İnanmak mı zor yoksa inanmamak mı?
Başka bir deyişle kulluk mu zor yoksa kafirlik mi?
İlk öncelikle bu konuyu inanan veya inanmayan arasında bir seviye farkı olduğunu, inananları küçümsemek, aşağılamak gibi bir amaçla açmadığımın bilinmesini isterim.
Başlığı açmamdaki sebep, "Kulluk zor, namaz var, oruç var, zekat var beğenmiyorsunuz tabii" şeklinde bir yaklaşıma sık sık rastlıyor olmam. Bir nevi iç dökme amaçlı kendi görüşümü dile getirmek istedim.
Benim kendi görüşüm, kafirliğin daha zor olduğu yönünde.
Bir kere psikolojik açıdan daha zor çünkü beyin bir merak motoru, olayları algılayabilmek için devamlı sınıflama ve kıyas yapıyor. Bu değerlendirmeler sonucu yaşamını idame ettirebileceği bir harita yaratıyor kendine. Bu haritaya uygun olarak da karar veriyor. Haritanın ne kadar başarılı olduğu veya tehlikelerden ne kadar uzak tuttuğu konumuz değil ancak harita olmadığı zaman bilinmezlik insan için kabus oluyor.
Dinin en büyük işlevi bana göre bu haritada bilinmeze sınır çizmek. Bilinmezlikten doğan korkuyu bir kutsal yaratarak sınırlandırmak. Sınırlamasa zaten bilinmezden kaynaklanan dehşet beyinin sağlıklı çalışmasına izin vermez. Yani mağarada uzun dişli kaplanın bu gece gelip diğerlerinin arasından seni mi götüreceğini bilemiyorsan burada başlıyor bana göre dinin temeli.
İnsan ilk atalarından itibaren gelişip bilinmezlik faktörünü azalttıkça dini de geliştirmek zorunda kalıyor. Fanatikçe belirli bir dini değil de, tüm dinleri aynı gözle gördüğünüzde, ilk kutsalların nasıl basitlikten zamanla daha karmaşık ahlaki temelleri olan dinlere geçiş yaptığını görebiliyorsunuz.
İnanan ile inanmayanın farkının da burada başladığını düşünüyorum. Zira bilinmezlik ile baş etmenin yolu bilmekten geçiyor. Her şeyi bilmek değil elbette ancak beyinin sağlıklı değerlendirme yapabileceği kadar çok verisi olması gerekiyor elinin altında. Bu sebeple inanmayan bir kişinin zihnindeki neden, nasıl, ne zaman soruları karşısında temel bir bilgi edinmesi gerekiyor. Örneğin bir insanın yaşamın başlangıcını anlayabilmesi için biraz kimya, biraz fizik bilmesi gerekiyor. Veya evrimi anlayabilmesi için, biraz biyoloji, biraz olasılık bilmesi gerekiyor. Bu temeli almayan bir insanın "tanrı yoksa bunlar nasıl oluştu?" kavramını anlaması, dört işlem bilmeden iki bilinmeyenli denklem çözmeye çalışması gibi bir şey oluyor. Bu da okuyarak, öğrenerek gerçekleşiyor. Zorluk kısmı da buradan geliyor. Çünkü temel bir noktaya ulaşmak için edinilmesi gereken bilgi bile oldukça karmaşık bir düzeyde.
İkinci olarak olayın sosyal yönü var. Geneli inanan ve inanmayana ağır bir negatif tepkide bulunan bir toplumun içinde yaşayan inanmayan bir insan ciddi bir dezavantaj yaşıyor. Gerek sosyal ilişkilerde, gerek ekonomik ilişkilerde açık açık "dinsiz" etiketi bulunması ciddi zorluklar getiriyor.
|