Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Ateizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #101  
Alt 13-01-2015, 21:59
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Buradaki sorun, koktenciligin sadece din ile sinirli olmamasi.

Insanoglu nihilism ile birlikte bir suru farkli ideolojisi inanci ve izmi ile radikalleserek dunyayi kana bogdu.

Yani sorun, iktidari ele geciren guc ve otorite sahibi olan bir ideolojinin inancin ya da izmin kendi degerlerini nitelik olarak zorla topluma dayatmasi ve hatta Kabul etmeyenleri de yasam hakki dahil, her turlu diktaya mahkum etmesidir.

Bu temelde stalin ile hitlerin yaptigi katliamlarin farkini insanlik Adina kim ortaya koyabilir.

Tek fark ideolojileri de olsa, ortak olarak yaptiklari iktidarlarinin guc ve otoritesini kendi toplumuna zorla dayatmasidir.

Insanlar acisindan sorun ise, kendi beyinlerini kullanmak yerine; kendilerine sunulan nitelikleri kabullenmek ya da karsi cikarak canlari ile bu karsi cikisi odemeleridir.

Sonucta radikallesmek ve demokratiklesmek tam da gunumuzun aydinlanmacagindan beri yasadigi ikilemdir.

Demokratiklesmenin farkinda ve bilincinde olmayanlar ya da politik guc ve otorite cikari olarak cikarinaters dusenler, kendi niteliklerini tum topluma zorla dayatma Adina demokratiklesmek yerine, radikallesmeyi tercih etmislerdir.

Bunun en son ornegi bati ulke ve toplumlarinda yasanan fasizmdir.

Onemli olan adaletin nerede aranacagi, radikallemekte ki tek duze zorla Kabul ettirilen nitelikte mi?

Yoksa cesitli niteliklerin bir biri ile sosyal yasam ve iliskisindeki saygili ve kabullu demokratiklesmesinde mi?

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #102  
Alt 13-01-2015, 22:08
Nana Buluku Nana Buluku isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 21 Oct 2014
Mesajlar: 1.030
Standart

Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya tarihine bakılırsa, dindarların - Özellikle üç semavi din müntesiplerinin - İnsnalığa verdiği zararı ateistler, agnostikler ve deistler vermedi. Gerçi, yönetim bunların elinde olsa durum ne olurdu; orası meçhul. Ama; dindarlar kadar kan dökmedikleri, sömürmedikleri de bir gerçek.

Fakat; söz konusu dindarların inancını dikkate alacak olursak; onlar, günahları kadar yandıktan sonra ebediyyen Cennet'e gideceklerine inanmakta. Ateist, deist ve agnostikler ise "Cehennemlik"

Burada Tanrı'nın adâleti sorgulanır hale geliyor.
Esas soru şu:

Din mi insanları bu kadar vahşileştirdi;
Yoksa, insanlar mı inancı kendilerine uydurdular ?

Önemli olan toplumun cahil olmaması.Toplum cahil oldu mu her türlü kötülükte olur.Bunun pek dinle bir ilgisi yok.Din sadece cahil toplumu kendi çıkarları doğrultusunda kullananların işine yarar.

Bence Tanrının din gönderirse burada Tanrının tek bir amacı olur.Bilinmek isterse din gönderir.Böyle bir durumda Tanrının tek umurunda olan onun varlığına inanıp inanmamak olur.İnsanların iyilik veya kötülük yapmasıyla ilgileneceğini sanmıyorum.Yada Kuran gibi içi saçma öykülerle dolu bir kitap göndermez.Ona inanmayanlara ceza vereceğini de sanmıyorum.

Bence insanlar inancı kendilerine uydurdu.
Alıntı ile Cevapla
  #103  
Alt 13-01-2015, 22:39
Vefik Sami Vefik Sami isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Buradaki sorun, koktenciligin sadece din ile sinirli olmamasi.

Insanoglu nihilism ile birlikte bir suru farkli ideolojisi inanci ve izmi ile radikalleserek dunyayi kana bogdu.

Yani sorun, iktidari ele geciren guc ve otorite sahibi olan bir ideolojinin inancin ya da izmin kendi degerlerini nitelik olarak zorla topluma dayatmasi ve hatta Kabul etmeyenleri de yasam hakki dahil, her turlu diktaya mahkum etmesidir.

Bu temelde stalin ile hitlerin yaptigi katliamlarin farkini insanlik Adina kim ortaya koyabilir.

Tek fark ideolojileri de olsa, ortak olarak yaptiklari iktidarlarinin guc ve otoritesini kendi toplumuna zorla dayatmasidir.

Insanlar acisindan sorun ise, kendi beyinlerini kullanmak yerine; kendilerine sunulan nitelikleri kabullenmek ya da karsi cikarak canlari ile bu karsi cikisi odemeleridir.

Sonucta radikallesmek ve demokratiklesmek tam da gunumuzun aydinlanmacagindan beri yasadigi ikilemdir.

Demokratiklesmenin farkinda ve bilincinde olmayanlar ya da politik guc ve otorite cikari olarak cikarinaters dusenler, kendi niteliklerini tum topluma zorla dayatma Adina demokratiklesmek yerine, radikallesmeyi tercih etmislerdir.

Bunun en son ornegi bati ulke ve toplumlarinda yasanan fasizmdir.

Onemli olan adaletin nerede aranacagi, radikallemekte ki tek duze zorla Kabul ettirilen nitelikte mi?

Yoksa cesitli niteliklerin bir biri ile sosyal yasam ve iliskisindeki saygili ve kabullu demokratiklesmesinde mi?
Tüm canlılar kendi menfaatlerini korumaya programlanmış olarak doğuyor. Düşünüp konuşabilen ve fikirler üretebilen sâdece insan. Gerek menfaatlerin korunmasında, gerekse üretilen yeni fikirler arasındaki çelişkiler zıtlıkları, zıtlıklar da mücadele ve savaşı doğurmakta.

Kitâbi sözler güzel.
İnsanı etkilemiyor da değil.
Ama; pratikte pek etkili olamadıkları da bir gerçek!

Esas sorunumuz bence şu:

Akşama kadar ağzımızla adâleti savunup, fillerimizle tam zıddını yapıyor olmamız. Nasreddin Hoca'nın "Kara kaplı kitap"ı kendi menfaatlerimiz söz konusu olduğunda elimizden hiç düşmezken, "öteki"nin çıkarları noktasında aynı hassasiyeti gösteremiyoruz.

Rakip partideki üstün zekâlı, eğitimli birini sırf siyâsi sâiklerle yerin dibine sokuyor, kendi partimizin "ebleh"ini el üstünde tutuyoruz
Samimi değiliz.
Riyâkârlık paçamızdan akıyor.

Bu samimiyetsizlik inanç husûsunda da kendisinni gösteriyor bence.
Diyanet; mevcut iktidarı üzmeyecek, gücendirmeyecek mevzûlarda avaz avaz bağırıyor, esip gürlüyor. Ama eleştirinin ucu iktidara dokunacak olursa "dut yemiş bülbül" oluyor.

Dünyada yaşamış ve yaşamakta olan bütün kültür dindarları menfaatlerini İlah, kendilerini bu menfaatlere ulaştıracağına inandıkları Tanrı'yı-Allah'ı vs. "Şefaatçi put" edinmişler. Aslında, "inandık" dedikleri Tanrı'ya en büyük hakâreti yapmaktalar.

Ömr-ü hayatında bir defa olsun Kur'anda ne yazdığını merak etmemiş, kitabı kendi dilinde okuyup anlayamamış milyarlarca insan, bilmedikleri Arapça ile sûre âyet ezberleyip, papağan gibi tekrarlardan 'bonus' olarak sevap kotarıp Cennet'e gideceklerine inandılar. İslâm'ın temel ibâdetlerinin; - Oruç, Namaz Hac vs. - farz, vâcip ve sünnetlerinin neler olduğunu bilemeden hem de. Her müslümanın bilmesi şart olan bu ilmihal bilgilerini dahi bilemezken, sâdece "inandım" demeyi yeterli görüp, ebedi hayat ve Cennet'i hak edeceklerini umarak yaşadılar ve öldüler.Tuhaf olan; İslâm âlimi diye nitelenen "ULAMA" da - ulama, Yaşar Nuri Hoca'nın teşbihidir - "Ey müselman! Sen ne yaptığının farkında mısın ?" demedi, diyemedi şimdiye kadar. 'Ulama'sı, 'avam'ı aynı ipe dizilmiş tesbih taneleri gibi yaşayıp göçtüler. Aralarındaki tek fark; 'Ulama'nın daha çok sevap kotarması....

Bir de "Allah rızası" demezler mi ?
Eğer bir din müntesiplerine bencillik ve riyâkârlık aşılıyorsa, insanoğlunun başındaki en büyük belâdır.

Konu Vefik Sami tarafından (13-01-2015 Saat 22:51 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #104  
Alt 13-01-2015, 22:49
Vefik Sami Vefik Sami isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
Standart

deizm´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

...Bence Tanrının din gönderirse burada Tanrının tek bir amacı olur.Bilinmek isterse din gönderir.Böyle bir durumda Tanrının tek umurunda olan onun varlığına inanıp inanmamak olur...
Ben öğretmen emeklisiyim.

Derse hazırlıklı girdiğim, ne yaptığımdan emin ve içim rahat ders işlediğim zaman, sınıftaki çoğu öğrencinin beni dinliyormuş gibi yaparken aslında dinlemediklerine pek takılmazdım. Onlar adına üzülürdüm ama; takılmazdım. Çünki; işimi doğru yaptığıma inandığımda vicdanım rahat olarak çıkıyordum sınıftan.

Fakat; ilgili konuya yeterli düzeyde hazırlanamamışsam, cümleleri doğru ve akıcı biçimde kuramıyorsam, kendimden kaynaklanan sebepler neticesinde öğrenciler beni sınıfta görmekten ve sesimi duymaktan sıkılır hâle gelmişlerse, bu beni gerçekten üzerdi. Çünki; sorumluluğun ve suçun kendimde olduğunu bilirdim.

Kâğıt üstünde Tanrı kavramı ile hatâ-kusur kavramı yan yana gelemeyeceği için; Tanrı'nın, kullarının kendisine inanmamasını dert edeceğine ihtimâl vermem.

Konu Vefik Sami tarafından (13-01-2015 Saat 22:59 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #105  
Alt 13-01-2015, 23:11
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tüm canlılar kendi menfaatlerini korumaya programlanmış olarak doğuyor. Düşünüp konuşabilen ve fikirler üretebilen sâdece insan. Gerek menfaatlerin korunmasında, gerekse üretilen yeni fikirler arasındaki çelişkiler zıtlıkları, zıtlıklar da mücadele ve savaşı doğurmakta.

Kitâbi sözler güzel.
İnsanı etkilemiyor da değil.
Ama; pratikte pek etkili olamadıkları da bir gerçek!
Buradaki sorun insanoglu menfaatlerinin bir butunu degil, degersel parcayi icermesi. Zaten savasta deger parcalari arasi savas. Ustelik bu degerlerin yaraticisi da insanoglu.

Madem bu kadar farkli deger var, ne akla kuluk bir deger digeri ile savasir ve kendi deger ustunlugunu digger deger uzerinde kurmak ister?

Iste insanoglu dogal/fenomenal tikanik zihniyetinin temel sorunu da budur. Hem farklari yaratmak hem de kendi farkini digger farklardan ustun kilma cabasi. Bu sadece "kendi yarattigi ile celismek" ten baska bir sey degildir.

Bunlar "kitabi sozler" degil, yasamin verdigi insanoglu turunun bir biri ile iliskisinin verdigi gozlemin dile gelisi.

Esas sorunumuz bence şu:

Akşama kadar ağzımızla adâleti savunup, fillerimizle tam zıddını yapıyor olmamız. Nasreddin Hoca'nın "Kara kaplı kitap"ı kendi menfaatlerimiz söz konusu olduğunda elimizden hiç düşmezken, "öteki"nin çıkarları noktasında aynı hassasiyeti gösteremiyoruz.
Konu adaleti savunmaktan ziyade, ne algi anlam ve icerikteki adaleti savunmak/karsi cikmak. Sen bugun diyelim toplumda sorsan "adalet nedir?" diye kac kisiden ayni yaniti alabilecegini dusunursun?

Rakip partideki üstün zekâlı, eğitimli birini sırf siyâsi sâiklerle yerin dibine sokuyor, kendi partimizin "ebleh"ini el üstünde tutuyoruz
Samimi değiliz.
Riyâkârlık paçamızdan akıyor.
Iste buna politika ve politik cikar diyorlar. Politika ile "samimiyet/durustluk" v.s. gibi kavramlar pek ortusmez. Cunku samimiyette durustlukte bir cikar yoktur. Politika ise tamamen cikar uzerinedir.

Bu samimiyetsizlik inanç husûsunda da kendisinni gösteriyor bence.
Diyanet; mevcut iktidarı üzmeyecek, gücendirmeyecek mevzûlarda avaz avaz bağırıyor, esip gürlüyor. Ama eleştirinin ucu iktidara dokunacak olursa "dut yemiş bülbül" oluyor.
Nedeni cikar degil mi?

Dünyada yaşamış ve yaşamakta olan bütün kültür dindarları menfaatlerini İlah, kendilerini bu menfaatlere ulaştıracağına inandıkları Tanrı'yı-Allah'ı vs. "Şefaatçi put" edinmişler. Aslında, "inandık" dedikleri Tanrı'ya en büyük hakâreti yapmaktalar.
Yine cikar soz konusu.

Ömr-ü hayatında bir defa olsun Kur'anda ne yazdığını merak etmemiş, kitabı kendi dilinde okuyup anlayamamış milyarlarca insan, bilmedikleri Arapça ile sûre âyet ezberleyip, papağan gibi tekrarlardan 'bonus' olarak sevap kotarıp Cennet'e gideceklerine inandılar. İslâm'ın temel ibâdetlerinin; - Oruç, Namaz Hac vs. - farz, vâcip ve sünnetlerinin neler olduğunu bilemeden hem de. Her müslümanın bilmesi şart olan bu ilmihal bilgilerini dahi bilemezken, sâdece "inandım" demeyi yeterli görüp, ebedi hayat ve Cennet'i hak edeceklerini umarak yaşadılar ve öldüler.Tuhaf olan; İslâm âlimi diye nitelenen "ULAMA" da - ulama, Yaşar Nuri Hoca'nın teşbihidir - "Ey müselman! Sen ne yaptığının farkında mısın ?" demedi, diyemedi şimdiye kadar. 'Ulama'sı, 'avam'ı aynı ipe dizilmiş tesbih taneleri gibi yaşayıp göçtüler. Aralarındaki tek fark; 'Ulama'nın daha çok sevap kotarması....

Bir de "Allah rızası" demezler mi ?
Eğer bir din müntesiplerine bencillik ve riyâkârlık aşılıyorsa, insanoğlunun başındaki en büyük belâdır.
Bir seyi bilmek istemek ya da bilmediginin farkina ve on emine varmak, maalesef bilinc isidir.

Toplumlar sadece beyinlerinde yer edenleri kullanmaya yonlendirilir, yani beyinler dusunmek icin kullanilmaz. Sadece hafizada olani dile getirmek icin kullanilir.

Bu tip deger konularinda dikkat edilecek bir noktada, kisinin kendinin bir seyi soylemesi degil; bir seyin Adina konusuyor olmasidir. Cunku kendi varliginin farkinda ve bilincinde degildir.

Sadece kendinden istenileni yapar ya da karsi cikar. Kendi adi yerine, bir inanci ideolojisi izmi ya da degeri Adina konusur.

Din de her deger gibi bazilari icin politik bir cikar kapisidir. Bunlara da dinci diyorlar.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #106  
Alt 13-01-2015, 23:28
ahura mazda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahura mazda ahura mazda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Sep 2010
Mesajlar: 438
Standart

Her canlı biyolojik olarak kendi yaşamını sürdürmek,üremek,çoğalmak ister dimi ? belli ihtiyaçlarımız mecburidir bu bizim bencilliğimizdir. Bu biyolojik isteklerimizi törpüleyebildiğimiz,dizginleyebildiğimiz için insanlık bu muazzam nüfusa,kültür çeşitliliğine,medeniyete,teknolojiye sahip oldu. Öyle yada böyle artık doğayı değiştirebilme,yok edebilme,düzenleyebilme şansına sahibiz önceden böyle bir gücümüz yok. Yani insanlık basit anlamda güç kazandı diyebiliriz diğer tüm canlıların üzerine çıktık nasıl besin zincirinin tepesinde okyanuslarda köpek balığı var diyoruz,ormanda aslan var vs. Bunları biz hariç olanlar besin zincirinin en tepesinde tüm dünya da havada karada denizde insan var artık. Yakında tektonik hareketleri durdurabilme gücüne ve depremleri engelleyebilme gücüne dahi erişebiliriz. Besin zincirinin de dışına çıkıp kendi doğamızı yarattık. endüstriyel çiftçilik, bizi besleyen hayvanlar var artık nüfusun muazzam çoğunluğu av hayvanları ile beslenmiyor,biz kendi habitatımızı yaratıyoruz. Neyse açtıkça açabilirim bu mevzuyu.

Dün ileri bir hareket gibi görülen dinler bugün geri hareketler çünkü din kurumları eskidi kendileri eskidi,bilgi birikimi muazzam hele internet,e-book gibi mevzulardan sonra şuan ki bilgi birikimi 10 yıl sonra en az 4 e katlanacak. Birde bilginin ortaklaşması sağlanacak şimdi üniversitelerde yayınlar çıkıyor ama bazı bölümler bazı bölümleri takip edilmeyen yayınlar olabilir bazı doktora tezleri biri çinde diğeri amerika da çıkabiliyor. Tüm üniversitelerin ortak database'i kurulursa varın görün teknolojik atılımı o zaman. İşte bu noktada din engelleyici işlem edinmeye başladı. Kök hücre gibi mevzularda etik tartışılıyor daha hala evrim konusunda tedirginlik var falan

Şimdi doğayı kendimizden korumaya çalışıyoruz,çevreye daha duyarlı davranmaya başladık,kendimize yasaklar getirmeye başladık. Yani insanlık bir noktada kendini dünyadan tamamen soyutlayacaktır çünkü artık eski kabile insanı yok yani sıradan bir hayvan yok. Baya bildiğiniz doğayı tanrılaştıran insan kendi tanrı oldu. Ölüme de çare bulunur,ölümsüzlükte geliştirilir. Ancak öncelikle nüfus problemi en önemli engel bir bölge ile diğer bölge arasında bu kadar uçurum varken çok sorun olur. Birde dinler doğum kontrolünü de yasaklıyor arkadaş. stabil,düzgün ve yavaş ilerleyen bir dünya nüfusu olsa yani nüfus artış hızımızı ayarlayabilsek herşey daha iyi olacak savaşlarda katliamlarda azalır çünkü insanın kendine verdiği kıymette paha biçilemez olur.

İşte görüldüğü üzere nüfus artışı gibi ciddi problemin önünde din gibi bir engel var,bilimsel gelişmelerin önünde din gibi büyük bir engel var. Dinin artık pasifize olması lazım. Yine olmasında sorun olmaz ama toplumsal etkisinin azalması lazım. Eğer böyle olursa iktidarı elinde tutan burjuvazi bunu frenleyebilmek için kitle katliamı yoluna gidecektir.
Alıntı ile Cevapla
  #107  
Alt 14-01-2015, 15:45
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

ahura mazda´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şimdi doğayı kendimizden korumaya çalışıyoruz,çevreye daha duyarlı davranmaya başladık,kendimize yasaklar getirmeye başladık. Yani insanlık bir noktada kendini dünyadan tamamen soyutlayacaktır çünkü artık eski kabile insanı yok yani sıradan bir hayvan yok. Baya bildiğiniz doğayı tanrılaştıran insan kendi tanrı oldu. Ölüme de çare bulunur,ölümsüzlükte geliştirilir.
Bunlar kulağa hoş gelsede, gerçekte insan anca doğayı taklit edebilir, o da çok kötü bir taklit şeklinde olacaktır.
İnsan, doğanın bizzat kendisi gibide olmadığına göre, Tanrı olması, Tanrılaşması da anca kendini kandırmacadan öte değildir.

İnsan niyeyse kendi yaptığı işleri mükemmel gördüğü için, yaşamı yönlendirmeyi de kendinede vazife sayıyor.

Yiyeceğin bu kadar bollaşmasıda nüfusuda arttıran başka bir sebep.
Yani sentetik ve genlerle oynamanın akabinde bir takım gelişmeler, yiyeceği bollaştırdı, yaz/kış ayrımı kalmadı, yiyecek bollaşıncada nüfus arttı.
Şimdi insanlar yiyeceklerin ayarıyla bu kadar oynamasaydı, nüfus bu kadar artar mıydı?

Hasılı durum birazda vahşi hayvanların ki gibidir, yiyecek bol olduğu sürece nüfus artması engellenemez.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #108  
Alt 14-01-2015, 18:36
ahura mazda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahura mazda ahura mazda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Sep 2010
Mesajlar: 438
Standart

Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya tarihine bakılırsa, dindarların - Özellikle üç semavi din müntesiplerinin - insanlığa verdiği zararı ateistler, agnostikler ve deistler vermedi. Gerçi, yönetim bunların elinde olsa durum ne olurdu; orası meçhul. Ama; dindarlar kadar kan dökmedikleri, sömürmedikleri de bir gerçek.

Fakat; söz konusu dindarların inancını dikkate alacak olursak; onlar, günahları kadar yandıktan sonra ebediyyen Cennet'e gideceklerine inanmakta. Ateist, deist ve agnostikler ise "Cehennemlik"

Burada Tanrı'nın adâleti sorgulanır hale geliyor.
Esas soru şu:

Din mi insanları bu kadar vahşileştirdi;
Yoksa, insanlar mı inancı kendilerine uydurdular ?
İnanç insan gibi vahşidir çünkü insan yaratısıdır. Şimdi bazı dinler barışa önem vermiş,bir grup din de kısmi barış,bir kısmı ise savaşmadan olmaz,savaşmak bir onurdur demiş. Coğrafi şartlar insanın doğaya bağımlı yapısı o doğada hayatta kalma şansını maksimize edecek şekilde inanç geliştirebilmesini sağlamış. Mesela İlkel devlette gördüğümüz Rahip - Kral modeli budur. Kaynaklar kıt,tarımsal üretim sınırlı eşit ve ölçülü dağıtılması için bir rahip kral'a ihtiyaç var. Türkiye'de örneği Arslantepe'dir mesela ama topluluk büyüdükçe nüfus arttıkça,uzmanlıklar çoğaldıkça rahip -kral olayı yetersiz olmuş,o toplumsal düzenleme çökmüş daha kalabalık daha sistematik inanç ile hareket eden gruplar istila etmiş.

Mesela Mitoloji'nin bir anlamı var,mitoloji'de bahsedilen yasaklar var aynı mitoloji bir çok kabilenin meydana geldiği boylar federasyonunu ifade ediyor. Tanrıların ortaya çıktığı coğrafyalar var Yunan tanrılarının hepsi aynı noktadan peydah olmamış hepsinin coğrafyası farklı. Apollon,Artemis,Dionysos mesela Anadolu kökenli tanrılar ama diğer kıta Yunanistan ile bağlantılı,Zeus Girit ile bağlantılı gibi. İhtiyaca göre şekillenmiş.

Hititler neden bin tanrılı halk,her etkileşimde bulundukları halkın tanrısını benimsiyorlar,buda onların çözümlemesi.

İslam arapların birlikte güçlenmesini sağlamış. Hristiyanlık Roma'da ezilen fakirlerin,kölelerin birleşmesine zemin hazırlamış. Keza Musevilik bir iktidar çatışması.

Her din ayrı bir kültürü ayrı bir dünyayı ifade ediyor. Belli çözümlemeler ile büyük topluluklara kısmi faydalar sağlamışlar ama artık insan kendini ehlileştiriyor,toplum olmanın bilincinde,felsefe gelişti,bilgi hacmi büyüdü,teknoloji gelişti. Din artık pasifize olmalı yani 7 erdem gibi saygı,sevgi,hoşgörü kavramları kullanılmalı artık başka düzlemdeyiz. İnsan başka hayvanları ehlileştirdiği gibi kendini de ehlileştirmeyi başardı,dinler şimdi bu ehlileştirmeyi bir ileri götürmemize engel oluyorlar. Nasıl kurt köpek olduysa, Nasıl yabani öküzler çiftlik hayvanına dönüştüyse,nasıl at insana yakın bir yapı kazandıysa,buda böyle bir şey. Kediler bile evcilleşti.


Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bunlar kulağa hoş gelsede, gerçekte insan anca doğayı taklit edebilir, o da çok kötü bir taklit şeklinde olacaktır.
İnsan, doğanın bizzat kendisi gibide olmadığına göre, Tanrı olması, Tanrılaşması da anca kendini kandırmacadan öte değildir.

İnsan niyeyse kendi yaptığı işleri mükemmel gördüğü için, yaşamı yönlendirmeyi de kendinede vazife sayıyor.

Yiyeceğin bu kadar bollaşmasıda nüfusuda arttıran başka bir sebep.
Yani sentetik ve genlerle oynamanın akabinde bir takım gelişmeler, yiyeceği bollaştırdı, yaz/kış ayrımı kalmadı, yiyecek bollaşıncada nüfus arttı.
Şimdi insanlar yiyeceklerin ayarıyla bu kadar oynamasaydı, nüfus bu kadar artar mıydı?

Hasılı durum birazda vahşi hayvanların ki gibidir, yiyecek bol olduğu sürece nüfus artması engellenemez.
Hayır engellenebilir Çin bunun pratiğini yaptı,Avrupa bunu yasaksız çözdü hatta fazla bile geldi nüfus artış hızı düştü. Avrupa'da kıtlık olduğu için mi genç nüfus azaldı ? Hayır.
Sorun olan din, din pratiği nüfus patlamasına sebep oluyor, İslam'da doğum kontrolü mü var ? Hayır. Tam aksine yapabildiğin kadar yap,kısmeti ile gelir anlayışı var. Ancak nüfus planlaması yapan ülkeler başarı ile bunu gerçekleştirdiler,gerçekten üstüne düşülüpte yapılamayacak bir şey değil. Gelişmemiş ülkelerde bu problem. Genç nüfusun bu kadar fazla olması sıkıntı.
Alıntı ile Cevapla
  #109  
Alt 14-01-2015, 19:49
Nana Buluku Nana Buluku isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 21 Oct 2014
Mesajlar: 1.030
Standart

ahura mazda´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sorun olan din, din pratiği nüfus patlamasına sebep oluyor, İslam'da doğum kontrolü mü var ? Hayır. Tam aksine yapabildiğin kadar yap,kısmeti ile gelir anlayışı var. Ancak nüfus planlaması yapan ülkeler başarı ile bunu gerçekleştirdiler,gerçekten üstüne düşülüpte yapılamayacak bir şey değil. Gelişmemiş ülkelerde bu problem. Genç nüfusun bu kadar fazla olması sıkıntı.
Nüfus ile dinin hiç bir alakası yok bence.Bakabileceğin kadar çocuk yaparsın.İslam sürekli çocuk yapın demez.
Neden direkt İslam'a bağlıyorsun ki durumu.Hristiyanlıkta doğum kontrol var mı?Yada Hinduizm ve Budizm'de?
Alıntı ile Cevapla
  #110  
Alt 14-01-2015, 19:57
ahura mazda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahura mazda ahura mazda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Sep 2010
Mesajlar: 438
Standart

Yok zaten sadece müslümanlığa bağlamıyorum aynı durum bazı hristiyan tarikatlarında da geçerli,hindularda da,budizmde de din dedim zaten genel olarak. Nüfus ve din çok bağlantılı 21.yy'da. Böyle bir şey söylemen bile tuhafıma kaçtı yani ya dinleri bilmiyorsun ya da hiç bu konuda birikimin yok. Geçmişte Kürtaj hakkı diye bir şey yoktu mesela veya nüfus planlama diye bir husus söz konusu değildi çünkü dinlerde bu durum yasak. Yani insan elbette çoğalacak. Bir din var mı böyle bakamayacağınızdan fazla çocuk yapmayın diyen ? Yok. Amerika'da mormonlar var mesela çok eşlidirler ve nüfus planlaması onlara göre günahtır. Keza islamiyet içinde aynısı geçerli.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:26 .