Ankara Tabip Odası Basın Açıklaması
Depremzedeye Dahi Katılım Paysız Sağlık Hizmeti ve İlaç Yok!
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Genel Müdür Vekili Prof. Dr. R. Murat Karaşen imzalı 26.10.2011 tarihli duyurusu bu ülkede sağlık hizmetinin nasıl ticarileştiğini, nasıl bir vatandaşlık hakkı olmaktan çıkartıldığını göstermektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun açıklamasından anlıyoruz ki;
Bu ülkede artık enkaz altından da çıksanız,
Evsiz kalıp çadır bulamaz durumda da olsanız,
Üzerinize karlar yağarken sığınacak bir yeriniz de olmasa
Sağlık hizmetini ücretsiz alamazsınız.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun duyurusu Cumhuriyet Tarihi’nin her halde en ibret verici belgelerinden biridir.
Yurttaşlarımız yardım seferberliğindeyken, tüm dünyadan yardımlar gelirken bu ülkeyi yönetenlerin 3 liralardan, 8 liralardan, 15 liralardan, %10-20 katılım paylarından vazgeçmediklerinin göstergesidir. Hastanın yardıma ihtiyacı olan bir insan olarak değil “müşteri” olarak görüldüğünün ve depremde, afet zamanında bile bundan vazgeçilmediğinin belgesidir.
Ne yazık ki vatandaş çöken binaların altında kalmıştır. Ama ne yazık ki yöneticilerin eli vatandaşın hala cebindedir.
Bilindiği gibi halen devlet ve üniversite hastanelerinde 8, özel hastanelerde 15 TL katkı payı alınmakta, bunların 3 TL’si reçete bedeli adı altında eczanelerde tahsil edilmektedir. Yakın zamanda bu miktarların artırılacağı, aile hekimlerinin muayenelerinden de reçete bedeli adı altında 3 TL alınmaya başlanacağı resmi makamlarca duyurulmuştur. Hatta Sağlık Bakanı acil servislere başvuranlardan da katkı payı alınacağını duyurmuştur. Bu rakamlar, ilaçlardan ayrıca alınan %10-%20 katkı paylarıyla, özel hastanelerde yapılan muayene ve tetkiklerde %70’e kadar varan katkı paylarıyla birleşince yurttaşlarımız için büyük maddi yük getirmekte, sağlık hizmetine ulaşmayı özellikle yoksullar için olanaksız hale getirmektedir. Sosyal güvencesi olanlar için durum böyleyken sosyal güvencesi olmayanların durumunun daha da içler acısı olduğu ortadadır.
Hal böyleyken Sağlık Bakanı her fırsatta vatandaşın aldığı sağlık hizmetinden ne kadar memnun olduğundan söz etmekte %80’lere varan oranlarda yurttaşlarımızın sağlık hizmetlerinden memnun olduğunu ifade etmektedir. Ancak ne ilginçtir Sağlık Bakanlığının bu memnuniyet anketlerinde;
“Katkı payı vermekten memnun musunuz?” diye bir soru yoktur.
“Yılda 2 defa doktora gidiyordunuz. Şimdi yılda 7-8 kere gidiyorsunuz. Neden acaba derman mı bulamıyorsunuz?” diye bir soru bulunmamaktadır.
“Özel, kamu tüm hastaneler size açık diyoruz ama cebinizdeki para özel hastanelerin katkı payına yetiyor mu?” diye bir soru yoktur.
“Hocası olmasa da, labratuarı olmasa da her yere tıp fakültesi açıyoruz. Buralardan tıp eğitimi yetersiz doktor yetişirse memnun olacak mısınız?” diye bir soru yoktur.
“Doktorlara günde 120 hasta baktırıyoruz. O yüzden size 3 dakika ayırıyorlar, bundan memnunmusunuz?” diye bir soru yoktur.
Ve bu anketlerin içinde;
“ Öyle bir sağlık dönüşümü yaptık ki, paran yoksa, binaların altında kalsan yine sağlık hizmeti alamazsın. Bundan memnun musun?” diye bir soru yoktur.
Van’da yaşanan deprem felaketi sonrası Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu duyurusu yurttaşlarımızın en zor anlarında dahi bu katkı paylarından kurtulamadıklarını göstermektedir. Oysa 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Genel Sağlık Sigortası’nın 75. maddesi ve Sağlık Uygulama Tebliği’nin buna atıfta bulunan ilgili maddeleri afet durumunda yurttaşlarımızdan katkı payı alınmayacağını öngörmektedir, tabii bunun için afet durumunun kabul edilmesi gerekmektedir. Yaşadığımız durumu “afet” saymak için daha neye ihtiyaç vardır, kamuoyunun takdirine sunuyoruz.
Burada açıkça görünen allanıp pullanıp kamuoyuna sunulan “Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın”, aslında “ne durumda olursan ol paran kadar sağlık hizmeti alırsın” anlamına geldiğidir. “Paran yoksa muayene de, ilaç da yok” sisteminin, “paran kadar sağlık” sisteminin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmasıdır.
“Çok iyi organize olmuş ekiplerle, dünyaya örnek olacak bir çalışma sergiledik” diyen Sağlık Bakanımız’a soruyoruz. Afet bölgesindeki insanlara katkı payı almadan muayene ve ilaç hizmeti sunmayan sağlık sistemini mi dünyaya örnek gösteriyorsunuz?
Biz Ankara Tabip Odası olarak insanların en zor anlarında bile parasız sağlık hizmeti sunmayan, ilaç vermeyen sağlık sistemine itiraz ediyoruz. Bu ülkeyi yönetenleri en azından insanların bu zor anlarında sosyal güvence, katkı payı sormadan muayene ve ilaç teminine çağırıyoruz. Ama, bunu duyuruda belirtildiği gibi muayene katkı payını 1 Aralık’tan sonra ödemek üzere değil, hiç katkı payı ödemeden temin etmeye çağırıyoruz. Sağlık bir insan hakkı ve Anayasal bir haksa, bu kağıt üzerinde bir hak değilse bu ülkeyi yönetenlerin görevinin bunu sağlamak olduğunu birkez daha hatırlatıyoruz.
Saygılarımızla,
Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com