Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
İnsan-ı kâmil olmanın kolay bir şey olduğunu yazdığımı hatırlamıyorum.
"Dinlerin görünürdeki amacı" demiştim.
Aksi takdirde tüm dinler Cennet'e "bilet" sağlayan sıradan araçlar olurdu.
|
Tamam.
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Mevlâna'nın Kur'an'ı "öz ve posa" şekilnde ikiye ayırması muhaldir.
Çünki; bu takdirde Allah sözüne eksiklik/zaaf/terki gereken hususlar isnad edilmiş olur.
|
Kuran kendi içinde aslının Levh-i mahfuzda olduğunu söyler mesela, dolayısıyla kuran yakılsa bile bunun kuran değil, aslında kağıt ve mürekkep olduğu hemfikri vardır.
Zaten bu gibi sebepler yüzünden eskiler buna kuran değilde, bu mushaftır demişlerdir.
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Fakat; "öz" derken anlaşılması gerekeni; "posa" derken de avamın anladığını kasd etmişse onu bilemem.
|
Kuranın içinde tasavvufi ayetler vardır, örn. Hicr / 99 ayeti gibi, muğlak konularda tasavvufçuların her daim akla mantığa sığmaz fikirleri görüşleri vardır.
Aslında bu ayet ile ilgili bir yazıda yazmayı düşünüyorum.
Bu gibi sebepler yüzünden posa/öz ayrımına gider tasavvufçular.
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Ama bu takdirde; bir tasavvuf erbâbının, kendisiyle aynı İlah'a inanan insanları farklı iman algılarından dolayı küçümseyerek "köpekler" şeklinde nitelemiş olması gerçekten anlaşılabilir bir yaklaşım değil. Bu tip bir tavır - Mevlânâ'yı geçtim - tassavvuf kapsına ilk adımını atmış sıradan bir sâlik için bile son derece kerih bir davranış biçimidir.
|
Bu maalesef böyledir.
Hatta eskiler birini aralarına almak için ona olmadık işler bile yaptırırlarmış, hırsızlık yaptırmak, çarşıda çıplak dolaşmasını istemek vb.
Neticede tasavvuf her kişiyi değil, er kişiyi arzular, dolayısıyla er kişide ne kadar samimidir test edilir.
Bu tabii eskilerde böyleymiş artık böyle şeyler duyulmaz görülmez, görülse bile bunun artık tasavvufi tarafı ne kadar düzgündür bilinmez.
Tehlikelerle dolu bir yoldur bu-ki sizde iyi kötü vâkıf durumdayım demişsiniz-bilirsiniz.
Bende hiç böyle yollara girmedim, birilerinin peşine düşmedim, önünde diz çökmedim ama Ankara Hacıbayram da 20 yılım geçti diyebilirim, gerçi artık o eski otantik mistik havası kalmadı turistik bir yer oldu, haftanın en az beş günüm orada geçerdi, açıkcası ruhum adeta oraya çekilirdi..artık 7-8 senedir hiç gitmiyorum, gerekte kalmadı ama bu sitedeki tartışmaların pek çoğunuda ben zaten oradan bilirim.
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Çünki tasavvufta hüner belâgattan ziyâde Yunus'un tabiriyle "gönül yıkmamak" tır.
Tasavvuf işin adamlık tarafı, belâgat ise edebiyat yönüdür.
|
Aslında tasavvufta halka şirin görünmek gibi bir durumda yoktur diyebilirim, Çoğunun şiir/yazı belâgat yönü iyidir evet ama Mesnevide belden aşağıda hikayelerde anlatılır mesela.
Sırf bu gibi sebepler yüzünden tasavvufu kötü olarak bilen tanıyan insan sayısı hiçte az değildir.
Nette bile Mevlana için sapık, eşcinsel vs. yazılar mevcuttur.
Öncede dediğim gibi bunlar Kemalâtın cilveleridir, bir nevii yem'dirde, dediğim gibi aranılan "her kişi değil, er kişi" dir.
Hatta bu konuda Hacı Bayram-ı Velinin: "
Padişaha selam söyleyin. Benim birbuçuk müridim var. Herkesten vergi alsınlar" meseli çok hoştur.
Gerçeği arayanlar kalabalıklar içerisinde sadece bir kaç kişidir, diğerleri değildir maalesef.