Yıldıztozu, halen erkek eğemenligini kanıt olarak gösteriyorsun.
Erkekler özellikle sömürü çağında beden gücünü kullanarak kadını farklı alana girmesini engelledi. Buna hiç bitmeyen ve beden gücüne dayanan savaşlar da etken oldu. Delikli demir icat edilince beden gücü ikinci plana düştü böylece altı-üstü elli yıldır kadın kendine bir yer bulabildi. Bu gerçekleri görmeden kadının zekasını geride görmek ona haksızlıktır...
Yıldıztozu;sana izah ediliyor ama sen yine bildiğini sandığın şeyi sunmaktasın..Çok kötü bir durumdasın ve bu durumda olduğunun farkında da değilsin..Sana linkini verdiğim kitabı okursan,bu konulara bakış açın değişecektir ama görünen o ki boşuna link vermişim sana..
Diyorsun ki ''Nedenleri bırakıp sonuçlara baktığımızda kadın aklının erkek aklından geride olduğunu açıkça görüyoruz maalesef.''
Böyle absürt bir çıkarım yapabilmeni anlayamıyorum..
Mesela,Dünya'daki Hristiyanların sayısı ateistlerin sayısından fazla diye,hristiyanlığın doğru olduğu çıkarımı yapmak gibi bir şey bu..
Sonuçlara bakıp,rakamlara bakıp,felsefe yapamazsın..!
Herhangi bir felsefe tarihi kitabına baktığımızda hemen hepsinin erkek olduğunu görebiliriz.
Çok basit canlıların bile yaşadığı, ona uyum sağladığı bir dünyada, hayatı bu kadar kaotik, girift olarak ele almak, anca erkek aklının becerebileceği bir şeydir.
Çünkü Erkek aklı bu hayatı ANLAMADI!
Anca anlamadığının felsefesini yaptı, tabi diğer erkeklerde hayatı anlamadığı için, mesele anlaşılmadı.
Basit bir hayatı anlamak için bu kadar yazma/çizme yapmak erkeğin kafasının güzelliğindendir.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Dini ilk sorgulama sebeplerimden biridir kadın konusu
Özellikle dindar bir ailede yetiştiyseniz etrafınızdaki kadınların sizden daha farklı bir muamele gördüğünü görebilirisiniz
Ayrıca suudi arabistandaki kadınlara baktığınızda zaten "din kadını yüceltiyor" sözünün tamamen bir yalan olduğunu netçe görebilirsiniz .
Amacım kadın-erkek eşitliğini dinden bağımsız bir şekilde tartışmaktı.
Dinleri aradan çıkardığımızda kadın-erkek ne ölçüde eşittir.
Bir de bu konudaki fikrini yazsan..
Bir zamana kadar doğada kalmak kol ve beden gücüne dayalıydı.
Kadın ile erkeğin eşit olması imkansızdı. Erkek hem savaşçı hemde evin karnını doyuran unsur oluyordu. Kadına gereken ihtiyaç, üremekten ve evin-çadırın düzenini sağlamaktan öteye geçmemişti. Devletler açısından savaş değeri pek yoktu. Savaş aletlerini de, zırhları, mızrakları, kılıçları, topları tüfekleri, gemileri ve gülleleri hep erkekler üretiyordu.
Bu yüzden doğal olarak kadın erkek eşitliği imkansızdı.
Günümüzde insanlar daha korunaklı şehirlerde yaşıyorlar. Savaşlar kol-beden gücünden ziyade savaş araçlarına havale edilmiş durumda. Ekonomik sistemler kadını da çalıştırmanın ve onunda üzerinden rant elde etmenin peşinde.
Çünkü artık kadının evde değil ofiste yada markette ki kasada durması gerekiyor. Sanat camiasında kadına, kadının sesine ve yüzüne de ihtiyaç duyuluyor. Çünkü kadınsız yaşanılan bir hayat yok. Böyle yaşanmamış bir hayatın şarkısı, tiyatrosu ve filmi de olmuyor.
Kadın ile erkeğin eşit olup olmamasından ziyade bilimin ne dediğine bakmak lazım. Bazı bilim adamları kadının ayrı bir tür olduğunu söylüyor. Kadınların mekanik akla yatkın olmadığını söylüyor. Tabi ki de bilimin söylediği teoriyse, değişmesi de olasıdır.
Bugün savaşın ve din tabularının yıkıldığı her ülkede kadın erkek eşit olmak zorunda kılınıyor. Sistem bunu dayatıyor.
Örneğin kadın araba kullanmalı ki araba daha çok satılsın. Bir çok tüketim kaleminin tek müşterisi kadındır.
Hayvani aklımız bize kadın erkek eşitliği olmasını imkansız kılıyor, gelenekler ve dinden gelen ahlak-kültür de buna engel. Kadın doğası gereği zaten en büyük bilim adamı ve en büyük politikacı olamıyor.
Beşeri aklımız ise kadın erkek eşitliğini sorguluyor. Kadın ile erkek sosyal yaşantıda eşit olmalılar, olmak zorundadır. Olamazsa, karnını doyuramaz.
Zaten ataerkil toplumun varlığı da erkeğin daha güçlü ve akıllı olmasının bir sonucudur. Nedeni değil.
Ataerkil toplum olmadan önce, durumun tersi olduğunu iddia eden makaleleri okudunuz mu ?
"İlkel dişi insan, tıpkı dişi hayvan gibi kendisine kıyasla, ahmak ve algılama yeteneği zayıf olan erkekten çok daha önemli, sağduyulu ve akıllıdır. Kadının anasal işlevleri, uzun bir evrim süreci içinde, onda erkeğin gelişiminde hiç görülmeyen bir uyanıklık, dikkatlilik, başkalarını düşünme yetisi, yapıcılık eğilimi geliştirmiştir. Buna göre dişi, ilkel koşullarda yalnız erkek kadar akıllı değil, düpedüz üstündür (….) yabanılların öğüt almak için ka*dınlara başvurması da bu yüzdendir." (Briffoult) aktaran E. Reed, Kadının Evrimi)
Kadınları aşağılıyor diye dinler çok eleştirilir genelde.
Aslında aşağılamaktan ziyade kadınlara farklı haklar erkeklere farklı haklar vermiştir.
Dinleri aradan çıkartırsak kadın-erkek eşitliği konusunda ne söylemek istersiniz?
Bence kadın erkek tabiki eşit değildir.İkisi farklı farklı varlıklar.
Biyolojik ve psikolojik özellikleri çok farklı.
Sahip olunan farklı özellikler, farklı sonuçlar doğurur.Farklı sonuçlar ise farklı kurallara uymayı gerektirir.
Farklılıkla eşitsizlik aynı şey değildir.
.
Kadın ve erkek arasındaki ayrımın (ama aslında ayrımsızlığın ve farksızlığın) eşey kavramı üzerinden incelenmesi ve yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Eşitlik demenin bile bir eşitsizliği öne sürüp bozma ve alt ya da farklı olanı sonra yükseltme ve eşitleme gibi bir yanlış zemin önerdiğini ve kullandığını hatta dayattığını düşünüyoruz.
Psikolojk temel nihai bir fark öne sürülemeyeceğini, bunun kültürel ve bilişsel öğretisel olacağını, biyolojik fark deneninse hiç bir ayrım olmaksızın yine eşey kavramının zorunluluğu olarak görülmesi gerektiğini ve insanın cins kavramında birlenmesi/aynılanması yani (insan adı üzerinden) bir fark ve ayrımın hiç önerilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
İşin aslı diğeri bize bakılırsa katı dinsel propagandanın bir ürünüdür ve Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam başta bu kurumsal yapıların dinsel-politik dayatmalarıdır.
Yani bize göre kadın erkek ayrımsızlığı ve farksızlığı doğru kavramdır/kullanımdır ve eşey kavramından ikiye ikiye bölünmüşlük/ayrılmışlık ve iki eşeye bölünmüş insan tabiri ve insan kavramı üst yapı olmalıdır.
Kadın ve erkek gibi bir cins/çeşit bölümlemesi filozofik olarak ya yapaydır ya da genel türler,türleşme ve eşey kavramından incelenmelidir...
Filozofik olarak kadın erkek sağ sol gibi bir bölümlemeden ibarettir.
Neroseksizm: Kadınların ve Erkeklerin Farklı Beyinlere Sahip Oldukları Miti, 1. Kısım
Lisa Eliot, kadın ve erkek ayrımını kafatasının içinde aramanın, bir kötü araştırma pratiği dersi olduğunu yazıyor.
Cinsiyetli Beyin: Kadın Beyni Mitini Yıkan Yeni Nörobilim / Gina Rippon – The Bodley Head (2019)
Bilişsel nörobilimci Gina Rippon, Cinsiyetli Beyin'in başlarında, erkekler ve kadınlar arasındaki farkı "nihayet" açıklamış olarak görülen sayısız beyin çalışmalarından birini anlatıyor. Bu, Irvine'deki Kaliforniya Üniversitesi'nde araştırmacılar tarafından 21 erkek ve 27 kadının manyetik rezonans görüntüleme (MRI) analizine tabi tutulmasıydı (R. J. Haier ve diğerleri, NeuroImage 25, 320–327; 2005). Bugünün standartlarına göre minicik olan bu kısa bağlantı, yine de, gazetelerden bloglara, televizyondan kitaplara ve nihayetinde öğretmen eğitimi ve kurumsal liderlik konferanslarına kadar uzanan bir tanıtım turuna çıktı.
2010'da bir sabah uyandığımda, Amerikan televizyon kanalı CBS'deki bir program olan Early Show'da bu çalışmanın kötü bir yorumunu gördüm. Sunucu, Harry Smith, tıbbi muhabir Jennifer Ashton'ın, erkeklerin kadınlardan "altı buçuk kat daha fazla gri maddeye", kadınların ise erkeklerden "on kat daha fazla beyaz maddeye" sahip olduğunu açıklamasını coşkuyla dinliyordu. Daha sonra, erkeklerin matematikteki yetenekleri ve kadınların çokgörevliliğe şaşırtıcı yatkınlıkları hakkında iğneleyici alıntılar yapıldı. Bu farklılıkların, kadınların kafalarının yaklaşık % 50 daha büyük olmasını gerektireceğinden, Irvine ekibinin beyin hacimlerini bile karşılaştırmamasına rağmen IQ ile gri ve beyaz madde ölçümleri arasındaki bir bağlantıyı araştırmasından söz bile etmiyorum.
Nöroseksizm
Cinsiyet farkı araştırmasının tarihi, hesapsızlık, yanlış yorumlama, genel önyargılar, zayıf istatistiki güç, yetersiz kontroller ve daha kötüleri ile doludur. Cinsiyet farklılıklarının kötü nörobilimine karşı önde gelen bir ses olan Rippon, sonsuz döngüyü belirtmek için köstebek oyunu metaforunu kullandığı bu iddialı kitapta pek çok örneği ortaya çıkarır. Kadınlarla erkekler arasındaki bir farkı keşfetme iddiasına sahip, beyin üzerine bir çalışma yayınlanır; politik doğrulukla alay etmek için, "Sonunda gerçek bulundu!" olarak servis edilir; diğer araştırmacılar çalışmanın bazı abartılmış yorumlarını veya vahim tasarım kusurlarını ortaya koyar ve, şans eseri, hatalı iddia bir sonraki benzer analiz başka bir "Aha!" anı üretene kadar kaybolur ve bundan sonra döngü tekrarlanır. Rippon'un gösterdiği gibi, bu beyin farklılıkları avı "çağlardan beri, bilimin toplayabileceği tüm tekniklerle, kuvvetli bir şekilde takip edildi." Ve MRI araştırması bu çatışmaya katıldığından beri, son otuz yılda patladı.
Bununla birlikte, Cinsiyetli Beyin'in ortaya koyduğu gibi, cinsiyete bağlı beyin farklılıklarına dair kesin bulgu yoktur. On dokuzuncu yüzyıla kadar dayanan, kadın beyninin "beş ons eksik olması" iddiasının ötesinde modern sinirbilimciler, erkeklerin ve kadınların beyinleri arasında belirleyici, kategori tanımlayıcı hiçbir fark tespit etmediler. 1995 tarihli küçük bir Nature çalışmasında iddia edildiğinin aksine, kadınların beyninde, dil işlenmesi beynin lobları arasında erkeklerde olduğundan daha eşit bir şekilde yayılmamıştır; 2008 yılında büyük bir meta-analizi bu iddiayı çürüttü. (BA Shaywitz ve ark. Nature 373, 607-609 ( 1995) ve IE Sommer ve diğerleri, Brain Res., 1206, 76-88; 2008). Beyin büyüklüğü vücut büyüklüğü ile artar ve gri ila beyaz madde oranı veya corpus kallosum adı verilen sinir sisteminin enine kesit alanı gibi bazı özellikler beyin büyüklüğüyle hafifçe doğrusal olmayan bir şekilde ölçeklenir. Fakat bunlar derece cinsinden farklılıktır, tür cinsinden değil. Rippon'un belirttiği gibi, küçük başlı erkekleri büyük başlı kadınlarla karşılaştırdığımızda bu farklılıklar gözlemlenemez ve hobilerle ya da kazanılan maaştaki farklılıklarla hiçbir ilişkisi yoktur.
Önyargı'nın tarihi
Rippon'un ana mesajı "cinsiyetli bir dünya cinsiyetli bir beyin üretecek" idi. Kitabı, farklılıkları beyin düzeyinde anlama girişimi olan yayılmış "nöroseksizm"in kökünü kazıma konusunda Angela Saini'nin Inferior'ı (2017) ve Cordelia Fine'ın Delusions of Gender'ı (2010) ile yan yana duruyor. Eğer gerçekten geçmişte kalmış olsa, eğlenceli bir okuma olacak ilginç bir tarih olurdu. Ne yazık ki, köstebekler çıkmaya devam ediyor. Rippon, kadınların "insan evriminin en aşağı biçimlerini temsil ettiğini" açıklamak için taşınabilir sefalometresini kullanan sosyal psikolog Gustave Le Bon'dan 1895 tarihli bir alıntıyla başlıyor. 2017 yılında Google mühendisi James Damore'un, teknoloji ve liderlik rolündeki kadınların sayısının azlığına sebep olan "biyolojik nedenler" hakkında çalışanlarına yazdığı blog ile sonlandırıyor.
Rippon'ın belirttiği gibi, kadınların aşağı durumunu kanıtlamak için çıkılan av, yakın zamanda erkek-kadın "tamamlayıcılığını" kanıtlamak için çıkılan ava evrilmiştir. Bu yüzden, diye devam eder bu satırlar, aslında kadınlar erkeklerden daha az zeki değillerdir, sadece her nasılsa İncil öğretileriyle ve toplumsal cinsiyet rollerinin mevcut durumlarıyla uyum sağlayan bir yönden "farklı"dırlar. Bu nedenle, kadınların beyinlerinin empati ve sezgiye bağlı olduğu söylenirken, erkek beyinlerinin akıl ve eylem için en iyi şekilde kullanılması beklenir.
Philadelphia'da bulunan Pennsylvania Üniversitesi'ndeki araştırmacılar da 2014'de yapılıp ağızlara sakız olan bir araştırma ile insanların hayal gücüne erkek ve kadın beyinlerinin taban tabana zıt metro haritalarına benzediği görüntüsünü bu sayede kazıyabildi: kadınların beyinlerinde sinir bağlantıları çoğunlukla lobların arasındaydı, erkeklerde ise bağlantılar lobların içindeydi. (M. Ingalhalikar et al. Proc. Natl Acad. Sci. ABD 111, 823–828; 2014) Bununla birlikte harita, çalışmanın ergen katılımcıları arasında farklılık göstermeyen sinir bağlantılarının büyük çoğunluğunu göz ardı etmekle birlikte, ergenliğe ilişkin olgunlaşmayı ve görünür erkek-kadın farkını azaltan beyin büyüklüğünü kontrol etmedi.
Yazar: Lise Eliot
Çevirmen: Merve Havalı
Kaynak: Nature
kadın doğal güçlerle geliyor dünyaya.
doğurganlık gibi bir süper güce sahip.
erkek ise böyle bir doğal güce sahip olmadığı için başka alanlara yöneliyor.
para, statü, felsefe, sanat vs.
bu nedenle bu alanlarda erkekler daha önde.
kadın zaten doğal güçlere sahip olduğundan başka alanlarda güçlenme baskısını hissetmiyor.
erkeklere yazık.
çoğunluğu cinsel güdülerin kontrolü altında.
para kazanma, statüye ulaşma istençlerinin gizil hedefinin cinsellik olduğunun farkında bile değiller.
cinsellik tarafından hayatları iradesiz biçimde yönlendirilen canlılar.
tanrı seks yapıyor olamaz.
seks bir çeşit kölelik.
doğal otoritenin kontrolü sözkonusu.