Bu sefer ayetleri okurken dikkatimi çeken bir başka konuya değinmek istiyorum:
denizde yüzen gemiler!
Kimi ayetlerde yer ve göktekilerin yaratılmasından bahseden Allah'ın birden bire gemi muhabbetine girip onun nasıl yüzdüğünde bahsetmesi her zaman dikkatimi çekmiştir.
Her ne kadar bu ayetlerin çevirisinde gemi tabiri kullanılmış olsa da o çağın koşullarını dikkate aldığımızda bu kelimenin gemiden daha küçük kayık tarzı bir şeyi kastetmiş olabileceğini de düşünebiliriz sanırım.
Konuyu yine eski Mısır inanışları çerçevesinde ele almak istiyorum.
İlkin Mısırlıların sahip oldukları yer ve gök inanışı ile
Güneş Tanrısı Ra’nın Kutsal Kayığı hakkında bilgi verelim:
Muhtemelen eski Mısırlılar gökten yağan yağmurlardan ve göğün de denizler gibi masmavi olmasından olsa gerek gökyüzünü bir deniz gibi düşünüp, güneş ve ayın hareketlerine bakarak tanrıların kayıklarla gökyüzünde seyahat ettiklerine inanmışlardı.
Eski Mısır’ın Güneş Tanrısı Ra her gece Duat’a (öbür dünya) geçmek için; bir saltanat kayığı ile yolculuğa çıkardı. Sabahları Atet, öğleden sonraları da Sektet ona eşlik ederdi. Adalet Tanrıçası Maat, kaosa karşı düzenin sağlayıcısı olarak kayığın gideceği rotayı belirlerdi. Bu kayıkta Ra’ya her şeyin kaydını tutan Tanrı Thoth gibi diğer tanrılar da eşlik ederdi. Güneş tutulmalarının bu kayığın korunamaması yüzünden olduğuna inanılırdı. Güneş tanrısı Ra kayık üzerinde gerçekleştirmiş olduğu bu yolculuğunu gündüzleri gökyüzünde geceleri ise görünmeyen karanlıklar aleminde her gün tekrar ederdi. Eski Mısır inancına göre gök dişil (Tanrıça Nut) yer is erkek (Tanrı Geb) olarak tasvir edilirdi ve bu çizimlerde Ra’nın kayığı gökyüzünü dolanıyormuş gibi gösterilirdi.
Eski Mısır inancındaki kayık ve gökyüzü bağlantısına değindikten sonra şimdi Kurandaki anlatımlara bakalım. En başta şunu belirteyim ki aşağıdaki ayetlerin çevirilerinde her ne kadar “gemiler” deniyor olsa da “el fulke” “el fulki” kelimeleri tek bir gemi anlamına da gelmektedir.:
“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde (gemide), Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.” (Bakara 164)
Bu ayette ilkin Mısır Tanrısı Ra’nın kayığının gece ve gündüz yolculuğuna benzer bir şekilde gece ve gündüz dönüşümünden bahsediliyor. Devamında ise gök ve yerlerle ilgili bir anlatımdan gemilerin anlatımına geçiliyor. Allah kendi yarattıklarını bırakıp birden bire kulunun yarattığı bir şeyden bahsediyor. Acaba gerçekten de kulunun yarattığı bir şeyden mi bahsediyordu yoksa kastedilen gökteki denizde yüzdüğüne inanılan kutsal bir gemi miydi?
“Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri (gemiyi) emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.” (İbrahim 32-33)
Allah yer ve göklerden bahsettikten sonra yine denizde yüzen gemilere değiniyor, gece ve gündüz dönüşümünden ise bu sefer bir sonraki ayette bahsediyor.
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye lâyıktır. Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri (gemiyi) sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. (Hacc 64-65)
Bu ayetlerde ise dikkat edilirse ilkin yerdeki ve göktekiler diye bir ayrımda bulunuluyor. Onun devamında bütün yerdekiler dendikten sonra yine denizde giden gemilerden bahsediliyor. Akabinde ise göğün düşmesin diye tutulduğu söyleniyor.
Yer ve gökteki her şeyin yaratılması, göğün tutulması gibi olağan üstü ve genel bir anlatımın içerisinde oldukça spesifik bir kayık (gemi) anlatımı yine dikkat çekiyor. Tabi bu kayığı bildiğimiz manada bir kayık değil de Tanrıların altındaki bir araçmış gibi düşünürsek ayetlerdeki anlatım o kadar tuhaf gözükmüyor.