Bazı arkadaşlarımız nedense diğer kutsal kitapların değiştiğine inanıyor. acaba ne kadarı? etrafıma bakınayım:benden başka herkes mi yoksa.
peki siz, "kitaplara iman" etmeden, gerçekten iman etmiş olacağınızı ı sanıyorsunuz?
Yüce Allah Hz. Peygamber'e, şöyle emretmiş: "İşte onun için sen (tevhide) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'ın indirdiği kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum..." (eş-Şura 42/15) diye hitap etmiş, müminlere de
"Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve
daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkar ederse tam manasıyla sapıtmıştır" (en-Nisa 4/136)
Şu halde,
kitapların tahrif olduğuna inanan bir müslüman, bunun Allah tarafından gönderildiğini de inkar etmiş olur. Şu nedenle:
Enam
(115) Rabbinin kelimesi (Kur'an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Komediye bakın. Parantez içini hangi uyanık doldurmuş? Parantezi kaldırayım bana zahmet.
Enam (115) Rabbinin kelimesi doğruluk ve adalet bakımından tamdır.
Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Enam (34) Andolsun ki, senden önce de bir çok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti.
Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
Şimdi;
Kuran nedir? Allah kelamı.
Peki, tevrat nedir? Musa'nın kelamı mı? (incil tartışmalı olduğu için şimdilik bahse almadım).o da Allah kelamı.
Peki yukarıdaki ayetleri kabul eden, dolayısıyla Kuran'ı kabul eden bir müslüman nasıl olur da tahrif gibi Allah'ın şanını küçültecek, resulünün güvenilirliğini zedeleyecek böylesi bir aşağılık fikre nasıl kapılabiliyor... Bence burada üzerinde durulması gereken konu budur.
Bir aralık tartışıldı: "neden yahudiler ve hristiyanlar bize galip geliyor?". cevap ortada: yahudiler der ki:
"Biz kitabı koruduk, kitap da bizi korudu". İşte eğer kitaba bu gözle bakarsanız, kitap sizi öyle korur, ancak bunu herkes anlayamıyor.
Şu kadarla ki;
Eğer incil ve tevrat tahrif edilmiş olsalardı, 600 lü yıllarda inen kuranı kerimde bundan bahsedilmiş olması gerekirdi.
İznik konseyinin tarihi, bir çok araştırmacı tarafından 300'lü yıllar olarak öne sürülmektedir. Ben de bunun doğru olduğunu varsayıyorum. (tarihçi olsaydım detay tartışmasına girerdim, olmadığıma göre geneli kabul ediyorum). Şu halde, iznik konseyinden 300 yıl sonra inmiş olan bir kitapta Allah'ın ve resulünün böyle bir tahrifi atlamalarına "
imkan yoktur.
Dolayısıyla, kitaba inanma şartı ve sapıtmama şartını sağlayan yegane şart, incili ve tevratı olduğu gibi kabullenmektir, bunun başka bir yolu yoktur.
Demekki ben etrafıma baktığım zaman binlerce sapkın görüyormuşum, çünkü şimdiye kadar tartıştığım hiç bir müslüman "incil ve vetrat değişmemiştir" dememiştir, en mutaasıpları dahi "incil tahrif edildi" der , hep olayın fiziki ayağına takılır da " Rabbimizin vekaletini niyeyse unutuyorlar niyeyse"
Her neyse.
Hatırlatmakta yarar görüyorum, biliniz diye söylüyorum.
Allah'ın belirgin bir dili yoktur ve cebrail de Allah'tan duyduğunu -daha doğrusu hissettiğini- aynen aktarır. Bu aktarmada şu şekil değişiklikler olabilir. -bakın, iyi anlarsanız ayetlerdeki çelişkileri de çözersiniz, kurandaki anlam kargaşasını da çözersiniz, tek bir soru işaretiniz bile kalmaz-
Allah bir hareket yapar ve şunu demiş olur:
"tüm insanlar bana secde etsin". Yani cebrail böyle bir yorum yapar. söz yoktur çünkü. daha doğrusu, ismine söz diyoruz ama dil ile söylenmiyor, biraz flu diyelim..
Allah'ın bu "tüm insanlar bana secde etsin ifadesini, cebrail şu farklı şekillerde iletebilir. Buraya dikkat edin:
[Tüm insanlar Allaha secde eder]
[Allah tüm insanlarca secde edilen yegane ilahtır]
[Kullarıma söyle, bana secde etsinler]
[Allah size, kendisine secde etmenizi emrediyor]
[Şüphesiz Allah, tüm inananların tek kıblesidir]
[Deki: Rabbin için namaz kıl]
Şu yukarıdakiler birbirine ne kadar benziyor? Aslında aynı şeyi anlatıyorlar, ancak bulundukları yere göre bir çok farklı anlama da gelebilir. Bununla beraber, bunun yazarı, ne dediğini bilen birisi olduğundan, önüne ve arkasına öyle ayatler koyar ki, ileten kişi de ona göre iletebilsin. İşte, sizlerin Fatiha suresinde aradığınız şey budur.
Geçiyorum incil'e. ne diyorlar? "göksel babam dediki.." geçelim.
kuran'da ne diyor? "Allah üçün üçüncüsüdür diyorlar, ne büyük sözdür..." "Allah'a oğul edinmek yakışır mı?"...
geçiyoruz. kendimize geliyoruz: kendimizden örneğe.
Şimdi ben ilah olayım. -sapıtmayın hemen, mesela yani-. tamam ilah demeyelim o şirke girer, ben olmiyim o zaman, adamın birisi büyücü olsun. -aslında teknoloji de artık büyücü olmuş-. şimdi, adamımız üstün ruhani gücüyle bir kıza nefesiyle üfledi, hiç eli değmedi ama kız hamile kaldı. olabilir mi? olabilir. bakın, olabilir. tek bir hücre dahi yeterli bir kadını hamile bırakmak için.
Kuran'a göre İsa Allah'ın kelimesidir. bir başka ifade "meryem'e ruhundan üfledi" der, bir başkasında "melekler Allah'ın emrini -iletti- der". incil de el değmemiştir ama babamdır der.
Peki, bizim büyücüye dönersek, kadına hiç eli değmeden nefesiyle hamile bıraktığında babası sayılır mıı, sayılmaz mı. duralım. ben durmiyim, size nefes alma şansı veriyorum.- bir görüşe göre sayılır; -kök hücrenin bir üst seviye hali kök ruh- .geçtik. bir görüşe göre ise, sayılmaz. -doğal temas şarttır-. hangisi gerçek?

aynı manaya geliyor ki
mesele ne dedik? mesele olayı anlamak. olayı anladıktan sonra, kelimelere ve cümlelere diğer açıdan bakarsanız, oğlu olur, bu açıdan bakarsanız hiç bir alakaları olmaz, kulu ve resulü olur.
Peki hangisine inanacağız? hangisine kalbimiz yakınsa ona.
Aslına bakarsanız, yani bana göre, islamiyet hristiyanların Allah için "üçün üçüncüsüdür" demelerine Allah'ın verdiği reaksiyondur. İşin doğrusu budur. Demagojisini de yapayım hatırınız için: "resulullah bu söz için demiştir ki: bu söz yüzünden gökler yarılacak, yıldızlar dökülecek, yeryüzü perişan olacak sandım"... öyle olmaması daha iyi boşver.
islamiyet bu açıdan, Allahın gazabından insanları korumak için yine Allah tarafından indirilmiş bir şefaat dinidir. yani kendisi insanlara şefaat etmek için resulullahı ve islamı aracı seçmiştir.
meseleler bundan ibarettir. sorusu olan?