Faşizm’i Gördüm! Faşizm’i Türk sol’u dergisinde öyle açık gördüm ki… Başlık bile her şeyin faşizm sloganı niteliğindeydi. “Türkoğlu Türklüğünü koru” diyordu! İşte bu… Bu faşizm’di. Onu gördüm. Faşizm’i gördüm!
Faşizm’in Geldiği Son Nokta
|
Bugün PKK terörü ile mücadelede en önemli nokta budur. PKK, Kürtleşmeden güç almaktadır. Türkler Türklüğünü korursa PKK zayıf düşecektir. Bu ise askeri değil toplumsal bir çözümü gerektirir. Türk, kendi sorununu kendisi çözecektir.
|
Evet! Bu sorun çözme stratejisi 1930’lardan beri kendini gösterdi. Üniversitelerde yasaklanan Kürtçe şarkılar, konuşmalar, yazılar… Bunların hepsi oldu. Peki, ne oldu? Hiçbir şey değişmedi! Dahası işler iyice çığırından çıktı. Kürt kültürünü kovma mücadelesi asıl sorunu tetikledi! Ve işte bugün ki PKK o gün tohum atmaya başladı. 1978’de ise filizlendi. Toprağa çıktı. Hani derler ya “eskiden PKK yoktu” diye. İşte her şey o tarihlerde yani tek parti ve Kemalist ideolojinin yönetimde olduğu zamanda başladı. “PKK, Kürtleşmeden güç almaktadır.” Evet. Bu doğru PKK Kürtlerden destek görmektedir. Bu noktada ise birilerinin (Milliyetçilerin ve solcuların.) aklına gelen ilk fikir Kürtlere karşı her alanda mücadeledir. Ancak şurası ayrı bir nokta. Bu nokta işin derin düşünce tarafı. Yani soru sorma, sorgulama yönü. Sorumuz şu “Kürtler neden PKK’ya destek veriyorlar?” Cevabı en iyi Türk Solu gibi “anti-Kürt” aydınlarımız verir kendince. Çünkü onlara göre Kürtler potansiyel PKK’lıdır! Tabi bunun gerçek cevabı bu değil. Kültürlerine verilen dışlayıcılık ile bire bir fiziksel baskı bunun asıl cevabıdır.
|
Bunun için ilk başta yapılması gerekenlerse şunlardır.
1- Her Türk, alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır. Kürde aktarılan para PKK’ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse, hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir
|
Bir kimliğe karşı açık bir şekilde karalama yürütürseniz bu ters teper. Tıpkı Kürtlerin dışlanmasının sonucunun PKK olduğu gibi, her gün kapısının önünde ki bir Kürt esnafın bakkalından ekmek alan kadın bunu Türk solu dergisinin yazısı için bırakıp da çok daha uzaktaki bakkaldan alışveriş yaparsa bu kısa sürede kutuplaşmaya dönüşür. Türk’ün kasten Türk’ten alışveriş yapmasının sonucu Kürt’ün kasten Kürt’ten alışveriş yapmasıdır. Bu da doğal olarak kutuplaşma demektir. Kısa sürede ise olacak olan bir iç savaştır. Bu Almanya’da soykırım olarak tarihe geçti çünkü Yahudiler bir azınlıktı. Oysa Kürtler bugün Yahudilere çok daha büyük bir nüfustur ve bu soykırım değil iç savaş için bir nedendir. Zira karşı koyacaklardır. Ve eşit güçler veya birbirine yakın güçler her zaman daha büyük savaşlara gebedir.
|
2- Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Bunu da İstanbul şivesi ile konuşmalıdır. Dil varsa millet vardır. Ancak şehri istila eden Kürtler kendi dillerini hakim kılmaktadır. Bunlarla temas içinde Türkler de şivelerini bozmakta, Türkçe konuşsa bile adeta Kürt şivesiyle Türkçe konuşmaktadır.
|
TV’lerdeki Kürt dizilerinin, Kürt müziğinin, her adım başı Kürtçe müzik çalan barların, kasetçilerin, minibüslerin ortasına düşen Türk ister istemez lisanını yitirmektedir.
Bir kişi aynı anda iki dil bilir. Şivesi değişebilir ve hatta dilini unutabilir. Ama “bu kürdün müziğini dinleme yoksa Türklüğünü kaybedersin” demek sadece ırkları karşılaştırmaktır. Doğal sonuç gene ortadadır. Tıpkı oyunlarda ki gibi: Kürt Vs Türk
|
Buna direnmek için:
Türk, Kürt dizisi izlemez.
Kürtçe müzik dinlemez.
Kürtçe müzik çalan barlara gitmez.
Kürtçe konuşulan minibüse binmez.
Kürtçe kaset satan dükkândan alışveriş yapmaz.
|
O zaman Kürt,
Türk dizisi izlemez.
Türkçe müzik dinlemez.
Türkçe müzik çalan barlara gitmez.
Türkçe konuşulan minibüse binmez
Türkçe kaset satan dükkândan alışveriş yapmaz.
İşte yavaş yavaş gerilen toplum. Ve bunların patlaması için bir ceset yeterli. Bir Kürt veya Türk liderin öldürülmesi yeterli.
|
3- Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir. Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır.
Yıllarca İstanbul’da Sivaslı, Erzincanlı, Malatyalı, Tokatlı Alevi kitlenin yarattığı köy ortamı, Kürtçülüğü güçlendirmiştir. Türk’ü saza mahkum eden köylü kafası, bugün şehirleri Kürt kültürüne teslim etmiştir.
|
Bu saçmalık çok eskilere dayanıyor. 1927 de yapılan nüfus sayımlarında köy nüfusu %75’ten fazla iken bu köy nüfusunun fazla olmasının tek sebebi Kürtler miydi acaba? Peki, başka bir soru soralım. Türk milletinin genlerinde(!) şehir yaşamı vardı da bizim Orta Asya’da niye çok konutlu binalarımız yok? “Bu kadar da kör, sağır olunmaz” diyesim geliyor! Kimin olmaz ki! Bazı milletler başlarına gelen olaylar ve önlerine çıkan engeller nedeni ile hızlı şehirleşemez. Birçok millet buna bir örnektir. Bir başka tabu yıkan soru soralım.
1800 ve 1900 yılları arasında bizi medeniyetsizlikle suçlayan “aşağı millet” muamelesi yapan Avrupa ile bugün Türk solunun (her solcu buna dâhil değildir. Mesela Deniz gezmiş Türk ve Kürt birliğine vurgu yapmıştır son söylemlerinde. Darağacının önünde. Bugün Türk Solu dergisi kendi Solcu büyüklerine bile karşı gelmektedir!) Kürtlere yaptığı haksız ve faşizan söylemeleri arasında ne fark var merak ediyorum?
(Bu arada Türkiye Cumhuriyetinin köy-şehir nüfusuna bir de tabloda bakalım ,
http://www.belgenet.com/arsiv/nufus.html)
|
4- Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkûm eden anlayışla mücadele edilmelidir. Yemek, kültür savaşının bir parçasıdır. Mc Donaldslar ne kadar tehlikeli ise Kürt mutfağı da o kadar tehlikelidir.
Başka kültürlerin yemeklerini yiyen kültürler asimile olur. O nedenle Türk, Türk mutfağına sahip çıkmalı, başka şeyler yememelidir.
|
Yaşadığım Samsun’da ünlü bir cadde var. Çiftlik caddesi. O cadde bir lahmacun salonu var. İşletenler ailecek yapıyorlar bu işi ve Kürtler. Ve açıkça söyleyeyim yediğim en güzel lahmacunları onlar yapıyor.
Şimdi ben sırf Kürt kültürü bulaşır(!) diye bu damak tadından vaz geçeceğim öylemi? Bu akıllara zarar maddeyi es geçiyorum. Hele hele Mc Donaldsları Kürt kültürünün yemekleri ile kıyaslamak kadar akıllara zarar karşılaştırmalara hiç değinmek istemiyorum. Şu kadarını söyleyeyim Mc Donaldsa karşı olanlar sağlıksız olduğu için karşı çıkıyorlar. Sağlık bir şekilde tüketilirse ne zararı var ki? Aynı şey Kürt mutfağı içinde geçerlidir.
Ayrıca bir millet hem kendi hem de diğer kültürlerin yemeklerini yiyemez mi? Bu ne saçmalık böyle?
|
5- Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır.
|
Ya ya ya, şa şa şa, faşizm çok yaşa! Faşizm’in milleti ve ırkı yoktur. Bu bir saplantıdır. Tıpkı Türk Solu dergisinin insanların özel hayatlarına burnunu sokması gibi. Kimden örnek aldıkları belli aslında. Sokakta taş atan çocuklara imreniyorlar. Onlar gibi taş atan çocukları olsun istiyorlar. Hatta sopalayan, linç girişimlerinde de bulunan tam bir “Neron” havasında bebeler istiyor.
Şunu sormak istiyorum,
Bu Türkiye’yi (sadece Türk’ü değil!) dışarıda ve içeride temsil edecek 100 tane işsiz, bilgisiz sadece “taş atmaktan ve bilindik kaos sloganlarından” anlayan birey mi, yoksa 10 tane felsefe, ekonomi, siyaset veya başka bilim dallarında bilgisi olan anlayışlı birey mi?
Ve İşte Faşizm
Yazının başında demiştim ya…
Faşizm’i Gördüm! Faşizm’i Türk sol’u dergisinde öyle açık gördüm ki… Başlık bile her şeyin faşizm sloganı niteliğindeydi. “Türkoğlu Türklüğünü koru” diyordu! İşte bu… Bu faşizm’di. Onu gördüm. Faşizm’i gördüm!
____________________________
Bu arada,
Yazıyı buraya kopyalarken görselleri ayarlaması zor oluyor. Bu HTML kodlarından hiçbir şey anlamyorum

Bu nedenle galiba bazı görselli ve alıntılı yazılarda, linkli alıntılara devam edicem.