Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 11-04-2007, 17:21
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİ

Sn. antimuhammed

Her adımda bir trajedi, her sayfa diğerini aratır oldu.
Aslında Hindistan tarihi, insanlık tarihi kadar eski ve aynı.
Yazılarınızı okudukça ne enteresan yaratıklar olduğumuzu fark ediyorum.
Araya girdiğim için kusura bakmayın. Çalışmalarınızın titizlikle takip ve takdir edildiğini hatırlatayım dedim.
Ağlama duvarı gibi olmasın diye.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 11-04-2007, 19:58
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875

Onur Üyeliği 

Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİ

Sevgili Antimuhammed bu güzel yazılarınız için teşekkür ederiz. Sanırım devamı da gelecek.
Ancak ben Asoka kanunlarının altını çizmek istiyorum:

M.Ö 250 AŞOKA KANUNLARI

Aşoka koyduğu kanunları ülkenin dört bir tarafına sütünlar üzerine yazarak dikmiştir.

MADDE-1 İnancı, ırkı ne olursa olsun bütün insanlar eşittir, aralarında ayrım yoktur. İnsan öldürmek yasaktır
MADDE-2 Bir insan suçluluğu ispat edilene kadar ceza alamaz, hapis edilemez, işkenceye maruz bırakılamaz
MADDE-3 Suçu ne olursa olsun bir insan idam edilemez
MADDE-4 İzinsiz ağaç kesmek yasaktır
MADDE-5 Avlanmak, hayvan öldürmek yasaktır
MADDE-6 Her evlat anne babasına bakmakla görevlidir
MADDE-7 İnancı, ırkı ne olursaolsun seyehat halinde olan herkesin canı ve malı Aşoka korumasındadır. Seyyahlar Aşoka tarafından inşa edilen kervansaraylarda ücretsiz konaklayabilir. Yol kenarına seyyahlar için dikilen meyve ağaçlarından yararlanabilirler.
MADDE-8 Tutuklu bulunanlar senede bir gün serbest kalacaklardır
MADDE-9 Yaralı olan her insan gibi her hayvanda hastanelerde bakım görmek zorundadır.
MADDE-10 Bütün dinlere ve din adamlarına saygı gösterilmesi Aşokanın emridir.


Tarih M.Ö 250 !!!

Tarih MS 600'lü yıllar;

Haşr *6 * *Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir. *

Enfal *69 * *Artık ele geçirdiğiniz ganimetleri helal ve temiz olarak yiyebilirsiniz. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Bakara *178 * *Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır. *

Nahl *75 * *Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

Tevbe *5 * *Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir. *

MÖ 250 yılında bir hükümdarın buyrukları ve M.S 600'lü yıllarda Allah'ın buyrukları.

Sözün bittiği yer burası galiba....

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 12-04-2007, 15:53
antimuhammed antimuhammed isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 408
Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİ

İngiliz sömürgeciliğinin talan ve yağmacı yanı, azgınlıkları İspanyolları bile mumla aratan Portekizliler ile Hollandalılardan hiç de aşağı kalmıyordu. Ama İngilizlerin sömürgecilikleri öncüllerinde olmayan bir şeyi daha içeriyordu. Belli ölçülerde Fransızların gösterdikleri “yönetme” sanatının virtüözleriydi İngilizler. İngiliz sömürgecilik madalyonunun bir tarafında sömürü, talan ve katliamlar vardı. Diğer yanında ise bu sömürüyü daha da derinleştirmeyi ve istikrarlılaştırmayı hedefleyen bir yönetme ve kendi kopyasını yaratma yeteneği. Sömürmek ve örgütlemek, küçümsemek ve iyi yönetmek, yağmalamak ve uygarlaştırmak. Marx’ın belirttiği gibi İngiliz sömürgeciliğinin iki etkisi vardı: yıkmak ve yenilemek.

* * * “İngiltere’nin Hindistan’da yerine getirmesi gereken ikili bir görevi vardır: biri yıkıcı, öteki yenileyici –eski asyatik toplumun ortadan kaldırılması ve Asya’da Batı toplumunun maddi temellerinin atılması.

* * * “... İngilizler, yerli toplulukları parçalayarak, yerli sanayiin kökünü kazıyarak ve yerli toplumda büyük ve yüce olan ne varsa yerle bir ederek bu uygarlığı yıktılar. Bunların Hindistan’daki egemenliklerinin tarih sayfaları, bu yıkımın ötesinde pek başka bir şey kaydetmiyor. Yenileme işi bu yıkıntı yığını arasından zar zor seçilebiliyor. Ama gene de başlamıştır.”

* * Yukarıda belirttiğimiz nedenlerden ötürü, yıkımdan ve istilâdan tarih boyunca kaçınamayan Hindistan’ın kaderi İngiliz egemenliği açısından ele alındığında sorun Marx’ın deyişiyle şuydu:
“İngilizlerin Hindistan’ı fethetmeye hakları olup olmadığı değil, Türkler, Persler, Ruslar tarafından fethedilmiş Hindistan’ı, İngilizler tarafından fethedilmiş Hindistan’a yeğleyip yeğlemeyeceğimizdir.”

* * *İşçi sınıfının bu talanı önleyebilmekten henüz uzak olduğu bir durumda, Hindistan’da bu talana karşı bağımsız bir demokratik hareketin henüz olmadığı bir durumda, Marx Hindistan’ın ilhakını muarızlarından farklı olarak bir spekülasyon şeklinde değil, bir veri şeklinde ele alıyordu. Ve bu ilhakın yakın gelecekteki sonuçlarını kestirmeye çalışıyordu. Hindistan’da bir ulusun kuruluşu açısından, bu ulusun ve tüm Doğu’nun kurtuluşu açısından elzem olan bir görevi, Asyatik despotizmin yıkılışı ve yerine modern kapitalist toplumun kuruluşu görevini kim yerine getirecekti? Bunu, eriştiği muazzam ticari, sınai ve askeri güçle İngiltere’den başkası gündeme getiremezdi bile. Ancak şüphesiz onlar bu işi “uygarlık bezirgânları” olarak, büyük bir ikiyüzlülükle ve farkına bile varmadan yapacaklardı. Doğu’nun kurtuluşu için bu kabuğun parçalanması gerekiyordu ve bu kabuk yüzyıllar boyunca kırılmadığı gibi, kıtanın sömürgecilerin istilâsına uğradığı 150 yıl boyunca bile, İngilizler gelene kadar tüm kasvetiyle korunmuştu.
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 13-04-2007, 02:18
antimuhammed antimuhammed isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 408
Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİ

Onları öncekilerden ayıran şey uyguladıkları vahşet ve getirdikleri sefalet değildi

“... İngilizlerin Hindistan’a getirdikleri sefaletin esas olarak farklı ve tüm Hindistan’ın daha önceleri çekmiş olduğundan sonsuz ölçüde daha yoğun türden olduğundan kuşkuya yer yoktur. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi tarafından asyatik despotizmin üzerine oturtulmuş bulunan Salsette Tapınağı’ndaki bizi ürküten kutsal canavarların her birinden daha canavarca bir bileşim oluşturan Avrupa despotizmini kastetmiyorum. Bu, İngiliz sömürge yönetiminin ayırıcı özelliği değil, yalnızca Hollanda’nınkinin bir taklididir...”

Ancak;
“Hindistan’daki tüm iç savaşlar, istilâlar, devrimler, fetihler, açlıklar, birbiri peşi sıra gelen bu eylemler şaşılacak kadar karmaşık, hızlı ve yıkıcı görünürlerse de, yalnızca yüzeyde kalmışlardır. İngiltere, henüz herhangi bir onarım belirtisi göstermeksizin, Hindistan toplumunun tüm çerçevesini parçalamıştır. Yenisini kazanmaksızın kendi eski dünyasının böylece yitip gitmiş olması, Hindu’nun mevcut sefaletine özel türden bir kasvet getirmekte ve İngiltere tarafından yönetilmekte olan Hindistan’ı bütün eski geleneklerinden ve tüm geçmiş tarihinden ayırmaktadır.”

İngilizler sömürgeleştirdikleri halklara kan ve sefaletin yanı sıra kendi yönetim ilkelerini ve uygarlık temellerini de getiren ender sömürgecilerdendi. Bu temelleri ellerindeki bütün araçlarla kuruyorlardı. Çünkü sadece varolan kaynakları eşi benzeri görülmemiş bir açgözlülükle sömürmekle bir yere varamayacaklarının farkındaydılar. Sömürgeleri sadece kendi ticaret ve sanayileri için bir hammadde kaynağı olarak değil, aynı zamanda ilk önceleri bir pazar olarak ve daha sonra da bu pazarın gelişip verili kapitalizm öncesi sistemi yıkması sayesinde doğacak ucuz işgücü cenneti olan bir yatırım alanı olarak gördüler. Oralara sadece topları, tüfekleri ile değil, sanayi ürünleri ve sermayeleriyle gittiler. Ve böylece, eskinin durağan toplumsal organizma biçimleri, küçük aile toplulukları, Marx’ın deyişiyle, İngiliz vergi tahsildarının ve İngiliz askerinin sert müdahalesinden çok, İngiliz buharlı makineleri ve İngiliz serbest ticareti ile büyük çapta çözülmeye ve yok olmaya başladı.

“Bu aile toplulukları, onlara kendi kendilerine yetme gücü veren el dokumacılığının, el değirmenciliğinin ve el tarımcılığının o özgün bileşimi içinde, ev sanayiine dayandırılmıştı. Eğiriciyi Lancashire’a, dokumacıyı ise Bengal’e yerleştiren ya da Hintli eğirici ve dokumacının her ikisini birden yok eden İngiliz müdahalesi, bu küçük yarı-barbar, yarı-uygar toplulukların iktisadi temellerini dağıtmış ve böylece Asya’da o zamana dek görülmüş en büyük ve doğruyu söylemek gerekirse biricik toplumsal devrimi yaratmıştır.”

İngiltere’nin böyle büyük bir devrimi yaratırken, ancak en iğrenç çıkarlara göre hareket ettiği ve bunları kabul ettirmede aptalca davrandığı doğruydu. Ama asıl sorun bu değildi.
“Sorun, insanoğlunun, Asya’nın toplumsal durumunda köklü bir devrim olmaksızın yazgısını tamamlayıp tamamlayamayacağıdır. Eğer tamamlayamayacaksa suçu ne olursa olsun bu devrimi getirmekle İngiltere, tarihin bilinçsiz aleti olmuştur.”

İngiliz sömürgecileri kapitalizmin kaçınılmaz sonucu olarak; buldukları her şeyi yıkacaklar ve yerine kendi kafalarındaki dünyayı en azından onun maddi temellerini kuracaklardı.
“İngiliz burjuvazisinin yapmaya zorlanacağı her şey, yalnızca üretici güçlerin gelişimine bağlı olmakla kalmayıp, bunların halk tarafından mülk edinilmesine de bağlı olan toplumsal koşulları ne değiştirecek, ne de bu koşulları maddi olarak onaracaktır. Ama yapmamazlık edemeyecekleri şey, her ikisinin de öncüllerini ortaya koymak olacaktır. Zaten burjuvazi bundan fazlasını yapmış mıdır ki? Burjuvazinin herhangi bir ilerlemeyi, bireyleri ve halkları kan ve çirkef içinde, sefalet ve aşağılanma içinde süründürmeden sonuçlandırdığı görülmüş müdür?

“Hindistanlılar, bizzat Büyük Britanya’da halen egemen olan sınıfların yerine sanayi proletaryası geçene dek, ya da Hintlilerin kendileri İngiliz boyunduruğunu tümüyle kıracak denli güçlenene dek, kendi aralarında İngiliz burjuvazisi tarafından saçılmış yeni toplum öğelerinin meyvelerini toplamayacaklardır. Gene de ... bu büyük ve ilginç ülkenin, az çok uzak bir dönemde yeniden canlanışını görmeyi güvenle umabiliriz.”
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 06-05-2007, 11:16
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİ

güncelleme...
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 07-05-2007, 15:30
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİ

antimuhammed isimli üyemizin bu başlıga astıgı ileti , başlıgın geneliyle ilintisi olmadıgından İTİRAZ adlı başlıga taşınmıştır.


* * * *saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 07-05-2007, 16:20
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİ

"Avrupa deyimi yerine "İngiltere" yi kullanmalıydın. Belki Fransa'da eklense olabilir. Onlar da bir dönem etkili olmuşlar. Ancak 30 civarında ulustan oluşan avrupayı bir bütün olarak Hindistanın sömüründen sorumlu tutumak çok bariz bir çarpıtma olmuş. "

Bu ifade cok guzel olmus, tipki seriatcilerin, islerine gelince turkiyenin %99 u musluman, islerine gelmeyince de "o bizden degildi" savunmasina benzemis. Peki sevgili Cem, Rwanda'yi kime satacagiz?
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 24-06-2007, 01:28
antimuhammed antimuhammed isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 408
Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİSTAN.

Uzun zamandan sonra Hinduizm konusuna girebiliriz artık...

Hindu veya Hinduizm tabirini Müslümanlar VIII. yüzyılda Sind-hu şeklinde kullanmış olsa da terimin kökeni M.Ö. V. Yüzyılda Darius anıtlarında Hindus olarak geçtiği bilinmektedir.

Hindular kendi şeraitlerini Sanskritçe “soylu yol” Arya Dharma (Dhamma) veya “ezeli-ebedi din” Sanatana Dharma şeklinde ifade ederler.
Günümüz Hinduizm’i Brahmanizm, Budizm ve Caynizm’den etkilenerek olgunlaşan bir senkretizmin ürünü olarak kabul edilir.

Geleneksel Hindu Mezhepleri
1. Ortodokslar
a. Mimasa Okulu( Brahmanlardaki ibadet geleneğinin yorumuyla ilgilenirler.
b. Vedanta Okulu( Kurucusu Sankara katı Monist bir anlayış ortaya koymuştur.
2. Sankara, Advita: Upanişadları temel alarak gelişen bir cemaattir.
3. Nyaya (Mantıkçılar)
4. Vaiseşika (Atomcular) ve Samkhaya (Realistler) ve Yoga adlı cemaat okulları geleneksel heteredoks eğilimlidirler.
5. Bhakti (Bakti) Hareketi

Modernist Yönelişler
Ram Mohan Roy: ilk modernist Hindu aydın olarak BRAHMA SAMAJ mezhebini kurdu (1828). Hinduizmin özünde Teist bir anlayışın olduğunu savunurlar.
Dayanand Sarasvati: Yozlaşarak putperest bir hal alan Hinduizmin asıl karakterinin VEDA’lar olduğunu söyleyerek ARYA SAMAJ mezhebini kurmuştur.
Ramakrişna Paramahamsa: Hinduizm’i İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi gören bir anlayışa sahiptir. Ve Hinduizm’inde ilahi bir din olduğunu savunur. Öğrencisi Narendrişna hareketi batıya Ramakrişna Mistonu adı ile oldukça yayılmıştır.

Kutsal Kitaplar
Hindu kutsal kitapları inançların merkezinde yer almaz fakat oluşan geleneğin yorumları olarak Şruti (Vahiy) ve Smriti (Gelenek) şeklinde iki ana bölümden oluşmaktadır.
Şrutiler Tanrı tarafından RİŞİ (RİSHİ) adlı rahiplere vahyedilmiştir.
Smriti koleksiyonu ilhama dayalı olarak gelenek içinde rahipler arasında gelişmiştir.
Şrutiler (Vahiy-Heard)
1. Vedalar: (Bilgelik Kitabı –Book of the Knowledge) Dili Sanskritçe olan bu metinler M.Ö. V. Yüzyılda tamamlanmıştır.
a. Rig-Veda: (Vahiylerin Hikmeti -Wisdom of the Verses)
b. Sama-Veda: (Tilavetin Hikmeti-Wisdom of Chants)
c. Yacur-Veda: (Kurbanlık Kaidelerinin Hikmeti-Wisdom of Sacrificial Formulas)
d. Atharva-Veda: (Rahip Atharva’nın Hikmetli Sözeri-Wisdom of Atharva Priest)
2. Brahmanlar: (İbadetlerin müzakeresi- Discussion of Rituals) Vedalara yazılmış şerhler niteliğindedir bu kitaplar. Fakat özel anlamda Kurban ibadetinin değeri hakkındadır.
3. Aranyakas: (Book of Studied in the Forest) Brahmanlar ile aynı konuları içermektedir.
4. Upanişadlar: (Secret Teachings Concerning cosmic equisation)
a. 200 farklı kitaptan oluşmaktadır.
b. M.Ö. 800–500 arası dönemde tamamlanmıştır.
c. Kşatriya kastına mensup grup içindeki mistik hava ile oluşan Vedaların şerhi kabul edilirler fakat Vedalardaki çoktanrıcılık burada tektanrıcı bir anlayışa dönüşür.
Smriti (Gelenek) Koleksiyonu
1. Vedangalar
Vedaların şerhidir ve miladi V. yüzyılda meydana gelmiştir.
İbadet ilmihali niteliği taşımaktadır.
2. Dharma Sutra ve Dharma Sastralar
Gündelik hayata dair konuları içermektedirler
Manu Kanunnameleri Hindu Fıkhının temelini oluşturmaktadır.
3. Puranalar: Mitoslar kıssalar vs. kısaca Hinduizmin kutsal tarihini anlatan bir tarih kitabı niteliğindedir.
4. Destanlar: Mahabharata ve Ramayana
Bhagavat Gita: Mahabharata’nın bir bölümüdür ve Hindu ahlak sisteminin temel kaynak eseridir. (Song of the Lord) 18 bölüm ve 700 ayetten oluşur.
5. Tantralar: Yeni halkların cinsel kültlerinin Brahmanizm ile karışımı sonucunda oluşmuş ibadet şekillerinden epistemolojiye pek çok konuyu içermektedir. Günümüzde TANTRASASTA mezhebinin özel öğretisi olmuştur.
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 24-06-2007, 01:45
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Unutulmuş zamanların yanağındaki gözyaşı. HİNDİSTAN.

Ben de 108 Upanishad'ın olduğu bir sitenin adresini vereyim:

http://www.astrojyoti.com/upanishadspage.htm

Türkçe'ye çevrilmiş bazı metinler için:

http://www.yogamerkezi.com/ceviriler/ceviri.htm

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:45 .