
07-10-2017, 23:06
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Hayır ang, bilgine saygım tam, ama bu konudaki fikrine katılmıyorum.
Uçurma drone yerine geçmez. Uçurtmayla karışır.
Sen bunu uygun bulmuşsun ama bak, ben de buna itiraz ediyorum.
Bu da doğal. Dil kollektif bir uzlaşı ürünüdür. Bir gün gelecek belki de uçurma benimsenecek ve ben, uygun görmesem de drone yerine uçurma diyeceğim, demek zorunda kalacağım.
Evet ama şimdi, hepimiz drone demek zorundayız. Sen uçurma desen kimse anlamaz. Parantez içinde açıklamak zorunda kalırsın, yani drone diye.
Dil böyle bir eser. Ekonomi yasasına göre isliyor. Türkçemiz, o güzel ve kurallı dilimiz de bundan muaf değil. Bu nedenledir ki kurallarını çokça çiğnemek zorunda kaldı. Yapısına aykırı pek çok özelliği aldı, benimsedi ve kendine uydurdu.
Sorulama neden anketin yerini alsın ki? Anket yerleşmiş ve herkes anlıyor. Sorgulamanın ne şansı var? Kimsenin köken kaydırması yapacağını ve sorulamayı tercih edeceğini düşünüyor musun?
Dil demek köken demek değildir. Dil demek yapı demektir ve türkçemiz bu nedenle çok güzel bir dildir.
Bazı salak adamlar var, yok türkçede şu şu harflerle başlayan kelime yok, türkçe diye bir dil yok, vb diye saçmalıyorlar. Bunlar da kelime bazlı yaklaşıyorlar. Bu nedenle hatalı yerlerde saplanıp kalıyorlar. Kelimenin kökeni çok ayrıntıdır. Önemli olan dilin yapısıdır.
Türkçenin gücü buradadır. Türkçe bir gezgin ve bir imparatorluk dilidir. Bu nedenle çokça kelime almış ve vermiştir. Türkçenin gücü, o aldığı kelimeleri kendi ses ve kural dünyası içinde uyumlu hâle getirmiş olmasındadır.
Biz farsçadan gûl (çiçek) kelimesini aldık ama onu gül yaptık. Farsça değil, türkçedir o.
Bahçe biziz, gül bizdedir.
|

08-10-2017, 00:06
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
ang´isimli üyeden Alıntı
...
Yabancı kökenli tüm sözcüklerin Türkçe bir seçenekleri olmalı bence, yabancı sözcük, Türkçesini öldürmemişse ya da türemesine engel olmamışsa buyursun gelsin, hoş gelir. Buna güzel örnekler var dilimizde, meselâ Arapçadan sen'e dilimize alınıp sene olmuş, Türkçeleşmiş ve bu dile giriş, binlerce yıllık Türkçesi olan yıl'ı unutturmamış, öldürmemiş, şimdi benim sene ile ne sorunum olabilir? Bizim derdimiz, Türkçeye dilkırım yapılmasın. Yıl ile sene el ele, kardeşçe yaşasınlar.
Dil, bir ulusun soyut yurdudur, toprak somut yurt, dil soyut yurttur. O dildeki sözcükler de soyut yurttaşlar gibidir, Türkçe sözcükleri dışlayıp Türkçe kökenli olmadığı halde Türkçeleşen sözcükleri kayırmak, tıpkı somut yurttan Türkleri sürüp Türk olmayan yurttaşları baş tâcı etmeye benzer. Örneklersek, bir düşünün, Türkiye'deki Türkleri sürgün ediyoruz, Ermenileri, Kürtleri vb. asıl vatandaş sayıyoruz, bunun gibi. Benim dildeki tavrım yabancı kökenli sözcükleri dilden atma biçiminde değildir, çünkü bu da, örneğe dönersek Kürtleri, Ermenileri yurttan atmaya benzer, benim savunduğum Türkler de atılmasın, Türk olmayanlar da, herkes bir arada yaşasın. Anket de gelsin, drone da, hoş gelirler, ancak Türkleri kovmamak, türemelerini engellememek kaydıyla, sene ile yıl gibi kardeşçe yaşayabilirler sorulama ve uçurma ile birlikte  benim dildeki tavrım ve savunum budur.
|
Bu yaklaşımındaki hata surada: bu ülkedeki ermeniler, kürd'ler vb ayrı birer kavim. Oysa dilimize yerleşmiş yabancı köklü kelimeler artık türkçe!..
Benzetme yapacaksak şöyle olmalı: türkleşmiş bir ermeni vb ile türkçeleşmiş bir yabancı köklü kelime.
İkisi de artık türk. Mesela Yaşat Kemal Kürd kökenli. Ama türkçenin yazarı. Dolayısıyla bir türk edebiyatçısı. Onun gibi...
Sene de yıl da olsun diyorsun. Buna sen ve ben karar vermiyoruz. Buna toplum karar veriyor. Bir süre var oluyorlar, sonra belki unutulacaklar.
Bence de ikisi de olsun. Ama ben ikisini de kullanırım. Oysa sen sadece yılı kullanırsın. Ama ikisi de var olursa unutma ki, bir süre sonra nüans ortaya çıkacak. Bu da iyi bir şey.
Ben cümlelerimde mesela isim de derim ad da. Aynı kelimeyi üst üste tekrarlayıp cümlemi sıkıcı hâle getirmemek için bir sonrakinde öbürunü kullanırım.
Drone artık türkçenin bir parçası. Sorun onun imlâsında. Nasıl yazacağız? Drone diye mi. Artık görünen o ki, evet. Peki ismin hâlleri nasıl olacak? Mesela "drone'u" mu?
Dil kurumu bunlara çözüm getireceğine kalkmış, yok uçangöz, yok kaçangöz...
|

08-10-2017, 14:07
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
ang´isimli üyeden Alıntı
Dil, bir ulusun soyut yurdudur, toprak somut yurt, dil soyut yurttur. O dildeki sözcükler de soyut yurttaşlar gibidir, Türkçe sözcükleri dışlayıp Türkçe kökenli olmadığı halde Türkçeleşen sözcükleri kayırmak, tıpkı somut yurttan Türkleri sürüp Türk olmayan yurttaşları baş tâcı etmeye benzer. Örneklersek, bir düşünün, Türkiye'deki Türkleri sürgün ediyoruz, Ermenileri, Kürtleri vb. asıl vatandaş sayıyoruz, bunun gibi. Benim dildeki tavrım yabancı kökenli sözcükleri dilden atma biçiminde değildir, çünkü bu da, örneğe dönersek Kürtleri, Ermenileri yurttan atmaya benzer, benim savunduğum Türkler de atılmasın, Türk olmayanlar da, herkes bir arada yaşasın. Anket de gelsin, drone da, hoş gelirler, ancak Türkleri kovmamak, türemelerini engellememek kaydıyla, sene ile yıl gibi kardeşçe yaşayabilirler sorulama ve uçurma ile birlikte  benim dildeki tavrım ve savunum budur.
|
Teşekkürler.
Soyut bir düşünce, anca bu kadar somutlaştırılıp güzel anlatılabilirdi.
Hayat rengarenk ise, neden dilde tek bir renge indirgensin değil mi?
Bu onu kısırlaştırmak, yalnızlaştırmaktan başka bir işe de yaramaz olsa gerektir.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

08-10-2017, 22:22
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
|
|
|
Dil demek köken demek değildir. Dil demek yapı demektir ve türkçemiz bu nedenle çok güzel bir dildir.
Bazı salak adamlar var, yok türkçede şu şu harflerle başlayan kelime yok, türkçe diye bir dil yok, vb diye saçmalıyorlar. Bunlar da kelime bazlı yaklaşıyorlar. Bu nedenle hatalı yerlerde saplanıp kalıyorlar. Kelimenin kökeni çok ayrıntıdır. Önemli olan dilin yapısıdır.
Türkçenin gücü buradadır. Türkçe bir gezgin ve bir imparatorluk dilidir. Bu nedenle çokça kelime almış ve vermiştir. Türkçenin gücü, o aldığı kelimeleri kendi ses ve kural dünyası içinde uyumlu hâle getirmiş olmasındadır.
Biz farsçadan gûl (çiçek) kelimesini aldık ama onu gül yaptık. Farsça değil, türkçedir o.
Bahçe biziz, gül bizdedir.
|
Doğrudur, Türkçe bir imparatorluk dili "idi", bu nedenle biraz fazla eklektik, tıpkı İngilizce gibi. Yıllar yıllar önce, çok daha katı bir çizgide Türkçü iken bir ortamda Kürtçü ( ama tabii ki kendine solcu diyen) biriyle tartışmıştık bu konuda  Kürtçü arkadaş, Türkçedeki yabancı kökenli kelimelerin Kürtçedekinden daha fazla olduğunu, Kürtçede çok daha az yabancı kökenli sözcük olduğunu ve bu nedenle Kürtçenin Türkçeden daha güçlü bir dil olduğunu iddia etmişti. Ben de kendisine Türkçenin bir imparatorluk dili bakiyesi olduğunu bu nedenle tıpkı İngilizce gibi sözcük dağarcığının kalabalık ve karışık olduğunu söylemiştim ve ekledim, " Grönland'da konuşulan Kalaallisut Eskimocasındaki yabancı sözcük oranı %5'tir, İngilizcede ise yabancı sözcük oranı %80 civarıdır, bu mantıkla bakarsak, Grönland Eskimocası İngilizceden daha güçlü bir dildir demeliyiz, ancak diyemeyiz, çünkü Kalaallisut dilindeki toplam sözcük sayısı 5000'i zor bulurken İngilizcedeki toplam sözcük sayısı 1 milyona dayanmıştır" demiştim, hey gidi günler
Daha önceki iletimde de dediğim gibi, Türkçenin yazılı tarihinde sadece bir kaynakta ve sadece bir yerde geçmiş olan sözcük dahi bizimdir, dilden çıkarılamaz. İngilizler de konuya böyle bakar, meselâ Osmanlı ile yaptıkları bir antlaşmada sadece bir yerde " millet" sözcüğü geçiyor İngilizce metinde, adamlar sadece bir yerde geçen bu sözü de İngilizce kaynaklarda yer aldığı için İngilizce sayıp sözlüklere koyuyorlar. Yani ben, Türkçeden kelime atmayı savunmam, aksine kelime arttırmadır benim dediğim. Meselâ şu anda cârî olarak kullandığımız sözcük Farsça kökenli olan ayna, ancak eski kaynaklarda Arapça kökenlisi mîrat ve öz Türkçe kökenlisi gözgü de var, daha düne dek bu iki sözcük de herkesçe bilinir ve kullanılırdı, ben işte bugün de bilinsin ve kullanılsın diyorum.
|
Biz farsçadan gûl (çiçek) kelimesini aldık ama onu gül yaptık. Farsça değil, türkçedir o.
|
Elbette, hem bizde daha güzel olmuş bence, çünkü Farsçada gôl ( böyle telaffuz ederler) hem " çiçek" demek, hem de " gül", yani gül'ün özel bir adı yok, bizde ise gül özel bir ad olmuş, iyi olmuş
Dilimize alınmış olan yabancı sözcük, eski ve öz Türkçesini öldürmemiş, unutturmamışsa ortaya güzel nüanslar da çıkıyor böylece, söz gelimi Arapça kökenli kalp ile Türkçe kökenlisi yürek, aynı anlamdalar aslında, ancak ek alıp türemelerinde nüanslar var: kalpsiz ile yüreksiz aynı anlama gelmez örneğin. Dil, zaman içinde belli bir mantığa oturtuyor sözcükleri, Arapça kökenli olan kalp, daha çok organ adı, kan pompalayan uzuv anlamına bürünmüş, "kalp nakli" yapılır yürek nakli yapılamaz örneğin, yüreksiz " korkak", yürekli " cesur", yüreklendirmek " cesaretlendirmek" anlamlarına gelir, dikkat ederseniz hepsi cesaret, korkusuzluk ile ilgisi kavramlarda kullanılıyor. İşte bu nedenle " adamda mangal gibi yürek" olur, mangal gibi kalp olmaz
|
Drone artık türkçenin bir parçası. Sorun onun imlâsında. Nasıl yazacağız? Drone diye mi. Artık görünen o ki, evet. Peki ismin hâlleri nasıl olacak? Mesela "drone'u" mu?
|
Aslında Türkçe bu konuya noktayı koymuştu geçmişte, yabancı kökenli sözcüklerin yazımlarını da Türkçeleştiriyorduk: " goal" değil gol, " offside" değil ofsayt, " touch" değil taç, " penalty" değil penaltı, " free kick" değil frikik, demişiz " football" değil futbol terimlerine örneğin
Asıl bomba olanlar Fransızcalar bence, rendez- vous değil basbayağı Türkçe okunduğu gibi randevu yazıyoruz, manteau değil manto yazıyoruz vb. Bence bu geleneği bugün de sürdürmeliyiz, yani drone değil dron yazmalıyız, böylece ek alma işi de çözülür, " dronu getir", " drona bak", " Ali dron al" vb.
|

08-10-2017, 22:24
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Feb 2016
Mesajlar: 155
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Teşekkürler.
Soyut bir düşünce, anca bu kadar somutlaştırılıp güzel anlatılabilirdi.
Hayat rengarenk ise, neden dilde tek bir renge indirgensin değil mi?
Bu onu kısırlaştırmak, yalnızlaştırmaktan başka bir işe de yaramaz olsa gerektir.
|
Sağ ol Felâsife usta, teveccühünüz
|

08-10-2017, 22:30
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
ang´isimli üyeden Alıntı
Asıl bomba olanlar Fransızcalar bence, rendez- vous değil basbayağı Türkçe okunduğu gibi randevu yazıyoruz, manteau değil manto yazıyoruz vb. Bence bu geleneği bugün de sürdürmeliyiz, yani drone değil dron yazmalıyız, böylece ek alma işi de çözülür, " dronu getir", " drona bak", " Ali dron al" vb. 
|
Hocam, o zaman neden drone'a türkçe karşılık bulmaya çalışıyorsunuz? Neden uçurma diyorsunuz? Bu bir çelişki değil mi?
Drone'u dron yazmak artık zor. 80 öncesinde okunduğu gibi yazardık ingilizce ve diğer avrupa dillerinden gelen kelimeleri, 80 sonrası bir eğilim başladı, öyle yazmak cahillik gibi algılanır oldu. Artık öyle yazmak ve yazdırmak zor.
Bir de karışıklığa yol açar. 80 öncesinde dilimize giren aut ile şimdiki out (ki aynı kelimedir) birbirine karışacak. Top auta mı gitti, demode mi oldu, anlaşılmayacak.
|

13-10-2017, 20:57
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Mesele kabaca şu: duvar diye bir kelimemiz var. Ne demek olduğunu herkes biliyor. Duyunca veya okuyunca kafamızda anlamı derhal beliriyor. Düşünmüyoruz, "bu ne demekti" diye.
Ama duvar "öz" türkçe değil, sonradan dilimize girmiş. Şimdi bu yüzden biz buna karşılık gelen öz türkçe bir kelime mi bulmalıyız veya türetmeli miyiz?
Diyelim ki eskilerden böyle bir kelime bulduk veya türettik. Atıyorum, "özdikit" gibi bir garabet icad ettik ve duvar kelimesi yerine bunu kullanmaya başladık.
Bu iyi mi olur yani? İnsanlar bunu duyunca veya okuyunca kafalarında duvar imajı belirecek mi? Yoksa bir iki saniye bunun anlamını mı düşünecekler?
Özdikit neydi... hah tamam, duvar...
Bu iyi bir şey mi?
Hangisi dilin imkanlarını koruyup geliştiriyor, duvar mı, yoksa özdikit mi?
Mesele bundan ibaret...
|

14-10-2017, 00:55
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 29 Sep 2017
Mesajlar: 135
|
|
Öz Türkçe kelime aramak mantıksızdır arkadaşlar. Zira başbuğ Atatürk'ün benimsediği ve doğruluğu tüm objektif bilim adamlarınca kabul edilen Güneş Dil Teorisine göre bütün diller Türkçe'den türemiştir. Çünkü, tüm medeniyetlere kaynaklık eden Türklerdir.
|

14-10-2017, 11:15
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Karaiskakis´isimli üyeden Alıntı
Öz Türkçe kelime aramak mantıksızdır arkadaşlar. Zira başbuğ Atatürk'ün benimsediği ve doğruluğu tüm objektif bilim adamlarınca kabul edilen Güneş Dil Teorisine göre bütün diller Türkçe'den türemiştir. Çünkü, tüm medeniyetlere kaynaklık eden Türklerdir.
|
Zaman zaman böyle şakalar yapmanda bence sorun yok. Şaka olduğunu anlamayanlar trol diyor. Oysa apaçık belli, bir tür espri olduğu...
|

15-10-2017, 23:20
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Dışsal, içsel...
Dış yetiyor zaten, bir de sonuna neden sel ekliyorsun?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:38 .
|