Kuantum kuramı atomun sonsuz derecede küçük dünyası ile ilgilenirken, evren bilimi bütün bir evrenle uğraşmaktadır. Fakat bir de şunu göze alın: Büyük Patlama anında evren, bir atomdan çok daha küçüktü. Fizikçilerin hepsi, elektronların nicelendirilmesi gerektiğini, yani olasılıkçı bir dalga fonksiyonu (Dirac denklemi) tarafından tanımlandıklarını ve paralel durumlarda var olabileceklerini kabul eder. Dolayısıyla, eğer elektronların nicelendirilmesi gerekli ise ve eğer evren bir zamanlar bir elektrondan daha küçük idiyse, o takdirde evrenin paralel durumlarda da var olması gereklidir - bu kuram, bizi doğal olarak bir "çoğul dünyalar" yaklaşımına götürür.

Kopenhag'ın Niels Bohr yorumu ise, bütün evrene uygulandığı zaman sorunlarla karşılaşmaktadır. Dünyada verilen Ph. D. seviyesindeki her kuantum mekaniği dersinde işlenmesine karşın Kopenhag yorumu, gözlem yapan ve dalga fonksiyonunu çökerten bir "gözlemciye" gereksinim duyar. Gözlem işlemi, makroskobik bir dünyayı tanımlamak için kesinlikle temel bir niteliğe sahiptir. Fakat bütün bir evreni gözlerken nasıl olur da evrenin "dışında" olunabilir? Eğer bir dalga fonksiyonu evreni tanımlıyorsa "dışarıdaki" bir gözlemci nasıl olur da evrenin dalga fonksiyonunu çökertebilir? Aslına bakılırsa evrenin evren "dışından" gözlemlenmesinin olanaksızlığı, bazıları tarafından Kopenhag yorumunun onulmaz eksikliği olarak görülmektedir.

"Çoğul dünyalar" yaklaşımında bu sorunun çözümü basittir: Evren pek çok paralel durumda vardır. Bunların hepsi "evrenin dalga fonksiyonu olarak" olarak adlandırılan bir ana dalga fonksiyonu tarafından tanımlanır.

...

Kuantum evren biliminde fizikçiler Schrödinger denkleminin elektron ve atomların dalga fonksiyonunu yöneten bir benzeri ile işe başlarlar. "Evrenin dalga fonksiyonu" üzerine etki yapan DeWitt-Wheeler denklemini kullanırlar. Schrödinger denklemi genellikle uzayın ve zamanın her noktası için tanımlıdır, dolayısıyla uzayın ve zamanın her noktası için tanımlıdır, dolayısıyla uzayın ve zamanın o noktasında bir elektron bulma olasılıklarını hesaplayabilirsiniz. Ancak "evrenin dalga fonksiyonu" olası bütün evrenler için tanımlanmıştır. Eğer belirli bir evren için tanımlandığı zaman evrenin dalga fonksiyonu büyük çıkarsa, evrenin o belirli durumda olma olasılığı epey fazla demektir.

Hawking bu bakış açısını desteklemektedir. Onun iddiasına göre evrenimiz, diğer evrenler arasında özel bir yere sahiptir. Evrenin dalga fonksiyonu bizim evrenimiz için büyük, diğer evrenlerin çoğu içinse sıfıra yakındır. Bu nedenle çoklu evren içerisinde diğer evrenlerin var olabilmesi için küçük fakat tanımlı bir olasılık mevcuttur, fakat evrenimiz en büyük olasılığa sahiptir. Aslında Hawking genişlemeyi bu şekilde türetmeye çalışmaktadır: "Bu resme göre genişlemekte olan bir evrenin var olma olasılığı, genişlemeyen bir evrene kıyasla daha büyüktür, dolayısıyla evrenimiz genişlemiştir."

Evrenimizin uzay-zaman köpüğünün "hiçliğinden" geldiğini savunan kuram test edilmesi tamamen olanaksız görülebilir, ancak bu kuram birkaç basit gözlemle tutarlılık göstermektedir. İlk olarak, pek çok fizikçi, evrenimizdeki pozitif ve negatif yüklerin toplamının en azından deneysel doğruluk düzeyi içinde tam sıfıra eşit olmasının şaşırtıcı olduğuna dikkat çekmektedir. Dış uzayda kütleçekimin hakim güç olmasını doğal karşılarız, fakat bunun nedeni yalnızca pozitif ve negatif yüklerin birbirini tam olarak götürmesidir. Eüer Dünya üzerinde pozitif ve negatif yükler arasında en küçük bir dengesizlik dahi olsaydı, bu fark Dünya'yı bir arada tutan kütleçekimi gücünü yenerek onu parçalamak için yeterli olurdu. Pozitif ve negatif yükler arasında bu dengenin neden var olduğunu açıklamanın basit yollarında biri, evrenimizin "hiçlikten" geldiğini varsaymaktır ve "hiçlik" sıfır yüke sahiptir."

İkincisi, evrenimiz sıfır dönüşe sahiptir.

Üçüncüsü, evrenimizin hiçlikten geliyor olması evrenin toplam madde-enerji içeriğinin neden bu kadar az, hatta belki de sıfır olduğunu açıklamaya yardım edebilir. Maddenin pozitif enerjisini ve kütleçekimin negatif enerjisini topladığımız zaman, bu ikisi birbirlerini götürüyormuş gibi görünmektedir.
Genel göreliliğe göre, eğer evren kapalı ve sonlu ise, o zaman evrendeki toplam madde-enerjinin tam anlamıyla sıfır olması gerekir."

İhtimaller denizinde en olası ihtimal olmak.. Mantıklı değil mi sizce de?

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:39 .