Isa`nin, Incil`e gore, Tanri oldugu derinlemesine baktigimizda, kesindir. Ancak teolojiyi tam olarak anlayamayan ya da anlasalar bile kendi gorusleri dogrultusunda anlamazliktan gelen Yehova Sahitligi gibi tarikatlar malesef carpitmalariyla unludur.
Ben eskiden hristiyan iken, cok uzun zaman bu iddialarla ugrasmistim, hem Turkce forumlarda hem de ingilizce forumlarda...
Eger ingilizce biliyorsaniz, Yehova sahitlerinin butun iddialarini en genis ve teknik sekliyle ele alan (ve curuten) asagidaki siteyi tavsiye edebilirim... Bu konuda nette bulabildigim en genis, teknik ve derli toplu kaynak budur:
http://forananswer.org/ABC_Index.htm
Bunun disinda ben de Isa`nin Tanriligi ve uclu birlik konusunu asagidaki ayet cercevesinde yorumlamak istiyorum:
Flp 2:6 Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.
Flp 2:7-8 Ama yüceliğinden soyunarak kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.
(Ayette Mesih`in Tanri ozune sahip oldugu ve Tanri`ya esit oldugu acikca belirtilmektedir. Ancak kul ozu alan Tanri`nin sozunun, kendisini bu sekilde saymadigini (kul ozu aldigi icin) soylenmektedir. (Tanri`ya esit degil denmemektedir, Tanri`ya esit oldugu soylenmektedir ama sonrasinda kul ozu alan Logos`un kendisini bu konumda gormedigi yani "yuceliginden soyundugu" soylenmektedir. Bu nedenle de kul ozu de aldigi icin, ornek bir kulun yapmasi gerektigi gibi babasina dua eder.)
Hristiyanlara göre üçlübirlik, kendini Baba, oğul ve Kutsal Ruh benliklerinde açıklayan tek Tanrı'dır, hristiyanlara göre, Tanrı kendini 3 farklı bilinç merkezinde açıklar, bunlar Tanrı'nın "kişilik"leridir, "bilinç merkezleri"dir, "Baba", enerjideki güce, oğul enerjinin ışığa dönüşmüş haline, Kutsal ruh da yayılan ısıya benzetilir.
Uclu birlige, Tanri`nin 3 farkli boyutta tezahur etmesi gozuyle de bakabiliriz.
Ilgili ayetteki "ululugunu bir kenara birakan" sey tam olarak nedir? Mesih... Bu ayette baslangictaki ululugunu bir kenara birakan sey, bedene burunmus Isa Mesih degildir, logostur yani Tanri`nin ezeli sozudur bu soz uclu birlikteki "ogul"dur ve bedenle ilgisi yoktur, Tanri`nin tezahur etme bicimlerinden biridir.
Bu "ogul" denilen ve Tanri olan Tanri sozunun, tarihte bir zamanda bedene burunmesiyle olusan yeni varliga "Isa Mesih" denir.
Tanri sozunun bedene yuklenmesinin amaci, zaten kefaret olabilmektir. Isa Mesih`in kusursuz olmasi da zorunluluktandir cunku ancak kusursuz bir kurbanin kefareti sonsuz degerde olabilir.
Insan da dogasi geregi kusursuz olamayacagina gore, Tanri, Isa Mesih gibi hem kul hem de Tanri ozunu icinde barindiran bir varlik yollamistir adeta, boyle bir formul bulmustur. Boyle bir formul de yaninda “alcalma” yi getirmistir.
Simdi konumuza gelelim:
Neden Isa Mesih gibi diger insanlardan farkli ve kusursuz olan bir varliga tecelli eden Tanri sozu icin “ululugunu bir kenara birakti” gibi bir ifade kullanilmistir? Cunku Isa Mesih, kusursuz bir varlik olsa bile “kul ozu” de almistir… Kul olmak demek, ululugunu bir kenara birakmak demektir. Isa Mesih`in icinde birbirine karismayan iki benlik vardir buna birbirlerine karismadigi icin, “hipostatik birlesme” demisler.
(bu iki benlik nedeniyle, Isa Tanri oldugu halde, kusursuz, "ornek" bir kulun yapmasi gerektigi gibi, Babasina dua etmistir)
Yani Isa Mesih kusursuz bir insan bile olsa (ki Isa`dan baska boyle biri yoktur) sonucta kul ozunu de ana benliginde barindirdigi icin “ululugunu birakmis” olur. Sadece Tanri durumunda olan soz mu daha ulu konumdadir yoksa Hem Tanri hem de kul olan soz mu?
Bu acidan bakinca Tanri sozu`nun dustugu bu durum, yani kefaret olabilmek icin kul ozu almasi, “alcalmak” olarak nitelenmistir ve bu acidan mantiklidir. Yani alcalmak ifadesiyle, aslinda sonucta mukemmel de olsa kulun Tanri`dan daha asagida olma anlami kastediliyor. (Cunku Isa`da Tanri ile birlikte kul benligi de bulunmakta)
“Tanri`nin kendisini alcaltmasi”ndan kasit, Tanri`nin merhameti sayesinde, bir tezahur bicimi olan Sozunu, benligine kul ozu de ekleyerek, kefaret olmasi icin dunyaya yollamasidir.
"Yuceliginden ayrilmak", Isa mesih`in kusursuzlugu ile ilgili degildir dolayisiyla carmihta kefaret olup olamamakla ilgili degildir.
1) Tanri`dan baska hicbir sey ya da hickimse mukemmel degildir.
2) Tanri madem plani dogrultusunda, gecmiste ve gelecekteki butun herkese kefaret olacak bir kurban gondermek istiyor, bu kurbanin sonsuz degerde olmasi gerekir yani mukemmel olmasi gerekir. Aksi takdirde yani kurban mukemmelden biraz daha az ise, kefaret limitli kalir.
3) Insan olan hicbir sey mukemmel olamaz
4) Ote yandan Tanri`nin gonderecegi kurbanin, insanlarin gunahlarina “kefaret” olabilmesi icin, "kurban" olabilmesi icin beden sahibi olan bir insan olmasi zorunludur.
5) Bu nedenle Isa mukemmel olmalidir yani Tanri olmalidir ama ayni zamanda kurban olmalidir yani insan olmalidir.
Incil`in sundugu mantik cercevesinde, bence Tanri`nin insan olmasi bir zorunluluk gibi gorunuyor, Tanri`nin insan olmasindan kasit da Tanri`nin sozunun bedene yuklenmesidir. Fakat Tanri nasil olur da insan bedenine yuklenir? Kul ozu de almadan boyle bir seyin olmasi mantik cercevesinde mumkun mudur? Bence degildir. Tanri insan olacaksa, kul ozu de almadan insan gibi davranmasi, dua etmesi, insanlarla iletisim kurmasi, tuvalete gitmesi yemek yemesi icmesi…vs imkansizdir. Yani Isa`nin icinde birbirine karismayan 2 benlik bulunmasi da zorunluluktandir.
“Tanri`nin kendisini alcaltmasi” ifadesi, Soz`un “kul ozu” de almak zorunda kalarak kurban olmasini anlatiyor yani onun kendisini alcaltmasi icinde merhameti, sonsuz lutufu, sevgiyi barindiriyor, bir bakima kendisini alcaltmasaydi kurtulus diye bir sey mumkun degildi. Tanri`nin yuceligi buna engeldir de diyebiliriz tabi ancak bence Tanri`nin bu anlamda yuceliginden bir dereceye kadar vazgecmek durumunda kalmasi, onun dogasina aykiri degildir oyle olsaydi yukarda saydigim nedenlerden dolayi kurtulus da mumkun olmazdi.
Ben soyle dusunuyorum, hristiyanlarin kefaret teolojisinin en azindan kendi icinde mantikli olmasi icin, yukardakiler sarttir yani Tanri sozunun kul ozu de alarak insan bedenine yuklenmesi sarttir. Aksi takdirde kefaret mumkun degildir.