
26-11-2009, 22:42
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Öldürülmeseydi ne yazacaktı?
Mustafa Balbay’ın günlüğüne göre, Genelkurmay gazeteci Uğur Mumcu’ya arşivlerini açmıştı ve PKK-MİT ilişkisini araştırdığından haberdardı...
Günlükte, dönemin Genelkurmay 2’nci Başkanı Büyükanıt, “Uğur ölmeseydi pazartesi buraya gelecekti. Arşivde çalışıyordu. Öcalan’ın kayınpederinin MİT’e çalıştığını saptamıştı” diyor...
Mustafa Balbay’a ait olduğu iddia edilen günlükte, yıllardır çözülemeyen gazeteci Uğur Mumcu suikastıyla ilgili de enteresan notlar yer alıyor. Günlükteki, dönemin Genelkurmay 2’nci Başkanı olan Mehmet Yaşar Büyükanıt’ın sözleri, Mumcu’nun PKK’nın derin ilişkilerini araştırdığı için öldürüldüğü iddialarını güçlendiriyor. İşte günlüğe göre Büyükanıt’ın sözleri...
‘Mumcu arkadaşımdı’
“6 Nisan 2003 Pazar günü saat 12.30’da Genelkurmay Karargahı’nda Aslan Paşayla (Genelkurmay İstihbarat Başkanı olan Aslan Güner) görüşme... 45 dakika sonra, Yaşar Paşa (Genelkurmay 2. Başkanı olan Mehmet Yaşar Büyükanıt) geldi, ”Ona günü anlatmam lazım, isterseniz bekleyin, en çok yarım saat sürer“ dedi sonra ikisi birlikte geldiler... Yaşar Paşa, sivildi. Kırmızı ağırlıklı bir tişörtü vardı: “Uğur Mumcu benim arkadaşımdı. Buraya çok geldi gitti. Bizim arşivde çalıştı. En sevilen yazardı... Öldürülmeseydi ertesi gün, pazartesi buraya gelecekti. Arşivde çalışıyordu. Öcalan’ın karısının ( Kesire Öcalan) babasının MİT’e çalıştığını saptamıştı. Daha derin araştırmalar içindeydi...”
Cinayetten 2 saat sonra...
Mumcu’nun kardeşi avukat Ceyhan Mumcu da, günlükte yer alan notları doğruladı. Kardeşinin saldırı sonucu öldüğü dönemde bu konuyu kendisinin de araştırdığını belirten Mumcu, şunları söyledi: “Uğur, ’Kürt Dosyası’ adında bir kitap yazıyordu. Bu kitapta Abdullah Öcalan’ın ilk kez mahkemeye çıkarılışından serbest kalışına kadar geçen süreçteki şüphelerini de aktarıyordu. Ayrıca 15 Ekim 1992’de yayımlanan ’Kim bu Pilot Necati’ başlıklı yazısı da bu konuyla ilgiliydi. Ancak kitabı tamamlayamadı...” Ceyhan Mumcu daha önceki bir röportajında da cinayetten 2 saat sonra Güreş ve Büyükanıt’ın eve geldiğini söylemişti: “Uğur öldürüldü, 2 saat sonra Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, Uğur’un evindeydi. Yanında Yaşar Büyükanıt da vardı. Doğan Paşa suikasttan önce Emniyet’i uyarmış, ’Uğur’a bir şey yapacaklar, aman iyi koruyun’ diye... Demek ki Genelkurmay’ın istihbaratı iyi çalışmış... O nedenle Güreş ve Büyükanıt Paşalar mutlaka dinlenmeli.”
Tuğ’dan belgeleri alacaktı
Mumcu’nun diğer randevusu ise 12 Mart 1971 döneminin askeri savcısı Baki Tuğ ileydi. 27 Ocak Çarşamba günü buluşacaklardı. İki gün önce, Baki Tuğ’un Meclis’teki odasında bir araya gelmişlerdi ve Tuğ’a, “Abdullah Öcalan’ın MİT’le ilişkilerini ortaya çıkardım” demişti. Tuğ Meclis Milli Savunma Komisyonu Başkanı’ydı, ’Araştıracağım’ dedi, randevuyu verdi. Tuğ’un bilgileri önemliydi, çünkü 1972’de, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) 1. sınıf öğrencisi olan 22 yaşındaki Abdullah Öcalan, bildiri dağıtmak suçundan gözaltına alındığında Askeri Savcı Baki Tuğ’un önüne getirilmişti. Tuğ, boykotçu öğrenciler içinde en ağır cezayı Abdullah Öcalan ve iki arkadaşı için isterken, yargılama sırasında mahkemede görüş değiştirince Öcalan üç ay hapis cezasıyla kurtulmuştu.
Devlet kullanmış olabilir
Baki Tuğ, o günleri daha sonra şöyle anlatmıştı: “Apo’nun MİT mensubu olup olmadığı konusunda yardım istedi. ‘Arşivime bakayım’ dedim. Araştırdım; Abdullah Öcalan’ın kayınpederi Ali Yıldırım, Milli İstihbarat’ta çalışan bir görevliydi. Öcalan, Ali Yıldırım’ın kızı Kesire ile evlenmişti. Bizde bulunan bilgi bu kadardı. Ama Uğur Mumcu’nun ömrü vefa etmedi. Bana gelip gitmesinden iki gün sonra da öldürüldü. Bunu araştırmasına şaşırmamıştım. Çünkü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın görevi herkesten yararlanmaktır. O dönemde bir öğrenci olarak ondan da yararlanmak isteyebilirler. Bunda şaşıracak, yanlış düşünecek hiçbir şey yok.” Tuğ, Öcalan’ın 1980’den önce Devrimci Doğu Kültür Ocakları gibi Kürt örgütlere karşı mücadele etmiş olabileceğini belirtmişti..
Son yazılarında hep MİT-PKK ilişkisini yazdı
Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde ölmeden önceki son 6 ayda hep PKK’yı yazmıştı.
Cumhurİyet gazetesindeki 9 Ekim 1992 tarihli yazısında Uğur Mumcu şöyle yazmıştı: “Bugün PKK örgütü arasında kim bilir kaç ajan var? Yalnızca MİT ajanları mı? Ortadoğu ajan kaynıyor. Kürt örgütleri arasına sızmış kim bilir kaç CIA ajanı görev yapıyor?” diye soruyordu. 15 Ekim’de ise “Gazetecinin görevi gerçeği aramaktır. Kürt sorunu konusunda bu köşede yapmaya çalıştığımız da budur. Örneğin Abdullah Öcalan kimdir? PKK nasıl kurutulmuştur? Bunları araştırıyoruz. Bu araştırmaların başlangıç noktası Öcalan’ın kimliğidir. Apo’nun kontrgerillacılarla işbirliği yaptığı, PKK içindeki MİT ajanı bir pilotu kolladığı ve kayınpederinin MİT elemanı olduğu doğru mu?”
Kanlı tuzak kuruluyor
Öldürülmeden 16 gün önce, 8 Ocak 1993 tarihli yazısında da şunları yazmıştı: “Birileri Türk halkını Kürt halkına, Kürt halkını da Türk halkına düşman edici bir kanlı tuzak kuruyor. Yakında yayınlanacak bir yayınımda Kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağım.”
Kesire Avrupa’ya kaçtı
Abdullah, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken tanıştığı Elazığlı Kesire Yıldırım ile 24 Mayıs 1978’te evlendi. Çift, 3 ay Diyarbakır’da yaşadı. Onları Ankara’dan Diyarbakır’a götüren “Pilot Necati” ordudan ayrılmış ve Diyarbakır’da kum ticareti yapıyordu. (Pilot Necati 1982’de esrarengiz bir şekilde kullandığı zirai ilaçlama uçağının düşmesi sonucu öldü.) Öcalan bir süre sonra Suriye’ye kaçtı ve Kesire’yi de yanına aldı. Fakat Kesire, baskıcı politikalarına karşı çıkıp Avrupa’ya kaçtı, hakkında ölüm kararı çıkartan Apo’dan korunmak için kardeşi Hüseyin Yıldırım’la birlikte kimlik değiştirdi.
(Vatan)
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

26-11-2009, 22:55
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Her faili meçhulu müslümnalrın üzerine yıkma gayretinizi hukuk anlayışınızla nasıl bağdaştırıyorsunuz? O bahsettiğin cinayetlerin hepsi de kayıtlara faili meçhul olarak geçti. Ama tabi siyaseten gözü dönmüşlüğünüz, müslümanlrı cani olarak gösterme gayretiniz her cinayette sizi hazır müslüman suçlular bulmaya itti. Sahi Aydoe, Hablemitoğlu'nun eşi ADD'den niye ayrıldı?
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

26-11-2009, 23:01
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2009
Mesajlar: 462
|
|
|
Ama bütün kirli çamaşırlarınızı dökeceğiz ortaya. Kemalistlerin, dindar ile dinci arasında bir fark görmediklerini ifşa etmekle başlayacağız. Dolayısyla bir kemalist için bir kimsenin iriticacı olabilmesi için pratiker bir müslüman olması yeterli. Namaz kılması iritca tehdidi için yeter bir nedendir mesela. Sırf namaz kılıyor diye peşine hafiye takılıp askeri göreviyle ilişiği kesilmiş bir dünya subay astsubay var. Erkek gibi çık gerçeği söylesene! Namaz kılıyor diye atttım desene, sıkıyor değil mi? Ne diye milleti maniple edip "irtica" yalanına başvuruyorsun.
|
Dökün dökün ama önce kendi heybenizden dökülenlere bakın.
Alamanya'larda gurbetçilerden allah/din/kitap/Muhammed aşkına topladığınız paralarla nasıl Tv'ler kurup gemicikler satın aldığınızı biz döktük ortaya.
Rezil oldunuz.
Bu adamlar dini kullanarak ceplerini dolduruyorlar dediğimizde halk pek inanmıştı. Sizi hakiki müslüman sanmıştı.
Halbuki ortada Mali şubelik dolandırıcılık şebekeleri dolaşıyordu. En karlı dolandırıcılık yöntemi olarak da suret-i haktan görünmek vardı.
Din paraya tahvil edildi, din sektörü kuruldu, dünyalıklar toplandı, Allah adıyla aldatıldı gariban müslümanlar ve şimdi yanınıza bile yaklaşamıyor o mütedeyyin insanlar, hepiniz Amerikan jiplerinde geziyor sırça köşklerde yaşıyorsunuz.
Biz mütedeyyin insanlara sizlerin Allah/din/kitap/Muhammed üzerinden ticaret yaptığınızı ve ceplerinizi doldurmaktan başka da bir gayenizin olmadığını ispatladık.
Artık sizlere fazlasıyla şüpheyle bakmaktalar. Sizin yolunuzun cehenneme çıktığını görmekteler.
Daha da gelecek. Teşhir edeceğiz. Yetim hakkı yiyen dincilerle hesabımız bitmedi daha.
Deniz Feneri sadece bir başlangıçtır.
Sizin kirli çamaşırlarınız tek tek orta yere serilecek.
Bağımsızlık benim karakterimdir.
|

26-11-2009, 23:08
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren Cumhuriyet yazarı Ahmet Taner Kışlalı, son 20 yılda Cumhuriyet yazarlarına yönelen saldırılar zincirinin son halkası oldu.
Cumhuriyet, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ümit Kaftancıoğlu, Cavit Orhan Tütengil, Onat Kutlar gibi çok değerli yazarlarını yitirirken Server Tanilli saldırı sonucu sakat kaldı.
Muammer Aksoy, Hukukçu ve siyaset adamı. 1961 Anayasasını hazırlayan komisyonun sözcülüğünü yapmıştır.
1989'da Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Bahri Savcı, Münci Kapani ve Bahriye Üçok gibi aydınlarla birlikte Atatürkçü Düşünce Derneği 'ni kurdu. 31 Ocak 1990 günü Ankara Bahçelievler'deki evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü.
Bu insanlar bugünler için öldürülmüştür, bugün varılmak istenen yerin önünde engel oldukları için katledilmişlerdir.
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

26-11-2009, 23:20
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
schopenhauer´isimli üyeden Alıntı
Sahi Aydoe, Hablemitoğlu'nun eşi ADD'den niye ayrıldı?
|
"Altını çizerek belirttiğim üzere ben, üyesi olmaktan onur duyduğum Atatürkçü Düşünce Derneği'nden değil, Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa ettim. Kaldı ki, bu ayrılış yeni değildir. Yönetim Kurulu'na sunduğum istifa dilekçemde belirttiğim nedenler dışında, iddia edildiği gibi "Ergenekon" soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı dahil olmak üzere hiç kimseyle görüşmedim ve hiçbir basın kuruluşuna ne soruşturmanın içeriği hakkında ve ne de istifa gerekçesi olarak zorlama bir biçimde ilişkilendirilmeye çalışılan nedenleri destekleyen hiçbir açıklamada da bulunmadım. Buna karşın, bugün 'yandaş' medyada istifa kararımın ele alınış biçimi ve bana ait olmayan ifadelerin kullanılması, söz konusu basın organlarının basın ahlak ilkelerine ne kadar uygun davrandıklarını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu açıklama dışında haber, yayın ve yorum yapanlar hakkında gerekli hukuki tavrın alınacağının medya ve kamuoyu tarafından bilinmesi gerekmektedir."
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=718441
Atatürk'ü ötekileştirmeden islam cemhariyesi kurulamaz tabiki ,az daha çalışın bakalım!
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

26-11-2009, 23:28
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Soda´isimli üyeden Alıntı
Dökün dökün ama önce kendi heybenizden dökülenlere bakın.
Alamanya'larda gurbetçilerden allah/din/kitap/Muhammed aşkına topladığınız paralarla nasıl Tv'ler kurup gemicikler satın aldığınızı biz döktük ortaya.
Rezil oldunuz.
Bu adamlar dini kullanarak ceplerini dolduruyorlar dediğimizde halk pek inanmıştı. Sizi hakiki müslüman sanmıştı.
Halbuki ortada Mali şubelik dolandırıcılık şebekeleri dolaşıyordu. En karlı dolandırıcılık yöntemi olarak da suret-i haktan görünmek vardı.
Din paraya tahvil edildi, din sektörü kuruldu, dünyalıklar toplandı, Allah adıyla aldatıldı gariban müslümanlar ve şimdi yanınıza bile yaklaşamıyor o mütedeyyin insanlar, hepiniz Amerikan jiplerinde geziyor sırça köşklerde yaşıyorsunuz.
Biz mütedeyyin insanlara sizlerin Allah/din/kitap/Muhammed üzerinden ticaret yaptığınızı ve ceplerinizi doldurmaktan başka da bir gayenizin olmadığını ispatladık.
Artık sizlere fazlasıyla şüpheyle bakmaktalar. Sizin yolunuzun cehenneme çıktığını görmekteler.
Daha da gelecek. Teşhir edeceğiz. Yetim hakkı yiyen dincilerle hesabımız bitmedi daha.
Deniz Feneri sadece bir başlangıçtır.
Sizin kirli çamaşırlarınız tek tek orta yere serilecek.
|
Yahu Soda ilginç adamsın vesselam,
Deniz feneri davasını ta nerden getirdin İslam'a dayadın?
Dünyanın her tarafında insanlar belli şeyleri istismar ederek usülsüzlükler ve yolsuzluklar yapabiliyor. Alman Ebert Vakfı'ndan para aldığı belgelenen CHP hakkında, ki siyasi partiler mevzuatına göre parti kapatma nedenidir, yargının kılını kıpırdatmıyor oluşu CHP'yi masum mu yapıyor?
Kendini bir yardım kuruluşu olarak tanıtan bir dernek usülsüz yollarla sahtekarlık yapmış, ve adli bir vakıa olarak kayıtlara geçmiş. Mahkeme süreci işliyor ve sorumlular kimse cezalandırılacaktır. Böylesi her yerde görülebilecek bir vakıayı uluslararası bir skandal boyutunda servis etmek için art niyetli olmak gerekiyor, ki zaten art niyetli olduğunu biliyoruz.
Konunun tarafı değilim elbette, ama deniz feneri olayı ile ilgili yurtta dönen dakavereleri de es geçmek olmaz.
Bu olya tamamen Türkiye'deki iç siyasete yeni dekor vermek amacıyla, ve bazılarının bazı kimselerin siyaseten kulaklarını çekebilmesi için gereğinden fazla büyütüldü. Bir dolandırıcılık olayı tarafların ta hükümet partisinden ana muhalefet patisine, ve medyanın en büyük kolu olan Doğan medya grubu da içine alan dev bir sansasyona çevrildi. Özellikle Ergenekon davasının en fazla tartışıldığı bir zamanda gözleri buraya çevirme operasyonu muyudu diye insan sormadan edemiyor? Ama yine de Deniz Feneri davasında bir dolandırıcılık olmuşsa bu ortaya çıkarılmalı ve bu kişiler cezalandırılmalıdır. Peki sen CHP'nin parti kapatılma nedeni olan yardım alma konusunda benim kadar samimi olabilecek miisn? Dileriz tabi...
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

26-11-2009, 23:42
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2009
Mesajlar: 462
|
|
|
Alman Ebert Vakfı'ndan para aldığı belgelenen CHP hakkında, ki siyasi partiler mevzuatına göre parti kapatma nedenidir, yargının kılını kıpırdatmıyor oluşu CHP'yi masum mu yapıyor?
|
Fazla yandaş medyanın dolduruşuna gelmişsin.
Eber vakfı veya başka bir vakıftan CHP'nin aldığı bir kuruşluk para yoktur.
CHP'nin hesapları geriye dönük 10 yılık süreçle incelenmiştir bizzat Anayasa mahkemesi tarafından.
Öyle bir şey olsa sen merak etme Anayasa mahkemesi CHP'ye acımaz.
O senin dediğin Almanya'da iki vakıf mıdır, fason bir AKP derneği midir nedir kendi aralarında yaptıkları yazışmalardır. Biri diğerine "Şu CHP'ye para gönerelim" diye mektup yazmış ve nasıl oluyorsa bu mektup da AKP'nin eline geçivermiş (!)...
Dedim ya AKP'li ya da AKP tarafından sözümona suça delil oluşturacak belge diye yutturalan şey zannımca AKP'ye yakın bir vakfın kurduğu bir kumpastan başka bir şey değil.
Üstelik acemice çünkü bu mektup delil de değil. Delil olması için CHP'nin hesaplarına paranın aktarıldığını gösteren dekont gerekiyor.
Ama AKP'nin yandaş ve yalaka medyası yaygara kopartmak konusunda sınır tanımaz.
Kendi gözündeki odunu görmez de CHP'nin gözüne kaçan sivrisinekle uğraşır.
Bağımsızlık benim karakterimdir.
|

26-11-2009, 23:52
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2009
Mesajlar: 462
|
|
Haaa, bir de bu belgelerin "sahte"olduğu ortaya çıkmıştı ya bak onu da hatırlatayım:
Büyükelçi Cunz, Almanya`nın önde gelen vakıflarından Friedrich Ebert Vakfı`nın Türkiye`deki faaliyetleriyle ilgili olarak bir gazetede yayımlanan habere ilişkin bir açıklama yaptı. Cuntz, `Friedrich Ebert Vakfı`nın CHP`ye sözde finansal destek verdiğini gösteren belgelerin tamamen sahte oldukları kanıtlanmıstır. Haberde, CHP`nin Friedrich Ebert Vakfı tarafından finansal destek aldığı yönünde iddia edilen ilişki yanlıştır` dedi. Büyükelçi, gerek Alman Dışişleri Bakanlığı, gerekse Almanya Büyükelçiliği söz konusu belgelerin sahte olduklarına önceden birçok kez dikkat çektiğini belirtti
http://www.tumgazeteler.com/?a=5017758
|
Yani önce bir mektup ortalıkta dolaştırılıyor sonra da sanki para çıkışı yapılmış gibi sahte belge düzenleniyor.
Bunu Kılıçdaroğlu için yapılan sahte belgede de görmekteyiz.
AKP'ye çalışan dolandırıcılıktan hüküm giymiş bir yazarın belgeleri idi bunlar.
Adam dolandırıcılıktan Paşakapısı cezaevinde yatmış bu adama AKP sahte belge hazırlatıp CHP ve Kılıçdaroğluna vurmaya kalktı.
Ama foyaları çok çabuk ortaya çıktı. Tabii bu çamur at tutmasa da izi kalır siyaseti.
AKP'nin sahte olmayan bir işini bulamazsınız.
Ergenekon'da da ortalık sahte belge kaynıyor.
Bu adamlar pantolonumun içine don giyiyorum dese ben yine inanmam.
Allah bir deseler bile inanmam.
Bağımsızlık benim karakterimdir.
|

27-11-2009, 00:01
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Hablemitoğlu cinayetini Müslümanlara yıkmak isteyenlere ev ödevi...
ERGENEKON İDDİANAMESİNDEN
18) Osman YILDIRIM ifadesinde özetle Danıştay ve cumhuriyet gazetesiyle alakalı olarak
Kendisinin; 28.08.2007 tarihinde verdiği dilekçeyi ve dilekçe içeriğini aynen tekrarladığı, aynca Ankara Savcısına bu konuda ifade verdiğini ve aynı ifadesini tekrarladığını,
Malkara da Turgut BÜYÜKDAG isimli şahsa ait Turgut Gıda Sanayi isimli sıvı yağ fabrikasını bu şahsın elinden tehdit ile ne şekilde elinden alındığı konusu sorulduğun da;
Kendisinin Veli KÜÇÜK`ü 1993 yılından beri tanıdığını, kendisini İbrahim GENÇ`in Sirkeci ve Mecidiyeköy`deki yazıhanelerine gidip gelirken gördüğünü, Ancak çok samimiyetinin olmadığını,
2002 yılı Aralık ayının başında İbrahim GENÇ`in Osmanbey`deki Sadıklar Pasajmdaki veya P. Hüseyin`den kiralamış olduğu aynı cadde üzerindeki yazıhanelerinden birinde, Veli KÜÇÜK, İbrahim GENÇ, Esen TÜRKYILMAZ, Muzaffer TEKİN ve Osman GÜRBÜZ olduğu halde kendisine Osman GÜRBÜZ`ün Necip HABLEMİTOĞLU`nu öldürüp öldürmeyeceğini sorduğunu ve bunun karşılığı olarak kendisine bir milyon dolar teklif ettiklerini, kendisinin Necip HABLEMİTOĞLU`nu tanımadığını ve kim olduğunu sorması üzerine kendisine, şahsın yazar olduğu ve öldürülmesi gerektiğininin söylendiğini, kendisinin bu teklifi kabul etmediğini, bunun üzerine Veli KÜÇÜK`ün Osman GÜRBÜZ`e dönerek "Osman bu iş gene sana düştü." Dediğini, daha sonraki dönemde kendisinin basından Necip HABLEMİTOĞLU`nun öldürüldüğünü duyduğunu, ancak kimin öldürdüğünü bilmediğini,
Kendisinin iş adamı olarak bildiği ve kabul ettiği Çerkez ibrahim lakaplı ibrahim ÇİFTÇİ`nin Osman GÜRBÜZ`e ait Balat`ta ki, yazıhanesine o tarihlerde sık sık gelip gittiğini, Necip HABLEMİTOĞLU`nun öldürülmesinden yaklaşık 6-7 ay sonra Osman GÜRBÜZ`ün Şirinevler de kendisine "HABLEMİTOĞLU`nun parasını masalarda bitirdik." dediğini, bu esnada yanlarında Esen TÜRKYILMAZ`m da olduğunu Esen TÜRKYILMAZ`m Bahçelievler`de gayri meşru işlerle uğraşan bir kişi olduğunu, bu konuşmadan sonra kendisinin Osman GÜRBÜZ`ün HABLEMİTOĞLU`NUN öldürülmesi olayına karıştığını ve aldığı parayı da kumarda bitirdiğini anladığını....
-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-
"The Usual Suspects" filminden
|

27-11-2009, 00:08
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 821
|
|
Şu kemalistlerin birbirlerini savunduğu, ordu içindeki vatan hainleri, mitinglerde şenlik havası yaratılarak halkı sokağa dökmeleri, hepimiz hrant dinkiz,hepimiz ermeniyiz diyenler kimdir acaba, kemalistlerin çok savunduğu türklük duygusu yıllar sonra ordu içindeki vatan hainlerinin yardımlaruıla, ülke içindeki vatan hainleriyla çalışarak hepimiz ermeniyiz damgasını beyni işlemeyen türk halkına enjekte etmiştir.
Tsk öğretmenler gününde afiş yapmuş , öğretmenler gününüz kutlu olsun altındada
Güçlü ordu Güçlü Türkiye ibaresi.
Madem bu kadar güçlü orduydu bu , 30 yılda pkk denilen terör örgütünü niye bitiremedide, ülke iktidarına gelen , halkın oyuyla seçilmiş hükümete karşı cephe almaya çalıştı.
Hala ülkenin devleti biziz, biz olucağız gibi ibareler kullanıp, halkı sinir etmeye, halkı galeyana getirmeye çalışıp, çıkarlarını sürdürme peşindeler.
Ordu sizi bu ülke seçmedi, ülke iktidarını bu ülke insanı seçti, niye halkına saygı duyup işini yapmıyorsun.
Sen hükümetin emrinde bu ülkeyi korumakla mükellef kurumsun, hepsi bu.
Senden bizi korumanı değil, pkk ile savaşan askerlerimizi korumanı istiyoruz. 30 yıldır bitiremediğiniz bir grup teröristi bitirin.
İranda şeriat var, Irak ta şeriat var, sudanda, arabistanda, suriyede şeriat var deyip milleti kandırdınız bugüne kadar,i asıl komşularımızdan bizi uzaklaştırdınız.
Dünyanın öbür ucundaki amerikadan yardım almaya çalıştınız, müttefik oldunuz, neymiş stratejik ortaklarmış, neyin stratejisi bu dünyanın bir ucundaki terör ülkesi amerikayla anlamış değilim.
Batıya yöneldiniz , ülke insanını çaresiz bıraktınız, haksızlığa uğrayanlar A.İ.H.M ne gitti, denize düşen yılana sarıldı sayenizde.
Batıya yöneldiniz, batı insanı çırılçıpğlak soyunup gelir elde ederken, hakkıyla emek sarfedenlarin emeğini hiçe sayma yolunu insanımıza gösterdiniz.
Bırakın ahkam kesmeyide önce şu kemalistiz, ülkeciyiz deyipte, 30 yıldır bitiremediğinmiz pkknın hesabını verin.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:09 .
|