ismail truth´isimli üyeden Alıntı
Sanki Türklerin çok da umurunda Kürt bebeleri ölmüş. Sadece propaganda açısından faydalı olduğu için timsah gözyaşı döküyorlar.
|
Saçmalık. Bunun ırkla ne alakası var?
Kaldı ki İsmail Beşikçi gibi hayatını Kürt Bağımsızlığı için zindanlarda çürütmüş bir örnek var karşımızda.
Bir insan sadece müslüman, Türk, Kürt olduğu için kötü olabilir mi? İnsanın merhameti, iyiliği, kötülüğü bunlara bağlı olabilir mi? Nerede kaldı nesnel bakış açısı?
---
murted; PKK bir sonuçtur. Bu sonucu doğuran gerçeklerin üstü on yıllardır kapatılıyor, hem Kürt hem de Türk'ler kandırılıyor idi. Ancak MHP'nin ve Ulusalcı Kemalist'lerin tüm kanperestliğine rağmen bir takım şeyler kör topal da olsa olumlu yönde değişmeye başladı. Bir gün bu ülkeye barış gelecekse bu büyük oranda PKK'nın haklı mücadelesi sayesindedir.
Her silahlı örgüt içinde psikopat katiller vardır. Ama kanla, cinayetle tarih nasıl yazılır dersen şanlı ordumuzun dersim'de yaptıklarına, TSK'ya ve devletin uzantısı kontgerillanın yakın tarihlerdeki icraatlarına bakabilirsin (şimdilerde az da olsa bunların iç yüzü yazılıp çizilmeye başlandı). Dedik ya PKK bir sonuçtur diye.
Elbette bu savaşta aile fertlerini yitirmiş insanların acısını dindirmek zor. Bu savaşın asıl sorumlularını o insanlara anlatmak, anlamalarını beklemek kısa vadede belkide mümkün değil. Ama bunların aşılmasını ve toplumsal barışın elde edilmesini umut etmekten ve bunun için birey olarak elimizden geleni yapmaktan başka çaremiz de yok. Birey olarak en önce realitenin ne olduğunu adam akıllı kavramalıyız. Bize öğretilenlerle, gerçekleri ayırabilmeliyiz. Dünyada bu sorunlar böyle çözüldü, umalım da Türkiye bu süreci adam gibi sonlandırabilsin.
Açıkçası ben AKP'nin PKK'ya ve BDP'ye karşı tavrını, AKP siyasetçilerinin ve medyanın olaylara bakışını samimi bulmuyorum. Devletin Kürt halkından gaspederek aldıklarını sanki "bahşediyormuş" gibi geri verme tutumlarını küfür, hakaret gibi algılıyorum. Ancak bu Türkiye'de barış için bir fırsat olabilir ve değerlendirilmelidir, desteklenmelidir. Aksi halde bu kan nereye kadar?
Ha! Savaş çığırtkanlığında sınır tanımayan, savaş isteyen yavşaklar, ahmedi mehmedi öne itekleyeceğine, alsın silahını çıksın dağlara, önünde durursam şerefsizim. Görsünler bakalım bu işler elin ....le gerdeğe girmeye benziyor mu.
Neyse.
Abdullah Öcalan hakkında bağımsız kaynaklardan edindiğim bilgiler son derece olumsuz ve benim insana bakışımla tezat teşkil ediyor. Öcalan'ın örgüt içinde ciddi bir kişi kültüne dönüştüğü ve ezelden beri megaloman davranışlar sergilediğini duyuyorum. Umarım PKK kendi öz eleştirisini de yapabileceği, bu tür şeylerin de rahatlıkla tartışmaya açılabileceği demokratik bir örgüte dönüşür. Aksi halde tüm bu işler bittikten sonra bir de bunları tartışacağız.
Kürt sorununun geldiği noktada Kürt tarafının nasıl bir strateji izlemesi gerektiğinden emin değilim (belki Öcalan'ın tavrı doğrudur) ancak Kürt hareketinin teorisyenlerinden önemli kişilerin Tam Bağımsız Kürdistan fikri bana daha hakkaniyetli gelmekte. Zira Türk devletinin Kürt'ler üzerinde açıkça büyük hak gasplarına giriştiği ve bunu belli ölçüde başardığı bir gerçek. Şimdi bu gasptan geriye kalanları Kürt'lere "bahşediyormuş" gibi tavır takınmak, ağabeylik taslamak alçaklığın, ahlaksızlığın daniskasıdır. Bu noktada PKK, BDP ve Öcalan'ın çok ılımlı bir siyaset izlediğini söyleyebilirim. Bu siyaset iyi bir şey mi bunun cevabını bilemiyorum. Umalım da AKP bu çabayı da kısa vadeli oy kaygılarına kurban vermesin. Aksi halde bunun yaratacağı güvensizlik herkese çok ağır faturalar ödetecektir.