istatistik´isimli üyeden Alıntı
Benim vurgulamaya çalıştığım öncelikle insanlara din anlatılıyor, inandırılamazsa da zaten kalbin mühürlü denilerek işin içinden çıkılıyor. Ancak görülmeyen inanan da inanmayan da aynı sosyal çevreden gelmekte. Bazı durumlarda aynı aileden gelmekte.
|
Bu sekilde cehennemi doldurmasi gereken kitle(
goreceli olarak iyi ve kotu insanlar) ayrilmis oluyor. Yani ben sana anlattim dini ama inanmadin sen zaten muhurlusun inanamazsin olayi..Ayni sosyal cevreden gelmis olmalarinin pek bir onemi yok.
Aslinda celiski yokmus gibi gorunuyor islami acidan bakildiginda, ama durum tam tersi..
Tanri sifatlari acisindan bakildigindan (yine islamiyete gore) bu kitle (cehennemlikler) olmak zorunda, bu bir gereklilik verilen
akit/vaad uzerine.(seytanla pazarlik) Bir nevi kalbi muhurlu olanlar da islama gore bir gorev ifa ediyor. (muslumanlar bunu pek dile getirmezler oysa)
Asil perdelenen celiski ise, bu kitle olmak zorunda, fakat muslumanlara gore cuzi irade geregi, seytanin varligini kalbi muhurlu insanlar idame ettiriyor. Bu insanlar cehenneme gitmek zorunda, ki inananlar kendilerine vaad edilen odulu alabilsinler.(cennet vs.)
Tabi bu inanc uzerine, kalbi muhurlu olan insana da iman teklifi ayri bir celiski haline geliyor. Yani ne diye teklif ediliyor ki, o insan muhurlu olmak zorunda zaten islama gore..
Onyargi olmasi normal, zira kitap insan urunu. Tanri'nin onyargili olmasi (kurguya gore) abesle istigaldir zaten, tanri yarattigini bilmez mi?