Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #21  
Alt 21-10-2018, 11:06
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yine mi başladınız çocukça dalaşmaya?

Arkadaşlar bilinçle sidik yarışı edeceğinize, günümüzde ne gibi çözümler bulur ve uygularız, kendinizi bu noktaya verseniz biz de sizlerden fikir alsak diyorum.
Marksizmi-Leninizmi çok iyi bilmek en azından günümüz için acil değildir.
Sn bilgivehis

Bu tartışma çocukça dalaşma değil Eski (muhafazakarlık) ile yeni (zaman) arsında ki farkların tartışmasıdır.

Günümüz 1917 -1980 arası üretim biçimi değil hali ile örgütlenme ve çözüm de aynı olmayacak .Biz bunu tartışıyoruz.

Marksizm ve Leninizm elbette tartışılacak Çünkü bu izimlerde ne anladığımız ne anlamamamız gerektiği hala zamanımızda geçerlidir.
Marksizm Genel kapitalizm ve onun felsefesinin eleştirisidir Leninizm se çözüm için örgütlenmedir.

Bizde içinde bulunduğumuz Kapitalizm i anlamak onun sınırlarını bulmak zayıf karnını belirlemek ve hangi araçları kullanarak nasıl yıkılabileceğini tartışıyoruz. Aynı zamanda günümüzdeki teknolojik ilerlemeyi de dikkate alarak nasıl bir kurulum gerçekleşeceğini anlamaya çalışıyoruz.

Senin didişme dediğin bizim tartışma dediğim şey budur.
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 22-10-2018, 11:39
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.945
Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Bizde içinde bulunduğumuz Kapitalizm i anlamak onun sınırlarını bulmak zayıf karnını belirlemek ve hangi araçları kullanarak nasıl yıkılabileceğini tartışıyoruz.
İşte onu yapmıyorsunuz, yapıyor zanediyorsunuz.
Benim ayakkabım senin ayakkabını döver demeyle tartışma olmaz.
Marksizmi-Leninizmi çok iyi bilmeniz gerekmiyor, bildiğiniz kadarıyla tartışsanız yine bizler, ziyaretçiler bir şey anlar.
Hem çözüm için devrimci ustalarına her fırsatta baş vurmak gerekmez. O zamanın koşulları farklıydı, farklı olduğunu siz de biliyorsunuz ama nedense çözüm için Marks tek koşulmuş gibi davranıyorsunuz.
Marks'ız elbette devrim olmaz ama tek koşul değildir, kendimiz de günün şartlarına göre bir şeyler katmak zorundayız.
Örneğin o tarihlerde kapitalizm dünyanın bilinç endeksine bu kadar hakim değildi, ezilen sınıfı bugünkü kadar kandıracak teknolojisi yoktu. Bu yüzden devrimci önderleri işçi sınıfına daha kolay liderlik yapabiliyordu. Sömürü diye bir şeyin olduğunu işçi sınıfına anlatmak yetiyordu. Ayrıca o tarihlerde toplumların tepki özellikleri henüz köreltilmemişti.
Bugün ise devrimin baş düşmanı yine işçi sınıfının kendisi olmuştur, daha doğrusu oldurulmuştur.
Kendi davasına bu kadar düşman hale getirilmiş işçi sınıfını ne yapar da asli davasına sahip çıkarttırabiliriz?
Örneğin kendim farklı çevreden işçilerden sohbet ettiğimde iliklerine kadar patron sınıfının kölesi olduklarını ve bundan da son derece mutlu olduklarını görüyorum. kapitalizm onları bu derece kendi davasından koparmış. Globalleşme denen şey işte budur.
Soru şudur, TKP'nin ezilen sınıfa öndelik yapıp-yapmaması değil, asıl soru, bizim anladığımız tipte ezilen sınıfı nereden bulacak?
Bugün maaşının kesinti haberini vereni alkışlayan bir sınıf var karşımızda.
Marksizm-Leninizm artık tek başına bu düğümü çözemez, farklı teoriler, farklı eylemler gerekiyor.
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 23-10-2018, 10:39
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Sn Bilgivehis

Siz Lenin, Troçki K.Kaustki, Blangui, Rosa Lüxenburg arasındaki tartışma ve polemikleri okusan bizimkiler yanında hiç kalır.


Bilgivehis[B]
Örneğin kendim farklı çevreden işçilerden sohbet ettiğimde iliklerine kadar patron sınıfının kölesi olduklarını ve bundan da son derece mutlu olduklarını görüyorum. kapitalizm onları bu derece kendi davasından koparmış. Globalleşme denen şey işte budur.
Soru şudur, TKP'nin ezilen sınıfa öndelik yapıp-yapmaması değil, asıl soru, bizim anladığımız tipte ezilen sınıfı nereden bulacak?
Bugün maaşının kesinti haberini vereni alkışlayan bir sınıf var karşımızda.
Marksizm-Leninizm artık tek başına bu düğümü çözemez, farklı teoriler, farklı eylemler gerekiyor.


Zaten tartışmanın ana nedeni bu sizin dedikleriniz Sn Bilgivehis.

Marksizm i anlamakta tam sizin dediğiniz gibi zamanı ve zaman içinde farklı sınıfların yerleşimidir. Siz sanıyormusunuz ki Marksizm geçmiş zamana takılı kalmış.
Marks .Sermaye birikimi iki biçimde açıklar 1.Artık Değer (işçinin sömürülmesi) 2. sermayelerin çalınması (küçük ve orta gurup sermeyesine el konulması)
Bu gün o günden farklı mı.

Bunun yanında işçilerin patronların kölesi olduğu ve patronun kölesi olmasını kabullendiği bu günün işi değil. Marks döneminde de vardı. Sonunda köleliğini kabul etmiş bir sınıf var .
Marks ı siz hiç okumamışınız sanırım. Mark Avrupadan (Almanya İngiltere Fransa İtalya )ABD den Çin den Hindistan dan ve bu ülkeler içindeki ekonomik zincirden söz eder.
Yani glabolizm o zamanda vardı .Bu günün farkları var elbet ama tarihten tamamen kopmuş değil.

Zizek sorun, fabrikalarda değil meydanlarda çözülür diyor, D. Harwey de ona benzer şeyler söylüyor Andre Gorz Elvede Proleterya diyor yani günümüzde bir çok farklı görüşler var. İşte bunlar hep tartışılıyor Sn Bilgivehis.

Ama herkesin Merkezi Karl Marks. Vaz geçilmez merkez. Tıpkı dünkü gibi.
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 28-10-2018, 13:41
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sn bilgivehis

Bu tartışma çocukça dalaşma değil Eski (muhafazakarlık) ile yeni (zaman) arsında ki farkların tartışmasıdır.

Günümüz 1917 -1980 arası üretim biçimi değil hali ile örgütlenme ve çözüm de aynı olmayacak .Biz bunu tartışıyoruz.
hayır, bu tartışma marksizm-leninizm ile revizyonizm ve liberal sol'un tartışmasıdır. senin olduğun şey bu.

daha öncede söyledim kapitalizm şekilsel olarak değişikliklere uğramış olabilir (ki bunların bile çoğu sosyalist mücadelenin ürünüdür) ancak öz olarak aynıdır. bugün ne sınıf mücadelesi ne emek sermaye çelişkisi ne emperyalizm (yani kapitalizmin tekelci aşaması) değişmedi. ortadan kalkmadı. vahşilikten evcilleşmedi.

markizm-leninizm'i çok iyi bilmemiz gerekmiyor deniyor ama eğer kapitalizm'e ve emperyalizm'e karşı mücadele etmek istiyorsanız çok iyi bilmeniz gerekiyor. çünkü bunları akademik ve bilimsel tahlillerle açıklayan, çözümleyen ve mücadele eden başka bir siyasi disiplin yoktur.

yeni sosyalizm diye bir şey yoktur ki bu da revizyonizm'in kalıplaşmış söylemlerinden biridir. komünistler için sovyetler birliği sosyalizm düşünü gerçekleştirdiği için yalnızca övgüye layıktır.

tkp'nin bugün ülkede bolşevizm'in tek temsilcisi olmasının sebebi bütün temelini, programını ve hedefini marksizm-leninizm'e yaslayan tek siyasi parti olmasıdır. daha öncede söyledim türkiye'de sol kimlik siyasetine battı diye. kendini sosyalist hatta marksist-leninist olarak tanımlayan partilerin çoğu hdp'nin kuyruğuna düşmüş ve tabela partisi durumuna gelmiştir. nasıl bir öncülükse her siyasi mücadele de ''biz hdp'yi destekliyoruz'' demekten başka bir şey yapmıyorlar. tkp sosyalist devrim'i hedefleyen ve öncülüğünü koruyan tek marksist-leninist parti artık. zaten geçtiğimiz 1 mayıs'a bir bakın. ben tkp'den başka o güne ciddiyetle gelen görmedim. en kalabalık gruplar her yerde tkp'nin di.

bu liberal sol dalganın nasıl sonuçlanacagı yunanistan'da syriza ile ortaya çıktı zaten. kapitalizm ve emperyalizm'le işbirliği. hdp'de syriza gibilerin yansımasından başka bir şey değil. bu düzen muhalefeti ve partileri artık sadece midemi bulandırıyor.

ki sen bu tartışmanın bile dışındasın. chp'li birinin gelipte ''sizin devrim yada sosyalizm talebiniz yok'' falan demesi beni sadece güldürüyor. daha geçenlerde lenin'e zorba falan diyip nato'ya övgüler düzmüyormuydun sen?

biz buna revizyonizm'den öte oportunizm diyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 29-10-2018, 08:58
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

tkp'nin bugün ülkede bolşevizm'in tek temsilcisi olmasının sebebi bütün temelini, programını ve hedefini marksizm-leninizm'e yaslayan tek siyasi parti olmasıdır.
Sn finneas. 1979 -2000 arası senin Bolşevizm dediği şeyi biz denedik bu ülkede Sovyetler Birliği engeline takıldık Şimdi SB yok yani sen tek değilsin senden önceleri var. Bence TKP biraz tarih karıştırsın.

HDP çok farklı bir siyasi yapılanma onu anlamadığında devrimcilik konusunda hiç ciddi değilsindir. Eğer cahil değil de bunu yapıyorsan ben hiç güven verici bulmam.

tkp sosyalist devrim'i hedefleyen ve öncülüğünü koruyan tek marksist-leninist parti artık. zaten geçtiğimiz 1 mayıs'a bir bakın. ben tkp'den başka o güne ciddiyetle gelen görmedim. en kalabalık gruplar her yerde tkp'nin di.

Sn finneas İnsanlar senin 1 Mayısta askeri disiplin içinde yürüyüşüne bakmaz. Hangi fabrikada var olduğuna bakar hangi grevde etkin nedir diye sorar. Öyle seçimden seçime ben varım ve tek komünistim demekte toplumsal çözüm değildir.

Yani senin anlayacağın Sn finneas TKP göz boyamaktan öte bir siyaset izlemiyor.
Size yani TKP sevdalılarına yeniden söylüyorum Eğer yaptığınız işte ciddi iseniz önce Reel sosyalizm i özellikle Sovyetler Birliğini eleştirerek başlayın.
Eski yapının üstüne yeni bina yapamazsın eğer yapacağım diye inat ediyorsan ya bilerek topluma yalan söylüyorsun ya cahilsin.
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 29-10-2018, 12:48
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Sn finneas. 1979 -2000 arası senin Bolşevizm dediği şeyi biz denedik bu ülkede Sovyetler Birliği engeline takıldık Şimdi SB yok yani sen tek değilsin senden önceleri var. Bence TKP biraz tarih karıştırsın.

Bu 1979-2000 tarih seni yanıltmasın. Bu tarih yani Bolşevizm in bitişi tarihi. Şöyle düşünebilirsin Sovyetler 1989 da çöktü ben bu tarih arasında Bolşevizm çöktü diyorum.
Yani bu tarih Lenin e rahmet okutan tarih Aslı 1926 da bunu ancak Sovyet tarihini iyi okuyan anlıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 29-10-2018, 13:56
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.945
Standart

Arkadaşlar halen anlamıyorsunuz, ya da ben anlatamıyorum.
Günümüz teknolojisi kapitalizmin tekelindedir, herkes izleniyor, kapitalist teknolojiden bağımsız ne legal ne de illegal mücadele yapılamıyor.
Şüpheli olmak dahi suç sayılıyor, siz halen Bolşevizm ihtilalinde kalmışsınız.
Üstelik artık işçi sınıfı sömürülü yaşama adapte olmuş durumda, iş bulmuş olmak dahi tepki vermemek için onlara yeterli neden geliyor.
Günümüz işçi sınıfını dahi halen anlamamışsınız, artık işçi sınıfını uyarmak, haklı tepkiye yönlendirmek bir işe yaramıyor. Artık işçi sınıfı kim güçlüyse onun yanındadır, onlar için ezen-ezilen konusu sadece devrimcilerin geyik muhabbetidir. Kendi davalarını kapitalizmin ellerine bırakmışlar, kapitalistler nasıl becerirse razı olmuşlar.
20.yy başlarında dünyada devrim rüzgarı esiyordu, emperyalistler doğrudan işgal ediyordu, bugünkü gibi psikolojik işgal alt yapısı yoktu, bu yüzden emperyalizm kaybediyordu.
Bugün ise durum çokl farklı, devrim süreci hem teorik hem pratik olarak gerilerken, kapitalizm her türlü önlem adına çok yol aldı.
Kısaca işçi sınıfını uyarmak artık tek başına hiç bir anlam ifade etmiyor ki, artık örgütlenmeye de katılmazlar, iş bu derece vahim hale gelmiş.
Yani diyeceğim, eski devrimci mücadeleye farklı mücadele biçimleri katmak gerekir ya da ülkenin doğrudan silahlı işgale ugraması gerekir.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 29-10-2018, 18:04
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

Arkadaşlar halen anlamıyorsunuz, ya da ben anlatamıyorum.
Günümüz teknolojisi kapitalizmin tekelindedir, herkes izleniyor, kapitalist teknolojiden bağımsız ne legal ne de illegal mücadele yapılamıyor.
Şüpheli olmak dahi suç sayılıyor, siz halen Bolşevizm ihtilalinde kalmışsınız.


Bana söylemiyorsun sanıyorum Sn Bilgivehis BOLŞEVİZM diyen ben değilim ben Sovyetler Birliğinin eleştirisinden çıkacak sonuç yeni komünizm diyenlerdenim.
------------
Günümüz işçi sınıfını dahi halen anlamamışsınız, artık işçi sınıfını uyarmak, haklı tepkiye yönlendirmek bir işe yaramıyor. Artık işçi sınıfı kim güçlüyse onun yanındadır, onlar için ezen-ezilen konusu sadece devrimcilerin geyik muhabbetidir. Kendi davalarını kapitalizmin ellerine bırakmışlar, kapitalistler nasıl becerirse razı olmuşlar.

Sn Bilgivehis İşçi sınıfının kapsamı değişti İşçi sınıfı sadece fabrikalarda 8 saat iş gücünü satanlardan ibaret değil İşçi gibi yaşayan her kes işçi sınıfı kapsamı içindedir senin anlayacağın 7,5 milyar insanın en az 6 milyarı işçi sınıfı kapsamı içindedir.
Bu durumda kapitalizm e müdahale bu 6 milyarlık insan sayısına tekamül ediyor. Ayrıca kapitalizm sadece işçi sınıfını yok etmiyor bütün insanlık risk altında.
----------------------
Bugün ise durum çokl farklı, devrim süreci hem teorik hem pratik olarak gerilerken, kapitalizm her türlü önlem adına çok yol aldı.
Kısaca işçi sınıfını uyarmak artık tek başına hiç bir anlam ifade etmiyor ki, artık örgütlenmeye de katılmazlar, iş bu derece vahim hale gelmiş.
Yani diyeceğim, eski devrimci mücadeleye farklı mücadele biçimleri katmak gerekir ya da ülkenin doğrudan silahlı işgale ugraması gerekir.


Sn Bilgivehis Farklı mücadele biçimi nedir birde onu söylesen. Bütün insanlık kapitalizmin tehditi altında siz ne öneriyorsunuz.

Sn Bilgivehis farkında mısınız siz de bu tartışmanın (çocukça didişmenin) içindesiniz.
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 30-10-2018, 02:56
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

Yüzyıllardan beri planlanan bu merkez bankaları komünizmi yavaş yavaş yola sokuyor. Kapitalizmi ve komünizmi karşılaştırmak istiyorsak, muhtemelen önce serbest piyasa ekonomisi kavramını doğru kullanmamız gerekiyor. Kapütalizm ve komünizm varlar, ancak yüzyıllardır gerçek serbest piyasa ekonomisi olarak bilinen kapitalizm hiç olmadı. Kapütalizm veya komünizm meselesi ele alındığında, her iki tarafın eleştirmenleri sosyal adalet isterken, bazı şeyleri görmezden gelib birbirine giriyor.
Ne yazık ki, komünizmin savunucuları hala, komünizmin, işçiyi daha iyi hale getiren ve fakirlere yardım eden bir ideoloji olduğunu düşünüyor. Bu komünizmin işbirliği için dünya tarihinde milyonlarca insanın hayatına mal olan en başarılı sahtekârlikti.

Komünizm, aynı parasal gücün merkezileşmesinden başka bir şey değildir. "Mülkiyet hırsızlıktır" denildiğinde nedense faizden gelen mülkiyet burada görmezden gelinir.
Kapütalizmin savunucularıda, hiçbir şeyden (faiz) ile para yaratanları serbest piyasa ekonomisi ile karıştırırlar.
Kapitalizmi, bunca milyar insanın küçük bir grubun klavyesine işaret parmağıyla girdiği kredi parası için çalışdirdiğina inanıyorlar.
İki sahtekâr ideolojinin hangisinin daha çok acı verdiğini veja canlara mal olduğunu tarihde gördük.
Devletin arkasındaki güç - komünizm tarafından beslendiği, yadsınamaz.
Yani, komünizmde, halkın tüm varlıkları "devlet varlıkları" halindedir ve devlet zaten ait olduğu aynı kişilere aittir ve açıkçası bunlar asla bizler değiliz.Ancak, bu yanlış kavramları birbirimize karşı oynamak için bize nasıl ve kim tarafından enjekte edildiğini anlamak için önce ekonomik teorileri incelemeliyiz.

Keynescilik, örneğin, dünyayı sonuna kadar borçlandırdı.Propaganda makinesi doğruluk hissi ile her şeyi kapsamaya çalışsa bile, şu andaki gerçeklikle hiçbir ilgisi yoktur. Bu sayı oyunları aslında sadece gülünçtür. Keynes geldi ve krizde devletin merkez bankasında borca ​​girmesi gerektiğini söyledi ama merkez bankasının nedense (özel) olduğu gerçeğini anlatmadı. Devletin en nihayetinde borcu, halkın parasından toplanılacağınıda söylemedi. Bu durumda devletin halka bunların istediklerini yaptırmaya yol açacağnı ve nihayetinde nüfus için ekonomik özgürlüğün kaybedileceğini de belirtmedi. Küreselleşme - yeni dünya düzenindeki bir sonraki adım, dünyaya tüm alanlarda büyük dengesizlikler getirdi.Bundan önceki komünizm deneyi, insanlığı, 100 milyon ölümle karşıladı.Keynescilikle de devletlerin kontrolünü ellinden aldındı.


Komünizmin yeniden yükselişte olmasının nedeni budur, çünkü zaten kasıtlı duvara sürülen kapütalizme alternatif olarak sunulmaktadır oysaki gerçek kapitalizm hiç var olmadı.Marksizm, Rus devrimine ve proletaryanin sermayeye karşı uluslararası siyasal mücadelesine yol açan baskın teoriydi.Özünde, Marx ve Engels'in kuramı, iktidar kapitalizm değil kaputalizmindeki sömürü yasaları ve buradaki sermayenin yoğunlaşma süreci ile ilgilenir. Olan biten budur. Kapitali ben anladım sen anlamadın tartışmaları dangalaklığın daniskasıdır.
"Kredi sisteminin ve yöneten araçların (kredi parası vb.) Derinlemesine analizi planımızın dışında. Gelişimi ile kamu kredisi arasındaki bağlantı göz ardı edilmektedir."
diyor marxs efendi. Bu faizin nereden geldiği ile neden ilgilenmedi.Medyanın ya da onların politikacılarının politik, mali ve ekonomik konular hakkında söylediği herhangi bir şeyin gerçekte olanla eşleşmediği zaten ortada .Bunu anladıysak, bir sonraki adım içgörüdür: Bu duruma nasıl düşdük. Eh, sadece büyük parasalcı ve ekonomik fikirlerin ve teorilerin (en azından bizim için) yanlış olduğu bir tesadüf olabilir mi. Sarkaç bir yöne sallanırsa, o zaman diğer yöne doğru yine kuvvetle geri sallanacakdir ve bu da dünyanın en doğal seyidir. Bu bankacılar, para bozucuları ve süper zenginlerin televizyondaki yüceltilmesinde sürekli olarak gösterilen doyumsuzluğa sahip yüzsüzlerden yeterince kim bıkmadı ki?. Sarkacın doğal olarak geri tepeceğinden dialektik açıdan karşı tarafta oluşdurulmuş durumda. İşin güzelide şudur ki adamlar kurtuluş formülünüde dincilerin diline dolamış iyimi.

Marx ve Engels, İngiltere Merkez Bankası'nın, sadece bir miktar altına eşdeğer banknotlar başdıklarını biliyorlardı. Tamam "kurgusal sermayeyi" de berberinde yaratır ve bu sermaye onlara ekstra bir kar getiriyor diyorlar ama ödenmesi gereken bu "hayali sermayeye" olan devletin ilgisi maalesef oldukça gerçektir. Devlet tarafından bu faiz toplanır ve kimseninde gı kı çıkmaz. Yazarlar bunu biliyorlar ise ne diye o zaman bu merkez bankalarını onaylıyorlar. Yazarlar bunları ap açık destekliyor.

Ha bir saniye faize karşı çıkan olmamış derkende biri denemiş fakat onuda çarmıha germişler. Bununla da kalmayıp olayı taa kahve falina kadar taşımış adamlar.

""Kahve falinda asılı adam görmek, geçmişte elinizden kaçırdığınız fırsatlar olmuş, o fırsatları yeniden yakalayacaksınız demektir. Önceki hatalarınızı telafi etme fırsatı doğacak ve özellikle finansal anlamda kendi şansınızı kendi çabalarınız ile elde edeceksiniz. Büyük hayalleriniz olduğu sürece başarılarınız daha da büyük olacak. Özellikle iş sahibi olan kişiler ve kendi işini kurmuş olanlar için bu sembol çok daha hayırlı anlamlara gelmektedir. Falda asılı adam figürü bazen de geleceğinizin çok parlak olduğuna ve gelecekte önemli konumlarda iş sahibi olabileceğinize de yorumlanır.""
Bu benim için bilinç altından faizi ye gerisini düşünme demektir. Bu tür yorumlar hic tesadüfi olabilir mi.

David Ricardo'nun uzun zamandan beri "özel" İngiltere Bankası'nın sahiplerinin devasa kârlarını kınamasını ve onların devletleştirilmesini onaylamaması bu iki "devrimci önder"in gözünden nasıl kaçmış ola bilir?. Hani özeldi, mülkiyet di, felan dı ,fıstık dı ne oldu?. Özel parasal gücün ama merkezi kontrolüne iş gelince tık yok.
Kardeşim tık yoksa o zaman dinçinler bu konuda sizden daha kral.
Kaldıki kapitali okuyanların kendine göre fikirleride var.
Değişim değerleri, kullanım değerleri, göreceli değer biçimlerinin içeriği, denklik formları, göreceli değer biçimlerinin belirlenmesi vb. İle tanımlanan değer formülleri hakkında açıklık içermeyen cümlelerin ve kavramların sonsuz çıkmaz bitmezleri.
Bir kapitalistin malzeme ile işçinin emeğini birleştirerek elde ettiği üzerinden işçi sınıfının sömürüsü "olabileceğini" açıklamak için 700 sayfalık kitap mı yazmak gerek.

Sermayenin üretime yatırılması, üretkenliği arttırması ve dolayısıyla fiyatları düşürmesi, nüfusun daha geniş sınıflarının bu ürünleri karşılayabilmesine ve dolayısıyla daha fazla istihdama yol açmasıdır. Hiç kuşkusuz ki, karın her insan için bir sebep olduğu gerçeğini ve işvereninde sadece bu nedenle risk aldığını, saklayacak bir allahın kulu yok. Biliniyor, nedir bu telaş.

Merkez bankasının "sahte para basması" için izin alması ve buradan faiz ödemeleri alması, devletinde üstüne üstelik gelip yine genel vergiler yoluyla vatandaşlarından para alması, bu denklemdeki asıl proplemdir.Bu faizle yaratılan sanal paranın yaratılmasını marks niye ele alamadı ?????. İsa faize, kennedy de merkez bankasının özeline karşı çıka bilirken marx la moritz niye bunları yazamadı. Marx ve Engels'in her zaman yalnızca tüccar sermayesini/kapitalistleri şeytanlaştırıyor, fakat merkez Bankalarının çıkarları kasten ihmal edilmekte ve hatta (Merkez Bankası) bunlar tarafından desteklenmektedir."İngiltere Merkez Bankası", Altın'ın sadece küçük bir kısmına karşılık para basmaktaydı. Bu nedenle, banka o dönem zaten bir para yaratma işlevine sahipti.Marx, İngiltere ye "İngiltere Bankası" nin kurulmasından 150 yıl sonra geldi ve pratik kapitalizm üzerinde çalışdiğında bu hataları görmeliydi .
Marx ve Engels her zaman yazılarında sözde para döngüsünden söz ederler. İyide ama mevcut parasal sisteme göre, para döngüsü diye birşey yoktur, var mı?. Para her zaman yok edilmiyormu. Para sistemi altında para her zaman imha edilir (geri ödeme veya kayıttan çıkma durumunda) ve daha sonra bir banka ve borç alıcısının üzerinden tekrar yeniden oluşturulmalıdır. Sosyalistler ve kapitalistler arasındaki fark konusunda en iyi alıntılardan biri: "16 yasında bir sosyalist olmayan kişinin kalbi yoktur; 18 yasında hala bir sosyalistin olanında beyni yoktur". Bu bağlamda, "Kapitalizmle mücadele" adli Avrupa Merkez Bankası'na (ECB) yönelik şiddetli protesto gösterileriyle protesto eden gazetecilerin kaç yaşinda olduğunu bilmiyorum. Bununla birlikte, merkez bankasının kurumunun kapitalizmle ne kadar ilişkisi varsa, İslamcı kutsal savaşçılarında aydınlanmayla o kadar ilişkisi var, yani hiç. Merkez bankaları serbest piyasa ekonomisine planlanmış "ekonomik" yabancı organizmalardır.

Hem Devletin kağıt para tekelini yönetiyorlar hemde serbest piyasaların kendi kendine fiyat dengeleme mekanizmasını engelliyorlar, sonrada kendi yaratıkları yapay kapütalzim üzerinden kendi kendine işleyecek olan kapitalizme çamur atıyorlar. marxistler bu noktada kendi bacağına sıkıyor çünkü Marx ve Engels merkez bankalarının oluşturulmasını istiyor?. Bu dünyanın para piyasasındaki yerini ilahi bürokratik bilgeliği ile dikte eden kusursuz plan ekonomistlerdir. Karl Marx ve Friedrich Engels bunu bildikleri için Komünist Manifestolarında, diğer şeylerin yanı sıra, merkez bankalarının yaratılmasını talep ettiler. Mises, zamanla arz ve talebi etkin bir şekilde koordine etmek için serbest piyasa fiyatlandırma mekanizmasının merkezi önemini kabul eden ilk ekonomisti. Bu "doğal/özgür/kendiliğinden işleyen piyasa kontrol süreci olmadan, arz ve talep arasında kaçınılmaz olarak, uyumsuzluklar olacaktır.
Marx ile moritz niye mises gibi bu "doğal/özgür/ ve kendiliğinden işleyen piyasa kontrol mekanizmasını anlamak istemiyor. Bu ilahi bürokratik bilgelik hastalalığına kapılmışlar işçi sınıfı ile nasıl bağ kura bilirki, ne anlarki. Senin derdin ayrı, onların niyeti gayri.
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 30-10-2018, 14:51
Saint-Just Saint-Just isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2014
Mesajlar: 521
Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
tkp'nin bugün ülkede bolşevizm'in tek temsilcisi olmasının sebebi bütün temelini, programını ve hedefini marksizm-leninizm'e yaslayan tek siyasi parti olmasıdır.
Sn finneas. 1979 -2000 arası senin Bolşevizm dediği şeyi biz denedik bu ülkede Sovyetler Birliği engeline takıldık Şimdi SB yok yani sen tek değilsin senden önceleri var. Bence TKP biraz tarih karıştırsın.

HDP çok farklı bir siyasi yapılanma onu anlamadığında devrimcilik konusunda hiç ciddi değilsindir. Eğer cahil değil de bunu yapıyorsan ben hiç güven verici bulmam.

tkp sosyalist devrim'i hedefleyen ve öncülüğünü koruyan tek marksist-leninist parti artık. zaten geçtiğimiz 1 mayıs'a bir bakın. ben tkp'den başka o güne ciddiyetle gelen görmedim. en kalabalık gruplar her yerde tkp'nin di.

Sn finneas İnsanlar senin 1 Mayısta askeri disiplin içinde yürüyüşüne bakmaz. Hangi fabrikada var olduğuna bakar hangi grevde etkin nedir diye sorar. Öyle seçimden seçime ben varım ve tek komünistim demekte toplumsal çözüm değildir.

Yani senin anlayacağın Sn finneas TKP göz boyamaktan öte bir siyaset izlemiyor.
Size yani TKP sevdalılarına yeniden söylüyorum Eğer yaptığınız işte ciddi iseniz önce Reel sosyalizm i özellikle Sovyetler Birliğini eleştirerek başlayın.
Eski yapının üstüne yeni bina yapamazsın eğer yapacağım diye inat ediyorsan ya bilerek topluma yalan söylüyorsun ya cahilsin.
Ya he canım he. Bolsevizm'i geçenlerde bende denedim ama zevk alamadım. Çok acilı yapıyorlar.

Varsa marksizm-leninizm'e dair akademik-bilimsel elestirilerin, yazarsin çizersin ona göre yol aliriz. Tabi tekrar maskara olmaktan korkmuyorsan Bol keseden iflas etti falan demekle olmuyor bu işler.

Biraz burjuva medyasindan kafanı kaldirda emek cephesinde ne oluyor ona bir bak. Flormar iscilerinin, ani tür işçilerinin, Cargill isiçlerinin direnislerinde ve grevlerinde biz vardık yalnızca. TKP örgütledi bunları. Nerde işçi orgutlenmesi varsa TKP orada.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:13 .