
23-11-2025, 21:20
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Andrew´isimli üyeden Alıntı
Fakat bu etkilesimlerin kendiliginden, organize bir bilgi sistemi uretmedigini goruyorum. Mesela bilgisayarda bir programin arka planinda da ayni anda sayisiz elektronsal degisim oluyor; CPU icinde elektronlar belki saniyede yuz milyonlarca kez gecis yapar. Ama bu gecislerin hicbiri kendi basina bir yazilim olusturmuyor. Cunku yazilim "islem yogunluguyla" alakali degil, "duzenli talimat dizisi" ile ortaya cikiyor. Bir Linux kernel'i al, bir FreeSurfer pipelinenini al, bir Python scriptini al, milyonlarca ham islemin dogal sonucu olarak ortaya cikmaz; bunun icin bilincli bir sekilde organize edilmis komutlarin bir araya gelmesi gerekir.
|
CPU vb kendi başına yazılım oluşturmuyor çünkü koşulu öncesinde sınırlıyoruz(eğer koşul sağlayıcı olursa, kendi başına yazılım da oluşturur), bu kendi başına CPU vb. olması değil, olanın yetisiyle ilgilidir. Doğada ise önceden yüklenmiş bir amaca dönük olarak ortaya çıkması, kendiliğinden bu biçimde bir bilgisayar ve yazılım olası değildir, aynen suyun, rüzgarın itme kuvvetinin, değirmenleri çevirmek için olmadığı gibi. Kısaca temelde çok basittir, basit etkileşim, tepkileşimler, kısaca basit İŞ kullanılır, ancak bu etkleşimler ilişkili bir hale ve bütünde temsili mümkün hale geldiğinde ister mekanik ister biyolojik anlamda örgütlü yapı formu haline gelirler... Bütünüyle temelde yatan basit etkleşimler ve açığa çıkan iş(eylem), iş bütünlüğü(örgütlü yapıya)...
Düşünmek için vb. önceden (yani organizmanın bu yetiyi kazanmasından evvel) monte bilinç gerekmiyor, bu yeti(etki-tepkielri değerlendirebilme) organizmada açığa çıkıyor -veya olmalı, yoksa zaten sonuç da vermeyecektir. Ve yine beraberinde öğrenme yetisi de gelişimini güçlendiriyor. Örneğin bebekken doğada herhangi bir hayvan tarafından yetiştirilen bir insanın davranış, yetileri ile, şehirdeki kıyaslanamaz. Yeti organizmanın yapısından geliyor, ancak gelişimi ve işlevselliğini organizmanın içinde olduğu koşullar, girdi, çıktılar belirliyor. Yani bilinç edinebilme organizmaca sağlanan yeti iken; bilinç, düşünce ise bu yetinin kullanımıyla (iş, fiil hali) oluşuyor. Öncülde ve ortamda hali hazır bilgi vb. bulunmuyor( üretiliyor). Programlarda da durum farklı değil(yorumlanmadığı sürece verinin anlamı yok), her komutu da işlemci(maddi yapı, biyolojik olsaydı duyularla alınan her etki) yorumluyor ve bilgi dediğimiz aslında yorumun çıktısı oluyor(yorumcunun eylemi, İŞ anı açığa çıkıyor). Önceden hzır halde bulunmuyor, ancak bu çıktı verisi hafızaya yerleştirilebilir, bu halde çağrı anında hafızada varsa getir-yorumla, yoksa alınan girdiler(veri), hazıfadaki ile eşleşmiyorsa, yorumla(kıyaslarla) üretmesi sağlanır(temelde kıyas edilen ise özünde etki-tepkidir). Doğada ise, gelinen uzam ve sayılamaz, rakamlarla ifade edilemez orandaki etkileşimleri, mutasyonları, değişimleri düşündüğümüzde, herhangi bir organizmanın bu yetiye sahip olması da bir bakıma kaçınılmazdı-r.
Kaldı ki organizmalar iradi müdahale ile ortaya çıkartılmıştır denirse; bu halde bu müdahaleyi yapanın varlığı sorunu da eklenmiş olur ve sonsuz paradoksa(mantık hatası) dönüşür. Böylelikle demek ki bu tür öne sürümlerin konuyla ilgisi, alakası kalmaz(ideolojik düzeye, soruna cevap değil, aksine sorunun kaynağı olmaya ve sorunu arttırmaya hapsolur).
Biyolojik organizmalar(canlılar) açısından bakarsak, örneğin Ay'da da benzer organizmalar olmuyor, çünkü sınırlı koşul... Kaldı ki organik maddelerin, inorganik maddeye dönüşümü basitçe gözlemlenebilir, kömür, petrol vb. bu halde demek ki tersi de mümkün...
Kısaca bir amaca dönük sınırlanmış bir alan etkileşimi ile, doğa kıyaslanamaz... Evrim ve bulgularını görüyorsak, geriye doğru bulgular ile güncel bulguların kıyası zaten yeterli açıklamayı sunuyor... Doğa'nın da bir doyum noktası olur, bu her koşul için geçerli, bu doyum milyar, milyonlarca yılda gerçekleşmiş ve zatençok fazla sayıda tür, çeşit, biçim açığa çıkmış.
Benzer koşulda (ki elbette sınırlı olmasına rağmen) buraya bakılabilir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Miller-Urey_deneyi
Miller-Urey ortamı değişkenler ve ilişkilerle tanımlanıp, fonksiyonel olarak programlanırsa, simüle sonuç organizmalara çıkar ve hem ardışık hem de asitmetrik olarak artan trilyonlarca döngü, trilyonlarca da iç döngü(recursive - öz yinelemeli), etkileşim ve geniş girdi, çıktı sağlanırsa, binlerce de mutasyon çıktısı sağlanabilir ve bu rastgele(önceden bir amaca dönük olmaksızın, iradi olaraks eçilmeye gerek olmaksızın) mutasyonlar, ilkel ötesi ilkel organizmaya, daha ileri yetiler kazandırabilir(olasılıklar ve olası-mümkün bir çok olağanüstü(verili yapılar, durumdan daha farklı) sonuç açığa çıkartabilir)...
Genel olarak buraya bakılabilir
https://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (23-11-2025 Saat 22:34 ) değiştirilmiştir.
|

26-11-2025, 00:21
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
|
|
Insan madde midir? hayir
Insanin ne oldugunu ve konumunu ele almamiz gerekiyor ayni zamanda. Bunu tartisirken ele almamiz gereken temel sorulardan biri sudur: Insan sadece maddeden mi ibarettir? Bu soruya verilecek en makul yanit hayirdir, cunku insanin tum varligini fiziksel parcalarina indirgemek, onun gercek yapisini aciklamaya yetmez. Elbette beden maddidir, beyin maddidir, sinir sistemimiz maddeden olusur; fakat bizi insan yapan sey bunlarin mekanik toplami degildir. Bir insan, sadece hucrelerden, atomlardan ya da kimyasal tepkimelerden ibaret degildir; insan ayni zamanda deneyimleriyle, hissettikleriyle, dusunceleriyle, hatiralariyla, iradesiyle ve anlam uretme kapasitesiyle bir butundur. Bu butunluk, maddi bir nesnenin ozellikleriyle tam olarak aciklanamaz, cunku bu boyutlar dogrudan fiziksel olarak gozlenebilir seyler degil. Ornegin bir duygu, bir anlam, bir niyet ya da bir bilincli farkindalik, laboratuvarda dogrudan bir madde gibi tutulamaz; bunlar madde-disina tasan fenomenlerdir. Bu nedenle insani tek bir kategoriye, tek bir madde yapisina indirgemek hem eksik hem de yaniltici olur. Insan, maddi bir temel uzerine kurulmus olsa da, yalnizca maddeye esitlenemeyecek kadar genis, derin ve katmanli bir varlik.
Bu yuzden insan maddeden olusan degil, maddeden fazla olandır; kendi icinde fiziksel olanla fiziksel olmayanin birlesiminden dogan bir seydir.
Dolayisiyla; insan madde'dir diyemeyiz. Esasinda madde otesidir. Madde otesi olan insan, yeri gelir Tanri da yaratir, yada bir olasilik olarak madde otesi bir Tanri tarafindan da yaratilabilir.
|

26-11-2025, 02:06
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Andrew´isimli üyeden Alıntı
Insanin ne oldugunu ve konumunu ele almamiz gerekiyor ayni zamanda. Bunu tartisirken ele almamiz gereken temel sorulardan biri sudur: Insan sadece maddeden mi ibarettir? Bu soruya verilecek en makul yanit hayirdir, cunku insanin tum varligini fiziksel parcalarina indirgemek, onun gercek yapisini aciklamaya yetmez.
|
İnsan derken bu konu itibarıyla hangi açıya eğildiğimiz önemli. Gerçi hoş, bu konu başlığında ortada temeline inebileceğimiz bir tanrı ve sureti de yokken, insana inmemiz ne kadar doğru olur o da ayrı bir konu...
Andrew´isimli üyeden Alıntı
Elbette beden maddidir, beyin maddidir, sinir sistemimiz maddeden olusur; fakat bizi insan yapan sey bunlarin mekanik toplami degildir. Bir insan, sadece hucrelerden, atomlardan ya da kimyasal tepkimelerden ibaret degildir; insan ayni zamanda deneyimleriyle, hissettikleriyle, dusunceleriyle, hatiralariyla, iradesiyle ve anlam uretme kapasitesiyle bir butundur. Bu butunluk, maddi bir nesnenin ozellikleriyle tam olarak aciklanamaz, cunku bu boyutlar dogrudan fiziksel olarak gozlenebilir seyler degil.
|
Ama boyut diye adlandırdıklarınız boyut değil, o sebeple de o halde gözleminden söz edilemez, ancak, insan beyni gözlemlenebilir ve bu halde beyindeki çeşitli maddi etkileşimler, tepkimeler gözlemlenebilir ve neye tekabül ettiği veya neye vardığı anlaşılabilir(bu konuda, felçli kişiler üzerinden çalışmalar var ve verili koşula göre de hayli mesafe sağlanmaktadır).
Andrew´isimli üyeden Alıntı
Bu yuzden insan maddeden olusan degil, maddeden fazla olandır; kendi icinde fiziksel olanla fiziksel olmayanin birlesiminden dogan bir seydir.
|
İnsan da, eğer konu varlık, fizik, kimya, biyoloji ise, elbette maddi, organik yapıdır... Bu yapıca açığa çıkartılan işlevler, yetiler ise, farklı bir konu, ancak en nihayetinde temelde olan organizmadır ve bundan bağımsız olamaz... Yani insan dediğimiz salt maddi yapıca değil, bu yapının açığa çıkardığı tüm işlevlerle(duygu, düşünce, his hepsi içinde) ancak tanımlanabilir, diğerlerinden ayrılabilir... İnsan nedir, ne değildir ayrı bir konu, yapısı temeli, kimyası, biyolojisi vb. ise ayrı...
Andrew´isimli üyeden Alıntı
Dolayisiyla; insan madde'dir diyemeyiz. Esasinda madde otesidir. Madde otesi olan insan, yeri gelir Tanri da yaratir, yada bir olasilik olarak madde otesi bir Tanri tarafindan da yaratilabilir.
|
Madde ötesi derken, buradaki kastı düşünsel kaldığı sürece(aşağıda ifade ediyorum) anlıyorum, ama düşünsel, hayali türetimleri, varlığa eşlediğinizde faraziden, mitolojiden de öte, anlamsız, karşılıksız, mantıkla da izahı mümkün olmayan ve ilgisiz, kaynaksız, temelsiz metafizik hal alıyor. Maddenin, fiziğin ötesinde tanrı =( ), mitoloji, masal... Oysa o masallar da yine fiziğin, maddi yapının sağladığı organizma, koşul, yapı, imkanları ölçüsü sayesindedir... Hangisi beyinden, organizmadan bağımsızdır? Organize bir form-yapıda çeşitli maddi etkileşimlerin ve yorumun ve verili durumdan bağımsız eşleştirme yetisinin sonucu, yani fonksiyonel, işlevsel bir sonuç denebilir. Örneğin insan bütün yorumladığı etkileri sembolik olarak soyutlayabilir, harmanlayabilir ve bu haliyle de fizik kurallarına uymaz, çünkü şeylerin veya fiziğin kendisini değil sembolik olarak eşleştirdiği etkileri, yine sembolik olarak eşleştirip, ayrıştırıyordur... Satranç tahtasındaki kale ne gerçek kaledir ne fil, gerçek fildir, bir de satrancın kuralı olmazsa, tabi oradan madde ötesi, fizik ötesi, metafizik(yani bir karşılığı olmayan) tanrı da, türlü masallar da türetilebilir, peki hiç bir kuralı* olmayan satrancın anlamı kalır mı? kendimizi aldatmayalım.... Daha başından yontulmuş şekile fil, kale denmiş, kaldı ki beynin her etkiye karşılık binlerce sembolik karşılık tanımlamasını düşündüğümüzde, hiç bir akıl, mantık, gözlem, kriter, kuralla* uyuşmaz biçimde, türlü masallar türetebilir ve elbette masal oldukları haliyle fizikte de bir karşılığı olmaz, haliyle fizik ötesi denir... elbette uyduruldukları için varlık halini almıyorlar, uyduruldukları, gerçek olmadıkları ve olasılıkalrı da olmadığı için fizik ötesi denmiş oluyor, ama insan bu türetimi, çamurdan yaptığı putlar gibi, kendi yaptığının farkına da varmalıdır... Yani düşünce şey'in yerine geçemez, ama beyin şeylerin sembolik karşılıklarını hiç bir fizik kuralına uymayan biçimde eşleyebilir(yeti-yetenek), zaten beyin de, bu bağlamda uzmanlaşmıştır, yoksa nasıl saklayabilir, yorumlayabilirdi? Burada eşleşenler şey'llerin kendisi değil semboldür ve bu halde işte maddenin ötesinde, fizğin ötesinde gibi söylemler anlam kazanır, ancak burada konusu edilen öznenin yapısı olmamalı, eylemiyle hayali, farzen türetimine verdiğimiz anlam nazarındadır... Burada madde ve fizik ötesi olan ne insandır ne beyin. Örneğin bir insan bir ineğe, bir kargaya bakıp, karganın kanadını, sembolize inek ile eşleyip yeni bir sembolik karşılık türetebilir hatta bu tür türetimleri bilgisayarlar da yapabilir...). İnsan tanımca, organizmanın bütün işlevleri+yetileri(his, düşünme, zeka, duyu, duygular tümü de burada), yapısı, formuyla bir bütün üzerinden yapılıyor. Peki organizma veya beyni olmasaydı? Yani insanın yapısı ve formuna inmemiz insanı tanımlamak için değil, ilgili konularda yeri geldiği ve temeli anlamak için...
Peki bırakalım organizmanın tamamını, beyni olmasaydı, beyinden, organizmadan bağımsız biçimde yetileri, hisleri vb. kısaca insan olur muydu? Bütün yetilerimiz organizma(ilişki ağı da dahil) sayesinde... Bilgisayarda sadece madde değildir denebilir, ya da 1 ve 0'lar değildir denebilir, doğru, değildir, ama konu bilgisayarın nasıl işlediği, o işlevleri nasıl sağladığı ise konu, artık amaç bilgisayarı tanımlamak değil, işlevin kaynağına inmektir ve çıkıp bilgissayar= birler ve sıfırlar değildir dersek konuyla ilgisi olmaz, muhatabın aklından bile geçmemiştir...
Örneğin damardan enjekte olacak 1 damla morfin, kafein bile durumu değiştirir... Kısaca hisler, duygularımız adına ne dersek maddi varlığımız, formumuz, yapımız, organizmamıza ve elbette işlevlerine bağlı, bu yadsınamaz ve temelden dışlanamaz, öyleyse sorun yok...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (26-11-2025 Saat 02:57 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:43 .
|