Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı
ang,
Mesele bir dilin kıt olması değil, o dili kullanan insanların üretken olmamasıdır. Anadolu insanı, yağmacı işgallerinden sonraki tarihi boyunca pek üretken olmadı. Bir şey üretmezseniz ona isim de aramanız gerekmez. Bir şey yazmazsanız, bir durumu-duyguyu-olguyu anlatacak kelime üretmeniz de gerekmez. Yazılı bir şey olmayınca okuyacak bir şey de, okuyucu da olmaz. Böylece dil de gelişmez. Gelişmediği gibi gittikçe bozulur, olan kelimelerin yerini üretenlerin dilindeki kelimeler doldurur.
Anadolu'da da, Türki Cumhuriyetlerde de durum böyle. Dil gelişsin isteniyorsa, önce bilimi-hukuku geliştireceksiniz, insanlar bedavacılığı bırakıp üretmek zorunda kalacaklar, üretmeyi öğrenecekler, üretmek için okumak-yazmak zorunda kalacaklar, işte bundan sonra dil gelişir. Halk arasında kullanılacağı için kalıcı da olur. TDK'nın veya sizin yaptığınız gibi ısmarlama kelime üretmekle olmaz, ve olmadı.
Türkçe kıt değil, Türkçe konuşan insanlar kıt.
|
Doğrudur, her şeyin başı üretim. Ancak bizdeki sıkıntı, bir şeyi kendimiz üretsek de gidip başka dilden ad koyuyoruz, Osmanlı'da çok örneği var.
Zaten benim gibi kişiler sadece dil konusuna kafayı takmış manyaklar değiliz

aslında her alanda üretmeyi, gelişmeyi savunuyoruz zaten, ancak Nero ile genelde dil konusunda yazışageldik.
Dil alanında gelişmeye en güzel örnek eski Yunanlardır. Eski Yunan'da her alanda üretkenlik vardı, felsefede, sanatta, bilimde vb. dediğiniz gibi sözcükleri de kavramlarla birlikte türetiyorlardı. Zaman içinde türetilen sözcükler ikincil, üçüncül anlamlar da kazanıyor ve dil ile birlikte tüm kültür gelişiyordu. Buna sadece bir örnek verip geçeyim, meselâ Yunanlar "
belli bir konuda akıl yürütme, bir konu hakkında söz söyleme" anlamında bir kavram türettiler, adına da
logike tekhne "söz sanatı" dediler. Zaman içinde bu terim kısaldı ve
logike oldu, Fransızca söylenişiyle "
lojik". Şimdi tüm bu ilerleyişte bir zaman var, bir birikim var, bir süreç var. Oysa üçkağıtçı Araplar ne yaptılar? Eski Yunan eserlerini çevirirken ilk kez bu kavramla karşılaştılar, baktılar ki Yunanlar bu kavramı
logos "
söylemek" kökünden türetmişler, kendileri de kalkıp
ntq "
söylemek" kökünden >
mantiq dediler,
nutuk "
söylem" vb. bu buradan gelir. Şimdi Arapların yaptığı şeyde bir birikim yok, bir yaşanmışlık yok, bir kök yok, masa başında uydurma var, Yunancadan "
çeviri" var. İslamcılar bilmez, Arapçanın aşağı yukarı yarısı (belki daha fazlası) aslında Yunanca'dır, ancak Araplar üçkağıtçılıkta usta bir kavim olduklarından Yunanca sözcükleri doğrudan almayıp, Arap kılığına sokarak almışlar, bizim İslamcılar da bu gibi Arapça sözcükleri binlerce yıllık öz Arapça sözler sanırlar, oysa Yunanca çeviridir tümü,
merkez < Yunanca
kentron çevirisi meselâ...
Benim dediğim şey, Arapların yaptığı gibi üçkağıtçılık yapalım değil, masa başında sözcük uyduralım da değil. Ben eski Türçedeki sözleri yeniden kullanalım diyorum, tabi bu benim görüşüm, çoğu kişi katılmayabilir. Arapçada
marqaz diye bir sözcük, böyle bir kavram yoktu, Yunancadaki kentron'u görene dek, baktılar ki bu sözcük
kenteo- "
saplamak, batırmak" kökünden türetilmiş (çünkü aslında pergelin sabit ayağı demek, zaman içinde kazandığı ikincil anlam "
merkez"), kalkmışlar kendi dillerinde de
rqz "
saplamak"tan >
marqaz demişler, işte bu Arap üçkağıdıdır, çünkü bir geçmişi yok, masa başı uydurması.
Oysa eski Türkçede "
merkez" kavramı için üç adet sözcük var:
orta,
göbek ve
özek. Ben bunları bugün de kullanalım diyorum, üstelik anlam ayrımları var.
Orta, çizgi gibi, düz bir şeyin merkezi demek. Göbek, geniş bir alanın, düzlemin merkezi demek, vücuttaki göbeğe göbek denmesi de bu nedenle yoka onun asıl adı
karın. Hamamlarda "
göbek taşı" vardır meselâ, "
merkez taşı" demek, "
merkezde bulunan taş". Örneğin "
Şehrin Göbeği" deriz, "
Şehrin Merkezi" demektir.
Özek ise, yoğun nesnelerin tam merkezi demektir, mesela dünyanın özeğinde mağma vardır, elmanın özeğinde çekirdek vb.
Benim savunduğum şey ile hileci Arapların ya da taklitçi Latinlerin, Almanların yaptığı şey aynı değil. Tıpkı Araplar gibi Latinler de Yunancadan çeviri yaptılar yığınla, Almanlar da Latinceden...
Birebir çeviri yapacağına ilgili yabancı sözü aynen al daha iyi, hiç olmazsa madara olmazsın.