Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 04-08-2010, 13:30
axial
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Gözün Evrimi

İlk göz fosilleri, bundan yaklaşık 540 milyon yıl önce, Kambriyen Devri’nin başlarında ortaya çıktı.[1] Bu devirde, Kambriyen patlaması olarak adlandırılan gözle görünür hızlı bir evrimleşme süreci yaşandı. Bu çeşitlenmenin “nedenleri” için ileri sürülen pek çok hipotezden birisi de Andrew Parker’ın “Elektrik düğmesi” teorisidir. Bu teoriye göre gözün evrimi canlılar arasında bir silahlanma yarışını tetiklemiş, bu da hızlı bir evrimleşme sürecinin önünü açmıştır.[2] Bundan önce organizmalar ışığa karşı duyarlılıktan yararlanmış olabilirler ancak görme duyusunu hızlı hareket ve yön bulma için kullandıklarına dair bir kanıt yoktur.
Kambriyen Deviri’nin ilk dönemine dair fosit kayıtları son derece zayıf olduğu için gözün evrim hızını belirlemek zordur. Doğal seçilime maruz kalan küçük mutasyonlardan başka bir şey gerektirmeyen basit (bir) modelleme ilkel bir optik duyu organından insandaki gibi karmaşık bir gözün, birkaç yüz bin yılda evrilebileceğini göstermektedir.[3]



Gözün evrimi, taksonlarda geniş ölçekte rastlanan özel bir homolog organ örneği olarak anlamlı bir çalışma konusudur. Gözün görsel pigmentler gibi bazı bileşenleri ortak bir atadan geliyor gibidir. Yani bu pigmentler, hayvanlar farklı dallara ayrılmadan evvel evrimlerini tamamlamıştır. Bununla birlikte görüntü oluşturma yeteneğine sahip, karmaşık gözler, aynı proteinler ve genetik malzeme kullanılarak[4][5] 50 ila 100 kere evrimleşmiştir.[6]

Gözün bir kerede mi, yoksa birbirinden bağımsız bir çok soyoluş dalında mı evrildiği tartışma konusudur. Gözün gelişimine katılan genetik mekanizma göze sahip bütün organizmalarda ortaktır. Görme duyusu için organizmada hazır bulunması gereken tek şey görme pigmentindeki A vitaminine bağlı kromoforlardır ve bu molekül parçaları bakterilerde de bulunur. Fotoreseptör hücreler de, moleküler açıdan benzer kemoreseptörler ve muhtemelen Kambriyen patlamasından çok önceleri de varolan ışığa duyarlı hücrelerden birden fazla kere evrimleşmiş olabilir.[7]

Işığa duyarlı bütün organlar, opsinler olarak adlandırılan bir protein grubunu kullanan fotoreseptör sistemlerine dayalı olarak çalışır. Yedi opsin alt grubunun tümü, hayvanların son ortak atasında zaten bulunuyordu. Dahası, gözleri konumlandıran genetik malzeme bütün hayvanlarda ortaktır: Farelerden tutun insanlara ve meyve sineklerine varıncaya kadar bütün gözlü organizmalarda gözün gelişeceği yeri PAX6geni kontrol eder.[8][9][10] Bununla birlikte bu ana kontrol genleri, modern hayvanlarda kontrol ettikleri yapıların çoğundan çok daha eski olsalar gerektir ve muhtemelen başka bir amaç için seçilmiştir.
Duyu organları muhtemelen beyinden daha önce evrildi. Çünkü işleyecek bilgi olmadan bu bilgiyi işleyecek bir organa gerek yoktur.[11]

Gözün evriminin aşamaları

Öglenada ışığa duyarlı beneği, stigma (2) gizler.


Gözün en erken atası, tekhücreli organizmalarda bile bulunan gözbeneği denilen ışığa duyarlı fotoreseptör proteinlerdi. Gözbenekleri yalnızca çevredeki parlaklığı hissedebilir: Işığı karanlıktan ayırt edebilirler, ki bu fotoperiyodizm ve 24 saatlik tempoya bağlı günlük senkronizasyon için yeterlidir. Ancak şekilleri ayırt edemedikleri ve ışığın yönünü belirleyemedikleri için görme duyusu oluşturmakta yetersizdirler. Gözbenekleri hemen hemen tüm büyük hayvan gruplarında bulunur ve öglena dahil, tekhücreli organizmalarda ortaktır. Öglenanın göz bebeğine stigma denir ve hücrenin ön tarafında bulunur. Bu, bir dizi ışığa duyarlı kristalin üzerini örten kırmızı pigment içeren küçük bir benektir. Hareketi sağlayan kamçıyla birlikte gözbeneği, organizmanın ışığa göre konum alabilmesine olanak verir. Bu, genelde, fotosentezi kolaylaştımak için ışığa yönelim şeklindedir.[12] Gözbeneği gece ve gündüzü ayırt eder, ki bu 24 saatlik yaşam ritmi oluşturmadaki temel işlevdir. Daha karmaşık organizmalarda görsel pigmentler beyindedir ve yumurtlamayı ayın çevrimleriyle senkronize etmekte rol oynadıkları sanılmaktadır. Organizmalar, üreme oranını en üst düzeye çekebilmek için, sperm ve yumurta salımını gece vakti ışık miktarındaki küçük değişimleri tespit ederek senkronize ediyor olabilir.
Görme duyusu, bütün gözlerde ortak olan temel bir biyokimyasal sürece dayanır. Bununla birlikte bir organizmanın çevresel özelliklerini yorumlamak için bu biyokimyasal mekanizmanın kullanılış biçimleri büyük farklılıklar gösterir: Gözler son derece farklı yapılarda ve farklı biçimlerdedir. Hepsi de mekanizmanın temelini oluşturan protein ve moleküllere kıyasla oldukça geç evrimleşmiştir.[12]
Hücresel düzeyde bakıldığında iki temel göz “tasarımı” var gibidir: ilkin ağızlıların (yumuşakçalar, halkalı solucanlar ve eklem bacaklılar) gözleri ve ikincil ağızlıların (omurgalılar ve derisi dikenliler) gözleri.[12]
Gözün işlevsel birimi, opsin proteinleri içeren ve sinirsel bir impuls başlatarak ışığa tepki veren reseptör hücredir. Işığa duyarlı opsinler, yüzey alanını maksimuma çıkarmak için tüysü bir katman üzerine borne. Bu “tüylerin” doğası üst şubelere göre farklılık gösterir: İlkin ağızlılarda hücre duvarının uzantısı, mikrovilüs şeklindedirler. Ancak ikincil ağızlılarda, bağımsız yapılar olan sillerden türemişlerdir.[12]
Bu bir tür sadeleşmeye benzemektedir zira bazı mikrovilüsler, sil benzeri oluşumlara sahiptir. Ancak başka gözlemler, ilkin ağızlılarla ikincil ağızlılar arasında kökten bir fark olduğu fikrini desteklemektedir.[12] Bu hususlar hücrelerin ışığa verdiği tepki üzerine odaklanmaktadır. Sinirsel impulsu oluşturacak elektrik sinyalini tetiklemek için bazılarında sodyum, bazılarında da potasyum kullanmaktadır. Dahası, ilkin ağızlılar genel olarak, hücre duvarlarından daha fazla sodyumun geçmesine izin vererek sinyal oluşturur. İkincil ağızlılarsa daha azını geçirerek sinyal oluşturur.[12]
Buna göre, Prekambriyen devrinde iki dal birbirinden ayrıldığında, birbirinden bağımsız olarak daha karmaşık gözlere doğru gelişen son derece ilkel ışık reseptörlerine sahiplerdi.

İlk gözler
Gözün temel ışık işleme birimi, ince bir zar içinde iki molekül barındıran özelleşmiş bir fotoreseptör hücredir. Bu moleküller kromoforu çevreleyen, ışığa duyarlı opsin proteini ve renkleri ayırt eden bir pigmenttir. Bu tip hücre gruplarına “gözbeneği” denir ve bu hücre grupları 40 ila 65 arası bir sayıyla ifade edilebilecek kere birbirlerinden bağımsız olarak evrimleşmiştir. Bu gözbenekleri, hayvanların, ışığın yönünü ve şiddetini son derece basit bir düzeyde algılamalarına imkân tanır. Bu algı, bir mağaranın içinde, güvende olduklarını bilmelerine yetecek, ancak nesneleri çevrelerinden ayırt etmeye yetmeyecek düzeydedir.[12]
Işığın yönünü yaklaşık olarak ayırt edebilecek optik bir sistem geliştirmek, çok daha zordur ve otuz küsür şubenin sadece altısında bu tip bir sistem vardır. Bununla birlikte, bu şubeler yaşayan canlıların % 96’sına karşılık gelir.[12]


Planaryalar, az da olsa ışığın yönünü ayırt edebilen, çanak şeklinde gözbeneklerine sahiptir.


Bu karmaşık optik sistemler, çokhücreli göz lekeleri olarak yolculuklarına başlamış, daha sonra adım adım çanak şekli alacak biçimde içe göçmüştür. Bu sayede öncelikle parlaklığın yönünü belirleyebilme becerisini kazanmışlardır. Sonraları çukur derinleştikçe bu beceri gittikçe daha da sofistike hâle gelmiştir. Düz göz lekeleri ışığın yönünü belirlemede yetersizdi, zira bir ışık ışını, hangi yönden gelirse gelsin, aynı ışığa duyarlı hücre grubunu aktive edecektir. Öte yandan çukurlu gözlerin çanağa benzeyen biçimi, geliş açısına göre ışığın, üzerine düştüğü hücrelerin farklı olması sayesinde sınırlı da olsa yön tayini yapmaya izin verecekti. Kambriyen devrinde ortaya çıkan çukurlu gözler, o dönemki salyangozlarda görülmekteydi. Hâlâ varlıklarını sürdüren bazı salyangozlarda ve planaryalar gibi omurgasızlarda da mevcuttur. Planarya, çanak biçimindeki, bol pigmentli retina hücreleri yüzünden, ışın yönünü ve şiddetini çok az belirleyebilir. Bu hücreler, ışığın girmesi için sadece bir açıklık bırakacak şekilde ışığa duyarlı hücrelerin önünü kapatır. Bununa birlikte, bu proto-göz, daha çok ışığın yönünden ziyade varlığını ya da yokluğunu tespit etmede yararlıdır. Göz çukuru derinleşip fotoreseptör hücrelerin sayısı arttıkça bu durum daha kusursuz görsel bilgi elde etmeye doğru adım adım değişir.[13]

Bir foton, kromofor tarafından emildiğinde, kimyasal bir reaksiyon, fotonun enerjisinin elektrik enerjisine çevrilmesine ve yüksek hayvanlarda sinir sistemine aktarılmasını sağlar. Bu fotoreseptör hücreler, retinanın bir kısmını oluşturur. Bu kısım, görsel bilgiyi[14], bunun yanı sıra vücut saati için gerekli gün uzunluğu ve ışık bilgisini beyne ileten ince bir hücre tabakasıdır. Bununla birlikte Cladonema gibi bazı denizanalarının oldukça ayrıntılı gözleri vardır, ancak beyinleri yoktur. Bu canlılarda gözler, bilgiyi, herhangi bir ara işleme tabii tutmadan doğrudan kaslara gönderir.[11]
Kambriyen patlaması boyunca, gözün evrimi süratle ivme kazanmış ve görüntü işleme ve ışığın yönünü tespit etmede radikal gelişimler göstermiştir.[15]

İğne deliği kamera tipindeki göz, önce bir çanağa, ardından bir odacığa doğru derinleşen bir oyuk şeklinde gelişmiştir. Giriş açıklığının daralamasıyla birlikte organizma, temiz bir yön ve şekil algılamasına imkân veren gerçek bir görüntüleme becerisi edinmiştir. Korneadan ve mercekten yoksun olan bu tip gözler notiluslarda bulunur. Çözünürlükleri zayıftır, görüntü pusludur. Ama yine de gözbeneklerine göre çok daha gelişkindirler.[16]
Şeffaf hücrelerin oluşturduğu şişkinlik organizmayı bulaşımdan ve parazit istilasından korur. Artık ayrı bir bölüm olan odacığın içinde kalanlar, yavaş yavaş, renk filtreleme, daha yüksek kırılma indisi, morötesi ışınımı bloke etmek veya su içinde ve dışında iş görebilme gibi optimizasyonlar için şeffaf bir salgı şekline özelleşebildi. Bazı sınıflarda, bu tabakanın organizmanın kabuk ya da deri değiştirme alışkanlıklarıyla ilgili olabileceği düşünülmektedir.
Gözlerin, elektromanyetik tayftaki kısa dalgaboylarını algılayacak şekilde özelleşmelerinin sebebi, ışığa duyarlılık geliştiren ilk türlerin sucul olması ve görünür ışığın su içinde ilerleyebilen en belirgin dalgaboyu olması gibi görünmektedir. Suyun ışığı filtreleme özelliği bitkilerin ışığa duyarlılığını da etkilemiştir.[17][18][19]

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 04-08-2010, 13:31
axial
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Mercek oluşumu ve farklılaşma

Uzaktaki ve yakındaki bir nesneden gelen ışığın merceğin eğriliğini değiştirmek suretiyle odaklanması.


Canlılar dünyasında birbirinden bağımsız olarak evrilmiş bir dizi mercek tipi mevcuttur. Basit çukurlu gözlerde mercekler, muhtemelen retinaya düşen ışık miktarını arttırmak için gelişti. Mercekli basit gözlere sahip bir erken dönem lobopodunun odak uzaklığı görüntüyü retinanın arkasına odaklıyordu, bu nedenle görüntünün hiçbir kısmı odaklanamadığı için mevcut ışık yoğunluğu organizmaya yaşamak için daha derin (ve daha karanlık) suları seçme olanağı sağlamıştır.[20]
Kamera tipi gözlerin evrimi muhtemelen başka bir yörüngede cereyan etti. İğne deliği gözün üzerindeki şeffaf hücreler, aralarında bir sıvı bulunan iki katmana ayrıldı.[kaynak belirtilmeli] Bu sıvı aslında, toplam kalınlığın artmasını ve böylece mekanik koruma da sağlayan; oksijen, besin maddeleri, atıklar ve bağışıklık fonksiyonları için kullanılan bir dolaşım sıvısı olarak iş görüyordu. Ayrıca katı ve sıvı maddeler arasındaki çoklu arayüzleri, daha geniş görüş açıları ve daha büyük çözünürlük sağlayarak optik gücü arttırmaktadır. Tabakaların ayrılması, deri değiştirmeyle alakalı olarak da ortaya çıkmış ve hücreler arası sıvı da ortaya çıkan bu boşluğu doldurmuş olabilir.[kaynak belirtilmeli]

Antartika krilinin bileşik gözü


Omurgalılarda mercekler, yüksek yoğunlukta kristalin proteini içeren epitel hücrelerinden oluşur. Gelişimin embriyo basamağında mercek canlı bir dokudur. Ancak hücre mekanizması, şeffaf olmamasından ötürü, organizmanın görme becerisi kazanabilmesi için dışarı atılmalıdır. Mekanizmanın dışarı atılması demek, merceğin, organizmanın ömrü boyunca kullanılabilecek kadar kristalinle paketlenmiş ölü hücrelerden oluşması demektir. Merceği kullanılabilir kılan kırılma indisi gradienti, merceğin değişik parçalarının mevcut kristalin konsantrasyonundaki radyal değişim sayesindedir. Buradaki püf noktası kristalinin varlığı değil, merceği kullanılabilir yapan nispi dağılımıdır.[21]
  1. <LI id=cite_note-5>^ Parker, Andrew R. (2009). "On the origin of optics". Optics & Laser Technology. <LI id=cite_note-6>^ Parker, Andrew (2003). In the Blink of an Eye: How Vision Sparked the Big Bang of Evolution. Cambridge, MA: Perseus Pub.
  2. ^ Nilsson, D-E; Pelger S (1994). "A pessimistic estimate of the time required for an eye to evolve". Proc R Soc Lond B 256: 53–58. ^
  3. Kozmik, Z (2003). "Role of Pax Genes in Eye Evolution A Cnidarian PaxB Gene Uniting Pax2 and Pax6 Functions". Developmental Cell 5: 773–785. doi:10.1016/S1534-5807(03)00325-3.^ Nilsson, D.E. (1996) Eye ancestry: old genes for new eyes<
  4. ^ ab Gehring, W. J. (13 January 2005). New Perspectives on Eye Development and the Evolution of Eyes and Photoreceptors (Full text). Journal of Heredity (Oxford Journals) 96 (3): 171–184.
  5. ^ Nilsson, D.E. (1996) Eye ancestry: old genes for new eyes
  6. ^ Halder, G., Callaerts, P. and Gehring, W.J. (1995). "New perspectives on eye evolution." Curr. Opin. Genet. Dev. 5 (pp. 602–609).
  7. ^ Halder, G., Callaerts, P. and Gehring, W.J. (1995). "Induction of ectopic eyes by targeted expression of the eyeless gene in Drosophila". Science 267 (pp. 1788–1792). ^ ab Gehring, W. J. (13 January 2005). New Perspectives on Eye Development and the Evolution of Eyes and Photoreceptors (Full text). Journal of Heredity (Oxford Journals) 96 (3): 171–184.
  8. ^ abcdefgh M F Land; R D Fernald (1992). "The Evolution of Eyes". Annual Review of Neuroscience 15: 1–29.
  9. Eye-Evolution?
  10. Fernald, Russell D. (2001) The Evolution of Eyes: How Do Eyes Capture Photons? Karger Gazette 64: "The Eye in Focus".
  11. ^ Conway-Morris, S. (1998). The Crucible of Creation. Oxford: Oxford University Press
  12. ^Richard Dawkins 1986. Kör saatçi
  13. ^ Fernald, Russell D. (2001). The Evolution of Eyes: Why Do We See What We See? Karger Gazette 64: "The Eye in Focus".
  14. ^ Fernald, Russell D. (1998). Aquatic Adaptations in Fish Eyes. New York, Springer.
  15. ^ Fernald, RD. The evolution of eyes, Journal: Brain Behav. Evol., volume=50, issue=4, pages=253–9, 1997
  16. ^ Fernald, Russell D. (1998). Aquatic Adaptations in Fish Eyes. New York, Springer.
  17. ^ Fernald, RD. The evolution of eyes, Journal: Brain Behav. Evol., volume=50, issue=4, pages=253–9, 1997
  18. ^ ab Gehring, W. J. (13 January 2005). New Perspectives on Eye Development and the Evolution of Eyes and Photoreceptors (Full text). Journal of Heredity (Oxford Journals) 96 (3): 171–184.
  19. ^ abcdefgh M F Land; R D Fernald (1992). "The Evolution of Eyes". Annual Review of Neuroscience 15: 1–29.
  20. ^Eye-Evolution?<
  21. ^ Fernald, Russell D. (2001) The Evolution of Eyes: How Do Eyes Capture Photons? Karger Gazette 64: "The Eye in Focus".

Konu axial tarafından (04-08-2010 Saat 13:40 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 04-08-2010, 13:32
axial
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Ve bir Türkçe video:

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 21-08-2010, 16:17
denklem denklem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Aug 2010
Mesajlar: 519
Standart

güzel bir çalışma olmuş teşekkürler.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 21-08-2010, 20:24
sorgulamak sorgulamak isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2009
Mesajlar: 159
Standart

sayın axial

yani şimdi, görmek fiilinin ne kavramsal ne de herhangi bir olgu olmadığı, görmenin ne demek olduğunu bilmeyen, bilmem kimin bedeni, oturdu düşündü, ''biz artık görmeliyiz dokun dokun nereye kadar, bizim hatun neye benziyor bilmiyorum'' diyerek mükemmel bir görme mekanizması yarattı bilmem kaç yüzbin yılda. hemde hiçbir proje ve malzemeye sahip olmadan. bilmeden. görmenin ne olduğunu bilmeden görmek istedi.

yani şimdi biz göze en çok benzeyen ürünün, yani bir kameranın, yeterli derecede parçalarını, hatta yedek parçalarınıda, projesi ile beraber bir yere koysak evrim bize canon marka bir kamera yaratabilirmi. tamam orjinal canon olmasın. ben çakmasınada razıyım.
şimdi evrim böyle söylüyor ve sizde ''essahtan böyle olmuş'' diyormusunuz gerçekten.

saygılarımla.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 21-08-2010, 21:02
axial
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

yani şimdi, görmek fiilinin ne kavramsal ne de herhangi bir olgu olmadığı, görmenin ne demek olduğunu bilmeyen, bilmem kimin bedeni, oturdu düşündü, ''biz artık görmeliyiz dokun dokun nereye kadar, bizim hatun neye benziyor bilmiyorum'' diyerek mükemmel bir görme mekanizması yarattı bilmem kaç yüzbin yılda. hemde hiçbir proje ve malzemeye sahip olmadan. bilmeden. görmenin ne olduğunu bilmeden görmek istedi.
Sayın sorgulamak;

Kendinize yalan söylemeyin bari ben sorguluyorum diye. Yukarıdaki makaleyi önce bir oku anla anlamadığın yeri sor. Neresinde geçmiş canlının hadi biz göz olusturalım gibi bir ifade. Bakın sizin peygamberinize ilk emir olarak gelmiş oku diye. Okuyunuz daha sonra tekrar tartışabiliriz.


sorgulamak´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


yani şimdi biz göze en çok benzeyen ürünün, yani bir kameranın, yeterli derecede parçalarını, hatta yedek parçalarınıda, projesi ile beraber bir yere koysak evrim bize canon marka bir kamera yaratabilirmi. tamam orjinal canon olmasın. ben çakmasınada razıyım.

.


bu paragraftaki ince espriniz de olaya ne kadar vakıf olduğunuzun ve gerçek bir sorgulayıcı olduğunuzu gözler önüne sergilemekte. Unutmayın siz evrime bu şekilde saldırmaya devam ederseniz evrim sizinle dalga geçmeye devam edecektir.

şimdi evrim böyle söylüyor ve sizde ''essahtan böyle olmuş'' diyormusunuz gerçekten.
Sayın sorgulamak. Muhammed ayı ikiye böldüm dediğinde, allah isayı ölmeden göklere çıkardı dediğinde, musa kızıldenizi ortadan ikiye kılıcıyla ayırdı dediğinde, cennette size 12 lik cıvırlar var dediği için mi "essahtan böyle mi olmuş deyip" hergün 5 vakit takla atıp yalakalık yapıyorsunuz acaba.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 21-08-2010, 22:49
taylan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
taylan taylan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
Standart

sorgulamak´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sayın axial

yani şimdi, görmek fiilinin ne kavramsal ne de herhangi bir olgu olmadığı, görmenin ne demek olduğunu bilmeyen, bilmem kimin bedeni, oturdu düşündü, ''biz artık görmeliyiz dokun dokun nereye kadar, bizim hatun neye benziyor bilmiyorum'' diyerek mükemmel bir görme mekanizması yarattı bilmem kaç yüzbin yılda. hemde hiçbir proje ve malzemeye sahip olmadan. bilmeden. görmenin ne olduğunu bilmeden görmek istedi.

yani şimdi biz göze en çok benzeyen ürünün, yani bir kameranın, yeterli derecede parçalarını, hatta yedek parçalarınıda, projesi ile beraber bir yere koysak evrim bize canon marka bir kamera yaratabilirmi. tamam orjinal canon olmasın. ben çakmasınada razıyım.
şimdi evrim böyle söylüyor ve sizde ''essahtan böyle olmuş'' diyormusunuz gerçekten.

saygılarımla.

Tuhaf sorular sormak yerine yukardaki videoyu izler misiniz? Görme bizim verdiğimiz bir isim. Bu eylem ilk olarak ışığı ayırt etme eylemiyle başlıyor. Lütfen videoyu izleyin.

Binlerce kez sorulmuş akıldışı yaratılışçı sorularının sürekli olarak sorulmasını bir türlü çözemiyorum. Anlamak da istemiyorum aslında.

Bak güzel kardeşim.

Canon marka kamera karşı cinsi başka bir canonla seks yapıp üreyemeyeceğine ve küçük canoncuklar yapamayacağına göre senin bu soruyu sormanın bir mantığı yok. Biyolojik varlıklara bu tarz analojiler uyduramazsınız. Yukarda bir sürü çizim var, bir video var. Hepsi anlatılıyor. Otur izle eğer kafana yatmadı yok benim inancıma ters diyorsan da o senin sorunun. İkna olma şansın yok demektir. İnancınla baş başa güzel bir hayat yaşayabilirsin.

http://evrimteorisi.org
Hayat Değişimdir...

Konu taylan tarafından (21-08-2010 Saat 22:55 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 22-08-2010, 00:30
islamneferi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
islamneferi islamneferi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Aug 2010
Mesajlar: 90
Standart

axial,
uğraşmıssın emek vermişsin ama ben evrimle devrimle alakalı birşey göremedim?

Allah(c.c) her mahlukata kendisine yetecek miktarda uvuz yaratmış. Kartala farklı göz, bakteriye farklı. Bu tip anlatımlar sadece inananların imanını güçlendiriyor, evrimi vs kanıtlamıyor.

O gemide bende olsaydım.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 22-08-2010, 03:21
taylan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
taylan taylan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
Standart

islamneferi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
axial,
uğraşmıssın emek vermişsin ama ben evrimle devrimle alakalı birşey göremedim?

Allah(c.c) her mahlukata kendisine yetecek miktarda uvuz yaratmış. Kartala farklı göz, bakteriye farklı. Bu tip anlatımlar sadece inananların imanını güçlendiriyor, evrimi vs kanıtlamıyor.
Elindeki sopayı bırakıp biraz incelersen belki senin evreninden evrim,, yaratıcının yaratma mekanizmasının içeriği olarak görülebilir.

http://evrimteorisi.org
Hayat Değişimdir...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 23-08-2010, 04:38
sorgulamak sorgulamak isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2009
Mesajlar: 159
Standart

sayın axial

sizinde dediğiniz gibi ileri sürülen hipotezler.
bir kaçı doğru olabilir ya da hepsi yanlış olabilir.
ben olaya biraz esprili yaklaştım. görülüyorki anlaşılmamışım

canlı haydi bir göz oluşturalım dedi demedim. tamamen olaya esprili yaklaşımımdır.

ben evrime saldırmıyorum lakin evrimin bizimle dalga geçtiği kesindir.

siz bir gözün oluşabilme serüvenlerini ve nasıl oluşabileceğini anlatmışsınız.
benim sorum gayet basit.

neden görmek istesin. neden ışığı ayırt etmek istesin. neden bir görme organı oluşturmak istesin ve neden o görme dediğiniz sürecin başında veya sonunda oluşan organ elde, ayakta, ağzın içinde, dizde yada herhangi bir yerde değilde tamamen bedene hakim ve kullanılmaya en uygun yerde oluşsun?
önce gözmü yoksa burunmu oluşmuştur. oluşum sürecinde - artık tüm bir bedenle bir canlıdan sözediyoruz - beslenme nasıl gerçekleşmiştir. besin nasıl ayırt edilmiştir.

ben sorgularım. gözü kara değil en ince ayrıntısına kadar sorgularım. siz aa ne güzel anlatmış demekki böyledir diyerek sarılırken ben boşlukları incelerim. yemek yemek için ağzımız, yediklerimizi koklayabilmemiz için hemen üstünde burnumuz, en tepede de herşeyi yice görmemiz için gözlerimiz var. her iki taraftaki seslere daha rahat ulaşabilmek için başın iki tarafına yerleştirilmiş kulaklarımız var. bu projeyi kim akıl etmiş. ve bunların oluşma ihtiyacı nasıl doğmuştur. bunlar için en uygun yer nasıl ayarlanmıştır. ne evrim imiş sıfır iq ile herşeyi düşünmüş.

tek ve herşeye gücü yeten, herşeyi yaratan bir yaratıcı fikrine sahipseniz, ayın ikiye bölünmesini, kızıldenizin yarılmasını, bilmem olağanüstü ne olmasını yadırgamazsınız. çünkü kızıldenizi yaratan, ikiyede ayırabilecek güçtedir. sıkıştığınızda bizimkiler saçma geliyorda sizinkiler ne demeyin.
evrimi tartışıyorsak evrimden konuşalım. din konusu burda konuşulmaz, ki gayenizde aklınızca üste çıkmak.

dinsel öğeleri değil bilimsel öğeleri konuşalım.


sayın taylan34

bana nasılını değil nedenini anlatın. soruları basitleştirerek anlatıyorum. ayrıntılar hep saçma geliyor size.
sorularım akıldışı değil, biz buna daha basite indirgeme diyoruz.
elinde hiç bir malzeme plan proje olmayan canlı organizma bu halde iken ihtiyaç duyup hiç bilmediği bir şeyi icat edebiliyor fikri canon marka bir kameranın kendi kendine oluşma fikrinden daha saçmadır. çünkü tüm parçaların düzgün bir şekilde rüzgarın etkisi ile bir araya gelip oluşabilmesi bilimsel olarak imkansız değildir. belki trilyonda 0,00000001 ihtimaldir. ama ihtimal dahilindedir.

sahi sex yaparak diyorsunuz, bu sex yapma ihtiyacına neden gerek duyulsun. düşünemeyen organizma üremeyi neden kafaya taksın. ve sex yapmak neden zevkli olsun. zevkli olmasa yinede üreme aşkına o beyinsiz organizma sex yapmaya devam edermiydi.

saygılarımla

Konu sorgulamak tarafından (23-08-2010 Saat 04:43 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gözün görme kalitesi axzel Evrim 48 09-07-2017 02:33
Beynin Evrimi Natan Evrim 14 23-02-2012 01:16
Gözün yapısını tanrının varlığına delil sayanlara... aparain İslam 4 19-06-2010 01:31
Makinelerin Evrimi Ayejj Fizik 0 22-04-2009 18:27

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:03 .