
15-02-2011, 15:10
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
TurkceRap´isimli üyeden Alıntı
Yazılanları tek tek okudum, konu yok Abbasiler, Emeviler, Mazdekler şu bu, çok alakasız mecralara kaymış, Tek tek hepsini cevaplamak isterdim ama, şu an yeterli vakte sahip değilim, o yüzden birkaç noktanın altını kısaca çizmek isterim.
|
Çizelim ama bir konuyu açtığında örneğin kolombiya'nın ne zaman sömürgeleştirildiğini bilmen gerekir. kaldı ki Kolombiya ne kadar tarihsel ise, dünyada ki sömürgecilikde ve sömürgenlerin taktikleride o kadar tarihseldir. Abbasi ve Emevilerle bağı kelime değil, bütünseldir.
TurkceRap´isimli üyeden Alıntı
Ayrıca, Ben Sosyalizm katliyamlara sebep olur demedim, Pratik uygulanışına baktığımızda bu ideolojinin doasında birtakım eksiklerin olup olamayacağını düşünülüp düşünülmediğini sordum.
|
Ama konu ile hiç alakası olmayan bir biçimde sloganik 2 satır sözü ve ana tema olarak şöyle dolambaçlı bir biçimde emperyalizm katliam yapmaz, kapitalizm sömürü sistemi değildir demeyi, söylenecek her şey olarak görebildin. Amacın neydi peki, bunu mu duymakdı?
TurkceRap´isimli üyeden Alıntı
Gelelim Abd ile ilgili söylenenlere, gerek sömürgecilik, gerekse, Amerikanın gereksiz müdahale ve katliyamlarını arguman olarak sunmak ve bunu Kapitalizmin sebep olduğunu söylemek birtakım ezber retoriklerden öteye geçmiyor.
|
İşte şimdi Abbasiler ile Emeviler'in neden ve hangi tarihsel gerekçe ile sunulduğunu gözler önüne serdin. Onlarda ezber ve retorikdi. Neden bağ kuruyoruz peki? Çünkü içinde yaşadığı dünyanın sisteminin o dönemlerle aynı olduğu ama tek farkın üretim tarzı ve ilişkileri olduğu bilinmiyor olabilir düşüncesiyle. Tabi bu biçimde yaklaşım olumlanmış oluyor.
TurkceRap´isimli üyeden Alıntı
Bugün Dünyanın her yerinde birçok devlet hem kendi vatandaşlarını, hem de başka ülkelerin vatandaşlarını öldürüyor, malesef, bu acı gerçek önmüzde mücadele edilmesi gereken başlı başına bir sorun olarak duruyor, bunu çözümü de enine sonunda devlet mekanizmasını en tepeye oturtan bir ideoloji olamaz, bu tam aksine devlet mnekanizması ve hükümetin yetkilerini vatandaş lehine sınırlandırmakla mümkün olur.
|
Hiç bir devlet yoktur ki, sistem tarafından belirlenmemiş olsun. Hiç bir toplumsal yapı yoktur ki, sistem tarafından belirlenmemiş.
TurkceRap´isimli üyeden Alıntı
Dünyanın hiç ama hiç bir yerinde, Aklı başında hiçbir özel girişim sahibi savaş istemez, Esasen Amerikanın gereksiz müdahaleleri olmasa, bugün birtek kurşun atmaya bile ihtiyaç yoktur.
|
savaş istemle değil, zorunlulukla ilgilidir ve son seçenektir. Amerika müdahale etmese sistem işlemeyecektir. Kimse göz göre göre sömürge olmayı kabul etmeyecektir. Zaten Abbasi ve Emeviler ifadelerinin tarihsel vurgusu ve altındaki olguları eften, püften gördüğün içindir ki, o savaşların gerekliliği ve nedenlerini anlamamızı zorlaştırmak istiyorsun. Ekonomik Sistem demek devlet ve iktidar yapısı demek değildir, bakılacak yer üretim tarzı ve ilişkileridir, kurumların güzelliği veya çirkinliği değil!
TurkceRap´isimli üyeden Alıntı
Düşünelim, Ben IOrak'ta bir yatırım yapmak istesem Bağdat'ımı yoksa Erbil'imi tercih ederim?
Bugün savaşlar varsa, bunun arkasında açgözlü silah tüccarlarından tutun da, Sosyokültürel sebeplere kadar, birsürü etmen var.
|
zaten sistem dediğimiz şey buna deniyor, kapitalizm bir sömürü sistemidir, aç gözlü olmak gibi bir ölçütü yok, aç gözlülüğü ölçütünü dahi belirleyemezsiniz, bu ne size ne bana kalır, ayda 600 milyon dolarda paradır, 6 milyon dolarda, 6 bin dolarda. 3 işletme sahibi olmakda bir şeydir, 300 işletme sahibi olmakda, buna kişisel bir ölçüt koyamazsınız. Bu ana kadar sizler tarafından yazılanlar bir neden değil bir sonuçtur, nedenleri yazanlar ise bir şekilde bastırılmaya çalışılıyor, perdenin altında zaten o nedenler ve onları yaratan sistem yatıyor oysa. İster başlığı açışın olsun -ki yaşananları bilmemiz ve lanetlememiz açısından önemli- isterse devamında sonuçlar üzerinden yeni dünya düzenleri kuruyor oluşun olsun, önemli olan nedenleri, alt planda neyin yattığına inebilmektir. Dünyada devletler savaşacak, insanlar sömürülecek ama bunu kişiler düzeyinde bir tek siz göreceksiniz, 300 yıllık devletler, bağıl sistemlerini göremeyecek? Ve dönüp işi psikolojik rahatsızlığı olan insanlardan kaynaklıdır gibi muamma bir tahlile dayandırabileceksin.
TurkceRap´isimli üyeden Alıntı
Sömürgeciliğe ve savaşlara sunulacak doğru arguman Kapitalizm değil, Belki Merkantilizm'in bazı söylemleri olabilir, fakat, bu forumdaki kimsenin bunu savunduğunu düşünmüyorum.
|
Onun için mi ABD ordusu meksika'ya girdi, Afrikayı fethetti? O2nun içinmi 300 yıldır bir paylaşım savaşı sürüp gidiyor. Dünya siyasi coğrafyasına şöyle 300 yıldan bu güne bir bakıver bakalım ne görünüyor? Aç gözlü insanlar cumhuriyeti diye bir devlet mi var yoksa Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD'nin sömürgesi diye adlandırılan yüzlerce ülke mi var? İçeride ama toplum-sistem düzeyinde hiçde etki etmeyecek, kişilerin bireysel davranışları mı yapıyor bunları? ABD Irak'a girmesede petrol kaynaklarını ve ortadoğuda sömürü pazarını yaratırdı, Arabistan'dan neyi eksik? sorun şu ki, tek kişinin yönetimi, tek bir kişiyi ikna etmenin zorluğu ile karşılaştı orada. Ambargo uyguladı. içeriden toplumsal bir başkaldırı örgütlemek için, ama olmadı! 700.000 kişiyi öldürdü sadece, eline ise ancak son darbeyi vurduğunda bir şeyler geçti, o ambargo direnemeyen bir halkla karşılaşmasını sağladı(retorik bunlar tabi, size göre savaşlar PC oyunu sanki). Tabi ki o petrol tekelleri, o silah tekelleri, gıda ve ilaç tekelleri için girdi ABD oraya, hani aç gözlü kişiler yapıyordu bunları? ABD, Irak'a girmesede olurdu, arzu edilende odur ancak her zaman halklar sömürgenlere allı, pullu yollar döşeyip hadi gel demiyor malesef, sömürge o düzeyde sefilleştiriyor ki, bir yerde canına tak diyen toplumlar bir biçimde verili sistemi sallamaya başlıyorlar, sömürge tehlike çanları çalıyor!. Ne kadar mezhepsel, ırksal(kapitalist sistemin toplumsal örgüsü, politik bileşimi) örgüler kaşınsada bazen yeterli olmuyor işte.
Söylenecek şeyleri söylemek lazım, ortada olanı ve herkesin görebileceği olguları ters çevirmek değil...
kapitalizm üzerine üretim ilişkileri temeklinde tahliller var. krizlerle ilgili sömürge, sefilleşme ve pazar ile sömürülenin aynılığı, üretim fazlası, artı değer, değer üretmeyen değer gibi. Marks bunları dile getirmiş, ben ise zamanında çok farklı bir tahlilden bahsettim.
1 ürün üretilmek için kapitalist piyasaya bir para bırakır. Bu emeğe karşı verdiği(ki sömürdüğü kesime) bir ücret, hammadde, enerji ve pazarlama gibi.
Şimdi bir ürün için piyasaya ürün başı 50 lira bıraktığını düşünelim. Nasıl yaptı, hammadde, maaş, pazarlama vs gideri. ürünü kaça satıyor 100.
Piyasada kaç lira var = 50
kaç lira istiyor = 100
100-50 = 50
Piyasada olmayan 50 lirayı istiyor. Bu durumda ülkenin bir havuzu vardır. devlet bu havuza masraflar, maaşlar, ödenekler gibi harcamalarla para bırakır(yani kapitalistlerin ürünlerinide alır). Bu havuz piyasanın talebi karşılama gücüdür. Bir ülke eğer kendi iç piyasasına üretmeye mahkum kalırsa sefilleşir çünkü üretim tarzı ve ilişkileri bir çok yönden çelişki barındırır. Bu çelişkiler ise sürekli sefilleşme olarak topluma yansır. Her 10 yıla yakın bir zaman da o havuz dediğimiz toplum krize girebilir. Çünkü ihtiyacı vardır alamıyordur ama insan ihtiyaçsızda yaşayamaz. Önce A,B,C,D gibi ihtiyaçları önem sırasına göre sıraya dizer, öyle bir an gelirki, B,C,D,E gibi ihtiyaçlarını A'ya feda eder. Sefillik başlar.
Bu sorunu aşmak için sistem başka ülkelere yönelir. Öncelikle hem üreticisi kendi toplumudur hemde alıcısı yine bu toplumdur, bu yaman bir çelişkidir. 50 verip 100 istenen bir toplum var ise, ürünleri başka ülke havuzlarına yönlendirerek eksiği kapamaya çalışır. Bu halde kendi ülkesi açısından dengeyi kurmuş olur, peki 100-50=50 gibi bir piyasa açığı olan sömürgeleştirilmiş ülkenin durumu ne olur? 100-75 = 25 olur, havuzdaki paralare durmadan kuş gibi uçar, yırtık büyür. Olası iç karışıklıklarda, sefaleti gırtlağına dayanmış halklarda açız demeye başlar, zaten emperyalist ve kapitalist politika bunları önceden öngörmüştür, sürekli hukuki, politik, askeri veya polisiye, veya toplumsal iç karışıklığa bağıl politik taraflara dayalı önlem alır. Zaten toplum önce sömürüldükleri şimdide ihtiyacı karşılayamaz, çeviremez hale geldikleri için tıkanmışlardır.
İşte emperyalist önlemlerde, çeşit çeşit yaptırımlarda o süreçlerde vazgeçilemez yöntemler haline gelir... (burada basit anlattım ama illa detaylı açıkla denirse, sırf şu tek bir olguyu daha detaylı ve anlaşılır izah edebilirim)
Mısır ayaklandı, Esad reform yapmaya kalktı, demek ki neymiş, halklar bilinçlenmedikçe hiç bir şey kazanamayacaklar ve dahi bu sömürü sistemleri çözümlenemeyecekmiş, sorun retorik sorunu değil, nesnel gerçekmiş, yaşanılan gerçeklermiş ve asıl retorik kapitalizm(bu bir ekonomik sistem!) iyidir ya işte bazı aç gözlüler var deme ezberiymiş. Bazı ülkelerde baskı ile susturmak mümkünse bazılarında değildir, önemli olan halkın ne istediğidir. karşılanabilir talepler ise fazla karışıklık çıkartılmadan ve baskı uygulamadan ama hali hazır sömürü dengesini de ve emperyalist ilişkileride bozmadan yapılmaya çalışılır. O yüzden Mısır'da ordu iktidara el koyup ilk "büyük devletlerle yapılan ilişkilerin iptal edilmeyip sürdürüleceğini söylemekle işe başlar! yani emperyalist ilişkiler zedelenmeyecek, senin aç gözlü dediklerin rahat bir nefes aldı!"
Ya gördüklerinizi yeterince gözlemleyemiyor yada iç bağıntıları kurabilecek yeterlikde kaynak eksiği yaşıyorsunuz. Hiç kimse - özelde piskolojik sorun yoksa- kimseyi durduk yere öldürmez, hiç bir toplum, hiç bir toplulukda birbirini durduk yere kırmaz, ya hakimiyet, ya iktidar, yada dediğini yaptırma anlayışı, temelinde ise envai çeşit çıkarlar vardır. bu gün hiç bir devlet ve dünya düzenide kapitalizmden ayrı ve bağımsız düşünülemez. Emperyalistlerin çok şeye gücü yeter, olanakları ileri düzeydedir lakin şu aç gözlü dediklerini hem kendisi yaratır hemde varlık koşullarını ne pahasına olursa olsun korumaya çalışır, çünkü ve özünde zaten onları yaratan sistemin kendisidir, bu bir sonuçtur, bir bomba ile 200.000 insanı ölüdren, 3-5 kişiye güç yetiremiyor olmasa gerek!!!. Şimdi sistem kendisini mi yok etsin? ne için, işte kişilerin aç gözlülüğü dendiği ama aslında zaten onları sistem ürettiği için mi? Bu anlamsız değil mi? Sistem onları tüketse kendisini tüketmiş olur, bu bir tavuğun yumurtalarını deşmesi gibi bir şey. Emepryalizmde yumurtaları koruyor, ve açgözlülere aktarılan kaynaklar için sömürgeleştirdiği ülkeler bir biçimde kan gölüne dönüyor, lamı cimi olmayan şey bundan ibaret. Sözde anti-emperyalist, milli direnişler diyelim hatta dönelim olmadığı halde sosyalist diyelim, şiddet etki-tepki bir yere kadar anlaşılabilir, ama kayanağında tüketilir, insan katlederek değil! Kim yapmış? Lanet olsun o yapana, ama şimdi sorun bitti mi?
Arabistan petrol Arap halkınındır dese ne olur? tahmin edebiliyorsanız, bu retoriği(!) zaten anlamaya başlamışsınız demektir. (önceki yazımda silah tekellerinin aylık kazancını örneklemiştim, şimdide petrol tekellerini düşünmek yeterlidir.)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (15-02-2011 Saat 15:24 ) değiştirilmiştir.
|

15-02-2011, 18:40
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Sep 2008
Mesajlar: 2.804
|
|
TurkceRap´isimli üyeden Alıntı
Dinlerin insanları kullanmaya uygun bir araç olduğu doğrudur, fakat, Özel mülkiyetin temelini dine dayandırmak doğru bir yaklaşım olamaz.
|
Dinlerin, insanları kullanmaya/uyutmaya son derece uygun bir araç olduğu ve (bence) bugün hala sürüyor olmasının ana nedeninin bu olduğu doğrudur; fakat özel mülkiyetin temelini dine dayandırdığımı düşünmeniz doğru bir yaklaşım olmaz.
Allah cevabını burada siz (sevgili Albatross'un alıntıladığım sorusuna) "hiçbir şey" olarak almalıydınız (Allah diye bir şey olmadığına göre; bkz. Bahadır Baruter'in ilgili karikatürü).
Mülkiyetin hiçbir mantıklı dayanağının olduğunu düşünmüyorum. Mülkiyetin bir hak olduğunu düşünmek, yine bence, bir dine inanmak gibi bir şey öte yandan. Önceki mesajımda verdiğim ayetlerde var olan mantık(!) dışında, mülkiyete nasıl bir temel bulabilirsiniz?
When You Kill A Man, You're A Murderer
Kill Many And You're A Conqueror
Kill Them All And You're A God!
----------------
war is over
(if you want it)
|

15-02-2011, 19:00
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
Özel mülkiyeti reddeden dini akımlar da var tarihte. X dininin özel mülkiyet hakkında ne dediğinin, zaten ateist olan tartışmacıların sürdürdüğü bir başlıkta bir önemi olmasa gerek.
İçinde yaşadığımız dünya adaletsizlik ve eşitsizliklerle dolu. Sistemden kaynaklı bu adaletsizlikleri görmek, eleştirmek, nasıl giderebileceğine dair gerçekçi alternatifler tartışmak gerekli bir uğraş. Ama topyekun özel mülkiyete, hukuk otoritesine vs. karşı çıkmayan veya marksist olmayan herkesi tüm bu adaletsizlikleri savunuyor olmakla itham etmek bana anlamlı gelmiyor.
Bu başlığı, cennetvari bir ütopya vaadeden, herşeye bir cevabı olan, dogmatik bir ideolojinin, (uç bir örnek üzerinden) uygulama alanı bulduğunda, ne tür baskı ve zulümlere yol açtığına dair bir tartışma olarak görmüştüm. Tartışmanın akışı, genel olarak özel mülkiyetin meşruiyetine geldi dayandı. Özel mülkiyete ve her türlü hukuk/devlet otoritesine topyekun karşı çıkan bir arkadaşın, daha verimli tartışma olabilmesi için, yeni bir başlık açarak bu düşüncelerinin somut olarak nasıl gerçekleştirilebileceğini açıklamasını öneriyorum.
|

15-02-2011, 19:02
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
Burada tartışılan konunun 'Özel Mülkiyet' ile alakası yok.. Dolayısıyla konunun o yöne çekilmesi de anlamsız.
|
Mülkiyetin hiçbir mantıklı dayanağının olduğunu düşünmüyorum. Mülkiyetin bir hak olduğunu düşünmek, yine bence, bir dine inanmak gibi bir şey öte yandan. Önceki mesajımda verdiğim ayetlerde var olan mantık(!) dışında, mülkiyete nasıl bir temel bulabilirsiniz?
|
Özel mülkiyeti temellendiren en eski felsefi dayanak metafiziktir.. 'Doğal Hak Teorisi' olarak adlandırılır.. Günümüzde ise gayet ampirist olarak 'Faydacı' ve 'Sosyal Sözleşme' teorileriyle özel mülkiyet temellendiriliyor.
Konumuz özel olarak Pol Pot rejimi olmak üzere, diğer Sosyalist rejimlerdeki katliamlardır.. Bu konuya dair bir iki kalem etseniz hiç fena olmayacak.
|

15-02-2011, 21:04
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2010
Mesajlar: 1.606
|
|
Sangre´isimli üyeden Alıntı
Burada tartışılan konunun 'Özel Mülkiyet' ile alakası yok.. Dolayısıyla konunun o yöne çekilmesi de anlamsız.
Özel mülkiyeti temellendiren en eski felsefi dayanak metafiziktir.. 'Doğal Hak Teorisi' olarak adlandırılır.. Günümüzde ise gayet ampirist olarak 'Faydacı' ve 'Sosyal Sözleşme' teorileriyle özel mülkiyet temellendiriliyor.
Konumuz özel olarak Pol Pot rejimi olmak üzere, diğer Sosyalist rejimlerdeki katliamlardır.. Bu konuya dair bir iki kalem etseniz hiç fena olmayacak.
|
katl eylemi ''birtakım psikopatlar''la alakalı olmadığı üzere katliam olusu da ''sosyalizm''e has bir olgu değildir... şiddet'i mevcut toplumsal dinamiklerinden soyutlayan ve salt belirli olgulara indirgeyen bir bakış açısına sahip olursanız, ''hak ve özgürlüklere saygılı kapitalizm''in bunu engelleyebileceği sanrısına kapılabilirsiniz...
bugün dünyada birkaç ülke hariç sosyalist sistemler olmamasına rağmen savaşlar, üstelik tonla kapitalist ülkenin taraf olduğu savaşlar sürebilmektedir... üstelik o ülke kamu oyları son derece yaygın hak ve özgürlük perspektiflerine sahip olmasına rağmen kapitalist ülkelerin savaşa girebilmelerini nasıl izah edeceğiz???
birçok demokrasi ve özgürlük indeksinde en üstlere oynayan abd ve ingiltere demokrasi kamuoyu ırak ve afganistan katliamlarını nasıl olur da engelleyemiyor??? pol pot'u hatta nicelerini konuşmak bizlere önemli kapılar açacaktır, kafidir; ancak, demokrasi makyajı altındaki dünya liderleri ve geniş sistemli demokrasi sanrılarını nereye koyacağız?
|

17-02-2011, 12:21
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2010
Mesajlar: 892
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Çizelim ama bir konuyu açtığında örneğin kolombiya'nın ne zaman sömürgeleştirildiğini bilmen gerekir. kaldı ki Kolombiya ne kadar tarihsel ise, dünyada ki sömürgecilikde ve sömürgenlerin taktikleride o kadar tarihseldir. Abbasi ve Emevilerle bağı kelime değil, bütünseldir.)
|
Sizin için bir referans olurmu bilmem ama, ilk okul 4.den beri özel ilgi alanı olarak tarih araştırırım, bu yüzden, Sömürgecilikle ilgili (Kolombiya'nın sömürgeleştirilmesi de dahil olmak üzere) az-çok bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum, ama konumuz ne sömürgecilik, Ne de kolombiya'nın ne zaman sömürgeleştirildiği, Konumuz Pol pot rejimi ve Kamboçya halkının yaşadığı trajedi.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Ama konu ile hiç alakası olmayan bir biçimde sloganik 2 satır sözü ve ana tema olarak şöyle dolambaçlı bir biçimde emperyalizm katliam yapmaz, kapitalizm sömürü sistemi değildir demeyi, söylenecek her şey olarak görebildin. Amacın neydi peki, bunu mu duymakdı?)
|
Münejjimlik size has bi mözellik, Madem benim hakkımda bu kadar iddia sahibisiniz, Ne devletin ne de devlet mekanizmasının payının hiç de az olmadığı sömürgeciliğin savunusunu yapmadığım halde Savlarınızı söylemediğim şeyler üzerrine oturtan da sizsiniz.
|
spartacus;36432{ Diyor ki
Hiç bir devlet yoktur ki, sistem tarafından belirlenmemiş olsun. Hiç bir toplumsal yapı yoktur ki, sistem tarafından belirlenmemiş.
savaş istemle değil, zorunlulukla ilgilidir ve son seçenektir. Amerika müdahale etmese sistem işlemeyecektir. Kimse göz göre göre sömürge olmayı kabul etmeyecektir. Zaten Abbasi ve Emeviler ifadelerinin tarihsel vurgusu ve altındaki olguları eften, püften gördüğün içindir ki, o savaşların gerekliliği ve nedenlerini anlamamızı zorlaştırmak istiyorsun. Ekonomik Sistem demek devlet ve iktidar yapısı demek değildir, bakılacak yer üretim tarzı ve ilişkileridir, kurumların güzelliği veya çirkinliği değil!
zaten sistem dediğimiz şey buna deniyor, kapitalizm bir sömürü sistemidir, aç gözlü olmak gibi bir ölçütü yok, aç gözlülüğü ölçütünü dahi belirleyemezsiniz, bu ne size ne bana kalır, ayda 600 milyon dolarda paradır, 6 milyon dolarda, 6 bin dolarda. 3 işletme sahibi olmakda bir şeydir, 300 işletme sahibi olmakda, buna kişisel bir ölçüt koyamazsınız. Bu ana kadar sizler tarafından yazılanlar bir neden değil bir sonuçtur, nedenleri yazanlar ise bir şekilde bastırılmaya çalışılıyor, perdenin altında zaten o nedenler ve onları yaratan sistem yatıyor oysa. İster başlığı açışın olsun -ki yaşananları bilmemiz ve lanetlememiz açısından önemli- isterse devamında sonuçlar üzerinden yeni dünya düzenleri kuruyor oluşun olsun, önemli olan nedenleri, alt planda neyin yattığına inebilmektir. Dünyada devletler savaşacak, insanlar sömürülecek ama bunu kişiler düzeyinde bir tek siz göreceksiniz, 300 yıllık devletler, bağıl sistemlerini göremeyecek? Ve dönüp işi psikolojik rahatsızlığı olan insanlardan kaynaklıdır gibi muamma bir tahlile dayandırabileceksin.)
|
Eğer siz olan her toplumsal olayı gizli ellerin yaptığına inanıyorsanız bu ayrı bir tartışmanın konusudur, Tabi Elitist Tiranların varlığına bir itirazım olmasa da, Toplumsal olayların tümü sizin sistem dediğiniz şeye dayandırılamaz, bunda htoplumların eğilimleri de etkilidir, Sizin örnek verdiğiniz Yasemin devrimi Sosyalist jargonun tekeline alınamayacağı gibi Benim bu söylediğime dayanak oluşturabilir ancak.
Savaşların da zevk için ya da istekle olduğunu söylemedim, bunun da dediğim gibi silah tekeli, Devletlerin kirli oyunları, Sosyolojik faktörler gibi bir sürü sebebi vardır.
Ayrıca, Benim için bir iş adamının 3 ya da 300 işletme sahibi olması sorun oluşturmuyor, insanların sahip olduklarına kıskançlık ve düşmanlıkla bakan bir ideolojinin at gözlüklerini takanlara has bir özellik bu, Ben zaten Serbest piyasayı savunuyorum.
Benim silah tüccarları ile ilgili kullandığım "Aç gözlü" terimi insanların öldürülmesine karşı verdiğim insanca bir tepkidir, yoksa kimsenin servetini hesaplamak ne bana ne size düşer.
[QUOTE=spartacus;364327[ABD Irak'a girmesede petrol kaynaklarını ve ortadoğuda sömürü pazarını yaratırdı, Arabistan'dan neyi eksik? sorun şu ki, tek kişinin yönetimi, tek bir kişiyi ikna etmenin zorluğu ile karşılaştı orada. Ambargo uyguladı. içeriden toplumsal bir başkaldırı örgütlemek için, ama olmadı! 700.000 kişiyi öldürdü sadece, eline ise ancak son darbeyi vurduğunda bir şeyler geçti, o ambargo direnemeyen bir halkla karşılaşmasını sağladı(retorik bunlar tabi, size göre savaşlar PC oyunu sanki). Tabi ki o petrol tekelleri, o silah tekelleri, gıda ve ilaç tekelleri için girdi ABD oraya, hani aç gözlü kişiler yapıyordu bunları? ABD, Irak'a girmesede olurdu, arzu edilende odur ancak her zaman halklar sömürgenlere allı, pullu yollar döşeyip hadi gel demiyor malesef, sömürge o düzeyde sefilleştiriyor ki, bir yerde canına tak diyen toplumlar bir biçimde verili sistemi sallamaya başlıyorlar, sömürge tehlike çanları çalıyor!. Ne kadar mezhepsel, ırksal(kapitalist sistemin toplumsal örgüsü, politik bileşimi) örgüler kaşınsada bazen yeterli olmuyor işte.
Söylenecek şeyleri söylemek lazım, ortada olanı ve herkesin görebileceği olguları ters çevirmek değil...)[/QUOTE]
Irakla ilgili söyledikleriniz doğru değil, Irak'taki Baaz partisi ve dolayısıyla Saddam Hüseyin yönetiminin Amerikayla bir sorunu yoktu, ta ki, Irak ordusu Kuveyt'i işgal edene kadar.
Sizin sömürü edebiyatınızdan konuyu sıyarabilirsek, Irak halkının yaşadığı sıkıntıların en büyük sorumlulularından biri Abd ise, diğeri de Saddam rejimidir, 90'lar öncesinde Irak ekonomisi çok daha iyi duırumdayken, Saddamın şovenistliği Irak halkını varlık içinde yokluk çekmeye mahkum eti malesef, Eğer Saddam şov yapacağına bir devlet adamı olarak dengeleri gözetseydi, Irak'tra serbest piyasanın kapıları açılabilir, Iraak halkının refah seviyesi yükselebilirdi.
Ama dediğim gibi devlet adamları ve onların oluşturduğu Tiranlıkların avukatı ben değilim, Hem devletten şikayet edip hem de kanseri iyileştirmek yerine vucuda kanser hücresi enjekte etmeyi tedavi yöntemi olarak gören sizsiniz, Ben değil.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
kapitalizm üzerine üretim ilişkileri temeklinde tahliller var. krizlerle ilgili sömürge, sefilleşme ve pazar ile sömürülenin aynılığı, üretim fazlası, artı değer, değer üretmeyen değer gibi. Marks bunları dile getirmiş, ben ise zamanında çok farklı bir tahlilden bahsettim.
1 ürün üretilmek için kapitalist piyasaya bir para bırakır. Bu emeğe karşı verdiği(ki sömürdüğü kesime) bir ücret, hammadde, enerji ve pazarlama gibi.
Şimdi bir ürün için piyasaya ürün başı 50 lira bıraktığını düşünelim. Nasıl yaptı, hammadde, maaş, pazarlama vs gideri. ürünü kaça satıyor 100.
Piyasada kaç lira var = 50
kaç lira istiyor = 100
100-50 = 50
Piyasada olmayan 50 lirayı istiyor. Bu durumda ülkenin bir havuzu vardır. devlet bu havuza masraflar, maaşlar, ödenekler gibi harcamalarla para bırakır(yani kapitalistlerin ürünlerinide alır). Bu havuz piyasanın talebi karşılama gücüdür. Bir ülke eğer kendi iç piyasasına üretmeye mahkum kalırsa sefilleşir çünkü üretim tarzı ve ilişkileri bir çok yönden çelişki barındırır. Bu çelişkiler ise sürekli sefilleşme olarak topluma yansır. Her 10 yıla yakın bir zaman da o havuz dediğimiz toplum krize girebilir. Çünkü ihtiyacı vardır alamıyordur ama insan ihtiyaçsızda yaşayamaz. Önce A,B,C,D gibi ihtiyaçları önem sırasına göre sıraya dizer, öyle bir an gelirki, B,C,D,E gibi ihtiyaçlarını A'ya feda eder. Sefillik başlar.
Bu sorunu aşmak için sistem başka ülkelere yönelir. Öncelikle hem üreticisi kendi toplumudur hemde alıcısı yine bu toplumdur, bu yaman bir çelişkidir. 50 verip 100 istenen bir toplum var ise, ürünleri başka ülke havuzlarına yönlendirerek eksiği kapamaya çalışır. Bu halde kendi ülkesi açısından dengeyi kurmuş olur, peki 100-50=50 gibi bir piyasa açığı olan sömürgeleştirilmiş ülkenin durumu ne olur? 100-75 = 25 olur, havuzdaki paralare durmadan kuş gibi uçar, yırtık büyür. Olası iç karışıklıklarda, sefaleti gırtlağına dayanmış halklarda açız demeye başlar, zaten emperyalist ve kapitalist politika bunları önceden öngörmüştür, sürekli hukuki, politik, askeri veya polisiye, veya toplumsal iç karışıklığa bağıl politik taraflara dayalı önlem alır. Zaten toplum önce sömürüldükleri şimdide ihtiyacı karşılayamaz, çeviremez hale geldikleri için tıkanmışlardır.
İşte emperyalist önlemlerde, çeşit çeşit yaptırımlarda o süreçlerde vazgeçilemez yöntemler haline gelir... (burada basit anlattım ama illa detaylı açıkla denirse, sırf şu tek bir olguyu daha detaylı ve anlaşılır izah edebilirim9).])
|
Ekonomi ilkokul müfredatındaki problemler gibi birşey değildir, Marxist literatür dışında da neler söylenmiş, hangi teoriler, Ekonomi modelleri uygulanmış vs araştırmanızı tavsiye ederim.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Mısır ayaklandı, Esad reform yapmaya kalktı, demek ki neymiş, halklar bilinçlenmedikçe hiç bir şey kazanamayacaklar ve dahi bu sömürü sistemleri çözümlenemeyecekmiş, sorun retorik sorunu değil, nesnel gerçekmiş, yaşanılan gerçeklermiş ve asıl retorik kapitalizm(bu bir ekonomik sistem!) iyidir ya işte bazı aç gözlüler var deme ezberiymiş. Bazı ülkelerde baskı ile susturmak mümkünse bazılarında değildir, önemli olan halkın ne istediğidir. karşılanabilir talepler ise fazla karışıklık çıkartılmadan ve baskı uygulamadan ama hali hazır sömürü dengesini de ve emperyalist ilişkileride bozmadan yapılmaya çalışılır. O yüzden Mısır'da ordu iktidara el koyup ilk "büyük devletlerle yapılan ilişkilerin iptal edilmeyip sürdürüleceğini söylemekle işe başlar! yani emperyalist ilişkiler zedelenmeyecek, senin aç gözlü dediklerin rahat bir nefes aldı!"
Ya gördüklerinizi yeterince gözlemleyemiyor yada iç bağıntıları kurabilecek yeterlikde kaynak eksiği yaşıyorsunuz. Hiç kimse - özelde piskolojik sorun yoksa- kimseyi durduk yere öldürmez, hiç bir toplum, hiç bir toplulukda birbirini durduk yere kırmaz, ya hakimiyet, ya iktidar, yada dediğini yaptırma anlayışı, temelinde ise envai çeşit çıkarlar vardır. bu gün hiç bir devlet ve dünya düzenide kapitalizmden ayrı ve bağımsız düşünülemez. Emperyalistlerin çok şeye gücü yeter, olanakları ileri düzeydedir lakin şu aç gözlü dediklerini hem kendisi yaratır hemde varlık koşullarını ne pahasına olursa olsun korumaya çalışır, çünkü ve özünde zaten onları yaratan sistemin kendisidir, bu bir sonuçtur, bir bomba ile 200.000 insanı ölüdren, 3-5 kişiye güç yetiremiyor olmasa gerek!!!. Şimdi sistem kendisini mi yok etsin? ne için, işte kişilerin aç gözlülüğü dendiği ama aslında zaten onları sistem ürettiği için mi? Bu anlamsız değil mi? Sistem onları tüketse kendisini tüketmiş olur, bu bir tavuğun yumurtalarını deşmesi gibi bir şey. Emepryalizmde yumurtaları koruyor, ve açgözlülere aktarılan kaynaklar için sömürgeleştirdiği ülkeler bir biçimde kan gölüne dönüyor, lamı cimi olmayan şey bundan ibaret. Sözde anti-emperyalist, milli direnişler diyelim hatta dönelim olmadığı halde sosyalist diyelim, şiddet etki-tepki bir yere kadar anlaşılabilir, ama kayanağında tüketilir, insan katlederek değil! Kim yapmış? Lanet olsun o yapana, ama şimdi sorun bitti mi?
Arabistan petrol Arap halkınındır dese ne olur? tahmin edebiliyorsanız, bu retoriği(!) zaten anlamaya başlamışsınız demektir. (önceki yazımda silah tekellerinin aylık kazancını örneklemiştim, şimdide petrol tekellerini düşünmek yeterlidir.)
|
Bir diktatör, Mısır halkının başından gitmiştir, Canı cehenneme, dilerim herşey Mısır halkının yararına olur, fakat, Bunu Sosyalizmle ilişlilendirmek kadar gülünç birşey yoktur, Ne devrim, Ne de halk isyanları sosyalizme has özellikler değildir,.
60-70'lerde Abd.deki ayaklanmalar, İrandaki muhalif hareket, Ortdoğudaki ayaklanmalar bunların hiçbiri Sosyalizm kaynaklı değildir.
"Suudi Arabistan petrol Arap halkınındır dese ne olur" demişsiniz, Herhalde Suudilerin sonu devrik İran şahı gibi olurdu, Ama Suudi Arabistan böyle birşey dese bile, O petrolü büyük olasılıkla ne çıkarabilecek ne de işleyebilecek teknolojiye sahipti.
Peki şimdi durum ne, Suudi Arabistan halkının refahı hiç de fena değil, ama o petrol biterse esas o zaman tembellikleri yüzünden görecekler anyayı-konyayı.
ben size birşey soriym o zaman, Kuveyt ve Birleşik Arab Emirliklerinde Dubai diğer Arap ülkelerine göre parasını daha iyi değerlendirdi, Şimdi Sizler bunun için parasını har vurup harman savurana karşı, diğerlerini mi suçlayacaksınız?
Peki sormazlarmı adama Agustos böceği bütün yaz Keman çalıp yan gelip yatarken karınca çalıştı karıncanın suçu ne diye?
Petrol demişken, Ganbia'lı yakın bir arkadaşım söylemişti, Almanlar Ganbia devlet başkanına teklifte bulunuyolar petrolü çıkaralım işleyelim diye, Tabi detayını bilmiyorum ama, kabuletmiyor gerizeka.
Halbuki Ganbia halkına sorsaydın emin ol, günde birkaç dolarla yoksulluk çekeceklerine ayda en azından 1-2000 dolar alıp Sizin deyiminizle (Sömürülmeyi) tercih ederlerdi.
Son Olarak; Bastırılmaya çalışıldığınız savı sizin hüsn-ü kuruntunuzdur, Burada Siz de, Diğer arkadaşlar da ben de kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz sadece.
|

17-02-2011, 12:44
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2010
Mesajlar: 892
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Çizelim ama bir konuyu açtığında örneğin kolombiya'nın ne zaman sömürgeleştirildiğini bilmen gerekir. kaldı ki Kolombiya ne kadar tarihsel ise, dünyada ki sömürgecilikde ve sömürgenlerin taktikleride o kadar tarihseldir. Abbasi ve Emevilerle bağı kelime değil, bütünseldir.)
|
Sizin için bir referans olurmu bilmem ama, ilk okul 4.den beri özel ilgi alanı olarak tarih araştırırım, bu yüzden, Sömürgecilikle ilgili (Kolombiya'nın sömürgeleştirilmesi de dahil olmak üzere) az-çok bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum, ama konumuz ne sömürgecilik, Ne de kolombiya'nın ne zaman sömürgeleştirildiği, Konumuz Pol pot rejimi ve Kamboçya halkının yaşadığı trajedi.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Ama konu ile hiç alakası olmayan bir biçimde sloganik 2 satır sözü ve ana tema olarak şöyle dolambaçlı bir biçimde emperyalizm katliam yapmaz, kapitalizm sömürü sistemi değildir demeyi, söylenecek her şey olarak görebildin. Amacın neydi peki, bunu mu duymakdı?)
|
Ben bu forumda yatıp kalkmıyorum, işim-gücüm var, Sorumluluklarım var, Aksi olsaydı sizin gibi kom olurdum.
|
spartacus;36432{ Diyor ki
Hiç bir devlet yoktur ki, sistem tarafından belirlenmemiş olsun. Hiç bir toplumsal yapı yoktur ki, sistem tarafından belirlenmemiş.
|
|
spartacus;36432{ Diyor ki
savaş istemle değil, zorunlulukla ilgilidir ve son seçenektir. Amerika müdahale etmese sistem işlemeyecektir. Kimse göz göre göre sömürge olmayı kabul etmeyecektir. Zaten Abbasi ve Emeviler ifadelerinin tarihsel vurgusu ve altındaki olguları eften, püften gördüğün içindir ki, o savaşların gerekliliği ve nedenlerini anlamamızı zorlaştırmak istiyorsun. Ekonomik Sistem demek devlet ve iktidar yapısı demek değildir, bakılacak yer üretim tarzı ve ilişkileridir, kurumların güzelliği veya çirkinliği değil!
zaten sistem dediğimiz şey buna deniyor, kapitalizm bir sömürü sistemidir, aç gözlü olmak gibi bir ölçütü yok, aç gözlülüğü ölçütünü dahi belirleyemezsiniz, bu ne size ne bana kalır, ayda 600 milyon dolarda paradır, 6 milyon dolarda, 6 bin dolarda. 3 işletme sahibi olmakda bir şeydir, 300 işletme sahibi olmakda, buna kişisel bir ölçüt koyamazsınız. Bu ana kadar sizler tarafından yazılanlar bir neden değil bir sonuçtur, nedenleri yazanlar ise bir şekilde bastırılmaya çalışılıyor, perdenin altında zaten o nedenler ve onları yaratan sistem yatıyor oysa. İster başlığı açışın olsun -ki yaşananları bilmemiz ve lanetlememiz açısından önemli- isterse devamında sonuçlar üzerinden yeni dünya düzenleri kuruyor oluşun olsun, önemli olan nedenleri, alt planda neyin yattığına inebilmektir. Dünyada devletler savaşacak, insanlar sömürülecek ama bunu kişiler düzeyinde bir tek siz göreceksiniz, 300 yıllık devletler, bağıl sistemlerini göremeyecek? Ve dönüp işi psikolojik rahatsızlığı olan insanlardan kaynaklıdır gibi muamma bir tahlile dayandırabileceksin.)
|
Eğer siz olan her toplumsal olayı gizli ellerin yaptığına inanıyorsanız bu ayrı bir tartışmanın konusudur, Tabi Elitist Tiranların varlığına bir itirazım olmasa da, Toplumsal olayların tümü sizin sistem dediğiniz şeye dayandırılamaz, bunda htoplumların eğilimleri de etkilidir, Sizin örnek verdiğiniz Yasemin devrimi Sosyalist jargonun tekeline alınamayacağı gibi Benim bu söylediğime dayanak oluşturabilir ancak.
Savaşların da zevk için ya da istekle olduğunu söylemedim, bunun da dediğim gibi silah tekeli, Devletlerin kirli oyunları, Sosyolojik faktörler gibi bir sürü sebebi vardır.
Ayrıca, Benim için bir iş adamının 3 ya da 300 işletme sahibi olması sorun oluşturmuyor, insanların sahip olduklarına kıskançlık ve düşmanlıkla bakan bir ideolojinin at gözlüklerini takanlara has bir özellik bu, Ben zaten Serbest piyasayı savunuyorum.
Benim silah tüccarları ile ilgili kullandığım "Aç gözlü" terimi insanların öldürülmesine karşı verdiğim insanca bir tepkidir, yoksa kimsenin servetini hesaplamak ne bana ne size düşer.
[SIZE=2]
|
spartacus;364327[ABD Irak'a girmesede petrol kaynaklarını ve ortadoğuda sömürü pazarını yaratırdı, Arabistan'dan neyi eksik? sorun şu ki, tek kişinin yönetimi, tek bir kişiyi ikna etmenin zorluğu ile karşılaştı orada. Ambargo uyguladı. içeriden toplumsal bir başkaldırı örgütlemek için, ama olmadı! 700.000 kişiyi öldürdü sadece, eline ise ancak son darbeyi vurduğunda bir şeyler geçti, o ambargo direnemeyen bir halkla karşılaşmasını sağladı(retorik bunlar tabi, size göre savaşlar PC oyunu sanki). Tabi ki o petrol tekelleri, o silah tekelleri, gıda ve ilaç tekelleri için girdi ABD oraya, hani aç gözlü kişiler yapıyordu bunları? ABD, Irak'a girmesede olurdu, arzu edilende odur ancak her zaman halklar sömürgenlere allı, pullu yollar döşeyip hadi gel demiyor malesef, sömürge o düzeyde sefilleştiriyor ki, bir yerde canına tak diyen toplumlar bir biçimde verili sistemi sallamaya başlıyorlar, sömürge tehlike çanları çalıyor!. Ne kadar mezhepsel, ırksal(kapitalist sistemin toplumsal örgüsü, politik bileşimi) örgüler kaşınsada bazen yeterli olmuyor işte.[/SIZE Diyor ki
Söylenecek şeyleri söylemek lazım, ortada olanı ve herkesin görebileceği olguları ters çevirmek değil...)
|
Irakla ilgili söyledikleriniz doğru değil, Irak'taki Baaz partisi ve dolayısıyla Saddam Hüseyin yönetiminin Amerikayla bir sorunu yoktu, ta ki, Irak ordusu Kuveyt'i işgal edene kadar.
Sizin sömürü edebiyatınızdan konuyu sıyarabilirsek, Irak halkının yaşadığı sıkıntıların en büyük sorumlulularından biri Abd ise, diğeri de Saddam rejimidir, 90'lar öncesinde Irak ekonomisi çok daha iyi duırumdayken, Saddamın şovenistliği Irak halkını varlık içinde yokluk çekmeye mahkum eti malesef, Eğer Saddam şov yapacağına bir devlet adamı olarak dengeleri gözetseydi, Irak'tra serbest piyasanın kapıları açılabilir, Iraak halkının refah seviyesi yükselebilirdi.
Ama dediğim gibi devlet adamları ve onların oluşturduğu Tiranlıkların avukatı ben değilim, Hem devletten şikayet edip hem de kanseri iyileştirmek yerine vucuda kanser hücresi enjekte etmeyi tedavi yöntemi olarak gören sizsiniz, Ben değil.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
kapitalizm üzerine üretim ilişkileri temeklinde tahliller var. krizlerle ilgili sömürge, sefilleşme ve pazar ile sömürülenin aynılığı, üretim fazlası, artı değer, değer üretmeyen değer gibi. Marks bunları dile getirmiş, ben ise zamanında çok farklı bir tahlilden bahsettim.
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
1 ürün üretilmek için kapitalist piyasaya bir para bırakır. Bu emeğe karşı verdiği(ki sömürdüğü kesime) bir ücret, hammadde, enerji ve pazarlama gibi.
Şimdi bir ürün için piyasaya ürün başı 50 lira bıraktığını düşünelim. Nasıl yaptı, hammadde, maaş, pazarlama vs gideri. ürünü kaça satıyor 100.
Piyasada kaç lira var = 50
kaç lira istiyor = 100
100-50 = 50
Piyasada olmayan 50 lirayı istiyor. Bu durumda ülkenin bir havuzu vardır. devlet bu havuza masraflar, maaşlar, ödenekler gibi harcamalarla para bırakır(yani kapitalistlerin ürünlerinide alır). Bu havuz piyasanın talebi karşılama gücüdür. Bir ülke eğer kendi iç piyasasına üretmeye mahkum kalırsa sefilleşir çünkü üretim tarzı ve ilişkileri bir çok yönden çelişki barındırır. Bu çelişkiler ise sürekli sefilleşme olarak topluma yansır. Her 10 yıla yakın bir zaman da o havuz dediğimiz toplum krize girebilir. Çünkü ihtiyacı vardır alamıyordur ama insan ihtiyaçsızda yaşayamaz. Önce A,B,C,D gibi ihtiyaçları önem sırasına göre sıraya dizer, öyle bir an gelirki, B,C,D,E gibi ihtiyaçlarını A'ya feda eder. Sefillik başlar.
Bu sorunu aşmak için sistem başka ülkelere yönelir. Öncelikle hem üreticisi kendi toplumudur hemde alıcısı yine bu toplumdur, bu yaman bir çelişkidir. 50 verip 100 istenen bir toplum var ise, ürünleri başka ülke havuzlarına yönlendirerek eksiği kapamaya çalışır. Bu halde kendi ülkesi açısından dengeyi kurmuş olur, peki 100-50=50 gibi bir piyasa açığı olan sömürgeleştirilmiş ülkenin durumu ne olur? 100-75 = 25 olur, havuzdaki paralare durmadan kuş gibi uçar, yırtık büyür. Olası iç karışıklıklarda, sefaleti gırtlağına dayanmış halklarda açız demeye başlar, zaten emperyalist ve kapitalist politika bunları önceden öngörmüştür, sürekli hukuki, politik, askeri veya polisiye, veya toplumsal iç karışıklığa bağıl politik taraflara dayalı önlem alır. Zaten toplum önce sömürüldükleri şimdide ihtiyacı karşılayamaz, çeviremez hale geldikleri için tıkanmışlardır.
İşte emperyalist önlemlerde, çeşit çeşit yaptırımlarda o süreçlerde vazgeçilemez yöntemler haline gelir... (burada basit anlattım ama illa detaylı açıkla denirse, sırf şu tek bir olguyu daha detaylı ve anlaşılır izah edebilirim).])
|
Ekonomi ilkokul müfredatındaki problemler gibi birşey değildir, Marxist literatür dışında da neler söylenmiş, hangi teoriler, Ekonomi modelleri uygulanmış vs araştırmanızı tavsiye ederim.
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Mısır ayaklandı, Esad reform yapmaya kalktı, demek ki neymiş, halklar bilinçlenmedikçe hiç bir şey kazanamayacaklar ve dahi bu sömürü sistemleri çözümlenemeyecekmiş, sorun retorik sorunu değil, nesnel gerçekmiş, yaşanılan gerçeklermiş ve asıl retorik kapitalizm(bu bir ekonomik sistem!) iyidir ya işte bazı aç gözlüler var deme ezberiymiş. Bazı ülkelerde baskı ile susturmak mümkünse bazılarında değildir, önemli olan halkın ne istediğidir. karşılanabilir talepler ise fazla karışıklık çıkartılmadan ve baskı uygulamadan ama hali hazır sömürü dengesini de ve emperyalist ilişkileride bozmadan yapılmaya çalışılır. O yüzden Mısır'da ordu iktidara el koyup ilk "büyük devletlerle yapılan ilişkilerin iptal edilmeyip sürdürüleceğini söylemekle işe başlar! yani emperyalist ilişkiler zedelenmeyecek, senin aç gözlü dediklerin rahat bir nefes aldı!"
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Ya gördüklerinizi yeterince gözlemleyemiyor yada iç bağıntıları kurabilecek yeterlikde kaynak eksiği yaşıyorsunuz. Hiç kimse - özelde piskolojik sorun yoksa- kimseyi durduk yere öldürmez, hiç bir toplum, hiç bir toplulukda birbirini durduk yere kırmaz, ya hakimiyet, ya iktidar, yada dediğini yaptırma anlayışı, temelinde ise envai çeşit çıkarlar vardır. bu gün hiç bir devlet ve dünya düzenide kapitalizmden ayrı ve bağımsız düşünülemez. Emperyalistlerin çok şeye gücü yeter, olanakları ileri düzeydedir lakin şu aç gözlü dediklerini hem kendisi yaratır hemde varlık koşullarını ne pahasına olursa olsun korumaya çalışır, çünkü ve özünde zaten onları yaratan sistemin kendisidir, bu bir sonuçtur, bir bomba ile 200.000 insanı ölüdren, 3-5 kişiye güç yetiremiyor olmasa gerek!!!. Şimdi sistem kendisini mi yok etsin? ne için, işte kişilerin aç gözlülüğü dendiği ama aslında zaten onları sistem ürettiği için mi? Bu anlamsız değil mi? Sistem onları tüketse kendisini tüketmiş olur, bu bir tavuğun yumurtalarını deşmesi gibi bir şey. Emepryalizmde yumurtaları koruyor, ve açgözlülere aktarılan kaynaklar için sömürgeleştirdiği ülkeler bir biçimde kan gölüne dönüyor, lamı cimi olmayan şey bundan ibaret. Sözde anti-emperyalist, milli direnişler diyelim hatta dönelim olmadığı halde sosyalist diyelim, şiddet etki-tepki bir yere kadar anlaşılabilir, ama kayanağında tüketilir, insan katlederek değil! Kim yapmış? Lanet olsun o yapana, ama şimdi sorun bitti mi?
Arabistan petrol Arap halkınındır dese ne olur? tahmin edebiliyorsanız, bu retoriği(!) zaten anlamaya başlamışsınız demektir. (önceki yazımda silah tekellerinin aylık kazancını örneklemiştim, şimdide petrol tekellerini düşünmek yeterlidir.)
|
Bir diktatör Mısır halkının başından gitmiştir, Canı cehenneme, dilerim herşey Mısır halkının yararına olur, fakat, Bunu Sosyalizmle ilişlilendirmek kadar gülünç birşey yoktur, Ne devrim, Ne de halk isyanları sosyalizme has özellikler değildir,.
60-70'lerde Abd.deki ayaklanmalar, İrandaki muhalif hareket, Ortdoğudaki ayaklanmalar bunların hiçbiri Sosyalizm kaynaklı değildir.
"Suudi Arabistan petrol Arap halkınındır dese ne olur" demişsiniz, Herhalde Suudilerin sonu devrik İran şahı gibi olurdu, Ama Suudi Arabistan böyle birşey dese bile, O petrolü büyük olasılıkla ne çıkarabilecek ne de işleyebilecek teknolojiye sahipti.
Peki şimdi durum ne, Suudi Arabistan halkının refahı hiç de fena değil, ama o petrol biterse esas o zaman tembellikleri yüzünden görecekler anyayı-konyayı.
ben size birşey soriym o zaman, Kuveyt ve Birleşik Arab Emirliklerinde Dubai diğer Arap ülkelerine göre parasını daha iyi değerlendirdi, Şimdi Sizler bunun için parasını har vurup harman savurana karşı, diğerlerini mi suçlayacaksınız?
Peki sormazlarmı adama Agustos böceği bütün yaz Keman çalıp yan gelip yatarken karınca çalıştı karıncanın suçu ne diye?
Petrol demişken, Ganbia'lı yakın bir arkadaşım söylemişti, Almanlar Ganbia devlet başkanına teklifte bulunuyolar petrolü çıkaralım işleyelim diye, Tabi detayını bilmiyorum ama, kabuletmiyor gerizeka.
Halbuki Ganbia halkına sorsaydın emin ol, günde birkaç dolarla yoksulluk çekeceklerine ayda en azından 1-2000 dolar alıp Sizin deyiminizle (Sömürülmeyi) tercih ederlerdi.
Son Olarak; Bastırılmaya çalışıldığınız savı sizin hüsn-ü kuruntunuzdur, Burada Siz de, Diğer arkadaşlar da ben de kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz sadece.
|

19-02-2011, 21:59
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Sep 2010
Mesajlar: 438
|
|
|
Eğer siz olan her toplumsal olayı gizli ellerin yaptığına inanıyorsanız bu ayrı bir tartışmanın konusudur, Tabi Elitist Tiranların varlığına bir itirazım olmasa da, Toplumsal olayların tümü sizin sistem dediğiniz şeye dayandırılamaz, bunda htoplumların eğilimleri de etkilidir, Sizin örnek verdiğiniz Yasemin devrimi Sosyalist jargonun tekeline alınamayacağı gibi Benim bu söylediğime dayanak oluşturabilir ancak.
Savaşların da zevk için ya da istekle olduğunu söylemedim, bunun da dediğim gibi silah tekeli, Devletlerin kirli oyunları, Sosyolojik faktörler gibi bir sürü sebebi vardır.
Ayrıca, Benim için bir iş adamının 3 ya da 300 işletme sahibi olması sorun oluşturmuyor, insanların sahip olduklarına kıskançlık ve düşmanlıkla bakan bir ideolojinin at gözlüklerini takanlara has bir özellik bu, Ben zaten Serbest piyasayı savunuyorum.
Benim silah tüccarları ile ilgili kullandığım "Aç gözlü" terimi insanların öldürülmesine karşı verdiğim insanca bir tepkidir, yoksa kimsenin servetini hesaplamak ne bana ne size düşer.
|
Toplumların eğilimini hangi faktörler belirliyor acaba hiç düşündünüz mü ? Medyanın,reklamların,propagandaların ne kadar etkisi var toplum üzerinde yapılan araştırmaları hiç okudunuz mu ? Bir bilginiz olduğunu sanmıyorum ama küresel dev şirketlerin dünya hareketlerine yön verdiğini görmemek körlük olur.(ki kaynaklar kimin elindeyse siyasi ve ekonomik olaylara da o yön verir dünya tarihi bu kısır olgu içinde geçer zaten)
Pek bir savaş yoktur ki sosyolojik sebeplerden oluşsun,tüm savaşların altın anahtarı ekonomidir.Hangi savaşı ele alırsanız alın ekonomi yüzdesi her zaman baskın çıkar.Hali ile Kapitalizmin çözüm getirmeyen ve devamlı sömürmeye endeksli modeli de tarihin tozlu sayfalarına karışacaktır.Bildiğiniz gibi büyüyen her şirket monopol olmaya çalışır ki bu yüzden her ne kadar Laissez faire ve Adam Smith'in görünmez el teorisi şirketler tarafından pek sevilse de bunun buhran getirdiğini görmüşler ve zaman zaman keynes'in teorisine geri dönmek zorunda kalmışlardır.(misal Barack Obama)
Yani Kapitalist sistem aslında bir yamalı bohça gibi devamlı kayıp veriyor ve yeni teorilerle takviye bulmak zorunda kalıyor ne hikmetse bu teorilerde hep devlet endeksli ekonomik yaptırımlardan geçiyor.
|
"Suudi Arabistan petrol Arap halkınındır dese ne olur" demişsiniz, Herhalde Suudilerin sonu devrik İran şahı gibi olurdu, Ama Suudi Arabistan böyle birşey dese bile, O petrolü büyük olasılıkla ne çıkarabilecek ne de işleyebilecek teknolojiye sahipti.
Peki şimdi durum ne, Suudi Arabistan halkının refahı hiç de fena değil, ama o petrol biterse esas o zaman tembellikleri yüzünden görecekler anyayı-konyayı.
ben size birşey soriym o zaman, Kuveyt ve Birleşik Arab Emirliklerinde Dubai diğer Arap ülkelerine göre parasını daha iyi değerlendirdi, Şimdi Sizler bunun için parasını har vurup harman savurana karşı, diğerlerini mi suçlayacaksınız?
Peki sormazlarmı adama Agustos böceği bütün yaz Keman çalıp yan gelip yatarken karınca çalıştı karıncanın suçu ne diye?
|
Suudi Arabistan'ın refah düzeyi öyle ahım şahım değil,halk refah havuzuna dahil değil maalesef ARAMCO adlı tüm petrolü çıkaran şirketin tüm hisseleri Suudi ailesine aittir.
diğer tüm ülkelerde de rejim monarşidir hali ile burada über alles yatırım süper fırsatlar diye bahsetmek imkansız.Ancak kuvvetli kabileler ve o kabileleri oluşturan bireyler refah içindeler diğerleri teneke mahallelerde maalesef sürünüyorlar.
Sosyalizm,zenginliği kıskanmakla ortaya çıkan bir rejim ve sistem değildir zaten rejimler ve sistemler böyle düz mantık ve bireyin duygusu ile ortaya çıkmaz.Yani birileri sırçalı köşklerde iktidar değneğini sallıyor diğerleri ise fakir bir ailenin bir bireyi olarak teneke mahallesinde doğuyor ve bu adaletsiz sistemi değiştirme isteği kıskançlık oluyor.Yanlış bir yargı,yanlış bir sonuç insan eli ile değiştirilebilir bir denge varken terazinin ağır kefesini savunmak benim gözümde düpedüz aptallıktır.
Günümüzde de bunu en iyi şekilde görüyoruz,küresel bir köy haline gelen dünyamızın kaynakları tükenme noktasına yaklaşıyor.
Ayrıca yapılan yanlışlar geri dönülmez olaylara sebep oluyor ve bu yanlışların önüne geçilemiyor.Sizin deyiminiz ile yararlı sistem kapitalizm ve onun iskeletlerini oluşturan şirketler "more profit more profit" diye diye dünyanın içini oymaktalar.
Bildiğimiz gibi Sermayenin toplandığı merkezler zenginleşiyor e hali ile halk bilinçleniyor ve çevre koruma kanunları gibi bazı reform hareketleri yapıyorlar ancak şirketler bu sefer atıkları varsa sömürülen noktaları adeta birer çöplük gibi kullanmaya başlıyorlar.(ki türkiye de bile nükleer atıklar nereye atılacak tartışmasında bir siyasimiz afrikaya göndeririz diyerek kapitalizmin güzelliğini dile getirmişti)
Hal ile sömürülen alanın temel kaynağı da bitince geriye devasa bir çöplük ve geçim kaynağı olmayan bir ülke kalıyor.
Onun dışında verdiğin örnek "Gambiya" bir İngiltere sömürgesidir ve ingiliz milletler Cemiyeti üyesidir.Ayrıca "Gambiya" da Piyasa ekonomisi var ne tuhaf değil mi ?
|

21-02-2011, 14:20
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2010
Mesajlar: 892
|
|
ahura mazda´isimli üyeden Alıntı
Toplumların eğilimini hangi faktörler belirliyor acaba hiç düşündünüz mü ? Medyanın,reklamların,propagandaların ne kadar etkisi var toplum üzerinde yapılan araştırmaları hiç okudunuz mu ? Bir bilginiz olduğunu sanmıyorum ama küresel dev şirketlerin dünya hareketlerine yön verdiğini görmemek körlük olur.(ki kaynaklar kimin elindeyse siyasi ve ekonomik olaylara da o yön verir dünya tarihi bu kısır olgu içinde geçer zaten)</p>
<p> </p>
<p>Pek bir savaş yoktur ki sosyolojik sebeplerden oluşsun,tüm savaşların altın anahtarı ekonomidir.Hangi savaşı ele alırsanız alın ekonomi yüzdesi her zaman baskın çıkar.Hali ile Kapitalizmin çözüm getirmeyen ve devamlı sömürmeye endeksli modeli de tarihin tozlu sayfalarına karışacaktır.Bildiğiniz gibi büyüyen her şirket monopol olmaya çalışır ki bu yüzden her ne kadar Laissez faire ve Adam Smith'in görünmez el teorisi şirketler tarafından pek sevilse de bunun buhran getirdiğini görmüşler ve zaman zaman keynes'in teorisine geri dönmek zorunda kalmışlardır.(misal Barack Obama)</p>
<p> </p>
<p>Yani Kapitalist sistem aslında bir yamalı bohça gibi devamlı kayıp veriyor ve yeni teorilerle takviye bulmak zorunda kalıyor ne hikmetse bu teorilerde hep devlet endeksli ekonomik yaptırımlardan geçiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </P>
|
Sizi Kaddafi'yle benzer çizgide gördüm nedense, O da Dış güçler, Siyonizme hizmet edenler vs, kendi yanlışlarını görmek yerine, bir yığın komplo teorisi üretti.
Propagandalar, Medya vs hepsi tamam, Peki Son 20 yıldır, devrilen Sosyalist diktatörlükler, Ortadoğudaki değişimlerde o rejimlerin Birer sansür ve baskı rejimi olmalarının hiç mi payı yok?
Ayrıca, Ekonomik yapıların kendini yenilemesini "yamalı bohça" olarak algılamak, sığ bir bakış açısının göstergesidir, Dünya değişiyor, Elbeteki buna paralel olarak çeşitli Ekonmik sistemlerin ve yeni farklı teorileri denenmesinden daha doğal birşey olamaz.
Devlet hiçbir zaman piyasayı tamamen doğal haline bırakmamıştır ki, piyasada kısmen devlet müdahalesinden söz edilebilsin.
Abd ile ilgili örneğinize gelecek olursak, Biraz daha devam ederlerse, Bu Abd.nin sonu olacak, Çünkü, Amerikada şu an çok ciddi bazı sorunlar var, Bunun kaynağı ise, Kapitalizm değil, Özellikle federal hükümetle ilgili sorunlar.
(Abd.de sizin söylediğinize yakın bir keynesyen yapı tam olarak uygulanamayacak olsa da), Vietnam'da da tam tersi Serbest piyasaya yönelik açılım var ve Vietnam son on yılda gözle görülür bir büyüme kaydetti, Çin, Hindistan ve diğer güneydoğu Asya ülkelerinden ise bahsetme gereği duymuyorum bile, çünkü bu konuda daha sonra ayrıca kkonu açmayı düşünüyorum.
ahura mazda´isimli üyeden Alıntı
<p>Suudi Arabistan'ın refah düzeyi öyle ahım şahım değil,halk refah havuzuna dahil değil maalesef ARAMCO adlı tüm petrolü çıkaran şirketin tüm hisseleri Suudi ailesine aittir.</p>
<p>diğer tüm ülkelerde de rejim monarşidir hali ile burada über alles yatırım süper fırsatlar diye bahsetmek imkansız.Ancak kuvvetli kabileler ve o kabileleri oluşturan bireyler refah içindeler diğerleri teneke mahallelerde maalesef sürünüyorlar.</p>
<p> </p>
|
Suudi Arabistan halkının göreceli olarak refahının Ganbia halkından daha iyi olması başka, Suudiî Kralı ve ailesinin oluşturduğu Tiranlık başka birşey.
ahura mazda´isimli üyeden Alıntı
<p> </p>
<p>Sosyalizm,zenginliği kıskanmakla ortaya çıkan bir rejim ve sistem değildir zaten rejimler ve sistemler böyle düz mantık ve bireyin duygusu ile ortaya çıkmaz.Yani birileri sırçalı köşklerde iktidar değneğini sallıyor diğerleri ise fakir bir ailenin bir bireyi olarak teneke mahallesinde doğuyor ve bu adaletsiz sistemi değiştirme isteği kıskançlık oluyor.Yanlış bir yargı,yanlış bir sonuç insan eli ile değiştirilebilir bir denge varken terazinin ağır kefesini savunmak benim gözümde düpedüz aptallıktır.</p>
<p> </p>
|
Benim gözümde de hayatını nasıl yönlendireceğini ve Mülkün tasarufunu devletin insafına bırakıp, Devlet kademelerindeki elitist tiranların kölesi olmak aptallıktır, Hangisinin daha aptalca olduğunun yargısını isterseniz kişilere bırakalım.
ahura mazda´isimli üyeden Alıntı
<p>Onun dışında verdiğin örnek "Gambiya" bir İngiltere sömürgesidir ve ingiliz milletler Cemiyeti üyesidir.Ayrıca "Gambiya" da Piyasa ekonomisi var ne tuhaf değil mi ?
|
Eski ingiltere sömürgesi demek istediniz herhalde, Hayır bence tuhaf değil, En azından sizin Ganbia'nın veya herhangibir Afrika ülkesinin durumunu serbest piyasaya dayandırmanız kadar tuhaf değil.
Eğer Eski ingiliz sömürgesi Hindistan büyüme eğilimi gösterirken, Aynı şey Yine Eski bir ingiliz sömürgesi olan Ganbia için söz konusu değilse, burada üzerinde düşünülmesi gereken daha farklı konular olduğunu düşünüyorum.
Son olarak; sürekli bizim savunmadığımız şeyler üzerinden tartışmayı sürdürme ısrarından sıkıldığımı üzülerek belirtmek zorundayım, Tartışma önce karşınızdakinin neyi savunup savunmadığını bilmekle başlar ki, karşılıklı savlarımızı sunabilelim.
Saygıyla.
Konu TurkceRap tarafından (21-02-2011 Saat 14:33 ) değiştirilmiştir.
|

21-02-2011, 15:32
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
|
|
Bu başlıkta tam sevdiğim konular tartışılmış ama tartışmaları kaçırdım; ufaktan konuya dahil olasım var.
ahura mazda´isimli üyeden Alıntı
Yani Kapitalist sistem aslında bir yamalı bohça gibi devamlı kayıp veriyor ve yeni teorilerle takviye bulmak zorunda kalıyor ne hikmetse bu teorilerde hep devlet endeksli ekonomik yaptırımlardan geçiyor.
|
Bu söylediğinde hata var sevgili ahura mazda; 'takviye' diye adlandırdığın yeni teoriler hep devlet eksenli/Keynesci yaptırımlardan geçmiyor, örneğin 70lere gelindiğinde pek çok ülke bu politikalar nedeniyle stagflasyon yaşıyordu, çözümü de özellikle 80'lerde yükselen monetarizm tarzı serbest piyasa ağırlıklı politikalarda buldular. Reaganomics, Thatcherism vb. olaylardan illa haberin vardır, bu konulara ilgin var gibi.
En iyi çözüm A'dır ya da B'diri tartışmıyorum, onun altını çizmek istiyorum; söylemek istediğim gelişmelerin tek yönde değil, farklı yönlerde de olabildiği. Çeşitli modeller (ihracat tabanlı gelişme modelleri ile ithal ikamesi modellerini düşünelim mesela) çeşitli dönemlerde deneniyor, bazıları tutuyor, diğerleri tutmuyor, başarılı olan modeller başka ülkelerce de benimseniyor vs. vs. Bir nevi yapay seçilim var bu konuda, başarısız olan eleniyor.
A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:05 .
|