
11-06-2010, 00:14
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
Kopenhag: Uluslararası Ateistler Konferansı
18-20 Haziran 2010 tarihinde, Danimarka'nın Kopenhag kentinde '' Atheist Alliance International'' ve ''Danish Atheist Society'' tarafından düzenlenen uluslararası ateistler sempozyumu gerçekleşecek.
''Gods and Politics'' başlığı altında düzenlenen toplantıda Richard Dawkins, James Randi, A.C. Grayling, PZ Myers'in de içinde bulunduğu birçok dünyaca ünlü bilim insanı, düşünür ve sanatçı, konuşmacı olarak bulunacak.
Maalesef konuşmacı listesinde, müslüman coğrafyasından çıkan (Türk, Arap, Fars vs.) herhangi bir ateist bilim adamı veya entelektüel yok.
saygılarımla
|

11-06-2010, 03:39
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
ulpian´isimli üyeden Alıntı
Maalesef konuşmacı listesinde, müslüman coğrafyasından çıkan (Türk, Arap, Fars vs.) herhangi bir ateist bilim adamı veya entelektüel yok.
saygılarımla
|
Bunun iki sebebi olabilir sayın ulpian, müslüman coğrafyasında ya bu özelliklerde ateist yok, ya da çıkmasına izin yok.( katli vaciptir)Cesareti olan varsa buyursun katılsın, hedef tahtasında bulur kendini. Sizce hangisi?
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

11-06-2010, 06:45
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.381
|
|
katılacak arkadaşlar var mı acaba???
belki bizlere live feedback verirler  yabancı sitelerde bu oluyor...
kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
|

01-07-2010, 02:12
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
Sanırım hiçbirimizin katılamadığı ''Tanrı ve Politika'' başlıklı uluslararası ateistler konferansından şu deklarasyon medyada yer aldı.
(epey hızlıca, birkaç yeri de kısaltarak Türkçeye çevirmeye çalışıyorum Almancasından):
18-20 Haziran 2010'da Kopenhag'da ' Dünya Ateistler Konferansı: Tanrı ve Politika' olarak toplanan bizler, deklare ediyoruz:
- Vicdan ve din özgürlüğünü mutlak olarak kabul ediyor, ve dini yaşama özgürlüğünün de tek koşulu olarak başkalarının haklarına saygıyı görüyoruz.
- Siyasetin, dogmalar temelinde değil, kanıt ve akıl temelinde bilgilenmesi gerektiğini savunuyoruz.
- Toplumun demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti ilkelerine dayanması gerektiğini savunuyoruz. Tarih, en başarılı toplumların seküler toplumlar olduğunu gösterdi
- Demokratik bir toplumda, adil bir idare sisteminin seküleratiye dayanmak zorunda olduğunu vurguluyoruz: devlet, dini ve diğer inançsal konularda nötr kalmalı, hiçbir dine veya inanca imtiyaz veya ayırımcılık uygulamamalıdır.
- Başkalarının haklarını ihlal etmeyen kişisel tutum ve davranışların hiçbir hukuki yaptırıma ve hükümet işlemine muhatab olamaması gerektiğini savunuyoruz.
- İnançlı ve inançsızların kamusal yaşama katılımda ve demokratik süreçte eşit muamele görmeleri gerektiğini vurguluyoruz.
- Herkes için fikir ve ifade özgürlüğünü savunuyoruz, sadece evrensel yasalar tarafından kısıtlanabilmesi şartıyla - her hükümet tarafından kabul edilmesi ve uygulanması gereken yasalar. Tüm ''dine-hakaret'' yasalarını ve dini veya din-dışı hayat şekillerini eleştirme özgürlüğüne ugyulanan kısıtlamaları reddediyoruz.
- ''Herkes için aynı yasa'' ilkesini savunuyor, ve azınlıklar için özel hukuk alanlarını, dini mahkemeleri reddediyoruz.
- Meslek hayatında her türlü ayırımcılığa (din toplumu liderleri hariç) karşı çıkıyor, ve ırk, din, inanç, cinsiyet, sınıf veya cinsel tercih gibi kıstaslar üzerinden ayırımcılık yapan sosyal hizmetleri reddediyoruz.
- Dine siyasette ve kamusal yaşamda verilen her türlü ayrımcalığa, din toplumlarının vergiden muaf tutulmalarına veya devletin bazı özel yardımlarına karşı çıkıyoruz. Dini okulların devlet tarafından desteklenmesini reddediyoruz.
- Seküler eğitim hakkını savunuyor ve eleştirel düşünmeye, akıl ile inanç arasındaki farkı görmeye yönelik eğitimin zaruriyetini vurguluyoruz.
Konu ulpian tarafından (01-07-2010 Saat 02:18 ) değiştirilmiştir.
|

01-07-2010, 22:12
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
Evrensel'in de önerisi üzerine bu başlığın konusu dışına çıkan ve epeyce de uzayan 'laiklik-sükülerizm' tartışmamız, evrensel'in köşesi'ne taşındı (orada mesaj no: 852'den itibaren)...
|

01-07-2010, 23:50
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
|
|
Bence pek suya sabuna dokunmamışlar.
Reşit olmayanların ibadethanelere girişleri, barlara, kerhanelere, bazı filmlere girişin yasaklandığı gibi yasaklanmalıdır.
Savunmasız dönemde, insan yetişkinlerin yönlendirmesine karşı sorgulayıcı olamaz. Hayatta kalması için gerekli evrimsel bir koddur bu. Dolayısıyla, çocuklar, nasıl olsa kendi muhakemeleriyle yüce Allah'ın yolunu bulup hidayete ereceğinden, reşit olmadan dinsel(ya da politik) her hangi bir yönlendirmeye maruz bırakılmamalıdır. Bu durum çocuğuna "Devrim" "Fidel"[ 1] gibi isimler koyan süt danaları için de geçerlidir.
|

02-07-2010, 01:05
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.381
|
|
ben buraya yazmıştım ama.. haklısınız
neyse:
konumuza dönersek...
|
ulpian´isimli üyeden Alıntı
- ''Herkes için aynı yasa'' ilkesini savunuyor, ve azınlıklar için özel hukuk alanlarını, dini mahkemeleri reddediyoruz.
- Seküler eğitim hakkını savunuyor ve eleştirel düşünmeye, akıl ile inanç arasındaki farkı görmeye yönelik eğitimin zaruriyetini vurguluyoruz.
|
Ben en önemli diğerlerinden farklı bu iki maddeyi gördüm... özellikle ilk maddede "özel hukuk reddi" bence çok doğru.... ikincide eğitimde "eleştirel düşünce"ye vurgu çok doğru...
sevgiler sygılar
kuranı okuyun cunku okudukca allahin olmadigini daha iyi anlayacaksiniz .......
|

02-07-2010, 01:54
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
pardon sevgili uyar, diğerleriyle birlikte yanlışlıkla senin o iletini de taşımışım.
''Özel hukukun'' reddi konusu belki bizim ulusalcılarımız tarafından yanlış yorumlanabilir, açmakta fayda var. Örneğin ana dil eğitimi (ek-dersler olarak, fakat devlet okullarında), ana dilde yayın vs. gibi şeyler kastedilmiyor ''özel hukukla''. Bunlar zaten hak olarak görülmekte. Kastedilen bazı din toplulukların örneğin evlenme, boşanma gibi konularda -devlet onayıyla, yani devletin fiili yaptırım güçlerini de arkalarına alarak- kendi hukuklarını uygulama talepleri.
milomanara'nın önerileri ne kadar kulağa sert gelse de, insanı düşündürmüyor değil.
saygılarımla
|

02-07-2010, 02:16
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger ulpian;
Bu konu ilginc bir konu ve devletin notrluguyle direk baglantili. Simdi hatirlamiyorum ama, bir ara bu konu; Britanya'daki seriat mahkemelerine izin konusu olarak gundeme gelmisti.
Bence buradaki en onemli konu ve farklili, dogan bebegin hem devletin egitimini hem de ozel olarak ailesinin her turlu tabu ve degerlerini alarak buyumesi.
Bir ornek verirsek; diyelim seriat kanunlarina gore evlendirilmek istenen bir yetiskinin durumu nasil ele alinacak?
Iste burada birey bilinci devreye giriyor. Yani birey kendisi bu evlilige itiraz etmedikce ve sikayette bulunmadikca, devlet bireyin hakkini koruyamiyor. Burada devletin bir ikilemi var. Devlet otomatikmen, kisiyi birey bilincli degerlendirirken ve ondan bir oner talebi beklerken, birey olmamis ve ailesinin degerleri ile buyutulmus kisi, korku ile,m zorla, baskiyla sindirilebiliyor ve eger, bu kizcagiz; bir sikayette bulunmazsa da, kendi elleriyle seriat usulu evlendiriliyor ve devlet mudahele edemiyor.
Sonucta, devlet; anne ve babanin cocuklarini yetistirirken, cocuktan veya baskalarindan bir sikayet olmadigi zaman, o belki de cok koyu degerlere sahip yetistirime mudahele edemiyor.
Mesela, Somalililerin cocuklari kiz ise, yaslari ne olursa olsun, hava ne durumda olursa olsun (sicakta), cocuklarinin baslarini turban ile baglayip, okula oyle yolluyorlar. Iste devlet, buna mudahele edemiyor. Ederse, dini degerlere saygisizlik yapmis olacak. Ama; olurda bu kizin bir rahatsizligi kizin kendisi, ya da baskalari tarafindan dile gelirse, devlet olaya el koyuyor ve gerekirse, cocgu anne babanin elinden alabiliyor.
Cunku devlet, herhangibir sikayet olmadan olaya el koyarsa, iste o zaman ABD'nin, Irak'a disaridan naklettigi "demokrasi" gibi bir duruma dusuyor.
Bence farkli degerlerle buyuyen cocuklarin hak ve ozgurluklerini kendi birey bilincleriyle koruyamamalari en buyuk sorun. Cunku devlet, baskasinin hak ve ozgurlugunu hak ve ozgurluk ihlali var ise, yani sikayet var ise degerlendiriyor.
Bence bu ikilem su an toplumlarin en buyuk sorunu.
Anladigim kadariyla, bu konferans ta; bu konuya izin verilmesin, demek istiyor. Yani sikayet olmadan, devletten bir mudahele bekliyor. Iste bu devletin taraf tutmasi olur, notr algisi degil.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

02-07-2010, 02:43
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger arkadaslar;
Burada yaam ve ikametgah suren bir ailenin cocugu, kiz olsun erkek olsun 5-16 yas arasi okla gitmek zorundadir. Eger bir polis, yolda okul saati bir okul cagi cocugunu tek basina sokakta gorurse, onun o saatte neden disarida oldugunu arastirabilir ve ailesinden hesap sorabilir. Ayni sekilde 16 yasindan kucuk, bir veye birden fazla bir cocuk, yanlarinda bir yetiskin olmadan, evlerinde kalamazlar.
Butun bunlari goz onunealirsak; eger devlet ailelere "sen cocugunu okula basi kapali gonderemezsin" veya buna benzer bir yaptirim uygulayamaz. Cunku bu uygulama, ailelerin cocuklarini okula gondermemesi sorununu ve kaosunu dogurur.
Ayni nedenden dolayi, bir yetiskinin giyimine, yasamina, ve her turlu tabusuna da karisamaz, mudahele edemez. Oyuzden bir hintli isyerine basi turbanli, bir musluman bayan basi ortulu gelebilir.
Belkidevletin buna karsin getirecegi bir yasak ta, ayrimcilikla degerlendirilecek, belki de genelde kizlarin ve tutucu erkeklerin issizligine yol acacaktir.
Iste bu "asagi tukursen sakal, yukari tukursen biyik" durumu ve bicagin iki tarafli kesmesi ve yetiskinlerin bilhassa aileleri tarafindan birey hak ve ozgurlugu ile yetistirilmemesi ve de disarida alinan hak ve ozgurlukcu egitim, bilhassa bu tip koyu deger ve tabulara (din, etnisite) sahip olarak yetistirilen cocuklarda bir ikilem yaratiyor. Cocugun kendi hak ve ozgurlugunu aramasi/aramamasi tamamen o cocugun kendi insiyatifine birakiliyor.
Sizler; toplumsal rahatlik, normallik, sivil ve hukukilik ve antiayrimcilik temelinde, bu konuya nasil bakiyorsunuz?
Devlet bu konuda bir tarafli yaptirim yapmali mi/yapmamali mi?, her iki siktan birini savunan yazar arkadaslar, neden savunduklarini, savunmageregi duyduklarini ve bunun insanlik adina bir taraflilik ve ayrimcilik olmadigini aciklarlarsa, memnun olurum.
Nasil bir devlet yapilanisi ve isleyisi olmali? Karisan mi/serbest birakan mi?
Tabi burada kisi hakkini ararsa, devlet zaten devreye giriyor, bunu unutmamak lazim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:44 .
|