Bilimsel olarak tanri kavrami basta epistemolojik olarak sosyal bilgidir.
Bilisselolarak ta beyinde yer etmis bu kavramin; insanoglu yasam iliski duzen sistem kurmada kurum ve kurumlasmada bu kavrami nasil somutlastirarak her turlu tasam ve iliskisini yon verme kendini teslim etme v.s. anlaminda dusunce ve davranis olarak gozlem veren siosyo-psikolojik yapisinin sorgulama ve mercek altina alinmasidir.
Iste bilisselligin bu yondeki tamamen bilimsel degerlendirme ve calismasi ortaya koydugu veriler istatistikler ve bu kavramin insanoglu yasam ve iliskisinde oyle ya da boyle yarattigi sosyo-psikolojik sorunlarin her turlu sorgulanmasi; bilimsel temelde sosyoloji ve psikolojinin konusudur.
Tabi ki bu tanrisal temelde bir teolojik taraf olmanin disinda kalan qua felsefesi temelli bu calismayi yapacak olanin tamamen kendi kisisel subjektif deger ve yorumunu katmadigi tamamen notr bir algi ve disaridan bakis acisi ile ortaya koymasi gereken iceriktedir.
Cunku insanoglu bu kavrami yasamdan ogrenir ve verilen anlam ve icerikte ogrenir ve gerekli gorurse ilerdide kendisi buna anlam ve icerik verir ve tum bu tanri kavramina verilen OLUMLU/OLUMSUZ ANLAM VE ICERIKTE o kavram ile bir cesit bag kurar.
Iste bu bagdaki bu kavramin kisinin birey olma olanagini elinden ne duzeyde aldigi ya da kisinin kendini bu kavrama aldigi anlam ve icerik temelinde ne kadar teslim ettigi mahkum oldugu biat ettigi minnet ettigi sukrettigi, ibadeti, tapinmasi ve her bir anlam ve icerigin getirdigi her ne ise onun ile yasam ve iliskilerine yon vermesidir.
Iste tanri kavraminin olumlu ya da olumsuz kisinin yasam ve iliskisinde yer almasi ve ona olan bagimlilik derecesi, bilimsel aciklama ile KISININ TANRISAL TEMELDEN KAYNAKLANAN SOSYO-PSIKOLOJISIDIR. Bu da zaten sorun olarak yansir. Cunku kisi ozgur de degildir, birey de degildir.
Buradaki tanri kavraminin kiside sosyo-psikolojik sorun olabilmesi o kavram ile kisinin kuracagi olumlu ya da olmsuz AKILCI DUYGUSAL EGOSAL INANCSAL IDEOLOJIK ETIK ESTETIK bagdir.
Eger boyle bir bag yoksa kisi zaten serbest dusunur olarak ozgur ve de serbest bir bireydir ve bu kavram hic bir sekilde onu etkilemez ya da ona bir akilci duygusal inancsal ideolojik etik v.s. bir OLUMLU/OLUMSUZ YUK eklemez.
Iste serbest dusunur, bu temelde tanri kavramini her yonu ile felsefi bilimsel bilissel bilgisel varliksal teolojik metafizik ontolojik fiziuk otesi v.s. temelde sorgulayarak kavrami kavramin disindan her yonu ile tum resmi ile ortaya koyar.
Cunku TANRI KAVRAMININ BILISSELLIGINDEDIR. TANRI KAVRAMI ILE OLAN BAGI ISE BILISSEL NONCOGNITIVIZM dir.
Yani bilissel olarak bu kavramin ve de kurulacak YUKLU (OLUMLU/OLUMSUZ) bagin; neden nasil v.s. her yonu ile insanogluna hic bir yararinin gereginin luzumunun olmadigini aksine, zararinin rahatsizliginin sorununun ve de sosyo-psikolojik beyninin isleyisindeki etkisini onemini v.s. ortaya koyar.
Aklin kendine inandirdigi ve dogrulayarak gerceklestirdigi GOZLEMI OLMAYAN varligi bilim tartismaz. Cunku GOZLEMI OLMAYAN varlik bilim disidir.
Konu bilissel bilime girer. Yani insanoglu numenal yetisi bunun bir kavram ve bu kavram hakkindaki herseyin bir sosyal bilgi oldugunu bilir. Bilincli olarak beynini BU KAVRAMDAN SERBEST BIRAKIR. Bu kavram artik o beyinde bir etki onem teskil etmez.
Iste buradaki bilimsellik te, bu kavramin beyinlerinde olumlu/olumsuz bir anlam onem etki teskil etmesinin sosyo-psikolojik sorununu ortaya koymaktir.
Iste TANRI KAVRAMI BILISSELLIGI VE SERBESTLIGI BUDUR.
Bu kavramsal bilissellik ve serbestlik tum core faith deger veri ve tabularina bu deger veri ve tabular hangi dalda olursa olsun (felsefi etik, estetik, ideolojik, inancsal, izmsel v.s.) uygulanabilir.
Iste bireyin devrimci sorgulamasi ve kendi zihninin degisimi/dvrimi budur.
Burada bir ...e gore temeli ve hedefi gerekir. Bizler de insanoglu turune ait olan birler oldugumuzdan temel insanoglu ve onun her turlu dile getirdikleri, hedef de insanoglu denen fenomenin zihinsel insanlasmasi bilimsellewsmesi bilissellesmesi ve evrensellesmesidir.
Butun bunlarin ogesel temeli lakabimin imzasindadir.
Bu da insanoglu denen bizlerin, her turlu zihinsel davranissal duzen sistem kurma ve akildakini somutlastirarak kurumlasma ve kurumsallasma temelindeki tum kavramlarin degerlerin ve verilerin neden nasil bizleri insanlastirmadigi v.s. nin sorgulanmasi demektir.
Insanoglunun en buyuk ozelligi aklinda tasarladigi bir kavrami somutlastirmak ve insanoglu duzenine sistemine tasimaktir. Iste ideolojiler inanclar ve izmler de bunlardir. Burada da bunun gerceklesebilmesi icin insanoglunu guc ve otorite ile yonlendirilebilen nicelik olarak algilamak, yonlendiren niteligin de sadece yonlendirenin ideolojisi inanci izmi olmasidir. Iste bunlarin farkliligi da savaslari mucadeleyi tartismayi v.s. getirir.
Kisaca insanoglu kendi aklinda yarattigi degerler ugruna kendini feda eder ve kendini onlara teslim eder yonetenler de bunu kullanarak insanoglunu yonlendirirler ve kendi cikarlari dogrultusunda yonlendirir ve yasatirlar. Kisiler kendi hayatlarini degil; kendilerine sunulan hayati yasar. Yasamazlar, yasatilirlar. Hatta yasamlari ellerinden yasam sonrasi mitleri ile ellerinden alinir.
Boyle bir yasam ve iliski bugun hayvanda bile artik yoktur. Bir arslan bir ceylana babalik/annelik yapabilmekte, onu baska arslana kaptirdiginda da kendi ac kalarak olmektedir.
Bugun butun hayvanlar alemi kendi turu disindaki iliskilerle insanoglunu hayrete dusurmektedir. Onlar hem kendi turleri arasinda hem de artik baska turler ile gecinebilirken, biz insanoglu ustelik kendi yarattigimiz akilci degerler ile biribirimizi katletmekteyiz.
Bir yeri özellikle belirtmek gerekir. Ateizm "herhangi bir tanrının varlığına inanmamaktır" deyimi bana göre yetersiz ve sınırlayıcı bir yaklaşımdır. Ateizm sadece tanrı değil hiç bir doğa üstü gücün var olmadığını ve doğaya bir etkisi olamayacağını öngören bir anlayıştır. Doğayı yine doğa olaylarıyla anlayıp, yorumlama çerçevesini taşır.
Tanrı kavramının bu denli öne çıkmasının nedeni, insanların, toplumların tanrıya atfettikleri niteliklerin, diğer tüm doğa üstü güçler olarak hayal ettikleri şeylerden çok daha fazla ve gündelik yaşama bu çerçevede müdahalenin yoğunluğundan kaynaklıdır diye düşünüyorum.
Teizm sadece tanrıyı değil, ruhları, ruhlar alemini, cin vb varlıkları, cinler alemini, melekleri, iblisleri........ gibi bir çok metafizik öğeyide barındırır. Örneğin inanca göre yağmuru mikail yağdırmaktadır. Ateist ise yağmuru mikail'in yağdırdığına İNANMAYAN değil, tamamen doğal bir olgu, bir çevrim olduğunu düşünen, gören kişidir. İnanmamak bir tercihtir ama doğa, evren, olayları ve olguları anlama, kavrama, açıklayabilme, bilgisine ulaşma çabası ise bir yoldur.
İNANMAK-İNANMAMAK çerçevesinden bakmak hem sorunlu, teist(resmi ideoloji) merkezli bir yaklaşımdır hemde ateizmin doğa, evren, insan anlayışı ile bağdaşmaz-kapsamaz diye düşünüyorum.
Kısaca inanç üzerinden gitmek, teistlerin sanki gerçekliği varmış gibi tanrıyı inkar ediyorlar söylemine benzer bir yaklaşımdır. Ateizme göre, Tanrı gerçekliği olmayan, insan tarafından üretilmiş ve bir çok nitelik atfedilmiş bir masal, kurgu kahramanıdır sadece.
Superman'e inanmıyorum demek bana göre pek bir anlam taşımıyor. Superman'e inanamayız, Collodi'nin çocuklar için yazdığı masal kahramanı pinokyo'ya da inanamayız, en fazla bunların gerçekliği olduğuna inanmıyoruz diyebiliriz, ama bunun yerine gerçekliklerinin olmadığını düşünüyorum, biliyorum demek daha anlamlıdır... mesele Pinokya'ya gelince gerçekliği olmadığını bilmek sorun teşkil etmiyor, ama mesele tanrı'ya gelince nedense sorun teşkil ediyormuş gibi bir tutum sergilenebiliyor, halbuki ikisi de insan üretimi masal ya da senaryo-kurgu kahramanıdırlar, ikisininde gerçekliği, özneldir, nesnel gerçeklikleri ise yoktur ve bu inançla ifade edilmeyecek denli açık durumdur, yani bilinebilirdir! Tanrının nitelikleri ise, inançla değil ideolojiyle, siyasetle oluşturulmuştur. Örneğin tanrının yaratıcı olduğuna inanmak inançtır, ancak inanmayanları nerede görürseniz öldürün söylemine itimat inanç değildir, inanç istismarı üzerinden insanın siyasi, ideolojik boyunduruğu, yenilgisidir.
Merhaba,
Cok dogru noktalara parmak basiyorsunuz. Acikcasi normalde 15 dakikanin altinda olmasini istedigim video 26 dakika oldu. Her konunun detayina uzun uzun giremedigim gibi bahsettiginiz gibi bazi konularda da kisa yolu ve sade anlatimi sectim. Hedefim, herhangi ortalama bir Musluman'in dinleyip anlayabilecegi bir sey yaratmakti. Tabi ayrica, ben sadece 1 senedir bu konuyu ciddi bir sekilde okuyorum, forumda benden cok daha deneyimli ve bilgili arkadaslar muhakkak vardir. Umarim,bu bir baslangic olur, daha iyi ve daha etkili videolar yaratilir.
Videoyu izlemiştim, gerçekten başarılı buldum. Yazdıklarım size göre değil de aslında konuya ve konuda geçen tanrıya inanmamaktır söylemi üzerine idi.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Ateizm, Tanri'nin veya anrilarin var olmadigi inancini ifade eder. Bu, teizmin yani Tanri'nin var olduguna dair inancin reddedilmesi yada bu "bunyede teist inancin olmadigi" anlamina gelir. Ateistler, teizmin yanlis oldugunu, inanilmaz oldugunu, mantiksal olarak tutarsiz oldugunu veya ahlaki acidan sorunlu oldugunu savunabilirler. Ateizm icin gelistirilen argumanlar genellikle uc ana kategoriye ayrilir: dogrudan, dolayli ve karsilastirmali argumanlar. Bunlari dunku yazinin aksine duzenli olarak yazmaya calisacagim.
Dogrudan Argumanlar: Bu tur argumanlar, teizmin kendi icinde basarisiz oldugunu gostermeye calisir. Ornegin, teizmin kendi terimleriyle anlamsiz veya celiskili oldugu iddia edilebilir. Bazi filozoflar, Tanri'nin varligina dair iddialarin mantiksal olarak imkansiz oldugunu veya bilinen bilimsel gerceklerle celistigini savunurlar. Bu tur argumanlar, teizmin kendi icinde tutarsiz oldugunu veya bilinen gerceklerle uyumsuz oldugunu gostererek teizmi zayiflatmaya calisir.
Dolayli Argumanlar: Bu argumanlar, baska bir gorusu savunan dogrudan argumanlara dayanir. Ornegin, naturalizmin dogru oldugunu savunan bir arguman, ayni zamanda ateizmi destekler cunku naturalizm ve teizm ayni anda dogru olamaz. Naturalizm, evrendeki tum olaylarin dogal nedenlerle aciklanabilecegini savunur ve dogaustu varliklarin varligini reddeder. Dolayisiyla, naturalizmin dogrulugunu kanitlamak, dolayli olarak teizmin yanlis oldugunu gostermeye calisir.
Karsilastirmali Argumanlar: Bu tur argumanlar, teizme kiyasla baska bir gorusun daha ustun oldugunu savunur. Ornegin, naturalizmin teizme gore daha mantikli ve tutarli oldugunu savunan bir arguman, dogrudan naturalizmin dogru oldugunu kanitlamasa da ateizmi destekler. Bu tur argumanlar, teizmin yerine alternatif bir aciklamanin daha makul oldugunu one surer.
Teizm, Tanri'nin veya tanrilarin var oldugunu iddia eder. Monoteizm, tek bir Tanri'nin var oldugunu savunurken, politeizm bircok tanrinin varligini kabul eder. Tanrilar, dogaustu varliklar veya gucler olarak kabul edilir ve dogal dunya uzerinde etkili olduklari dusunulur. Naturalizm ise sadece dogal nedenlerin ve guclerin var oldugunu savunur ve bu nedenle teizmle celisir. Ancak, dogaustu guclere inanan ama teizmi kabul etmeyen non-teistler, --teist olmayanlar anlaminda-- de olabilir. Monoteistler, Tanri'nin dogasi hakkinda farkli goruslere sahiptir. Bazilari Tanri'nin kisisel bir varlik oldugunu dusunurken, digerleri Tanri'nin daha soyut bir guc oldugunu savunur. Benzer sekilde, naturalistler de dogal dunyanin dogasi hakkinda farkli fikirlere sahiptir. Ornegin, bazi naturalistler dogal dunyanin tamamen fiziksel oldugunu dusunurken, digerleri zihinsel olaylarin biyolojik sureclerden ortaya ciktigini savunur.
Teistler ve naturalistler arasindaki tartismalar genellikle sadece temel inanclar uzerinde degil, bircok baska konuda da anlasmazlik da yasar. Bu tur tartismalarin nasil yurutulecegi ve hangi standartlara gore degerlendirilecegi onemli. Ancak, burada ateizm icin ikna edici argumanlar var mi, onu bulmaya odaklanacgim. Bir felsefi tartisma ortaminda, bir Teist ve bir Naturalist karsi karsiya geldiginde, Teist tanrilarin var olduguna inanirken, Naturalist sadece dogal nedenlerin var oldugunu savunur. Bu temel inanclarin otesinde, her iki tarafi da daha fazla detaylandirabiliriz ve nasil sonuca vardiklarini gorebiliriz. Ancak, her iki tarafi da ayni standartlara gore degerlendirmek onemli.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
Bircok filozof, teizmin bazi versiyonlarinin bilinen gercekler isiginda olasiliksiz oldugunu savunur. Tanri'nin var oldugunu varsayarsak, genellikle Tanri'nin her seyi bilen, her seye gucu yeten, mukemmel derecede iyi, zorunlu olarak var olan, degismez, mukemmel ozgurluge sahip, bilincli, kisisel, gelecegi bilen, sonsuz gibi ozelliklere sahip olmasi gerektigi dusunulur.
Ancak, dunya hakkindaki genel kabul goren bazi gercekler, bu ozelliklerle celisiyor gibi gorunuyor.
Oncelikle ve ilk olarak, daha ozele inersek, dunyada var olan buyuk kotulukler, Tanri'nin mukemmel iyilik ve her seye gucu yetme ozellikleriyle celisiyor sonucu cikiyor.. Eger Tanri gercekten her seye gucu yeten ve mukemmel iyi bir varliksa, neden dunyada bu kadar cok ve buyuk kotuluk var? Bu soru, hem filozoflar arasinda hem de bu konuylara ilgi gosteren ve sorgulayanlar arasinda uzun suredir tartisilan bir konudur. Bazilari, Tanri'nin var olmasi durumunda, belirli turdeki korkunc kotuluklere izin vermesinin olasiliksiz oldugunu one surmektedir. Ikinci olarak, evrenin insan olceginde gorunmemesi, yani insanligin evrende oldukca onemsiz bir yer kapliyor olmasi, Tanri'nin insan merkezli bir evren yaratmis olma olasiligini sorgulatmaktadir. Eger Tanri gercekten insanlari ozel bir yere koymussa, evrenin buyuklugu ve insanligin bu buyukluk icindeki yeri nasil aciklanabilir? Ucuncu olarak, insan gibi biyolojik olarak optimal olmayan varliklar, Tanri'nin mukemmel bir yaratici oldugu iddiasiyla celisebilir. Eger Tanri mukemmel bir yaraticiysa, neden yaratilan varliklar bu denli kusurlu? Bu durum, Tanri'nin varligina dair sorunlari artirmaktadir. Son olarak, dunyada duyarli varliklar arasinda aci ve zevkin mevcut dagilimi, Tanri'nin varligiyla celisiyor gibi gorunuyor. Eger Tanri gercekten her seyi bilen ve her seye gucu yeten bir varliksa, neden bu kadar cok aci ve adaletsizlik var?
Bu tur sorular onemlidir. Tanri'nin olasi varlig--yoklugu-- ve dogasi ve evrenin yapisi hakkinda derinlemesine dusunmek onemlidir. Yukaridaki argumanlari, teizmin tum versiyonlarini degil, ozellikle Tanri'nin her seye gucu yeten, her seyi bilen ve mukemmel iyi oldugu monoteizmin belirli bir versiyonu olarak hedef aldim. Yani, teizmin belirli bir versiyonunu sorgulamakla sinirli kaldim. Bu tur argumanlar, bu ozelliklere sahip bir Tanri'nin varligina inanan teistler icin daha fazla onem tasir cunku yanitlamasi gereken sorular vardir. Diger yandan, yukaridaki argumanlar, Tanri'nin varliginin olasiliksiz oldugunu kesin olarak gostermemektedir. Bu da diger bir perspektiftir.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
Tanri'nin Varligi Uzerine Sorgulama: Iki farkli yaklasim --2
Naturalizmin teizm karsisinda daha makul oldugunu savunan karsilastirmali argumanlar, bu iki gorusun mevcut kanitlar isiginda degerlendirilmesi uzerine kuruludur. Burada amac, naturalizmin teizmle kiyaslandiginda daha avantajli oldugunu gosterir. Bu degerlendirme, teorilerin ne kadar bilimsel, veriyle uyumlu, dogal ve aciklayici olduguna baglidir.
Oncelikle, dogal aciklama perspektifinden bakalim. Naturalizm, yalnizca dogal dunyadaki neden-sonuc iliskilerini ele alir ve dogaustu varliklari varsaymaz. Ornegin, yercekimi veya evrim gibi dogal yasalar, evrendeki olaylari aciklamak icin yeterlidir. Yercekimi, cisimlerin birbirine cekilmesini aciklarken, evrim teorisi canlilarin zaman icinde nasil degistigini ve cesitlendigini bilimsel kanitlarla destekler. Bu tur yasalar, dogaustu mudahalelere ihtiyac duymadan anlasilabilir.
Teizm ise, dogal duzenin yani sira dogaustu bir duzenin de var oldugunu one surer. Bu, Tanri'nin evrendeki olaylari nasil etkiledigi gibi ek varsayimlar gerektirir. Ornegin, evrendeki karmasikligi bir tasarimcinin eseri olarak goren teizm, bu tasarimcinin dogasi ve niyetleri hakkinda ek sorular dogurur. Bu tur sorular, teizmin aciklama yukunu artirir ve teorik karmasikligini artirir. Nihai aciklama sorularindan da bahsedebiliriz. En bilindikleri, "Neden hicbir sey yerine bir sey var?" gibi temel sorulardir. Naturalizm, bu tur sorulara dogal cevaplar sunar. Ornegin, evrenin varligi, dogal yasalarin bir sonucu olarak kabul edilebilir. Bilimsel yontemlerle incelenebilen bu yasalar, evrenin baslangicini veya duzenini aciklamak icin yeterlidir. Naturalizm, bu tur sorulara bilimsel aktiviteler ve deneylerle yanit arar.
Teizm ise, bu tur sorulara genellikle Tanri'nin varligiyla cevap verir. Ancak, bu durum "Tanri neden var?" gibi baska karmasik sorulari beraberinde getirir. Tanri'nin varligi, kendi basina aciklanmasi gereken bir baska karmasik sorudur ve bu da teizmin aciklama yukunu artirir. Teizm, metafizik bir yere atifta bulunarak aciklamayi yukaridaki bir varliga atfeder. Ornegin, evrendeki karmasikligi ele alalim. Naturalizm, evrim teorisi gibi bilimsel aciklamalarla bu karmasikligi aciklar. Evrim, dogal secilim gibi mekanizmalarla canlilarin nasil degistigini gosterir. Teizm ise, bu karmasikligi bir tasarimcinin eseri olarak gorur, ancak bu tasarimcinin kim oldugu ve nasil tasarladigi gibi sorular, teizmin aciklama yukunu artirir.
Sonuc olarak, seyleri aciklarken, naturalizm, dogal yada nesnel yollara basvurarak, bilimsel metotlarla ilerlerken, teizm ise, daha yuksek bir tasarimciya isaret eder, "bunlari Tanri" yapti der, fakat yine de herhangi bir aciklamasi oldugu soylenemez.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...