vartor";p="´isimli üyeden Alıntı
Acaba hakikaten bir kismimiz Mars'dan mi geldi? Bakis acilarinin bu derecedeki farkliliklarini aciklamaya benim aklim yetmiyor. Aklima sadece, bazilarimizin hayalle gercegi birbirine karistirip, masal dunyasindaki yasami gercege tercih etmesi geliyor.
*Olmayan bir seye inanmayi reddedenlere inkarci damgasini vuranlar, gercegi reddetmekte adeta birbirleriyle yarisiyor ve esas inkarcinin kendileri olduklarini fark etmiyorlar bile.....
|
Sayın vartor;
Bir kısmımızın oralı oldugunu bende idda ediyorum fakat sizin tam aksinize aydınlanmış olanları
Öncelikle konunun başlıgına takılan diger arkadaşlar gibi bende takıldıgımı söylemek isterim. Çogumuz okuyoruz, yazıyoruz, sürekli bir aydınlanma telaşı içindeyiz ve genelimizde bununla mutlu oldugunu ifade ediyor. Bende kendimi bu zümreye tabi tutuyorum. Fakat nasıl okuyor nasıl algılıyor ve nasıl degerlendırmeye varıyoruz? Nedir ölçütlerimiz? Bu kadar okuyan, yazan ve bilgilenmeye didinen insanlar hiçmi farklılıkları göremiyorlar ve artık genellemeler yapmaktan vazgecmeyi erdem haline dönüştüremiyorlar diyorum. Bütün genellemeler yanlıştır ve bu başlıkda örnek teşkil ediyor benim için. Keşke neden objektif bakamıyoruz deseydik ve daha anlamlı şeyler üretebilseydik yazı adına.
Konu ile ilgili olarak şunu söylemek istiyorum. İnanclar noktası her insanda ayrı tezahür eder ayrı etkiler yaratır ve farklı bakış acıları peyda ettirir. Vuku bulan bu kavramların şekillenip fikirler üretebilmesini ve objektif bakabilmeyi engelleyen en önemli unsurun korkular ve tahammülsüzlük oldugunu düşünüyorum. İnsan korktugu seyden geri durur yada incelemek, anlayabilmek için gayret sarfedemez çünkü öteledigi bilinçaltı içten içe onu nesnellikten uzak tutmayı başaran mevhumur.
Korkularla şekillenen her her davranış biçiminde sürekli farklılıklara karşı bir reddediş, edinilen kaçınılmazlıktır. Objektif bakabilmek için yeterli gücün bulunması şarttır. Yüzleşebilecek gücün edinilmesi içinde öncelikle korkulardan sıyrılmak gerekmektedir.
Tahammülsüzlük biraz daha farklı olabilir kokrulardan ziyade. Güçlü ve korkularından arınmış diye tabir edebilecegimiz insanların, objektif bakamadıgı olayları ben bu kavramla acıklıyorum. Bu insanlarında kendi fikirleri dışında kalan fikirlere tahammulsuzlukleri soz konusudur. Altında yatan gercek ise; daha fazla gücün edinilmesine yöneliktir. Karşıt fikirlerin, kendi dogrularını çürütebilecekleri kaygısı yada korkusu bu insanları tahammulsuz olmaya ve sürekli bir muhalefet tavrına iter. Burda çatışan tahammulsüz insanların fikirleri değil güçleridir aslında. İnat etmeleri yada bir süre sonra görmezden gelme davranışlarına yönelmelerinin de tek nedeni güç otoriteleririn korunmasına yönelik mucadeleleridir.