
14-01-2011, 14:13
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Oct 2010
Mesajlar: 227
|
|
İnsanlar yeniden kaç bin yılda evrimleşebilir?
Merak ettigim için soruyorum.
On bin erkek ve kız bebek yerleşim yerlerinden ve teknolojiden tamamen uzak bir ormanda büyürse vede hayatlarının hiçbir döneminde medeniyetle tanışmazlarsa yeniden bir medeniyet kurabilirler mi?
Bu yer örneğin ıssız bir ada olabilir
Yani dil ve alet kullanımı bakımından ilk insanlar durumunda olduğu gibi gelişmeleri milyonlarca yıl mı alır?
"Din kitaplarını okuyup anlayana ateist,okuyup anlamayana dindar denir" Nikola Tesla
|

14-01-2011, 17:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
|
|
Sorun şu ki bebeklere kim bakıcılık edecek?
Yanlarında birer yetişkin olmadan bir insan bebeği doğada yok olur gider. Böyle bir deney ancak uzaktan koruma sağlanırsa gerçekleştirilebilir ama binlerce yıl sürekli gözlenmesi mümkün değil. Yanlarında bir yetişkin olursa hiç bir şekilde izole olmuş sayılmazlar. Yetişkin bakıcılar, bu bebekleri eninde sonunda kendi toplumsal ve ahlaki değer yargılarına göre şekillendirecek olan ataları olacaktır.
Böyle bir ortamda bebekler bir şekilde büyüdüler diyelim. İnsan anatomisinin gereği olan alet kullanma mutlaka cereyan edecektir. Geliştirilen her alet bir sonraki nesle daha donanımlı bir şekilde aktarılacak. Elbette binlerce yıl içinde bugünkü gibi olmasa da bir medeniyet kurulabilir.
Tarımı keşfedebilirler. Ama ormanda yaşamaya devam ederlerse bu da mümkün görünmüyor. Sürekli göç etmeleri yeni yerler keşfetmeleri gerek. Mutlaka aralarında anlaşmazlıklar çıkacaktır. bir kısmı ormanda kalıp diğerleri yollarına farklı coğrafyalarda devam etmek durumunda kalabilirler.
Tarım faaliyeti buna uygun arazilerin keşfinden sonra mümkün olabildi. Bizimkine benzer bir medeniyet ancak yerleşik tarımsal faaliyetin olduğu bir toplumsal birliktelikle mümkün.
Evrim her zaman bildiğimiz doğrultuda devam edemez. Mutlaka farklı şartlar, rastlantılar ve olaylar olacaktır. Böyle bir medeniyet ise bildiğimiz hiç bişeye benzemeyebilir.
Tabi ki bu bebeklerin hiç bir yetişkin bakıcı olmadan kendi kendilerine büyüdüklerini kabul edersek.
Saygılar
|

14-01-2011, 18:32
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Soru, başlığa göre yanlış ya da başlık soru için hatalı seçilmiş.
Evrimden bahsediyorsanız; temelde biyolojik bir soru sormanız lazımdır. Organizmanın genetiği, gelişimi, değişimi, özelliklerini nesilden nesile aktarımı, seçiminden bahsetmelisiniz.
Yani bebeklerin onbin yıl sonraki bendenleri nasıl olur? Gibi.
Oysa başlığa rağmen! Medeniyet sorulmuş. Yani Uygarlık.
Uygarlık ise biyolojiden farklı olarak insan ırkının, maddi ve manevi varlıklarının, düşünce yapısından, sanatından vs. oluşur.
Yani?
Bunun cevabı farklıdır.
Zannederiz ki; Sn. withoutreligion başlığını ya da sorusunu düzeltir.
Sn. taylan74 revize ettiği cevabı yineler.
Saygı, her şeyden önce...
|

14-01-2011, 18:54
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger arkadaslar;
Bundan bir kac sene once bir yerde okumus , hatta resim oldugu icin, resminide gormustum.
Insanoglunun tahminine gore, kafa yapisi ve beyin buyuyecek ve buna mukabil olarak, eller, ayaklar ve beden kuculecek.
Bunun da nedeni, insanoglunun en cok kullandigi organin beyin oldugugu ve beynin bilimsel ve teknik gelisimiyle birlikte; el ve ayaklara eskisi kadar gerek duyulmayacagi ve kullanimlarinin gitgideazalacagi varsayimi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

14-01-2011, 20:22
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.212
|
|
mhmd´isimli üyeden Alıntı
Soru, başlığa göre yanlış ya da başlık soru için hatalı seçilmiş.
Evrimden bahsediyorsanız; temelde biyolojik bir soru sormanız lazımdır. Organizmanın genetiği, gelişimi, değişimi, özelliklerini nesilden nesile aktarımı, seçiminden bahsetmelisiniz.
Yani bebeklerin onbin yıl sonraki bendenleri nasıl olur? Gibi.
Oysa başlığa rağmen! Medeniyet sorulmuş. Yani Uygarlık.
Uygarlık ise biyolojiden farklı olarak insan ırkının, maddi ve manevi varlıklarının, düşünce yapısından, sanatından vs. oluşur.
Yani?
Bunun cevabı farklıdır.
|
mhmd, ilişkisel hatalar olmakla birlikte, soruda evrim dışı bir tanım hatası yok.
Evrimsel süreç yalnızca biyoloji bilimi ile sınırlı değil. İnsanların uygarlıklar kurmaları, ırklaşmaları, maddi ve "manevi" varlıklarının, düşünce yapısının ve sanatının gelişimi hep farklı evrimsel süreçlerin bir ürünüdür.
Belki siz bu "manevi sandığınız bağlamların" "birileri tarafından" doğrudan insana, canlıya verildiğini düşündüğünüzden sorunun hatalı olabileceği kanısındasınız doğru mu?
|

14-01-2011, 20:55
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
|
|
Milyonlarca yıl almaz.. Çünkü bir kere artık beyin hacmi büyük. İlk insanların, en baştan bu hacmi büyütmeleri gerekliydi. Soru bahsedilen türün "Evrimsel Basamakları Tırmanması" ilksel ataları kadar zor olmasa gerek.
Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
|

14-01-2011, 22:01
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Oct 2010
Mesajlar: 227
|
|
Başlıktaki soru ve içerik uyumsuz görünmesine rağmen kendi içinde tutarlıdır
aslında benim sormak istediğim biyolojik evrim değil, sosyolojik ve teknolojik evrimdir.
Biraz daha açarsak,
Konu, insanlık mecburen bu duruma düşerse ne olabileceği ile ilgilidir.
Şu anda büyümüş olan beyin öğrenecek birşey olmadığı için işe yararmı?
Dil olmadığı için dilin yeniden oluşturulması ve çeşitlenmesi mümkün mü?
Yani açıkçası tekerleğin icadı dahil bir süreç insanoğlunun gelişmiş beynine rağmen çok uzun olabilirmi?
Alında buradan varmak istediğim sonuç şudur.
İnsanların yüzbinlerce belkide milyonlarca yılda meydana getirdiği uygarlık neticesinde elde ettigi ürünler ve bilgilerin bir yaratıcı tarafından insanlara nimet olarak verildiği söylendiği için bunun böyle olmadığını vurgulamak istedim.
Yani eğer bir yaratıcı bu nimetleri yeniden vermek isterse hangi yolu izler?
"Din kitaplarını okuyup anlayana ateist,okuyup anlamayana dindar denir" Nikola Tesla
|

14-01-2011, 23:42
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
|
|
Değerli dostum ;
withoutreligion´isimli üyeden Alıntı
Konu, insanlık mecburen bu duruma düşerse ne olabileceği ile ilgilidir.
|
Sosyolojik ve teknolojik anlamda kendi sosyal düzenlerini kurar ve el verdiği ölçüde bir teknolojiye sahip olurlar kuşkusuz.
withoutreligion´isimli üyeden Alıntı
Şu anda büyümüş olan beyin öğrenecek birşey olmadığı için işe yararmı?
|
Ne beynin hacmi ne başka bir etken... İnsan her yaşda gözler, tecrübe eder ve nihayetinde öğrenir. En azından süreç bende halen böyle işliyor
withoutreligion´isimli üyeden Alıntı
Dil olmadığı için dilin yeniden oluşturulması ve çeşitlenmesi mümkün mü?
|
Dilin ortaya çıkması ve çeşitlenmesi de zaten olası. İlksel olarak basit hareketler ve sonrasında sesler ile. Evdeki evcil hayvanınızı gözleyiniz. Bir süre sonra sizinle iletişime geçmenin yollarını arayacak ve başaracaktırda. Bu garip hareketler ve bazende seslerle olabiliyor. Suyu veya yemeği biten kedim bir yolunu bulup bunu bana anlatıyor. Banyo kapısı kapalı ise, kumuna ulaşmak içinde yine beni uyarıyor... İnsan mı yapamayacak? Zamanında yaptık, yine yaparız
withoutreligion´isimli üyeden Alıntı
Yani açıkçası tekerleğin icadı dahil bir süreç insanoğlunun gelişmiş beynine rağmen çok uzun olabilirmi?
|
"Birşey"in icadını ilk insanlardan daha kolay yapacakları kesin. Ama tekerlek bizim icadımız. Onların ki başka bir şey olabilir. En önemli ihtiyaçlarına çözüm arayacaklardır. Bu tekerlekde olabilir bizim düşünmediğimiz başka bir şeyde. Ama ilk insandan daha kolay olacağı su götürmez bir gerçek.
withoutreligion´isimli üyeden Alıntı
Yani eğer bir yaratıcı bu nimetleri yeniden vermek isterse hangi yolu izler?
|
Bildiğim tek yaratıcı insanoğlu... Ve bu noktada neyi nasıl oluşturur bilemeyiz.
Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
|

15-01-2011, 00:04
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger withoutreligion;
Konu, insanlık mecburen bu duruma düşerse ne olabileceği ile ilgilidir.
Insanoglu sosyal bir canli turudur. O yuzden de mutlaka en azindan deneme&yanilma yolu ile ve biribirine iletmek durumunda oldugundan ortak bir isaret/dil gelistirecektir.
Şu anda büyümüş olan beyin öğrenecek birşey olmadığı için işe yararmı?
Beyin kendisine yansiyani algilayan ve bu algiyi soyutlama ile kavramlastiran bir organdir. Oyuzden bilinc ve farkindaliga paralel olarak algi ve kavramlastirma degisir, yani bilgi surekli ve degiskendir. Oyuzden beyin gozlemi ile surekli ogrenime aciktir. Ayrica tartisma hic bitmez.
Dil olmadığı için dilin yeniden oluşturulması ve çeşitlenmesi mümkün mü?
Dili insanoglunun icinde bulundugu sartlar ve sosyal birliktelik olusturmustur. Ayrca insanoglu kendi turu olmasa bile, baska turlerle iletisime girmek icin, ses ve vucut hareketi kullanir,bu da zaten dildir. Dil demek, derdini anlatmak demektir. Bunun cesitlenmesi de, farkli cografyalar ve birbiriyle iletisim halinde olmayan farkli toplumlar olarak farklilasmasidir. Cunku her toplumun algisi,kavramlastirmasi, deneme&yanilma bilgisi, dogaya bakis acisi v.s. farkli olabilir.
Yani açıkçası tekerleğin icadı dahil bir süreç insanoğlunun gelişmiş beynine rağmen çok uzun olabilirmi?
Gunumuz insanoglu, dunyanin neresinde ve hangi sartta olursa olsun, ilk atasinin ki gibi duzeyde degildir. Beyni daha gelismistir, buna paralel olarak algisi, kavramlamasi gozlemi de farklidir. Bu da ihtiyaca paralel olarak degiskendir. Ayrica icinde bulundugu tabiatin durumu da onemli bir etkendir. Sonucta, yasam, beslenme, koruma, korunma v.s. ona gore bir teknolojik gelisim getirecektir. Oyuzden tekerlek degil; direk tekerlegin kullanildigi bir arac yapimi gelisebilir.
Alında buradan varmak istediğim sonuç şudur.
İnsanların yüzbinlerce belkide milyonlarca yılda meydana getirdiği uygarlık neticesinde elde ettigi ürünler ve bilgilerin bir yaratıcı tarafından insanlara nimet olarak verildiği söylendiği için bunun böyle olmadığını vurgulamak istedim.
Ortada nimet falan yoktur. Sadece olan sartlar ve bu sartlari kullanarak degistiren ve soyut ekleyen insanoglu.
Yani eğer bir yaratıcı bu nimetleri yeniden vermek isterse hangi yolu izler?
Nimeti kendi kendine veren insanogludur. Eger bir sey yaratilacaksa, o da insanoglunun soyutlamasi ve bunu dile getirmesi, sisteme cevirmesi ve bir duzen haline getirmesidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

15-01-2011, 01:08
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
AerA´isimli üyeden Alıntı
Değerli dostum ;
Sosyolojik ve teknolojik anlamda kendi sosyal düzenlerini kurar ve el verdiği ölçüde bir teknolojiye sahip olurlar kuşkusuz.
Ne beynin hacmi ne başka bir etken... İnsan her yaşda gözler, tecrübe eder ve nihayetinde öğrenir. En azından süreç bende halen böyle işliyor
Dilin ortaya çıkması ve çeşitlenmesi de zaten olası. İlksel olarak basit hareketler ve sonrasında sesler ile. Evdeki evcil hayvanınızı gözleyiniz. Bir süre sonra sizinle iletişime geçmenin yollarını arayacak ve başaracaktırda. Bu garip hareketler ve bazende seslerle olabiliyor. Suyu veya yemeği biten kedim bir yolunu bulup bunu bana anlatıyor. Banyo kapısı kapalı ise, kumuna ulaşmak içinde yine beni uyarıyor... İnsan mı yapamayacak? Zamanında yaptık, yine yaparız
"Birşey"in icadını ilk insanlardan daha kolay yapacakları kesin. Ama tekerlek bizim icadımız. Onların ki başka bir şey olabilir. En önemli ihtiyaçlarına çözüm arayacaklardır. Bu tekerlekde olabilir bizim düşünmediğimiz başka bir şeyde. Ama ilk insandan daha kolay olacağı su götürmez bir gerçek.
Bildiğim tek yaratıcı insanoğlu... Ve bu noktada neyi nasıl oluşturur bilemeyiz.
|
Sayın AerA siz çok akılı bir insansınız, ben sizin kadar evrimleşmiş olmayabilirim..
Ama soracağım sorulara sanırım en iyi cevabı siz verebilirsiniz...Sanırım.
Soru 1-
İnsanlığın tüm ırkları ortak bir atadan mı gelmiştir ?
Soru 2-
Eğer ortak bir atadan gelmemişse evrimleşmeyi planlayan ve yönlendiren bir akıl olmadığına göre, bu gün evrimleşme süreci çok farklı olan insan türleri yaşıyor olması gerekmiyor muydu?
Soru 3-
İnsanlık ortak bir atadan geliyorsa, tarih içerisinde bu atanın zürriyeti çoğalıp dallandığında, yaşadıkları şartlara ve yeteneklerine göre çok farklı evrimleşme içerisine girememişler mi ? Ne oldu da en sonunda tüm insan ırkları görsellik ve renk dışında aynı genetik özelliklere ulaşabildi?
Soru 4-
İnsanlığın geleceği ile tahminler yürütürken (Sayın evrensel-insan, "ileride beyin büyüyecek eller ayaklar ufalacak vsy diyor" ) nasıl oluyorda tüm insanlık için aynı genelle yapılabiliyor ?
Tüm insanların evrimleşmesi bir tekele mi bağlıdır ?
Soru 5-
Filin beyni 5000 gr olduğuna ve insanınkine göre çok büyük olduğuna göre, fil geçmişte beynini çok kullanarak mı büyütmüştür?
Çok kullanılan beyinler, fil örneğinde olduğu gibi daha sonra (İnsanın 1300-1800 gr beynine göre) verimsiz mi oluyor?
Bu örneğe göre insanoğlunun ileride beyinsiz olma ihtimali var mıdır?
Yanıtlarsanız sevinirim.
Esen kalınız
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:27 .
|