Benim izlenimim müslüman inancının savunucularının, Aleviler müslümandır tezini öne sürerken kesinlikle kendi iddialarına inanmadıkları. Neymiş efendim. Aleviler müslüman değilse neden İslamın peygamberinin ve silah arkadaşlarının adını ayinlerinde günlük konuşmalarında zikrediyorlar. Madem muhammed peygamber diyorlar o halde müslümandırlar. Ama bu yapay! dindaşlarını İslamın neresine ekleyecekleri konusunda henüz bir karara da varmış değiller.Alevi inancının içinde olup, kendisini müslüman kabul eden kişilerin kendi sorunu.. İster camiye gider, ister minareden atlar..Sorun ben müslüman değilim diyen kişilere İslamiyetin dayatılma şekli. Hayır sen müslümansın çünkü ayinlerinde muhammed peygamber diyorsun savı. Eee.. ne olmuş yani senin kaç ayetli,satırlı kuran kitabında da Musa,İsa peygamber diyor. Hem yetmiyormuş gibi sure sure sen camiide,kursunda,evinde,cemaatinde Musa'nın maceralarını okuyup,iman edip vaaz ediyorsun. Neden o halde havraya,kiliseye gitmiyorsun? sünnet olmuşsun da vaftizin eksik kalmış!
İslamiyette kırklar cemi vardır. Alevilikte de vardır. Hatta gelmiş geçmiş tüm inanç sistemlerinde bir toplaşma,karar alma topluluğu, bilirkişilerden oluşan yol yöntem tarif etme meclisi vardır..yoktur diyen beri gelsin.. Önemli olan inancın içinde bu meclislerin hangi hikaye ile işler hale getirileceğidir.
Nuh tufanını sümer tabletlerinde çivi çivi söküp aleme ibret sunan, tarihin mümtaz şahsiyetleri, nedense Alevi inancının çeşitliliği ile yüz göz olmayı tercih etmezler..Çünkü müfredatın dışına çıkmak, milli inanç ve menfaatlere zeval getirir..
Yoksa biraz mitoloji ve tarih merakı olan herhangi bir okuyucunun "Kırklar cemi" hikayesinin geçtiği "Buyruk" kitabının ilk sayfasını okuduğunda aklına "Gılgamış Destanı"nın gelmemesi mümkün değil.
"Rivayettir ki Muhammed
miraca gidince yolda bir aslan gördü" diye başlıyor hikaye. Aslan engelini aşıp görüşme sonrası gittiği yer kırklar meclisidir.
Tablet okumalarında Gılgamış bakın kiminle görüşmeye gidiyor!
"Ubar-Tutuş'un oğlu Utnapiştim'e gitmek için yol aldım.
İvedilikle oraya gidiyorum.
Dağın geçitlerine gece vardım. Aslanları görüp korkuttum.
Başımı yukarı kaldırıp Ay Tanrısı'na yalvardım.
Bu yalvarışım bütün tanrılara yöneldi:
Korkulu yerde beni sağ bırakın!
Gılgamış sonunda uykuya daldı ve gördüğü bir düşü onu irkiltip uyandırdı.
Gılgamış şöyle bir düş gördü:
O ayın parlak ışığında yürüyerek bir sürü aslana rasladı.
Bunları görünce yaşamından zevk aldı;
Satırını kaldırıp koluna astı,
Ve kemerine takılı kılıcını kınından sıyırıp aslanların arasına daldı.
Bunlardan ikisini öldürüp gerisini dağıttı.
Öldürülen bu iki aslanın yeşim taşından yontularını yaptı.
Yontuları boyadı ve üzerlerine aslanların adlarını kazıdı.
Birisine ..., ötekine de ... dedi ve her iki yontuyu,
Gece kendisini aslanların tehlikesinden koruması için,
Ay Tanrısı'na armağan etti.
(22 satırlık boşluk... Gılgamış bir dağa geldi.) Dağın adı Mâşu'dur.
Gılgamış bu Mâşu dağına gelince,
Günü gününe güneşin çıkmasını ve girmesini bekleyen,"
devamı için;
http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk29ue.html
Gılgamış ve Engidu yoldaşlığı ile Muhammed ve Ali'nin müsahipliği,gömlek kılıç ve 12 saat sonra ulaşılan ışıklı bahçe, tanrılar toplantısı vs.vs.güzel uyarlanmış..İslamiyette de Alevilikte de kırklar cemi, vardır yoktur kör döğüşü yerine. İnsanoğlu geçmişini, güncelinin neresine, ne şekilde taşıyabiliyor tartışması yapılmış olsa dinler çözülecek bu da akıl hocalarının işine gelmiyor.