Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 05-10-2012, 02:17
Ahlaksız Ahlaksız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 07 Jul 2012
Mesajlar: 8.620
Standart ''tesadüf'' geliyor; kaçın!


Bir şey bizim için neden ''tesadüf'' olabilir? Diğer türlü soracak olursak, ''Bir sürece dair yorum yaparken 'tesadüf' kelimesini kullanabilmemiz için, o sürecin hangi özellikleri taşıması gerekir?

Günlük yaşantımızda, en son 15 yıl önce gördüğümüz arkadaşımızı gördüğümüzde (15 yaşından küçük okurlarımızdan özür diliyoruz) ''ne büyük tesadüf!'' diyerek kahkaha atmışlığımız vardır. Bu olayda ''tesadüf'' olarak değerlendirilen, bunca yıl sonra arkadaşımızı tekrar görmemizden başka bir şey olmasa gerek. Şimdi Dünya'nın yarıçapını 10 metreye düşürdüğümüzü hayal edelim; arkadaş buluşmalarında ''tesadüf'' kelimesi geçer miydi? Kullanım yüzdesinin alabildiğine azalacağını düşünüyoruz. Şu halde, uzay boyutu, ilk örneğimizde kilit rolü oynamış bulunuyor.

İkinci örneğimizi zaman boyutundan verelim: tam fakültemizden ya da okulumuzdan çıkış saatimizde telefonumuz çalsın ve arkadaşlarımız, bizi naif bir mekâna, yemeğe davet etsin. Ne kadar da karnımız acıkmıştı; cuk oturdu galiba. Günü 10 dakikaya sıkıştırdığımızda, elbette ''tesadüf''ler ya da ''cuk oturan davetler'' söz konusu olmayacaktır. Sorun, biraz da ölçek sorunudur.

Ya doğada rastladığımız ''harikalar''? Ya doğanın kendisi? Ya evren? Bu kavramları ele alan bilimsel yazılarda karşımıza çıkan ''tesadüf'' sözcüğünden ürpermemizin sebebi nedir? Elbette ölçektir; ''mükemmelliğin'' ölçüleridir. Entegrasyonda tavan yapmış bir sistemin ölçüleridir; yıldızların, ölürken arkalarında belli başlı kalıntılar bırakması, ardından bu kalıntıların tekrar bir araya gelerek karbon temelli bir yaşam formunun yolunu açmasıdır. Şimdi ne yapacağız? Elbette hiçbir çifte standarda yer vermeden, yukarıda yaptıklarımızı yapacağız; evreni sıkıştıracağız.

Bu taktiği, genelde Büyük Patlama kozmolojisi üzerine çalışan bilim insanları kullanırlar. Hatta başlı başına bir terimi bile vardır: ''filmi geriye sarmak''. Bizler de filmi geriye sardığımızda, varlığa sebep olan faktörlerin çalışma alanlarını daraltarak etkileşim yüzdelerini/sıklıklarını/''verim''lerini artırmış oluyoruz. Bu, bilhassa doğanın kendisinin evrilmesinde gözleyebileceğimiz bir olguyu ortaya çıkarır: deneme-yanılma. Dünya'mızın soğumadan sonraki evrelerinde, bünyesinde sıvı su barındıracak hale gelmesiyle birlikte, artık canlılığın evrilmesi için belli moleküllerin, sıvı ortam içinde, belli açılarla, belli enerjilerde karşılaşmaları, bir istatistik sorunu haline gelir. Esasında, evrenin kendisinin meydana gelmesinden sonra canlılığın oluşması bir istatistik sorunu haline gelmiştir; ancak ölçekler, bizlerin ikna olmasına direnen en büyük etkenlerdir.

13,7 milyar yaşında bir evrenimiz var ve hızlanarak genişliyor. Bu kadar büyük ölçeklerde düşünebilmemiz için, belki de ışık hızına yakın hızlarda hareket edebilen bir araçla, uzayın derinliklerine kendimizi bırakmamız gerekir. Düşündüğümüzde ise ''Bu evren; bu olağanüstü ölçeklere genişleyen evren, bir zamanlar bir 'sıfır noktası'na sahipti.'' deriz. Bu ölçeklerde genişlemenin başlaması için, ''simetri kırınımı'' dediğimiz olgunun kendisini göstermesi gerekliydi ve gösterdi de. Göstermeseydi, 13,7 milyar yıl sonra orada devam eden bir tekillik ya da sıkışmışlık olmayacaktı; zira 13,7 milyar yıl gibi bir zaman dilimi, -henüz- anlamsız olacaktı.

Simetrinin kırılma mekanizması, belli başlı fiziksel sabitleri de doğrudan belirlemiştir. Planck sabiti, Büyük Patlama'dan kalan ve antenli televizyonlarımızda karıncalanmalar olarak kendisini gösteren kozmik mikrodalga fon ışımasının sıcaklık eğrisi, evrenimizdeki madde yoğunluğuna dair Ω (omega) sabiti gibi birçok fiziksel sabit, simetrinin kırıldığı anda bebek evrene hakim olan fiziksel şartların denetimindeydi ve bu andan sonra, bir önceki olaylar dizisi, bir sonraki olaylar dizisini etkilemeye başladı.

''Tesadüf'', görüldüğü gibi korkunç bir ifade değildir. Canlılığın evrilmesi konusunda ise belirttiğimiz gibi, sadece bir istatistiki sorunu, milyarlarca metreküplük okyanuslarda, trilyonlarca molekülün, katrilyonlarca kez dene-yanıl yöntemini kullanarak çözmesi söz konusudur. Tekrar söylüyoruz: bu, başlı başına bir istatistiki sorundur. Ancak evrenin oluşması konusunda ''tesadüf'' ifadesini kullanmamızın sebebi, simetriyi neyin kırdığını bilmememizdir; bu konuda daha fazla cahil kalmayacağımızı da söyleyelim; zira takip ettiğimiz kaynaklara göre bu sorunun çözümü, yakın.

Faydalı olması ümidiyle,
Sevgiler.

Emre ORAL (Evrim Ağacı)
http://www.facebook.com/photo.php?fb...3664075&type=1
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Evrim ve Tesadüf Sapiens Evrim 31 03-11-2012 04:26
Femen! Aklınız Varsa Kaçın Hemen! AhbAp Konu-dışı 20 19-10-2012 02:04
Kaçın! Allah geliyor ALKA Konu-dışı 3 30-06-2012 15:08
tesadüf... AYATA Konu-dışı 2 09-10-2006 23:23
beyin tesadüf dese bile... hiç tesadüf olabilir mi??? dirilis İslam 8 06-02-2006 06:09

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:59 .