Bilim Teknik 21.03.2008
İki ayaklılık önce ağaç tepelerinde başladı
İnsanların iki ayak üzerinde yürümeye başlamasının nedenlerine yönelik çalışmalar, atalarımızın yerde yürümeye başlamadan önce, ağaçların üzerinde ellerinin desteği ile iki ayak üzerinde ilerlediğini gösteriyor. Oysa daha önceki varsayımlar, insansıların ağaçların tepesinden yere indikten sonra iki ayak üzerinde yürümüş olduklarını öngörüyordu.
Profesör Dr. Üner Tan'ın iki ayaklılığın genetik bir mutasyondan kaynaklan-dığına ilişkin çalışmasından önceki araştırmalar, bu özelliğin evrimini atalarımızın hangi maymun kolundan geldiğine bağlıyor.
İnsanoğlunu diğer primatlardan ayıran en önemli özellik, iki ayak üzerinde yürümesi ve dik durmasıdır. Bugüne dek bulunan fosiller, ilk insansıların bu özelliklerini 6 milyon yıl önce evrim geçirerek kazanmış olduklarını gösteriyor. Bu da, iki ayaklılık özelliğinin, şempanze ve insansıların ortak atasının iki kola ayrılmalarından hemen sonra ortaya çıkmış olduğu anlamına geliyor. Atalarımızın ellerinin serbest kalmasıyla, iki ayaklılık daha sonraki yıllarda alet kullanma becerisinin artmasına ve beynin büyümesine de zemin hazırlamıştır.
NİÇİN DİK YÜRÜMEYE BAŞLADIK?
Bu sorunun yaklaşık bir düzineden fazla yanıtı var. En yaygın varsayımların başında atalarımızın ormanlık alanlardan savanalara (düz, çayırlık alan) çıkarken dik yürüme pozisyonunu almalarıdır. Bunu da nedeni bu şekilde uzun mesafeleri daha az enerji harcayarak yürüyebilmeleriydi. Oysa şempanze ve goriller gibi el parmaklarının eklem sırtı üzerinde yürümek, hem daha yorucu hem de daha yavaştı. Başka bir görüşe göre iklim değişikliği nedeniyle ormanlar seyreldiği için atalarımız yemek bulmak amacıyla daha uzun mesafeleri kat etmek zorunda kalmış olabilir. Dik durmak ayrıca vücudun daha az bölümünün güneş ışığına maruz kalmasına yol açar. Böylece atalarımız günün en sıcak saatlerinde bile açık alanlarda yiyecek peşinde koşuşturmuş olabilir.
Ne var ki son yıllarda paleoantropologlar, savana ile ilgili görüşlerin doğruyu yansıtmadığını ortaya çıkarttı. Bulunan fosiller, ilk insansıların dik yürüyüşe uygun bacaklara sahip olduklarını ancak tırmanmak için uzun kollara da sahip olduklarını gösteriyor. Dahası, en eski fosillerin, çayırlarda değil, ormanlık bölgelerde bulunmuş olması tartışmayı farklı yönlere çekiyor.
Bir diğer olasılık da iki ayaklılığın, orman zemini üzerinde yemek yemeye uyum sağlamak üzere evrilmiş olmasıdır. Çömelerek yemek yeme alışkanlığı, daha yassı ayakların gelişimini kolaylaştırmış olabilir. Böylece kalçaların üzerinde dinlenirken denge daha iyi sağlanabilir. Çömelerek yemek yeme, ayrıca, belin esnekliğinin artmasına ve sırtın yere dik bir duruş kazanmasına yol açar. Bütün bunlar bir araya gelince atalarımız ayağa kalkıp, dik yürüme becerisine kavuşmuşlardır. Başka bir görüşe göre de iki ayaklılık, kişisel çatışmaları halletmek veya cinsel mesaj göndermek amacıyla oluşmuştur.
İnsanların niçin iki ayak üzerinde yürüdüğü veya dik durduğu ile ilgili varsayımların çeşitliliğine karşın, çoğunluk bu özelliklerin yerde yaşamak ile ilgili olduğunu düşünüyor. Pek çok insan, şempanze, goril ve insanların ortak atalarının ağaçtan ağaca tırmanarak ve dallarda sallanarak yol aldığını, yere indikten sonra da dört ayak üzerinde yürüdüklerini ve kısa süre için dik durduklarını hayal ederek, bunun en akla yatkın açıklama olduğunu düşünüyor.
AVANTAJLARI
Aslında atalarımızın iki ayak üzerine dikilmeden önce nasıl yürüdüklerini tam olarak bilmiyoruz. Bu da iki ayaklılığın evrimini daha da karmaşık bir hale getiriyor. Uzun süredir bazı bilim insanları yerleşik görüşleri sorguluyor ve iki ayaklılığın, yerde değil ağaçlarda başlamış olabileceğine dikkat çekiyor. Bu varsayımlardan birine göre bu özellik dört ayağı üzerinde ağaçlar arasında yol alan küçük bir maymunda başlamış olabilir (The Journal of Experimentary Biology, vol 206, p 1437).
Bu görüş geçen yıla kadar kimsenin dikkatini çekmedi. Geçen yıl günümüzün maymun türleri üzerinde yapılan çalışmalardan elde edilen bulgulara dayanarak, ağaçlar üzerinde yürüme konusundaki düşünceler yeniden masaya yatırıldı. Bu çalışmalarda incelenen maymun türü, bizim en yakın akrabamız olan ve yerde yaşayan şempanzeler değil, ağaçlarda yaşayan orangutanlardı.
ELDEN DESTEKLE YÜRÜMEK
Orangutanlar hemen hemen yaşamlarının tümünü ağaçlar üzerinde geçirir. Ağaçların tepelerinde dallarda sallanarak, ağaçtan ağaca atlayarak yol alırlar. Bu sallanma, gibbon türü maymunlarda olduğu gibi hızlı ve çevik olmasa da kendi çapında bir zerafet içerir. Ayrıca ormanda yol alırken dalları kavramak için daha çok ele benzeyen ayaklarını da kullanırlar.
Ancak vahşi doğalarında orangutanları gözleyen Birmingham Üniversitesi'nden Susannah Thorpe, Roger Holder ve Liverpool Üniversitesi'nden Robin Crompton , orangutanların repertuvarında başka unsurların daha bulunduğunu ortaya çıkarttılar. Zaman zaman orangutanlar dalların üzerinde "yürürler". Bunu yaparken ayak parmakları ile dalları kıskıvrak yakalarken, dengelerini sağlamak için üst dallara tutunurlar.
Thorpe ve meslektaşları bu yürüyüş şeklini "el destekli iki ayaklılık" olarak tanımlıyor. Aynı tarz yürüyüş diğer maymun türlerinde de görülür. Özellikle orangutanların insanların iki ayaklılığı konusunda söyleyecek çok şeyi olduğu düşünülüyor.
Orangutanlar ayakta dururken veya ellerinden destek alarak yürürken, tüm primatların içinde en fazla insana benzeyen türdür. Bunların kalça ve diz eklemleri, şempanzelerin kıvrık-diz, kıvrık-kalça versiyonlarından farklı olarak daha uzundur. Thorpe'a göre bu özellik, orangutanın el destekli yürüyüşünden iki ayaklılığa geçişi kolaylaştırmış olabilir. Bu nedenle şempanzelerin el parmaklarının eklem sırtı üzerinde yürüme tarzları iki ayaklılığın öncüsü olamaz. Thorpe ve ekibi ayrıca ağaçlarda barınan orangutanların "ağaçlarda yürüme" alışkanlığını niçin edindiğini de araştırdı. "Orangutanlar uzun bacakları ve el destekli iki ayaklılığı sayesinde ağaçların daha ince dalları üzerinde en uç noktalara kadar ilerleyebilirler" diye konuşan Thorpe, "En lezzetli meyveler de genellikle dalların ucunda bulunur. İnce dalların üzerinde de yürüyebilmeleri ayrıca orangutanların ağaçtan ağaca daha kolay geçmesine ve zaman/enerjiden tasarruf etmelerine yol açıyor" diyor.
İri bir hayvan için el destekli yürüme şekli tek bir dala güvenmekten çok daha emniyetlidir. "Ormanda ağaçların tepesinde iki ayakla dolaşmak orangutanlara çok net avantajlar sağlar" diye konuşan Thorpe, "Bu avantajların da doğal seçilim ile evrim geçirmesi normaldir. Ne var ki bizim son çalışmamızın gündeme gelmesine kadar ağaçlar üzerindeki iki ayaklı yürüyüş şeklinin evrimsel açıdan önemi bilim insanlarının gözünden kaçmış" diyor.
Thorpe, Holder ve Crompton'ın insanların dik durmasıyla orangutanlar arasında gördüğü benzerlik, iki ayaklılığın ortaya çıkışı ile ilgili bir evrim senaryosu önermelerine yol açtı. Ağaç dalları arasında başladığı için buna ağaç-yürüyüşü görüşü denilebilir (Science, vol 316, p 1328).
Bu görüşe göre bütün büyük maymunların atası, ağaçlar üzerinde ilerlerken diğer yöntemlerin yanı sıra el destekli iki ayaklılık yönteminden yararlanan, bir "ağaç hayvanı"dır. 13 milyon yıl önce, Afrika maymunlarına uzanan kol, ikiye bölünerek Asya'daki orangutanlar ortaya çıktı. Bu iki grup da ağaç üzerinde yürüme özelliğini kalıtım yoluyla kazanmış olabilir. Asya'da orangutanların ataları daha önce ne yaptılarsa aynen sürdürmüşler; ağaçlardaki yaşamlarına devam etmişler ve zaman içinde kapalı ormanlık alanlara sınırlı kalmışlardır. Bu arada, Afrika maymunlarının atalarının evrim geçirdiği ormanlar bölge bölge parçalanmış ve iklim değişikliklerine bağlı olarak açık alanlar oluşmuş. Dolayısıyla maymunların atası yiyecek aramak için yerde yürümek zorunda kalmış. Bu hayvanların ağaçlara çıkıp inerken "dik tırmanma" hareketini daha fazla yaptıkları düşünülüyor.
Thorpe ve meslektaşlarına göre dik tırmanma hareketine uyum sağlama çabaları, yerdeyken el eklemlerinin üzerinde yürüme pozisyonunun gelişimini tetiklemiş olabilir, çünkü dikine tırmanma ile dizlerin ve kalçanın bükülü olduğu pozisyon arasında büyük bir benzerlik vardır. Maymunların iki grubu -şempanzelerin ve gorillerin ataları- bu kollardan evrilmiş olabilir. Thorpe göre diğer maymun gurubu farklı bir yol izlemiş. İnsanların atası olan bu grup bükmeye gerek görmeden kullandıkları bacaklarıyla, iki ayaklılık alışkanlıklarını sürdürmüşler. Bu görüşe göre bunlar hiçbir zaman el eklemleri üzerinde yürüme stilini benimsememişler. Bunun yerine vücutları iki bacaklı yürüme şekline göre evrim geçirirken, denge sağlayan uzun kollarını da korumuşlar. Bu insansılar çok uzun süre sonra ağaçlardan tümüyle kopmuşlar.
EL EKLEMLERİ ÜZERİNDE YÜRÜME KURAMI
Bu öykü her ne kadar mümkünmüş gibi görünse de bazılarına pek inandırıcı gelmemiş olduğu görülüyor. Bu eleştirilerden biri Thorpe'nin insanın evrimsel geçmişini araştırırken orangutanları seçmeleri ile ilgili. "Thorpe ve ekibinin orangutanların nasıl yürüdüğü ve ağaçlara nasıl tırmandığı ile ilgili çalışması övgüyü hak ediyor. Ancak bu insanın uzak atalarıyla ilgili bir çalışma değil" diye konuşan Washington DC'deki George Washington Üniversitesi'nden antropolog Brian Richmond, "Geçmişte neler olduğunu ancak fosil kayıtlarından öğrenebiliriz" diyor. Richmond'a göre fosiller atalarımızla ilgili net bir resim çiziyor: "Fosiller orangutanlardan çok şempanzelere benziyor. Bunların iskeleti ağaçlara tırmanmayı alışkanlık edinmiş türlere benziyor. Yani şempanzeler gibi. İskeletlerin daha gelişmiş bin anatomiye sahip orangutanlara benzer bir hali yok."
2001 yılında Richmond, Kanada'daki Toronto Üniversitesi'nden David Begun ve Albany Üniversitesi'nden David Strait ile birlikte yaptıkları bir araştırmada, fosillerdeki el kemiklerinin el parmaklarının eklem sırtı üzerinde yürüyen canlılara benzediğini ileri sürüyorlar (American Journal of Physical Anthropology, vol 116, p 70). Geçen yıl bu üçlü Science dergisinde yayımlanan yazılarında çalışmalarının ağaç üzerinde yürüme kuramlarını çürüttüğünü belirtiyorlardı (Science, vol 318, p 1066).
BACAKLARI KIVIRMADAN YÜRÜME
Tartışmaya yol açan konulardan biri de dik tırmanmadır. Dik tırmanma insanların ve maymunların atalarının, orangutanlarla birlikte kesin olarak yaptıkları bir harekettir. Ağaçların üzerinde yürüme senaryosuna göre dik tırmanma el parmaklarının eklemleri üzerinde yürümekle ilişkilidir. Oysa 1980'li yıllarda New York'taki Stony Brook Üniversitesi'nden primatolog John Fleagle , dik tırmanmanın iki ayak üzerinde yürürken kullanılan kasları harekete geçirdiğini söylüyor. Bu da, iki ayaklılığın Richmond'un iddia ettiği gibi yerde evrimleştiğini gösteriyor. Thorpe ise olayı farklı değerlendiriyor. Thorpe'a göre şempanzeye benzer bir atanın- hem yürürken, hem de tırmanırken bükülü kol ve bacaklara sahip- , iki ayak üzerinde yürüme özelliğine yol açması olanaksız. Begun ise Thorpe'a kesinlikle karşı çıkıyor: "El parmaklarının eklemleri üzerinde yürüme özelliğinin insanlardaki iki ayaklılığa yol açamayacak kadar özelleşmiş olduğunu savunan, anlamakta zorlandığım bir görüş var. Bu bence çok saçma. Atalarımızın yalnızca ağaçlarda yaşamış olduğu bir evrenin olması son derece mantıklı. Kaldı ki daha sonra yalnızca yerde yaşadıkları evreye sıra gelmiş."
Bu alanda çalışmalar yapan diğer bilim insanları iki görüşe de mesafeli yaklaşıyor. İngiltere'deki York Tıp Fakültesi'nden Sarah Elton yaşayan maymunlar üzerinde araştırma yapmanın doğruluğuna değinerek şöyle konuşuyor: "Thorpe'un çalışması yaşayan primatların davranışlarına ve fosillere dayandırıldığı için çok inandırıcı." Öte yandan "Atalarımızın ağaçlardan yere nasıl indiği konusunda çok fazla bir şey bilmiyoruz" diye konuşan İngiltere'deki York Üniversitesi'nden Paul O'Higgins , "El eklemleri üzerinde yürüme varsayımı pek çoklarına mantıklı gelirken, Thorpe'un dik yürüme konusundaki önermesi de bazı önemli noktalara açıklık getiriyor" diyor. Sonuç olarak bilim insanları bu tartışmanın ancak başka fosillerin bulunmasıyla kesinlik kazanacağına inanıyor.
Reyhan Oksay
Kaynak: New Scientist, 8 Mart 2008, makalenin yazarı Dan Jones,
www.psom.blogspot.com