Algı böyle işliyor. Bahsedilen eylemlerin işlenmesi günah olsa bile
namaz kılarak her türlü günahtan arınılır. Yani özünde dünyada yapılan bir çok eylemin cezası affedilir. Bunlar için islam olmak yeterlidir. Verdiğim kaynaktaki hadisler fazlasıyla kanıtlıyor bu durumu..
Olayın bir de psikolojik yansıması var. Küçükken çocuklar sobadan uzak dursunlar diye, sıcak haldeyken eli değdirilir. Bu sayede küçük bir yanıkla olası büyük bir kazanın önüne geçilir. Soba, yanmıyor haldeyken bile çocuk uzak durur sobadan. Çünkü dersini almıştır geçmişten.. Beynimiz tanrı inancını doğrudan kabul etseydi, şuan inançlı olan herkes inandığı dinin ritüelini uyguluyor olurdu. İnançsız olmak için de çok zorlamak gerekirdi olguları.. Ancak tam olarak böyle bir kabul etme durumu oluşmadığından kaynaklı olarak* dışına çıkabiliyoruz. "Ya varsa?" temelli düşünce biçimi ağır bastığı için, lafızda inanların çok olması da bu nedenledir. Esasında düşünsel anlamda kabul etmemişlerdir. Ola ki haklı çıkarlarsa, paçayı kurtaracaklarını düşünürler.
*İnançlı kişiler, doğaya ya da insana ya da domatese ya da allah diyen aslana dahi bakıp, tanrıyı göremediğimiz için bizleri suçlarlar. Oysa yaptıkları bir önerme değil, ön kabuldür. Bu da beynimizi düşünmeye kapatan etmenlerden biridir. Diyalektik düşünce olmayınca da ön kabullere sarılmaktan başka çare kalmıyor. Bu nedenle varlığını benliğimizle algılayamadığımız şeylere karşı tepki vermek ( soyut ) inanç/istem/korku vb. etmenlerden dolayı şekillenir. Bilimsel değil, düşünseldir.