
25-06-2014, 14:00
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 May 2014
Mesajlar: 32
|
|
O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim
mesela Descartes der ki ;
İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır .
ve devam eder ;
Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .
Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır.
Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.
Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır.
|

25-06-2014, 14:04
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 10 Dec 2013
Mesajlar: 840
|
|
Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı
O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim
mesela Descartes der ki ;
İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır .
ve devam eder ;
Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .
Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır.
Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.
Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır.
|
Felsefeye bağlamışsın ama tanrıyı zorunlu varlık olarak görüyor.Olması zorunlu değildir.
Tanrının var olması zorunlu değildir.Olmayabilirde.Onu biz zihnimizde var ediyoruz anlamlar yüklüyoruz şöyledir böyledir şu şu özelliklere sahiptir diyerek.Şurdadır burdadır diyerek.Ahmet ezelden beri vardır hep var olacaktır.Zorunlu bir varlık çünkü sonu yok başlangıcı yok.Sadece belirli işlevleri var fonksiyonel onun kişiliğini anlayabilmemiz için ilahi davranış şekillerini şimdi çevrede göremiyoruz örneğin dinlerdeki birkaç kişinin durup dururken seçilmiş kimseler olarak denizi yardıkları deniz üzerinde yürüdüklerini göremiyoruz neden tanrının seçim limitimi doldu?İsaya Musaya Davuda Muhammede verilen mucizeler şimdi herhangi bir muhammed ismini taşıyan birisine verilmiyor.Zorunlu varlık zorunlu eylemler gerektirir hareketli işlevsel yapıları var ise.Varlığını öyle ortaya koyar anlayabildinmi?
Konu RainFall tarafından (25-06-2014 Saat 14:14 ) değiştirilmiştir.
|

25-06-2014, 14:25
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 04 Feb 2014
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 360
|
|
Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı
O zaman tanrının varlığı hakkında biraz daha derinlemesine düşünelim ,mesela filozofların düşüncelerine bir göz atalım müzakere edelim
mesela Descartes der ki ;
İnsan sınırlıdır,Tanrı ise sınırsızdır ,sınırlı olan şey sınırsız olan şeyi bilemez aklında tutamaz,sınırlı insan aklında sınırsız olan tanrı kavramı varsa tanrı vardır .
ve devam eder ;
Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .
Ben, en yüce derecede yetkin varlık olan Tanrı fikrini zihnimde taşıyorum. Mükemmellik niteliklerinin birinden mahrum olan bir varlık, en yüce yetkin varlık olamaz. Öyle ise Tanrı'nın, yani en yüce derecede olgunluğa sahip varlığın, mükemmellik niteliklerinden mahrum olduğunu düşünmek çelişki ortaya çıkarır.
Varlık, bir yetkinlik niteliğidir. Öyle ise varlıktan mahrum olmak, yetkinlikten mahrum olmak demektir. En yetkin varlık olan Tanrı'nın varlıktan mahrum olacağını söylemek, çelişki doğurur. O halde, Tanrı'nın var olması, Tanrı kavramının ayrılmaz bir parçasıdır.
Sonuç olarak, Tanrı gerçek anlamda vardır.
|
Bu düşünce yine "düşünüyorum öyle varım" dan çıkıyor. Sınırsız tanrı sınırlı birini yargılar mı bu da düşünülmeli. Sınırsız tanrının sınırlı birinin imanına ihtiyacı var mıdır ? Descartes bir hristiyandır. Doğup büyüdüğü toplum onu böyle şekillendirmiştir. Gazali de çok zekidir "nedensellik" için cevap vermek zordur. Gazali de doğup büyüdüğü toplumda şekillenmiştir.
|

25-06-2014, 15:15
|
 |
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 05 Feb 2010
Bulunduğu yer: -.. ..- -. -.-- .-
Mesajlar: 2.391
|
|
alpeerkara´isimli üyeden Alıntı
Bu konu farklı ama hangi inanılan yaratıcı? Deizm?
|
Hasta olduğumuzu ve birisinin ilaç almamız gerektiğini söylediğini düşünün.
Hastalık, gerekli ortam oluca ortaya çıkar.
Ve malesefki her ilaç her hastalığı iyileştirmez.
Bu arada, vücut kendini iyileştirir, ilaç sadece süreci hızlandırır.
İddia ediyorum ki ikimiz de "Tanrıtanımaz" larız. Sadece benim inandığım tanrı sayısı seninkinden bir eksik. Diğer olası tanrıları neden reddettiğini anladığın zaman, benim de seninkini neden reddetiğimi anlayacaksın.
Zihin paraşüt gibidir, sadece "açıkken" çalışır.
Benim manevi mirasın akıl ve bilimdir. Atatürk.
|

25-06-2014, 15:35
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı
ve devam eder ;
Tanrı'yı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için ben onu düşünüyorum." Tanrı'nın varlığını düşünüyorum o halde O vardır değil. O var olduğu için Tanrı'nın varlığını düşünüyorum .
|
Düşünmek kesinlik ifadesi değil, zan ve tahmin ifadesidir, o şey hakkında böyle olmasını umuyorumun umma kısmıdır.
Düşünce dediğimiz şey neticede kişinin hayalleriyle harman olmuş bir yapıdır.
Zaten bu harman olmasından dolayıda, düşüncelere her türlü feyk attırılmıştır.
Bir şey varsa veya yoksa onu sürekli düşünmek, anmak kişiyi anca yorar.
Lafını yapmakta yorar.
Bazı tasavvufçular çoğu şeyi abes sayarlar.
Söylemem derdimi hem-derdim olan âha bile
Belki sînemdeki şu nâle-i cângâha bile
Kendi bî-şübhe bilir râz-ı derûnum yoksa
Ehl-i dil söyleyemez derdini Allâh’a bile Hatta bazılarıda değil anmak, zikir filan düşünmesini bile abes sayarlar ki o defteri ebediyyen kapatırlar.
Ula tanrıyı bi rahat bırakın diyeni bile duyulur.
Neticede düşünme kafa karıştırıcı bir özelliğimiz olup, sürekli düşünmeye yönlendirilmemiz sonucu, iş çığırından çıkmıştır.
İnsan bir şeyi ispat etmişse veya edememişse daha onu niye düşünür ki?
Hep ilgimi çekmiştir bu durum, lakin bende ara ara düşmüşümdür bu duruma.
Sonuçta insanız hatalarımızla da varızdır.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

25-06-2014, 16:33
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 10 Dec 2013
Mesajlar: 840
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Düşünmek kesinlik ifadesi değil, zan ve tahmin ifadesidir, o şey hakkında böyle olmasını umuyorumun umma kısmıdır.
Düşünce dediğimiz şey neticede kişinin hayalleriyle harman olmuş bir yapıdır.
Zaten bu harman olmasından dolayıda, düşüncelere her türlü feyk attırılmıştır.
Bir şey varsa veya yoksa onu sürekli düşünmek, anmak kişiyi anca yorar.
Lafını yapmakta yorar.
Bazı tasavvufçular çoğu şeyi abes sayarlar.
Söylemem derdimi hem-derdim olan âha bile
Belki sînemdeki şu nâle-i cângâha bile
Kendi bî-şübhe bilir râz-ı derûnum yoksa
Ehl-i dil söyleyemez derdini Allâh'a bile Hatta bazılarıda değil anmak, zikir filan düşünmesini bile abes sayarlar ki o defteri ebediyyen kapatırlar.
Ula tanrıyı bi rahat bırakın diyeni bile duyulur.
Neticede düşünme kafa karıştırıcı bir özelliğimiz olup, sürekli düşünmeye yönlendirilmemiz sonucu, iş çığırından çıkmıştır.
İnsan bir şeyi ispat etmişse veya edememişse daha onu niye düşünür ki?
Hep ilgimi çekmiştir bu durum, lakin bende ara ara düşmüşümdür bu duruma.
Sonuçta insanız hatalarımızla da varızdır.
|
Tanriyi bir rahat birakin demeleri guzel gunumuz muslumanlari Allahi rahat birakmiyorlar ellerinden ne cekiyor
|

25-06-2014, 21:19
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
RainFall´isimli üyeden Alıntı
Tanriyi bir rahat birakin demeleri guzel gunumuz muslumanlari Allahi rahat birakmiyorlar ellerinden ne cekiyor
|
Bakış açısına göre işin şekli değişebiliyor tabi, kimi böyle düşünebilirken, kimide bas bas bağırmayı fazilet sayabiliyor.
Muhammed bile bir gün yanındakileri böyle azarladığını okumuştum " Sağıra mı duyuruyorsunuz" diye.
Tasavvuf bu konudaysa hakikaten çok ketum olabiliyor.
Heleki " Hasenatül ebrar seyyiatül mukarrabin" denilen sözün anlamını eminim çoğu tasavvufçuyum diyen dahi bilmez, bilse bu ne biçim tasavvuf deyip geçer ki zaten tasavvuf dıştan görüldüğü gibi değildir..
Neyse bu gibi durumlar bakış açısını değiştiriyor elbette.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

10-07-2014, 16:11
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 10 Dec 2013
Mesajlar: 840
|
|
Felasife tanrı Allah veya başka bir tanrı suçu insan gibi ultra zeki zeka sahibi birisini tarih sahnesine çıkarmak ile oldu kıyamet insan eliyle gerçekleşecek belkide kim bilir?
|

12-09-2014, 18:40
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Oct 2012
Mesajlar: 326
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Hatta bazılarıda değil anmak, zikir filan düşünmesini bile abes sayarlar ki o defteri ebediyyen kapatırlar.
Ula tanrıyı bi rahat bırakın diyeni bile duyulur.
|
Zikri abes sayan ve ebediyyen bu defteri kapatan tasavvufçular kim ,merak ettim doğrusu  İsim verebilir misiniz?
|

12-09-2014, 20:08
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704
|
|
Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı
Kainatın varlığı bir yaratıcıya verilmediği takdirde onun mutlak yoktan varlık sahasına çıkmış olması gerekir.Mutlak yoktan ,mutlak yokluktan hiçbir şey var olmaz.Nasıl ki kainat ezeli değilse ve onun yaşından söz ediyorsak kendisine nasıl bir tarif getirirsek getirelim maddenin ezeli ve kendi kendine var olması mümkün değildir.
|
Evet madde ezeli değil, çünkü zaman ancak maddeye bağlı açığa çıkar, bu halde maddeyi zamana bağlı kılan söylemler anlamsızdır, mantık dışıdırda. Kainatın yaşı filan yok, yaşından bahsettiğimiz, aslında geniş değişimlerden ibaret. Eğer kainat ile anladığımız varlık ise, ne yaşı ne de zamanı var, sadece değişim ve devinimler var bunlarda sayısal şeyler değil, değişim, dönüşüm.... hayır kainat ile kasıt şu anki evren ise bu evrenin nerede başladığı, nerede bittiği öncelikle çözülmelidir. Yani peynir küflendi der gibi, eski evren, yeni evren, önceki, sonraki ayrımına dayalı bir başlangıç tayin etmek gerekir, yine de bu tayin evreni değil bizi bağlar, evren değişirkende evren zaten, yani değişimleri ayırıp, adlandıran bizleriz, varlık ise sadece değişiyor, hareket halinde.... Kime, neye göre yaş tayini yapılacak?
Narkiz Mitoloji´isimli üyeden Alıntı
Ayrıca madde şuursuzdur duymasu görmesi söz konusu değidir,şuursuz illimsiz iradesiz bir şey mutlak şuur ilim ve irade isteyen işlerin kaynağı olamaz ve faili olamaz. Bunun yanısıra madde ,insanın ve daha başka şuurlu canlıların tasarrufu karşısında acizdir edilgendir böyle bir şey ezeli ve varlığı kendinden olamaz ,nede başkalarını yaratanı meydana getirir.Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür.
|
Şuur dediğimiz organize tepki verebilme durumudur. Madde etki edr veya tepki verir ve bunun için şuur gereksizdir. Şuur ise maddenin, organize biçimde tepki verme temeline yaslanır. Canlı ile cansız arasında Çin seddi yoktur, bunlar birbirine dönüşebilir(organik-inorganik madde birbirine dönüşebilir)
İlk parafta da dediğim gibi yaş, zaman gibi kavramlar varlığa içkin, varlık açısından bir anlamı yok ve varlık sürekli değişiyor, deviniyor. Maddeler değişiyor biribirine dönüşüyor vs... Bu dönüşümler açısından canlı-cansız ayrımı belirleyici değildir. Örneğin bu gün kullandığımız petrol aslında fosil yakıttır yani kaynağı organik maddedir....
Edenin varlığına gelince; "Dolayısıyla hiçbir şey kendi kendine veya maddeye dayalı olarak yoktan var olamaz,yoktan var olma ancak bir edenin varlığıyla mümkündür." demişsiniz -ki bu söz amacınızla olduğu kadar öne sürdüüklerinizle de çelişiyor.
Madem yoktan bir şeyler var olmuyor -ki yoktan var olduğu iddiası sadece dinlere ait, örneğin bana göre önce yokluk vardı, sonra bir eden çıktı var etti gibi söylemler mantık dışı olduğu gibi anlamsızdır, muhatapsızdır. Yokluk-varlık aslında ikisi de bir bütünün parçası, varlık yok ise yokluk zaten anlamsız- bir an anlam vereyim, evet yoktan hiç bir şey var olmaz, bir var eden olmalı söylemini bende kabulleneyim, Peki var eden de bir varlık mıydı? Yoklukta mıydı?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (12-09-2014 Saat 20:13 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:56 .
|