Alibey´isimli üyeden Alıntı
Tokat'ta Halil Rıfat Paşa Ortaokulu'nda görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni L.Y.İ.'nin, başını örtmeyen kız öğrencilere, Mersin'de vahşice katledilen Özgecan Aslan örneğini vererek "Size tecavüz de, kötülük de mübah" demesi tartışılmaya devam ediyor.
Bu skandal sözlere dair, AKP İstanbul Milletvekili Halide İncekara Odatv'ye konuştu. Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız'a konuşan AKP'li İncekara, "Mesleğiyle ilgili değilim, ama bunları söyleyen birinin kesinlikle çocukların okutulduğu yerden uzak tutulması lazım" dedi.
|
Cümlelerde verilen anlam stratjik olabilir.
Kişinin gerçek zihniyetini her dâim yansıtmayabilir.
"İniş sırası" denen sıraya göre 18. olan Kâfirun Sûresinde Allah, Muhammed'den şöyle demesini istemektedir.
"Sizin dininiz size, benim dinim banadır." (Kafirun: 6)
Çünki Muhammed; henüz tüm Arap ulusuna kendi dâvetini kabul ettirebilecek askeri ve siyasi güce sâhip değildir. Ama; bu gücü elde ettikten sonra "Barışçı"(!) âyetler mâhiyet değiştirir.
"Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip tutun." (Tevbe: 5)
"Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın." (Tevbe: 29)
Kur'an Muhammed'in ürettiği stratejilerle doludur. Gerçek olan Tanrı stareji üretmez, plân-düzen kurmaz. Kurduğunu söyleyen, kime karşı ve neden bunları yaptığını da açıklamaldır. Tanrı; kendi yüceliğine muahlif her tavra karşı olur; bunda bir beis yok. Lâkin; bunları ortadan kaldırma yolu insan aczini de içinde barındırın yöntemler olmamalıdır.
Emredecek, katlettirecek büyük kalabalıkla olmayınca güyâ "Barış-esenlik" içeren kurallar gönderip, Muhammed belli bir askeri-siyasi güce ulaştıktan sonra "vurun-öldürün" demek Tanrı'ya yakışmadığı gibi, bunları Tanrı'ya yakıştırmak da, müslümanların o çok sakındıklarını iddia ettikleri şirk'in ağa babası olmaktadır. Bu, Tanrı'ya en ağır hakârettir.
Benzer yöntemler şimdi uygulanıyor. ABD'nin, Orta Doğudaki çıkarları doğrultusunda desteklediği AKP iktidarı, "Kurbağa"yı ılık suya koydu. Kazanı da ocağın üstüne. Su yavaş yavaş ısınıyor. İleride kaynamaya da başlayacak. Ama Kurbağanın haşlandığından haberi olmayacak.
Arap alfabesinin adını "Osmanlıca" yaptılar. Millet de Osmanlıca öğretileceğini zannediyor. Aslında Harf devrimine karşı zamâna yayılan bir ince taktiktir bu. Demokrasi ve insan hakları pozunda Şeriat'e zemin hazırlayan ve fakat Laik demokratik devletin altını oyan hamleler 2007 e-muhtıra fiyaskosu sonrasında iyice arttı. Benim esas üzüntüm; ya CHP'nin yönetimi bu sinsiliğin farkında değil, ya da oynanan oyunun bir diğer parçası oldular.
Çünki; T.C. devletine karşı geliştirilen bu strateji'nin gerçek yüzünü insanlara anlatmak yerine, var olan durumu bir AKP-CHP seçim yarışı gibi gösterme gayretinde.
Ama; tüm ilerici ve domokrat görüşlü insanlar için henüz yolun sonu değil.