Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 26-11-2009, 03:08
AhbAp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AhbAp AhbAp isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Sep 2008
Mesajlar: 2.804
Standart Dinlerin Olmadığını Hayal Edin - Richard DAWKINS

Dinlerin Olmadığını Hayal Edin

John Lennon’ın söylediği gibi, dinlerin olmadığı bir dünya hayal edin. İntihar bombacılarının, 11 Eylül’ün, 7 Temmuz’un, Haçlı Seferlerinin, cadı avlarının, Barut Komplosu’nun[1], Keşmir Sorunu’nun[2], Hindistan-Pakistan bölünmesinin, İsrail-Filistin savaşlarının, Sırp-Hırvat-Müslüman katliamlarının ve Kuzey İrlanda sorunlarının olmadığını hayal edin. Taliban’ın antik heykelleri havaya uçurmadığını, ciltlerinin bir kısmı göründü diye kadınların kırbaçlanmadığını veya kafirlerin ve dinden dönenlerin halka açık yerlerde kafalarının kesilmediğini hayal edin. Yahudilere yapılan eziyetlerin olmadığını, din ortada yokken onların, çevrelerindeki toplumlarda yaşayan yabancılarla evlenecekleri için, aslında eziyet edilecek Yahudi kalmayacağını hayal edin.

Elbette günümüzün dinsel cinayetleri ve işkenceleri, teolojik anlaşmazlıklar tarafından harekete geçirilmiyor. IRA, din değiştirme konusundaki anlaşmazlıklardan ötürü Protestanları öldürmüyor (ve tersi). Güdünün daha çok, kabile intikamları şeklinde olması muhtemel. Durum, “Onlar”dan biri “Biz”den birini öldürdü şeklindeydi. “Onlar”, “bizim” büyük büyükbabalarımızı ata topraklarımızdan sürdüler. Şikayetler iktisadi ve siyasal; dinsel değil ve kan davaları uzun zaman öncesine dayanıyor.

Ancak bu kabile anlaşmazlıklarının bizzat dinle bir ilgisi olmamasına rağmen, gerçek şu ki, ortada her şeyi dine dayandıran iki kabile var. Hiç şüphesiz, dil veya genetik kökenli kabile farklılıkları var ancak Kuzey İrlanda’da mesele dinden başka ne olabilir? Bu örnek aynı şekilde Hindistan-Pakistan, Sırbistan-Hırvatistan ve Endonezya ve Afrika’nın çeşitli bölgelerine uyarlanabilir. Din, grup kimliği ve düşmanlık açısından dünyanın en bölücü unsurudur. Eğer bir toplum mühendisi, günümüzün çoğu saldırgan husumetini sürdürülebilir kılmak için bir sistem tasarlamak amacında olsa, mezhepsel eğitimden daha iyi bir formül bulamaz. Bütün dinlerin karşılaştırmalı olarak öğretildiği inanç okulları daha iyi olurdu. Ancak inanç okullarının bütün amacı, “bizim” kabilenin çocuklarının “kendi” dinleri tarafından eğitilmesi. Diğer kabilenin çocukları da aynı anda rakip din tarafından, elbette kan davası temelli tarihin rakip versiyonu ile eğitildikleri için, hastalığın seyri tamamen öngörülebilirdir.


Bir çocuğun “kendi” dini neyi ifade etmek ister? Keynes[3] yanlısı bir çocuktan, Hayek[4] yanlısı bir çocuktan veya Marksist bir çocuktan söz etmenin normal olduğu bir dünya hayal edin. Veya İşçi Partili çocuklar, Muhafazakar çocuklar, Liberal Demokrat çocuklar ve Monster Raving Looney Partili[5] çocukların gittiği farklı ilkokullara devlet ödeneğinin aktarılması teklifini hayal edin. Bu küçük çocukların Keynesyen veya Parasalcı, İşçi Partili ya da Muhafazakar olduklarına karar verebilmeleri için ve bu tip etiketlerin yükünü taşımak için çok genç oldukları fikrine herkes katılır. O halde neden tüm toplumumuz küçücük bir çocuğa Katolik veya Protestan, Müslüman veya Yahudi etiketi yapıştırmaktan mutlu oluyor? Şöyle bir düşündüğümüzde, çocuğa karşı bu bir çeşit zihinsel taciz değil midir?


Bir keresinde, Roma Katolik Kilisesi’nin bir kadın sözcüsüyle bir yayında tartıştık. Adını unuttum ancak kendisi bir çeşit danışman köşe yazarı ve Thought For The Day[6]’in ateşli bir destekçisiydi. Bir ilkokul çocuğunun, Katolik mi yoksa Protestan mı olduğuna karar verebilmek için çok küçük olduğunu söylediğimde, saçları diken diken olmuş bir şekilde “Gelin de yerel Katolik Okulumuzdaki çocuklardan bazıları ile konuşun! Sizi temin ederim ki bu çocuklar Katolik olduklarını çok iyi biliyorlar.” dedi. Evet, buna fazlasıyla inanıyorum. “Bana yedi yaşına kadar olan bir çocuk verin, size ondan bir adam yapayım” şeklindeki Cizvit şişinmesi, (çeşitli şekilleriyle) aşina olduğumuz klişelerden biri diye daha az kötü niyetli bir şey değil ki?

Ancak şöyle sorabilirsiniz, ya din gerçekse? (Aslında, “Ya belirli bir din gerçekse” diye sormalısınız; çünkü karşılıklı olarak çelişen inançların tümü doğru olamaz). Elbette, çocuğun ebedi ruhunu kurtarıyorsa dini telkin çocuk istismarı sayılmaz. Kendini beğenmiş küstahlığına rağmen, eğer Tanrı tarafından verilmiş gerçeğe samimiyetle inanıyorsanız, buna nasıl yaklaştığınızı görebiliyorum. O halde, eğer küstahlık saymazsanız, ihtiraslı olmama ve gerçeği bilmediğiniz hakkında sizi ikna etmeme izin verin. Tanrınıza duyduğunuz inanç tamamen yanlış!

Tanrınıza neden inanıyorsunuz? Kafanızın içinde sizinle konuştuğu için mi? Bu kesinlikle sağlam bir argüman değil. Yorkshire Tecavüzcüsünün cinayetleri, kafasının içinde İsa’nın sesini duymasından kaynaklanmıştı. İnsan beyni, tamamlayıcı sanrılar üretir ve bu sanrılar, gerçek dünya hakkındaki inançlarımız açısından iyi zeminler oluşturmazlar. Muhtemelen siz Tanrıya, hayat onsuz çekilemez olurdu diyerek inanıyorsunuz. Bu çok daha zayıf bir argümandır. Belki hayat katlanılamaz bir şey. Çok çetin! Her şey katlanılamaz durumda ama bu, onların gerçek olmadığı anlamına gelmez. Açlıktan ölüyor olmanız katlanılamaz bir şey olabilir; ama siz –ne kadar tutkulu ve samimi olursanız olun- bir taşın, peynirden yapılmış olduğuna inanarak onu yenilebilir hale getiremezsiniz.

Tanrıya inanmanın en gözde nedeni, ihtimalsizlik argümanıdır. Gözlerin, iskeletlerin, kalplerin ve sinir hücrelerinin şans eseri meydana gelmesi, fazlasıyla olanak dışıdır. İnsan yapımı makineler de olanak dışıdırlar ve belli amaçlar için mühendislerce tasarlanmışlardır. Şüphesiz her aptal, böbreklerin, ve kanatların, kulakların ve kan hücrelerinin de belli bir amaç için, Efendi bir Mühendis tarafından tasarlandığını görebilir. Evet, belki her aptal bunu görebilir ama artık aptalı oynamayı bırakıp büyüyelim. Charles Darwin, tartışılabilir olması bakımından insan aklına gelebilecek en zekice fikrin ne olduğunu bizlere sunalı 146 yıl oldu. O, herhangi bir tasarımın yer almadığı, doğal kuvvetlerin oluşturduğu, yavaş işleyebilen, aşamalı derecelerden oluşan ve karmaşıklığın neredeyse sınırsız düzeylerine ulaşan, çalışan bir süreci gösterdi.

Konuyla ilgili kitaplar yazdım ve açıkçası tüm argümanı böyle kısa bir makalede tekrarlayamam. Anlaşılması için iki ana hat sunayım. Birincisi, doğal seçilim hakkındaki en yaygın safsata, bunun şans teorisi olarak gösterilmesidir. Eğer doğal seçilim gerçekten bir şans süreci olsaydı, şurası çok açık ki, tasarım yanılsamasını açıklayamazdı. Ancak doğal seçilim düzgün anlaşıldığında, şansın karşı tezidir. İkincisi, doğal seçilimin Tanrıyı gereksiz kıldığı, ancak Tanrının varlığına tamamen açık bir olasılık bıraktığı sıklıkla söylenir. Bence daha ileriye gidebiliriz. Geleneksel olarak Tanrının lütfundan gelen ihtimalsizlik argümanı, usa vurduğunuzda, Ona karşı en güçlü argüman olarak ortaya çıkar.

Darwinci evrimin güzelliği, yüksek ihtimalsizliği aşamalı derecelerle açıklamasıdır. İlkel bir sadelikten (görece anlaşılması daha kolaydır) başlar ve anlaşılabilir küçük adımlarla, kademesiz bir süreç açısından ciddiye alınamayacak kadar ihtimal dışı olan karmaşık varlıklara doğru geliştirir. Tasarım, bu veya başka bir gezegende, ancak tasarımcının kendisi de doğal seçilimle ilerleyen evrim gibi bir sürecin ürünü ise gerçek bir alternatiftir. Fakat onlar da eninde sonunda kademeli ilerleme ile açıklanabilir olmalıdırlar. Başlangıçtan beri tanrıların var olduğu düşüncesi, İhtimalsizlik Argümanı tarafından bertaraf edilir, hem de bir anda ortaya çıkan gözlerden ve dirsek eklemlerinden bile daha fazla.


Dinsel inanç, sadece bu dünyadaki kötülüklerin ana kaynaklarından biri değildir. Onun salt temelleri, bilimsel akıl tarafından zayıflatılmış ve reddedilmiştir. Kimsenin bu tarz düşünceleri izlemekten korkmadığı bir dünya hayal edin, düşünceler hangi sonuçlara götürecek olursa olsun.


Richard DAWKINS


Çeviri: AhbAp

(Yardımlarından ve katkılarından ötürü sayın Ulpian'a teşekkürlerimi sunarım)


[1] Yazar burada, 5 Kasım 1605’te bir grup yönetim karşıtı İngiliz Katolik tarafından, İngiltere Kralı I. James ve diğer aristokratları öldürmek amacıyla yapılan Parlamento Binasını havaya uçurma girişimine gönderme yapıyor. Robert Catesby ve Guy Fawkes’in önderliğinde yapılan ve “Barut Komplosu” olarak adlandırılan eylem başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Her yıl 5 Kasım gecesinde, Birleşik Krallık ve Krallığa bağlı eyaletlerde, Kraliyet öncülüğünde, komplonun başarısızlığa uğratılması şenliklerle kutlanır. Daha ayrıntılı bilgi için bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Barut_komplosu (Ç.N.)

[2] 1947’de Pakistan ve Hindistan arasında başlayan sorun. (Ç.N.)

[3] John Mynard Keynes (1883-1946), devletin ekonomiye müdahale etmesini savunan Britanyalı İktisatçı. (Ç.N.)

[4] Friedrich August von Hayek (1899- 1992), serbest piyasa düzeninin felsefi savunucularındandır. (Ç.N.)

[5] Monster Raving Looney Party, müzisyen ve politikacı David SUTCH tarafından 1983’te Birleşik Krallık’ta kurulan, kayıtlı bir siyasal partidir. Ayrıntılı bilgi için bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Official_Monster_Raving_Loony_Party (Ç.N.)

[6] BBC Radio 4’te yayınlanan bir program. (Ç.N.)

When You Kill A Man, You're A Murderer
Kill Many And You're A Conqueror
Kill Them All And You're A God!

----------------

war is over
(if you want it)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26-11-2009, 11:09
milomanara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
milomanara milomanara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
Standart

Eline sağlık AhbAp, çok güzel bir yazı. Bizim taraftan baktığında daha ilk paragrafa, Maraş katliamı, Sivas Katliamı, 6~7 Eylül Olayları, Menemen olayı gibi belki daha bir çoklarını ekleyebiliriz din yüzünden dökülen kanlara.

V for Vendetta filminde, kendisinden esinlenilen Guy Fawkes ve Barut Komplosu'nun anlatıldığı gibi bireysel özgürlüklerin kısıtlanmanmasına karşı değil, Katolikliğin İngiltere'deki düşüşüne karşı bir eylem olması da manidardır.

Dinler söz verdikleri gibi, güzel ahlak ve barış değil. Aksine kan, göz yaşı ve kötü ahlak getirmişlerdir. Bunların herbirine örnek verilebilir, mesela sırasıyla: haçlı seferi, kadın sünneti ve 9 yaşında cima. Dahası, Haiti'de cuntayla kanka olup, Hindistan'da 2500 kişi zehirleyen kimya şirketi için mazlumlara "affedin" diyebilen dini rol modeller var, kim? Rahibe Teresa[1].

Daha sayfalarca yazılabilir, uzun lafın kısası, Dünya dinler olmadan çok daha güzel bir yer olurdu.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26-11-2009, 11:29
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart

Severim Lenon'ı, emeğine sağlık dostum...

Dinlerin yönlendirdiği bir şiddet hegomonyası içeren Dünya düzeni, salt kendi başına kötülüğünün kökeni olan bir devinim değildir. İnsan ve din olgusunun zamanla griftleşmiş bir ilişkiler zinciridir aynı zamanda. İnsan kendi çıkarları için en iyi neticeyi alabileceği din kavramınıda sonuna kadar kullanır, keza aynı şekilde kurumlaşmış olan din hegomonyası da kendi çıkarları için İnsan'ı doğal olarak kitleleri kullanır. Bu çarpık ilişki ve ortak yaşam düzeni çıkarların gidip gelmesi yönünde zaman içinde değişir ama asla kendi lehine var olma gerçeğini değiştirmez...

Din kurumu aynı zamanda Dünyevi gönencinde kaynağı olduğu için özellikle siyasi çıkar grupları tarafından manipüle edilirler, tüm dinsel savaşlar yada din adına estirilen terör hareketlerinin kaynağında siyaset yatar, özetle siyaset dini kurumları yada argümanları kullanarak savaşır. Kitleleri savaşlara kanalize etmenin en sağlam iki yönteminden birisidir din. İslam gibi salt din adına savaşmayı doktrine eden dinler ise başlı başına savaş ve şiddetin sorumlularıdır...

Din ayrıca günlük yaşamdaki şiddeti ve diğer olumsuzluklarıda manipüle eder, bireyler arası ilişkileri yada kitlesel ilişkileri düzenlerken şiddeti tavsiye eder en ufak bir anlaşmazlıkta...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 27-11-2009, 02:23
ulpian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ulpian ulpian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880

Başarı Ödülü 

Standart

Çeviri için çok teşekkür ederim sayın AhbAp,

müslüman ve diğer dinlerdeki arkadaşlarımız metnin dördüncü paragrafında dile getirilenler hakkında ne düşünür acaba? (Dawkins'in genel olarak üzerinde çok durduğu bir konu).

''Komünist çocuk'', ''liberal çocuk'' gibi ifadeler hepimiz tarafından garipseniyorken, aynı şekilde ''müslüman çocuk'', ''hıristiyan çocuk'' gibi etiketlerin de kulağımızı yırtıyor olması gerekmez miydi aslında?

saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 27-11-2009, 02:45
müritkefer müritkefer isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 142
Standart

Çok güzel bir yazıydı, emeği geçenlere ben de teşekkür ediyorum. Umarım bunun arkasını rastlantı ve ol emrini konu alan başka bir başlıkla sürdürür, varsa güncellersiniz.

Söz konusu din ise, tanrının bizzat kendisinden başlamayan tüm sorular cevapsız, tüm tartışmalar sonuçsuz kalmaya mahkumdur.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 27-11-2009, 03:17
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili AhbAp,
Guzel bir gorusu cevirnile bizlere sunmussun, eline emgine sagli, harcadigin zamana hakikaten deymis, keep on the good work.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27-11-2009, 03:20
AhbAp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AhbAp AhbAp isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Sep 2008
Mesajlar: 2.804
Standart

vartor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
keep on the good work.
Roger tower!

Teşekkürler!

When You Kill A Man, You're A Murderer
Kill Many And You're A Conqueror
Kill Them All And You're A God!

----------------

war is over
(if you want it)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 27-11-2009, 11:45
Psiko Psiko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
Standart

ulpian´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Çeviri için çok teşekkür ederim sayın AhbAp,

müslüman ve diğer dinlerdeki arkadaşlarımız metnin dördüncü paragrafında dile getirilenler hakkında ne düşünür acaba? (Dawkins'in genel olarak üzerinde çok durduğu bir konu).

''Komünist çocuk'', ''liberal çocuk'' gibi ifadeler hepimiz tarafından garipseniyorken, aynı şekilde ''müslüman çocuk'', ''hıristiyan çocuk'' gibi etiketlerin de kulağımızı yırtıyor olması gerekmez miydi aslında?

saygılarımla

Sevgili ulpian ;

Buraya yazan arkadaşlar,
Katolik veya Protestan
Müslüman ya da Yahudi "Çocuk"
dendiğinde garipsiyorlar.
Buradaki yazan arkadaşların tamamı,
Sosyalist-Komünist
Ulusalcı-Vatansever
vb vb,
"Dinlerden özgür" ama başka yaftalı-etiketli "Çocuk" dendiğinde
de,
çocukların,
tıpkı dinler de olduğu gibi,
ister milliyetçi,
ister ideolojik anlamda da,
zihinsel tacize uğrayacağı veya uğradığı veye uğrar mı ? konusunda ne düşünürler.

Veya şöyle sorayım.
Yazıdaki kavramların herkes için geçerli olduğunu varsayalım.
(Gerçi yaşanan bazı olayları da örnek göstermek gerekecek.Site tüzüğü birilerine işlerken,birilerine işlemeyince bunu söyleyenlerin-savunanların samimiyetinden şüphe doğsa da.)
Çocukları zihinsel tacizden nasıl koruyabiliriz ?
Çünkü,
zihinlerinin içine ne koysak,
bir başkası "Tacizzz" diye ayağa kalkacak.

O halde İnsanlığın "Ortak mirası" çocuklarımızın,
zihinlerini,
-Her ama her kim olursa kendi bakış ve anlayışını "MEŞRU" saymadan-
her ama her,
her ama her,
her ama her nev'i
tacizden nasıl koruruz ?

Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27-11-2009, 12:03
Psiko Psiko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
Standart

Sevgili frodo bir başlıkta,
İsrailli psikologlar tarafından 10-15 yaş grubu 100 kadar "Çocuk"la yapılan bir araştırmayı bizlerle paylaşmıştı.
Olay kısaca şöyleydi :
-Yanlış bir anımsama olursa sevgili frodo doğrusunu anımsatırsa sevinirim.-
Rab Yehova,Hz.Davud'a "Git filanca şehri ele geçir" diye emir verir.
Hz.Davud askerleri ile tabiri caiz ise taş üstünde taş baş üstünde baş bırakmaz ve şehri de yakar.
Çocuklara sorulur
-Bu öyküde yapılanlar iyi mi kötü mü ? diye.

"Aynı çocuklar"a bir yıl sonra,
"Aynı öykü"
Kahramanları değiştirilerek,
-Çin imparatoru,bir generaline emir verir.-
yine çocuklara bu öyküde yapılanlar iyi mi kötü mü ? diye sorulur.

Sonucu anlatmak için bu anektodu yazmadım.
Sonucu oluşturan etmenlerin,
Yahudi çocuk-Rab Yehova-Hz.Davud üçgeninde,
"Çocuk"ların sonuca büyük bir kitle ile iyi demesi kaçınılmazdı.
Ama Yahudi çocuk-Çin imparatoru-Çinli general durumunda da
"Çocuk"ların sonuca büyük bir çoğunlukla kötü demesi kaçınılmazdı.

Ama aynı soru Yahudi Çocuklara değil de,
Çinli çocuklara sorulsa ne olurdu sonuç ?

Ve de ikinci öykü
Çinli çocuk-Çin imparatoru-Çinli general olarak gitseydi,
sonuç ne olurdu.

Aldostu diye bir ağabeyimiz vardı.
Şu :
"Aynı tahtırevallinin "Farklı" iki ucunda oturanlar"
sözünü çok sevmiştim ve daha da emin olarak sevmeye devam ediyorum.

Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-11-2009, 12:35
ulpian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ulpian ulpian isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880

Başarı Ödülü 

Standart

Psiko´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili ulpian ;

Buraya yazan arkadaşlar,
Katolik veya Protestan
Müslüman ya da Yahudi "Çocuk"
dendiğinde garipsiyorlar.
Buradaki yazan arkadaşların tamamı,
Sosyalist-Komünist
Ulusalcı-Vatansever
vb vb,
"Dinlerden özgür" ama başka yaftalı-etiketli "Çocuk" dendiğinde
de,
çocukların,
tıpkı dinler de olduğu gibi,
ister milliyetçi,
ister ideolojik anlamda da,
zihinsel tacize uğrayacağı veya uğradığı veye uğrar mı ? konusunda ne düşünürler.

sevgili Psiko,

ben ''milliyetçi, komünist, liberal çocuk'' gibi etiketlendirmeleri de, aynen ''müslüman, katolik, yahudi çocuk'' etiketlendirmeleri kadar garipsiyor, garipsenmesi gerektiğini savunuyorum zaten.

Şahsi algım, ''milliyetçi, komünist, liberal'' etiketleri için Türk insanının çoğunluğunun da böyle düşündüğü yönünde.

Gözlemleyebildiğim, sadece ''Atatürkçü çocuk'', ''Atatürk'ün çocukları'' gibi yakıştırmaların normal görüldüğü, ki (islam forumunda siyasi tartışmalara girilmesine karşıyım ama) bu da bence, ''Atatürkçülüğün'' aynı dinler gibi totaliter yapısından kaynaklanıyor. Yani bir müslüman anne-baba, müslüman olmayı zaten en doğal, tek doğru, aksi kabullenilemez gördüğünden dolayı, çocuğunu ''müslüman çocuk'' olarak vasıflandırmayı normal görüyor. Aynı şekilde de Atatürkçüler genelde, Atatürkçülüğü tek doğru, aksi kabullenilemez gördüklerinden çocuklar için bu etiketin kullanılmasında mahsur görmüyorlar. İkisinin de altında yatan zihniyetin aynı olduğu ve aynı derecede yanlış olduğu görüşündeyim.


Psiko´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
O halde İnsanlığın "Ortak mirası" çocuklarımızın,
zihinlerini,
-Her ama her kim olursa kendi bakış ve anlayışını "MEŞRU" saymadan-
her ama her,
her ama her,
her ama her nev'i
tacizden nasıl koruruz ?


Öncelikle asıl konu, çocukların hangi zihniyetle yetiştirilmesi değil, çocukların herhangi bir ''etiketle'' adlandırılmasının doğru olup olmamasıydı. Yani, bir müslüman aile, çocuğunu islami geleneklere göre yetiştirse de, akıl baliğ olmamış çocuğu için ''müslüman çocuk'' etiketnin kullanılması ne denli doğru idi, soru.

Fakat, haklısın elbette, bu ''etiket'' sorusunun altında yatan asıl mesele ise, çocukların hangi zihniyette yetiştirilmesi gerektiği.

Burada bence, farklı derecelere ayırarak tartışmak lazım. Namaz kılan müslüman bir babanın, çocuğunu dinsel/ideolojik yüklemelerden özgür yetiştirip kararı büyüdüğünde kendisine bırakmak adına, çocuğundan gizli namaz kılmasını beklemek gerçekçi bir yaklaşım değil.

Fakat müslüman olmayan insanların da olduğunu, onların da senin benim gibi insanlar olduğunu, içlerinde çok iyilerin de çok kötülerin de bulunduğunu vs. öğretmek talep edilebilir bir husus.

Ama neticede her zaman, ne denli açık-görüşlü, hoş-görülü olsalar da, anne ve babalar ister istemez kendi doğrularını çocuklarına da belli bir oranda aşılayacaklardır.
Burada tabii devlet okullarına iş düşmekte. Zorunlu din dersi yerine, bütün din ve mezheplerin -hem objektif/dışardan bakışla, hem de o dinlerin temsilcilerinin anlatımları ile- öğretildiği bir müfredat yılmadan, ısrarla talep etmemiz gereken hedef olarak muhafaza edilmeli. (Ve aynı şey, diğer sosyal derslerin müfredatı için de aynı şekilde talep edilmeli. Müfredatın resmi dini de, resmi ideolojisi de olmamalı.)


Psiko´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"Çocuk"ların sonuca büyük bir çoğunlukla kötü demesi kaçınılmazdı.

Ama aynı soru Yahudi Çocuklara değil de,
Çinli çocuklara sorulsa ne olurdu sonuç ?

Bu bence aşırı rölativist bir yaklaşım. Çocuklara, bu gibi kırım ve katliamların kim tarafından işlenmiş olursa olsun, her halükarda yanlış olduğu öğretilebilir ve öğretilmelidir.

Bazı milletler, kendi tarihlerinde kendi atalarının yapmış oldukları haksızlıkları haksızlık olarak görmeyi başarabilmekte. Darısı da başımıza.

İdealin bu olduğu, sürecin bu istikamette ilerlemesi gerektiği konusunda sanırım hemfikirizdir.

Ama verdiğin örnekte Yahudilerin bizzat Kutsal Kitaplarında, bir katliam güzel, örnek ve ibret alınası bir kıssa olarak anlatılıyor. Yani burada ''din'' bizzat bu birlikte arzuladığımız sürecin önüne duvar örmekte. frodo'dan naklettiğin deneyden çıkartmamız gereken sonuç budur.

saygılarımla

Konu ulpian tarafından (27-11-2009 Saat 12:49 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Root of All Evil? (The God Delusion) Belgesel filmi Richard Dawkins DeCanter Multimedya 4 11-10-2010 04:53
Richard Dawkins ve Harun Yahya image_666 Tercüme Çalışmaları 35 25-11-2009 01:55
The Brights Hareketi (Paul Geisert, Richard Dawkins, Dan Dennett..) ozcanatasoy Tercüme Çalışmalarımız 12 02-10-2009 18:30
RICHARD DAWKINS' in FAYDALI MUTASYON ÖRNEĞİ skyyoung İslam 19 21-06-2009 21:20
Bütün Kötülüklerin Kökeni - Richard Dawkins kör_saatçi Multimedya 15 10-03-2007 18:30

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:11 .