Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 21-08-2006, 00:36
painkiller painkiller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2006
Mesajlar: 129
Standart Re: Bir Vatan Haini, Saidi Nursi.

mete kardeşim anlamadın galiba...şeyh sait ile said kürdi farklı kişilerdir ve İKİSİ DE bu ayaklanmaya katılmışlardır...
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 21-08-2006, 00:41
metee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
metee metee isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2006
Bulunduğu yer: Yalnızca bir kez dilim tutuldu. Bir adam bana, "Sen kimsin?" diye sorduğunda.(Çamur ve Su )
Mesajlar: 468
Standart Re: Bir Vatan Haini, Saidi Nursi.

Arkadaşlar galiba beni ters anlamaya devam ediyorlar..Nedeni bir yalan kaynağı kabul etmemi istiyorsanız..Ama Yalan söyleyenleren hoşlanmam..Nedeni Şeyh Said ile Saidi Nursi olayı ise burada bir yalnış varsa düzeltirim..Herşey yoruma açıktır..Ben Şamanistim şuanda Kırgızistandan Türkistana geçtim..Burda Şamanist düşüncelerini daha iyi bir şekilde öğrenmekteyim..Bunu bilen yada bilmeyen kişiler varsa belirtmem lazımdır.Şamanist Saidi Nursi veya Şeyh Said yoktur.Bunları tanımam.Ayrıcada Forumda konularına bir yorum yazmak istersemde bunu araştırarak yaparım.. Ağızdan bilgileri doğru olarak kabul etmem..Yalanı sevmem Yalan söyleyeni hiç sevmem..


Ayaklanmayı destekleyen eski Şuray-ı devlet reislerinden Kürdistan Teali Cemiyeti reisi Seyit Abdülkadir ve 12 arkadaşı İstanbul'da tutuklanarak yargılanmak üzere Diyarbakır'a getirildiler.Yargılanma sonucu Seyit Abdülkadir ve 5 arkadaşı ölüme mahkum olarak, idam edildiler (27 Mayıs 1925).Diyarbakır'daki Şark İstiklal Mahkemesi kısa süren bir yargılamadan sonra Şeyh Said ve 47 ayaklanma yöneticisi hakkında da ölüm cezası verdi (28 Haziran). Cezalar ertesi gün yerine getirildi.


O zaman herkes bir yalan haber yazsın bizlerde saf olduğumuz için hemen inanalım...

Türk'e kılıç çektirmem

Şeyh Said destek istediğinde, Said Nursi şöyle demişti: "Türk milleti asırlarca İslam'ın bayraktarlığını yapmıştır. Onlara karşı kılıç çekilmesine izin vermem..

Said Nursi 1923'ün mayıs ayında sadece Ankara'yı değil eski yaşamını da geride bırakarak Van'a gelmişti. Artık yeni bir Said olacaktı. İki yıl boyunca yazları Van'ın Çoravanis köyünde ve Erek dağındaki bir manastır harabesinde geçirdi. Kış aylarında Van'da oturan kardeşi Abdülmecid'in yanına gidiyordu. Kendini dini düşünceye ve derslerine vakfetmişti. Savaş arkadaşı Ali Çavuş ve Molla Hamid ona hem talebelik ediyor, hem de yardımcı oluyordu.

SİYASET YAKASINI BIRAKMADI
Molla Hamid o günlerle ilgili anılarını anlatırken birkaç ilginç noktaya değinmiştir. Mesela bir keresinde hocası şöyle demişti: "İstanbul'dayken arkadaşlarım beni takip etmiş. 'Bakalım söylediği gibi mi davranıyor' diye... Sonunda benim özü sözü bir insan olduğumu anlamışlar. İstanbul'da onca sene kaldım, bir kere dahi kadınlara bakmadım." Bir başka gün ise Van gölündeki Akdamar adasına uzun uzun bakmış ve kendinden emin bir biçimde, "Şu adada 10 yıl boyunca 50 talebe yetiştirsem, İslam'ı bütün dünyaya yayabilirim" demişti. Bu iki olayı birbirine bağladığımızda şunu görüyoruz: Said Nursi dünyevi zevklerden uzak durarak, bütün enerjisini kendi İslam yorumuna verecekti. Zaten öyle de oldu. Said Nursi içine kapanmıştı ama tarih devam ediyordu. 3 Mart 1924'te Hilafet kaldırılmıştı. Din yerine milliyetçiliği öne çıkaran, laikliğe doğru ilerleyen yeni rejim Kürt grupların hoşuna gitmiyordu. İsyan hazırlıkları vardı. Günün birinde Kürt aşiret ağalarından, zamanında İkinci Abdülhamid'in kurduğu Hamidiye Alayları'nda görev yapmış olan Kör Hüseyin Paşa kapısını çaldı.

"TÜRK İLE KÜRT KARDEŞTİR"
Said Nursi'ye para getirmişti. "Adamlar ve silahlar hazır; emrini bekliyoruz" diyordu. Niçin? "Mustafa Kemal ile savaşmak için!" Bediüzzaman köpürmüştü: "Asker vatanın evladıdır. Senin benim akrabamdır. Müslüman Müslüman'a silah çeker mi?" Kör Hüseyin Paşa fena halde bozulmuştu. "İtibarımı beş para ettin" diye söyleniyordu. Said Nursi geri adım atmıyordu: "Kullar arasında beş para ol. Allah katında makbul ol." Ayaklanmaya hazırlanan Kürt gruplar Said Nursi'nin manevi gücünü arkalarına almak istiyordu. Derken Şeyh Said'den bir mektup geldi. Özetle "İsyanımızda bize yardım edin" diyordu. Said Nursi yine bir mektupla ona cevap verdi: "Türk milleti asırlardan beri İslam'ın bayraktarlığını yapmıştır. Bu yolda çok şehit vermiştir. Böyle bir milletin torununa kılıç çekilmez. Biz Müslümanız. Türk-Kürt birdir, kardeştir. Bizim asıl büyük düşmanımız cehalettir. Teşebbüsünüz bir işe yaramaz. Olan masum insanlara olur." Tabii Şeyh Said, adaşına kulak asmadı. Dini temalarla, Ağlasun Çeltikçi İstanbul Isparta Ankara Yakaören temalarla, Kürtçülük temalarının iç içe geçtiği ayaklanma 13 Şubat 1925'te başladı. Asiler Elazığ kentini ele geçirdi. Ardından Diyarbakır'a doğru indiler. Ankara hükümeti olayın 'yerel' olduğunu düşünüyordu. Ancak isyan yayıldı. Bunun üzerine Fethi Okyar başbakanlıktan gitti, yerine İsmet İnönü geldi. Takrir- i SükKanunu devreye girdi. Devlet bir yandan bütün

gücüyle Şeyh Said'in üstüne giderken, diğer yandan ülkenin diğer bölgelerindeki, özellikle de İstanbul'daki muhalefeti susturdu. Sonuçta Şeyh Said yakalandı ve idam edildi. Said Nursi açısından tarih tekerrür ediyordu. Hem Kürt'tü, hem de din adamı. Aynı 31 Mart'taki gibi, değil isyana katılmak, tersine engellemeye çalışmasına rağmen hükümetin kararı ona da uygulandı: Diğer Kürt ileri gelenleri gibi o da Batı'ya gönderilecekti. 1926'nın şubat ayında askerlerin eşliğinde yola çıktı. Önce Erzurum'a, sonra da Trabzon'a geldiler. Gemi ile İstanbul'a vardılar. Said Nursi bir süre İstanbul'da kaldı. Sonra tekrar gemiye binip İzmir'e, ardından da Antalya'ya ulaştı. Yedi ayı burada yaşadı. Ardından Burdur'a götürüldü.

MAREŞAL KORUMAYA ÇALIŞTI
Bu dönemde Said Nursi siyasetten uzaktı. Sadece okuyor, düşünüyor, ibadet ediyor ve dersler veriyordu. Ancak bu kadarı da yönetimde rahatsızlık uyandırıyordu. Mesela Burdur valisi, Bediüzzaman'ı Mareşal Fevzi Çakmak'a şikâyet etmişti: "Bizi dinlemiyor, din dersleri veriyor." Mareşal "Ona ilişmeyin, bir zararı olmaz" demişti ama devletin kuşkusu devam etmekteydi. Sonunda Said Nursi, Burdur'dan alındı ve Isparta'nın Eğirdir ilçesine götürüldü. Burada jandarma eşliğinde Eğirdir gölü yelkenli bir kayıkla geçildi ve Barla'ya ulaşıldı. Bediüzzaman, Barla'ya vardığında bir elinde içinde çay demliği, iki üç bardak, bir seccade bulunan bir sepet; diğer elinde ise bir Kuran vardı. Bir de parmağında gümüş yüzük... Tüm eşyası bundan ibaretti. Artık zorunlu olarak burada oturacaktı. Takvimler 1927'nin mart ayını gösteriyordu. Barla'da, Said Nursi'ye bağlı olan kişilerden biri de marangoz Mustafa Çavuş'tu. Bediüzzaman için bir ağacın üstüne küçücük bir kulübe yaptı. Said Nursi burada hem ibadet ediyor, hem de tefekküre dalıyordu. Said Nursi yıllarca Barla'da kaldı. Fikirlerini kah kendi kaleme alıyor, kah Şamlı Hafız Tevfik, Hafız Halit, Muallim Galip Bey gibi talebelerine yazdırıyordu. Önce 'Sözler' isimli kitabını tamamladı. Ve ilk kez çalışmalarına 'Risale-i Nur' adını koydu. (Ara notu: Risale kelimesinin iki anlamı vardır: 1. Mektup, 2. Küçük kitap. Her iki anlam da bu yazılar için geçerlidir. Çünkü Said Nursi sadece 'kitap' değil, 'mektup'lar da yazmıştır ve külliyata tümü dahildir.)

12 SAATTE 150 SAYFALIK KİTAP
Risale-i Nur'un yazılış süreci de ilginçti. Mesela Hz. Muhammed'in ortaya koyduğu 'mucize'yi anlattığı 19'uncu Mektup, 12 saatte yazılmıştı. Said Nursi talebeleriyle birlikte dağda bayırda dolaşıyordu. Yağmur yağdığında bir şemsiyenin altına sığınıyorlardı. Hoca söylüyor, talebeleri bunu kayda geçiriyordu. Bediüzzaman sıra dışı hafızasıyla, hiçbir kitaba başvurmadan 'alıntıları' belleğinden yazdırıyordu. Böylece ortaya 150 sayfalık bir kitap çıkmıştı. Daha sonra Said Nursi yazılanları okuyup düzeltiyordu. Ayrıca kendisine gönderilen mektuplarda sorular oluyordu. Said Nursi bunlara da cevap veriyordu. Böylece Barla'da, bugün 'Nur Hareketi' diyeceğimiz oluşum başlamış oldu.
Emre AKÖZ- Nevzat ATAL

Kaynak::.. ::: SABAH GAZETE

CEZAEVİYLE TANIŞMA
1932 yılında Meclis karar almıştı: Arapça'dan vazgeçilecek ve ezan Türkçe okunacaktı. İnançlı kesimin rahatsızlığı daha da artmıştı. Bu ve benzeri kararlar o kesimin'arayışını' daha da güçlendiriyor, dolayısıyla Said Nursi'nin talebeleri giderek artıyordu. 1935 yılının bahar aylarında devlet harekete geçti. Nur talebeleri gözaltına alındı. Nisan sonunda Said Nursi de bu gruba dahil edildi. 59 yaşındaki Bediüzzaman 120 talebesiyle birlikte Eskişehir Cezaevi'ne kapatılmıştı. Talebelerinden Zübeyir Gündüzalp'in anlattığına göre günlerce yemek verilmemiş, tuvalete çıkarılmamışlardı. Mahktalebeler koğuşun bir köşesini kazarak tuvaletlerini yapmışlardı. Böylece... Nur Hareketi devlet babanın öteki yüzüyle karşılaşırken, Türkiye de yeni bir 'dini' grubun varlığını öğreniyordu.

Emre AKÖZ- Nevzat ATAL

http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=352

http://www.peyamaazadi.com/modules.p...rticle&sid=616

http://fire.prohosting.com/ince/musul.htm


Abdülmelik Fırat'ın babası Şeyh Şahabettin, Şeyh Sait'in kızı Ayşan Hanım'la evliydi. 1925'deki isyanın ardından Şeyh Sait ve pek çok yakını idam edildi. Ailenin hayatta olan mensupları da sürgüne gönderildiler. Sürgüne gönderilenler, 1929'un Mart ayında Takrîr-i Sükûn Kanunu'nun kaldırılmasıyla memleketlerine geri dönebildi. Ancak topraklarına el konulmuştu. Tekrar gidip yerleşmelerine izin verilmiş, fakat araziler resmen verilmemişti. Şeyh Said ailesi de köyüne dönmüştü. Bu arada Soyadı Kanunu çıkarılmış, Şeyh Said ailesinin bir kısmına sürgünde Fırat soyadı verilmişti. Şeyh Said'in kardeşi, Şeyh Bahaeddîn'in oğlu Şahâbeddîn de Fırat soyadını alanlardandı. Şahabeddîn Fırat, Ayşan hanım ile evlendiklerinde kendisi 19, eşi Ayşan hanım 20 yaşındaydı. Geleneklere uygun bir şekilde evlenmişler, evliliklerine ise aileleri karar vermişti. Sürgüne gittiklerinde iki çocukları vardı; Vecide ile Ömer. Sürgünden döndüklerinde Ayşan hanım üçüncü çocuğu Abdülmelik'e hamileydi. 1934 yılında doğan çocuğa babası Şahâbeddîn Fırat, Abdülmelik ismini koydu. (Abdülmelik Fırat'tan iki yıl sonra Esma ismini verdiği bir kız çocuğu daha olmuş; Saadet, Nafiye ve Bahâeddîn Fırat ise 1935'te sürgüne gönderildikleri, Kırklareli'nin Vize ilçesinde doğmuşlardı.) Ancak Aile 1935'de ikinci kez sürgüne tabi tutuldu. Bu sürgünde Abdülmelik Fırat 2 yaşındaydı.

http://www.yenisafak.com.tr/diziler/firat/index.html

Meclis'te dua eden molla

Kurtuluş Savaşı destekçisi Said Nursi'ye Meclis'te tören yapıldı.

Mustafa Kemal Said Nursi'yi Ankara'ya davet etti. 1922'de Meclis'te özel törenle karşılandı. Kürsüye çıkarak Anadolu gazilerini kutladı, zafere ulaşmaları için dua etti Bediüzzaman, bir süre sonra dini değerlere ilgisizlik oluştuğuna inanarak yöneticileri dine davet eden bir bildiri yayınladı. Mustafa Kemal Paşa, Said Nursi'ye çıkıştı



Meclis kürsüsünde bir molla

1922'de Ankara'ya giden Said Nursi için Millet Meclisi'nde 'hoş geldiniz' töreni yapıldı.

Said Nursi'nin Rusya'daki esir kampından kaçıp Almanya üzerinden İstanbul'a dönüşünü 25 Haziran 1918 tarihli Tanin gazetesi okurlarına şöyle duyurmuştu: "Kürdistan ulemasından olup talebeleriyle beraber Kafkasya cephesinde muharebeye iştirak eylemiş ve Ruslar'a esir düşmüş olan Bediüzzaman Said Kürdi Efendi ahiren şehrimize muvasalat (ulaşma) eylemiştir." Enver Paşa başta olmak üzere askeri ve dini çevreler Said Nursi ile konuşuyorlardı. Ona yeni görevler vermek isteyenler vardı. Ancak Said çok yorgundu. Hem bedenen, hem de zihnen...

RİSALELER'İN FATİHASI
Onun en büyük isteği, savaştığı sırada kaleme aldığı tefsir kitabını bastırmaktı. Enver Paşa buna katkıda bulunmak istiyordu. Öyle mi yapalım, böyle mi yapalım derken neticede kitabın kağıdını Enver Paşa sağladı ve İşaratü'l-İ'caz basıldı. Sonraki yıllarda Said Nursi bu kitabını 'Risale-i Nur' külliyatının 'fatihası' olarak niteleyecekti. Ama yine de 'Nur Hareketi'nin başlamasına daha çok vardı. Savaş Bakanı Enver Paşa'nın yüklemek istediği görevleri kabul etmeyen Said Nursi'ye hizmetlerinden dolayı yüz elli lira ve madalya verilmişti.

İNGİLİZLER'E TÜKÜRÜN
Bu arada Darü'l-Hikmeti'l-İslami açılmıştı. Bu bir tür İslam akademisiydi. Kuruluşun üyeleri arasında, daha sonra İstiklal Marşı'nın sözlerini yazacak olan Mehmet Akif (Ersoy), İzmirli İsmail Hakkı, Kuran tefsiri hâlâ yaygın biçimde okunan Elmalılı Hamdi (Yazır) da vardı. Kendi talep etmemesine karşın Said Nursi de 'akademiye' üye yazılmıştı. Ancak hastalığı yüzünden bu görevini yerine getiremiyordu. Bu arada savaş kaybedilmiş, İstanbul işgal edilmişti. İmparatorluk dağılmaktaydı. Said Nursi işgalcilere karşı 'Hutuvat-ı Sitte' adlı bir kitap yazmıştı. Kitap gizlice basıldı ve el altından dağıtıldı. Said Nursi gazetelerde "İngiliz'in yüzüne tükürün" diye yazılar kaleme almaktaydı. İngiliz yanlıları onu ihbar etmişti. İşgal kuvvetleri peşindeydi.

ONLAR ASİ DEĞİL
Mütareke döneminde Bediüzzman'ın en büyük, en önemli çıkışı Anadolu'da, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde yürütülen Kurtuluş Şavaşı'na verdiği destekti. 11 Nisan 1920 tarihinde dönemin şeyhülislamı, Dürrizade Abdullah Efendi, Kuva-yı Milliye'nin aleyhine bir fetva yayınladı. Ortalık birbirine girmişti. Bazı müftüler ve din alimleri harekete geçip 'karşı fetva'lar verdiler. Şeyhülislam'ın fetvasına karşı çıkanlar arasında Said Nursi de vardı. Özetle şöyle diyordu: "Bu fetva geçersizdir. Çünkü İngilizler'in emri ve baskısı altında yayınlanmıştır. Düşman işgaline karşı savaşanlar asi değildir." Bu tavır Said Nursi'ye büyük prestij kazandırmıştı.
EMRE AKÖZ- NEVZAT ATAL

Said Nursi (1876-1960) Bitlis'in Nurs köyünde doğdu. Zekâsı ve hafızası çok güçlüydü. Medrese eğitimi aldı. 1907'de İstanbul'a geldi ve Saray'dan Doğu'da dini ve bilimi aynı anda öğretecek bir üniversite kurulmasını talep etti. 1908'de ilan edilen İkinci Meşrutiyet'i destekledi. '31 Mart'ta yargılandı, asileri engellemeye çalıştığı anlaşılıp beraat etti. Birinci Dünya Savaşı çıkınca dört bin kişilik milis gücünün komutanı olarak Ruslar'a ve Ermeni çetelerine karşı savaştı. Yaralandı. 1917 devrimi olunca Rusya'daki esir kampından kaçıp yurda döndü.

Mustafa Kemal'i çok kızdırdı

Said Nursi 1923'te siyasetçileri ve yöneticileri dine davet edince Paşa'yla arasındaki ilişkiler bozuldu.

Said Nursi'nin İngilizler'e ve onlarla işbirliği yapanlara karşı mücadele etmesi, Kurtuluş Savaşı'nı desteklemesi Ankara'nın dikkatini çekmişti. O dönemde Mustafa Kemal Paşa, mücadelesine destek bulmak için hocalarla ve Kürt ileri gelenleriyle arasını sıcak tutuyordu. Çünkü bu gruplar halkı etkileyerek kurtuluş mücadelesine katılmalarını, maddi ve manevi yardımlar yapmalarını sağlıyor, ayrıca Ankara yönetimine meşruiyet sağlıyordu. Mustafa Kemal Paşa, Said Nursi'- yi Ankara'ya davet etti. Aynı daveti daha sonra Mareşal Fevzi Çakmak ve eskiden tanıdığı Van Valisi Tahsin Bey de tekrarladı. Said Nursi önce iki talebesini Ankara'ya milli hükümeti desteklemek üzere gönderdi. Bediüzzaman ise İstanbul'daki mücadelesini sürdürmek istiyordu. Ancak çağrılar yoğunlaşınca 1922'de Ankara'ya gitti. Halk ve bazı milletvekilleri onu istasyonda karşıladı. Böyle etkili bir kişinin Ankara'ya gelmesi sevinç vericiydi.

MECLİS'TEKİ TÖREN
9 Kasım 1922 günü Bediüzzaman, Meclis'te 'hoşamedi' edildi. Yani resmi bir 'hoş geldin töreni' düzenlendi. Alkışlarla karşılandı. Dua etmesi için kürsüye davet edildi. Said Nursi kürsüye çıkarak Anadolu gazilerini kutladı, zafere ulaşmaları için dua etti. Dışarıdan bakıldığında bir sorun yoktu. Kurtuluş Savaşı başarıya koşuyordu. Millet Ankara hükümetinin çevresinde yeniden birlik oluyordu. Meclis 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdığını resmen açıklamıştı. Cumhuriyetin ilanına doğru kaçınılmaz bir süreç başlamıştı. Daha önce, 1908'de Meşrutiyet'i destekleyen, halkın yönetime katılımını arzulayan Said Nursi için saltanatın kaldırılması karşı çıkacağı bir durum değildi. Ancak bir nokta vardı... Bu kritik nokta Said Nursi'nin fikir ve inanç alemine uygun değildi. Bediüzzaman, Ankara'da dinden uzaklaşıldığını görmüştü. Mesela milletvekillerinin çoğu namaz kılmıyordu. Dine ve dini değerlere karşı bir ilgisizlik görülüyordu.

HEM İLİM HEM BİLİM
Durum gerçekten böyle miydi? Bence bunun pek önemi yok. En azından Said Nursi durumu öyle algılamıştı. Ve bu, onun gibi bir din aliminin kabul edeceği bir gelişme değildi. 47 yaşındaydı. O güne dek din, hayatının merkezinde yer almıştı. Aklı, bilinci, mantığı, ruhu hep onun çevresinde oluşmuş ve işlemişti. Üstelik pozitif bilimlerin önemini kavramış bir din adamıydı. Onun 'kurtuluş' formülü 'ilim+bilim'di. Yani: Aynı anda Kuran ve fen. Medresede bilim, üniversitede din okutulmasını arzuluyordu.

GAZİ'YLE TARTIŞMA
Gidişattan memnun olmayan Said Nursi 19 Ocak 1923'te 10 maddelik bir bildiri yayınladı. Tek cümleyle özetlersek bildiri yöneticileri dine davet ediyordu. Bildiri etkili olmuş, bazı milletvekilleri tekrar namaza başlamıştı. Hatta eski mescit artık yetmiyordu. Bu gelişme başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere başka planları olan önder kadroyu rahatsız etmişti. Çünkü onlar egemenliği dinle değil milliyetçilikle pekiştirmek istiyordu. Birlik ve bütünlük böyle sağlanacaktı. Mustafa Kemal Paşa, Said Nursi'ye çıkışmıştı. Özetle, "Biz senden neler bekliyoruz, sen neler yapıyorsun; yapıyorsun; aramızda ihtilaf yaratıyorsun" demişti. Said Nursi ise ona namazı savunan sert bir cevap vermişti. Onun 'Hubab Risalesi'ni matbaasında basan muhalif ikinci gruptan Ali Şükrü Bey'in öldürülmesi bardağı taşıran damla oldu. Said Nursi artık Ankara'da bir yerinin kalmadığını anlamıştı. İstanbul'- a gitmesinin de bir anlamı yoktu. Yeni düzende onun sözünü dinleyecek kimse olmayacaktı.

YENİ SAİD'E DOĞRU
Kararını verdi: Artık inzivaya çekilecekti. 'Eski Said' dediği dönemi geride bırakacak... Yani artık bir 'aksiyon' adamı olmayacak; kendini dine ve fikirlerini yaymaya adayacaktı. "Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım" diyerek 3 Mayıs 1923'te onu Van'a ve 'Yeni Said'e götürecek olan trene bindi.
EMRE AKÖZ- NEVZAT ATAL

Şeyh Said isyanında Kürt kökenli Bediüzzaman'ın tavrı ne oldu?.... Yönetimi rahatsız eden Said Nursi ilk kez ne zaman yargılandı?

Said Nursi'nin adı, bazen İslami gazetelerde dahi, 'Said-i Nursi' diye yazılıyor. Halbuki bunun iki şekli var: Ya 'Said Nursi', diyeceksiniz ya da 'Said-i Nurs'. Her ikisi de 'Nurslu Said' anlamına geliyor. Hatta ben biraz da abartarak, Bediüzzaman'ın ismini yanlış yazanların onun hayatını bilmediklerini düşünüyorum. Çünkü Nur Cemaati bu konuda hassas. Daima 'Said Nursi' diye yazıyorlar. Kanımca bu konuda ciddi tek bir kitap dahi okuyan herkes ismin doğrusunu bilir.

[Mt]METEE[/Mt]Kalp ne ile doluysa,dudaklardan 0 dökülür gider.Goethe
EVRiM HAYALGüCüDüR?...
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 21-08-2006, 00:54
painkiller painkiller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2006
Mesajlar: 129
Standart Re: Bir Vatan Haini, Saidi Nursi.

kardeşim bu said nurs-i aşkı nerden geliyo senden *anlamadım...said nurs-i dediğin adamın ne olduğu belli...demkrat partiyle köy köy dolaşmış bir adam...bu adamın bugün cumhuriyetle hesaplaşanların en önemli dayanağı...sen nasıl şamansın anlamadım...yukarda 12 saatte 150 sayfa kitap çıktı yazıyor ve sen de bu kaynaklardan alıntı yapabiliyorsun...adam 12 saat düşünmeden sadece kelimeleri bile yazamaz 150 sayfa...alıntı yapmadan önce ya okumuyorsun ya da sen bu kaynaklara falan alışmışsın inanmışsın bu saçmalıklara öylesine koyuyorsun...
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 21-08-2006, 01:20
exclusive exclusive isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Dec 2005
Mesajlar: 1.123
Standart Re: Bir Vatan Haini, Saidi Nursi.

Said Nursi de copy-paste yapmıştır belki...

Mete kardeşim bak Said-i Nursi diye google'da arayında 10 bine yakın site çıkıyor. Çoğu da bu nurcuların propaganda siteleri. Biz biliyoruz bu yazdıklarını, istedikten sonra Said-i Kürdi'nin meziyetlerini öven binlerce sayfalık yazı bulabileceğini de biliyoruz. Zaten bildiğimiz bu gerçekleri kanıtlamak zorunda değilsin.

Sen de bilmelisin ki burayı nurcu yalanlarıyla doldurmak hiçbir şeyi değiştirmez.

Ayrıca arada Can Dündar gibi isimleri kaynak diye vermişsin. Böyle aklı başında isimler senin (daha doğrusu nurcuların) yazacaklarına kaynak olamaz.

m.kara
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 21-08-2006, 01:29
exclusive exclusive isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Dec 2005
Mesajlar: 1.123
Standart Re: Bir Vatan Haini, Saidi Nursi.

http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=352

Bu linkde senin yazdıklarınla alakalı tek satır yok. Niye bu linki araya tıkıştırdın sanki burdan alıntı yapmış gibi? Zaten linkde de Apo'nun avukatının Apo ile görüşmesinden aktardıklarını Can Dündar tekrar aktarmış...

Sanırım Can Dündar da Said Nursi hakkında güzel bişeyler söylemiş, bunu kullanayım, etkili olur diye düşündün ama keşke dikkatlice okusaydın.

m.kara
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 02-01-2017, 00:56
İlahimasal İlahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
Standart

Bu zır delinin kitaplarını toplattırıp yakmak lazım. Bu zır delinin kitabını okuyanlar memleketin başına terörist oluyorlar.

AHZAB DAN ÖNCE Zeynep mhmd'in GELİNİYDİ AHZAB DAN SONRA Zeynep mhmd'in KARISIYDI .
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 02-01-2017, 09:01
NickMickyok NickMickyok isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Sep 2016
Mesajlar: 343
Standart

Türkiyede Said Nursiye karşı çıkan 2 kesim var.Sebeplerine gelince;
1. kesim, sırf dinci olduğu için
2.kesim, kürt olduğu için

Şahsen ben 1. kesimdeyim

Ama Türkiyede halen Şeyh Sait ile Said Nursiyi karıştıranlar var.
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 02-01-2017, 15:56
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.935
Standart

NickMickyok´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Türkiyede Said Nursiye karşı çıkan 2 kesim var.Sebeplerine gelince;
1. kesim, sırf dinci olduğu için
2.kesim, kürt olduğu için
Tespitiniz tam olarak dogru değil.

Sırf dinci olduğu için değil, aynı zamanda bizzat İngilizlere çalıştığı için.

Kürt olması ise emperyalizmin ırkçılığı tetiklemek amacıyla kullandığı bir konudur...
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 03-01-2017, 14:10
NickMickyok NickMickyok isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Sep 2016
Mesajlar: 343
Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tespitiniz tam olarak dogru değil.

Sırf dinci olduğu için değil, aynı zamanda bizzat İngilizlere çalıştığı için.
Bu konuda bir delil var mı?
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 03-01-2017, 17:35
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.935
Standart

NickMickyok´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu konuda bir delil var mı?
https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3894

http://www.turksolu.com.tr/307/sefiladam307.htm
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:32 .