ibrahim_z";p="´isimli üyeden Alıntı
ülkenin biraz daha parçalanmadan yaşayabilmesi için özgürlük-hak-adalet gibi kavramları hiçe saymak kabul edilebilir mi? kabul edilemez mi? (farklı görüşler için link vermedim arama motorlarından ulaşılabilir).
|
Kabul edilemez. Bu ve türevleri şeklinde olan gerekçeler binlerce yıldır diktatörlerin temel gerekçesi olagelmiştir. Elbette bu sizin nereden baktığınızla ilgili bir şeydir. Bana göre demokrasi, haklar, özgürlükler esastır. Bunu bir örnekle açıklayayım. Roma İmparatorluğu bir cumhuriyetti, saldırılarla karşılaştı, bu dönemlerde meclis yetkilerini bir diktatöre devretti. Giderek görüldü ki aslında cumhuriyet partilerin kavga gürültü falan ettikleri, her ağızdan bir sesin çıktığı, türlü entrikaların döndüğü birşey, halbuki adaletli, güçlü, iradeli bir diktatör Roma'ya çok daha istikrarlı bir sistem verebiliyordu. Giderek cumhuriyet unutuldu ve göstermelik bir kuruma dönüştü. Artık Roma'nın başında doğunun despotlarına benzer bir imparator vardı.
Bizde de sık sık insanlar böyle bir eli sopalı liderin gerektiğini söylerler. Suç politikacılardadır. Politikacıların hepsini çöpe atmak gerekir. Yada Ferhan Şensoy'a olduğu gibi insanların bu şeriatçilerden canı sıkılmıştır, ordu gelip darbe yapmalıdır.
Cumhuriyet, demokrasi vb. yaşatması zor bir sistem. Olayın bir başka tarafı ise önceliklerle ilgilidir. Bu soruyu şeriat devletinde yaşayan bir şeriatçıya şöyle sorabilirsiniz?
- Şeriat mı önemlidir, yoksa demokrasi mi?
Ya da bir sosyalist devlette yaşayan sosyaliste:
- Sosyalizm mi önemlidir, demokrasi mi?
Aldığınız cevaplar insanların önem sıralamasını gösterir. Benim önem sıralamamda öncelikle haklar, özgürlükler, adalet gelir, diğerleri ikinci plandadır.
Abdülhamit özelinde de olay aslında gayet açıktır. Abdülhamit meşrutiyeti hiç bir zaman istememiştir. Bir aydın olabilir, bilgili olabilir. Ama aydınlardan da çok zorba çıkar. Abdülhamit 1. meşrutiyeti Ermeni'leri bahane ederek ortadan kaldırmış, bir daha da meclisi açmamıştır, II. Meşrutiyeti ilan etmek zorunda kaldıktan sonra da yine benzer bir gerekçeyle meclisi feshetmek istiyordu aslında. 31 Mart olayları ve bir gün sonra olan Adana olayları - 20.000 ermeniyi katleden şeriatçı bir ayaklanmaydı- bu yüzden patlamıştır ve Selanik ordusu İstanbul'un üzerine yürüyüp meclisin tekrar kapatılmasını engellemiştir.
Aldülhamit'in ülkenin birliği, bütünlüğü gerekçesi de diğer bütün diktatörlerin gerekçelerinden farklı değildir.