Epey soru var. Ama bu sorular gerçekten çok önemli sorular. Üzerinde düşünülmesi gereken sorular.
Bununla birlikte olayların nasıl sonuçlanacağı ile ilgili kesin yanıtlar vermek zor. Çünkü bu soruların yanıtları insanların, devletlerin nasıl davranacakları ile ilgili. Çok çeşitli biçimde davranabilirler. İnsanların nasıl davranacakları ve kendi aralarındaki mücadelelerin nasıl sonuçlanacağını bilemiyoruz. Öte yandan denklemdeki ve bu sorulardaki en önemli ve belirleyici değişken de bu. Bu yüzden şöyle davranırlarsa böyle olur türünden yorumlarda ve bazı önemli çıkarımlarda bulunabiliriz.
Bence burada temel belirleyici olan şey kapitalizmin krizi ve ona bağlı ekolojik kriz. Ve dünyadaki kaynakların sınırlı olduğu gerçeği.
Şimdi ekolojiyi ile ilgili olarak 9 önemli parametreden 3 tanesi aşılmış durumda. (1.Küresel iklim krizi.2. Biyoçeşitlilik kaybı ile ilgili kriz.3. Biyojeokimyasal Döngü ile ilgili kriz: nitrojen döngüsünden kaynaklanan)
http://en.wikipedia.org/wiki/Planetary_boundaries
http://en.wikipedia.org/wiki/File:Pl...boundaries.svg
Tüm bunlara kapitalizmin ekolojiye olan uyumsuzluğu ve ekolojik krizleri çok derin boyutlara götürmesini de eklemek gerekir.
Dünya ekonomisi tarihte kapitalizm sayesinde eşi benzeri görülmemiş bir noktaya ulaşmıştır. Bu büyüyen ekonomi ile birlikte dünya nüfusu inanılmaz boyuta ulaşmıştır. Ve enerji, temiz su kaynakları, tarım arazileri, gıda, madenler vb. olan talep de buna bağlı olarak inanılmaz boyutta artmıştır.
Ama yukarıdaki denklemde de görüldüğü gibi dünya artık bu yükü uzun bir süre boyunca taşıyacak durumda değildir. Çünkü daha çok üretim, daha çok atık,CO2 gazı, nitrat üretimi, kimyasal kirlilik vb.dir. Kısaca dünya kaynaklarının en ileri teknolojik imkânlar ile sömürülmesidir. Bunların şu veya bu biçimde durması, dünya kaynaklarının ve ekolojik tahribatın önüne geçilmesi kapitalizm için resesyon ve kriz ile eş anlamlıdır. Krizin derinleşmesi ise kapitalizmin çökmesi demektir.
Kısaca bugünkü kapitalizm bugünkü dünya nüfusu bu krizi çözecek durumda değildir. Nedenleri açık:
Ve bu ekolojik ve çevresel krizden en önemli ölçüde bugünkü kapitalizm sorumlu. Çünkü kapitalizm sürekli tüketmeye, büyümeye dayalı bir sistem. Sistemin bu şekilde devam edemeyeceği açık olduğuna göre ne olabilir, kapitalizm kendi kendine son verebilir mi?
Bu da olası değil. Çünkü kapitalist sistemin nimetlerinden en fazla faydalanan kimseler çok zengin insanlar ve bunlar sistemin hakimi durumunda. Ve neden kazançlarından vazgeçsinler?
Ama bu sorunlar onları da tehdit edecek, enerji fiyatlarında artış onları da etkileyecek, temiz suya ulaşım onları da etkileyecek öyle değil mi?
Bir bakıma öyle. Ama zenginler ve ayrıcalıklı kesimler bu krizden yoksullara göre yine de en az etkilenecek kesimlerdir. Enerji fiyatları artsa bile çok paraları olduğu için yine enerjiye ulaşabilirler. Küresel ısınma onları tehdit etse bile kurdukları çok güvenli yapılarla kendilerini koruyabilirler. Dolayısıyla zenginler doğal olarak zenginliğin nimetlerinden sonuna kadar faydalanmaya çalışacaktır.
Ama işçi sınıfının durumu böyle değil. Enerji fiyatları artarsa insanların yaşamları olumsuz etkilenecektir. Gıda fiyatları arttığında da öyle. İnsanlar ayaklanacaktır. Tabii zenginler artık rekabetin dişe diş olduğu, kaynakların çok değerli olduğu, talebin giderek arttığı bir dünyada servetlerini koruma dertlerinde olacak ve hala daha çok kazanmanın peşinde olacaktır. Belki de her şeyi uyanık tüccar mantığı ile bakan biri fırsat oluştuğunda daha çok sevinecektir. Aslında krizler bir bakıma spekülatörler, uyanıklar için birer fırsattır. Çölde ölmek üzere olan bir adama bir bardak suyu bir servete satıp uyanık geçinmek ve piyasa ekonomisi, herkes kazanıyor bak diye adamın neyi var neyi yok bir anda almak bu uyanıkların çok iyi bildiği bir şeydir. Örneğin bu uyanıklar Bolivya’da temiz su kaynaklarını özelleştirerek ele geçirdiler ve sonrasında yağmur için bile insanlardan para almaya çalıştılar.Çünkü bunlar için her şey paradır, ticarettir, piyasadır. Piyasa bunlar için bir Tanrı’dır.
Yağmuru bile satanlar ve ona karşı direnişin hikayesi burada:
http://ekolojiagi.wordpress.com/2011...-yagmuru-bile/
Bu durumda neler olacağını kestirmek zor değil. Uyanıklar, güçlü olanlar piyasa ekonomisi vb. de ısrar edecekler.Çünkü güçlüler. Biliyorlar ki kriz onları en son etkileyecek. Ve bu krizden istifa ederek daha çok güçlü olmaya çalışacaklar.
Ama insanlar açlıktan ölürse, şu bu olursa….
Evet egemen sınıf için ileri faşizm ve hiç kimsenin konuşamadığı, her şeyin kolayca kontrol ve denetim altında olduğu dünya daha iyi bir dünya olacaktır. Çünkü bu durumda açlıktan ölseniz bile bir şey yapamazsınız. Aslında tarihte de benzer olaylar çok defa yaşandı. 1847’li yıllarda 1,5 milyon İrlandalı açlıktan ölmüştü. Dünyanın en büyük güçlü İmparatorluğu İngiltere sadece seyretti, egemen sınıf seyretti. İrlandalıların çaresizce ölmesine bu büyük egemenler bu çok zenginler, bu Lordlar izin verdi.
http://www.ekodialog.com/Makaleler/b...gi-makale.html
İrlandalılar karşı koyamadı çünkü karşı koymak da bir güç irade ve bilinç gerektirir. İşte egemen sınıf bunu biliyordu.
Sınıflar arası mücadele kaynaklara olan talep artıkça kızışacaktır. Yani bu olaylar şimdi de yaşanacak ve yaşanıyor zaten. Bu yüzden işçi sınıfı için ekolojik özgürlükçü sosyalizm doğru bir ideoloji olacaktır. İşçi sınıfı kapitalizmde ısrar ederse İrlandalılar gibi kaybeden tarafta olacaktır.
Ç
ok zenginler büyük ihtimalle elbette çıkarlarının savunulduğu sistem olarak son noktasına kadar kapitalizmi savunmaya devam edeceklerdir. Bunun için de dinleri, daha başka ideolojileri yardımcı unsur olarak kullanabilirler. Belki de kullanabilecekleri ne varsa onu kullanacaklardır o yüzden işçi sınıfı,orta sınıf için uyanık olmak ve akıllı davranmak, politikayı bilmek çok önemlidir.
Evet sorulara hala yanıt vermedik. Şimdilik bu kadar.