azrael´isimli üyeden Alıntı
ancak diyeceğim başka birşeydir.gündemi burjuva medyasının ötesinde başka yerlerdende takip edenler iyi biliyorlardır ki ülkede dava açılmadık,içeri tıkılmadık kimse kalmadı.
|
Son cümlen doğru değil. Herkezi içeri tıkmıyorlar, ibreti alem olsun diye rastgele insanları içeri tıkıyorlar. Herkezi içeri tıksalar ülke işleyemez hale gelir. Dolayısıyla içeri tıkmadıklarını korkutup susturmaya boyun eydirmeye çalışıyorlar. Önemli olan bu oyuna gelmemek. F.D. Roosevelt'in meşur bir sözü var: "Korkmamız gereken tek şey, korkunun kendisidir."
azrael´isimli üyeden Alıntı
kısacası ülkenin adaleti bok yoluna gidiyor...
|
Bu ülkede ne zaman adalet oldu ki şimdi bok yoluna gidiyor? Bu gün olanlar sadece hafımazıda daha taze. 80'ler ve 90'lardaki uzun göz altıları, kaybettirilen insanları (terim doğru mu bilmiyorum, ingilizcesi forced dissapearence), parti kapatmaları, sıkı yönetimleri siz unutmuş olabilirsiniz ama ben unutmadım. Türk yargısının uzun zamandır devam eden acizliğine örnekler veren Baskın Oranın'ın şu yazısını okumanızı tavsiye ederim:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...icleID=1069506
Türkiye'de 51 yıl süren dava da var:
http://www.stargazete.com/politika/t...ber-380264.htm
azrael´isimli üyeden Alıntı
peki bu nasıl böyle oluyor. bunu biri bana açıklayabilir mi? özellikle "yetmez hadi evet oh yes" çilerden cevap bekliyorum. hukukumuz ab ülkeleri seviyesine mi çıktı acaba?
|
Bu nasıl oluyor diye sormuşunuz. Benim gözümde iki sebep var. Birincisi eğitim sistemimiz. Ezbere dayalı mantık yürütmeyi öğretmeyen bir müfredatımız var. Çocuklarımızın kafaları ya İslam'ın ya da Kemalizm'in rijid dogmalarıyla dolduruluyor. Bunlar insanları entellektüel tembelliğe itiyor. Yargının mensup olduğu halktan farklı olmasını beklememek lazım.
İkinci sebep yargıyı denetleyen devletin herhangi bir branşı olmadığıdır. Durum böyle olunca yargı kanunları istediği gibi yorumlar, istediği kanunu göz ardı eder. Neden? Çünki yasama istediği kadar kanun çıkarsın, değiştirsin, yargı bu kanunlara göre değil kendi insiyatifine göre karar verirse, tek çareniz yine yargıya başvurmaktır.
Yargıda cemaat kadrolaşmasından bahsediliyor, haksız bir atıf değildir. Ancak yargı daha evvel kendi içinde kadrolaşıyordu. Yargıda bütün atama ve terfileri yargının üst mertebelerindeki insanlar yaparsa yargıyı denetlemek sadece yargıya bırakılmış oluyor. Anayasa değişikliği ile bu bir derece düzeltildi.
Ben bu hükümeti sevmiyorum. Görüşleri çoğu konuda benim görüşlerim ile tutuşmuyor. Yargıya yaptıkları atamaları beğenmiyorum. Özellikle atanan insanların kamu oyuna tanıtılmamış, seçimlerin transparan olmamış olmasından rahatsızım. Anayasa değişikliği ile gelen sistemi de ben olsam başka türlü yapardım.
Fakat, bugün ben atamalardan rahatsız da olsam, rahatsızlığım en yüksek beklentilerime göre şekilleniyor. Sonuçta eski yargıdan da çok rahatsızım. AKP'nin atamalarını eski yargı mensuplarından daha kötü oldukları için değil daha iyi olmadıkları için beğenmiyorum. Ancak yarın öbür gün daha düzgün bir hükümet geldiğinde onlar da atama yapabilecekler. Esas o zaman belli olacak bu yasanın değeri.
İnternet olayına gelince. İnternet AKP hükümetinden evvel dünyada ve Türkiye'de bu kadar yaygın kullanılıyor olsaydı*, dönemin hükümetlerinin ne tür yasaklar getirip getirmiyeceklerini objektif olarak bilmek mümkün değil. Ancak tahmin yürütebiliriz. O dönem de Oktar'ın kitaplarını her yerde görüyordum. Halkın evrim konusunda bilincinin farklı olduğunu zannetmiyorum. Ama evrim temelli yasaklar olmasaydı bile, bu sitetenin politik içeriğinden dolayı yasaklanacağına kesin gözle bakıyorum. Özel radyo ve televizyonların yasadışı açıldığı ve yasanın değiştirildiğinden sonra RTÜK'ün televizyonlara yaptığı sansürleri düşündüğümüzde "müstehcenliğin" de sansüre uğrayacağından adım gibi eminim.
* Bugün Türkiye halkının %44'ü internet kullanıyor. 2000'lerin başı için sırf Türkiyeyi ele alan bir istatistik bulamıyorum ama dünya genelinde 2000: %5.8 , bugün: %30.4. Eğer Türkiye'de internet kullanımı dünya ortalamasına yakın arttıysa %8,4 gibi birşey olması lazım.