Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Aktüel Haberler

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #81  
Alt 06-04-2019, 15:49
karakedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
karakedi karakedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Nov 2018
Mesajlar: 690
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
kaldı ki ne zamandan beridir, nesnel tabirle, biz, onlar ayrımına sahipsiniz, özel misiniz? Seçilmiş olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?.
hayır kendinin mehdi olduğunu düşünmüyor. doğru bir ideolojiye sahip olduğunu düşünüyor. dilerseniz marksizmin doğru olup olmadığını ve türkiye özelinde yaşadığımız toplumun/devletin nesnel olarak devrime hazır olup olmadığını tartışalım.

ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Alıntı ile Cevapla
  #82  
Alt 06-04-2019, 16:44
marcos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
marcos marcos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2011
Mesajlar: 1.340
Standart

karakedi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
geldi tabii ki. hatta geç kalındı. yerel seçimlerde sol daha büyük başarılar elde etmeliydi. her fırsatta sol neden zayıf, neden birlikte hareket edemiyor diye söyleniyoruz.

kazanmasını istediğim şu 3 ismi önem sırasına göre dizmiştim.
1- chpli ekrem imamoğlu
2- komünist maçoğlu
3- sosyalist alper taş

yani bir solcu olarak komünistlerin değil, bir chp'linin kazanması benim için daha çok önem taşıması acı bir durum. chp'nin kazanmasında sorunum yok. sorunum komünistlerin benim gözümde bile ciddi bir alternatif değeri taşımadığını bilmem. bir kere hepimiz devrim neferinden önce, öncelikle insanız. kazanması durumunda topluma ne kadar faydası dokunacağı da önemli. tamam solcular hiçbir zaman bir büyük şehirlerin büyükşehir belediye başkanlığını kazanamayacak belki ama işte insan bir model arıyor.

o model henüz bizim solda yok. kazanacağını sanmıyordum ama alper taş'ın kaybetmesine üzüldüm. kent ilçesi olduğu için etkileri maçoğlu'ndan daha fazla olurdu. ama şu an elimizde bir tek maçoğlu var. en azından komünizm fikrinin normalleşmesi için önemli katkılar sağladığını ve daha da sağlayacağını düşünüyorum.

fakat bu başarının da bir külfeti oldu. hdp ve onu destekleyen sol örgütlerin (emep, esp, partizan vs) maçoğlu'na düşman kesildiğini, hatta PKK nın tehdit ettiğini biliyoruz. umarım bu düşmanlık artık biter ve birlikte hareket edilebilir.

fatih portakal'ın çok anlamlı ve bence önümüzdeki dönemin "zurnanın zırt dediği" yeri olacak bir şey söyledi. ben parayı zor kazanıyorum ve vergimin nereye gittiğini görmek istiyorum. tek bir kuruşuna kadar. (komünist başgan ovacık belediyesini zabıt tutanağı ile şeffaf bir şekilde chp belediyesine devir-teslim edince) işte beni böyle başkanların yönetmesini istiyorum dedi. işte önemli olan, türkiye solunun bence belediye konusunda toplumsallaşmasını sağlayacak, düzen belediyeciliğinin de elini en çok sıkıştıracak başlık bu.
Dersim halkı kararını vermiş.Bundan sonra yapılması gereken TKP li belediyenin desteklenmesi ve dayanışma kültürünün çoğaltılmasıdır.PKK GİBİ sovyetik örgütlenmelerin bu durumu kabullenmeleri en doğru iş olur.PKK gibi örgütler kendilerini kongre yerine koyuyorlar ve örgütlenme benim çatım altında olur anlayışındalar bu anlayış SSCB den mirasdır.Artık bu anlayış aşılmalıdır.Dersim özelinde silahlı yapıların çekilmesi yeni olana hayat hakkı tanıması gerekir.

Büyükşehirlerde yaşayan ruhları temiz fakat burjuva hayatına alışmış insanlar Dersime gidip komünlerde çalışacak işin içinde yer alacaklar.Bu durumun yaratacağı sinerji önemlidir.Birlikte çalışma birlikte üretmeyi öğrenecek çalışmanın emeğin karşılığının para/ücret değilde toplumsal fayda olduğunu yaşayarak görecekler.

Benzer uygulamayı Kürt hareketi de yapmaya çalışmış fakat silah/savaş nedeniyle uygulama yapılamamıştı.Umarım TKP ve Maçoğlu başarır.

Kendi adıma bu yaz patates sökmeye gitmeye karar verdim.

http://bizimsokagincocuklari.com/wp-...EMES%C4%B0.pdf

" Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi." / W. Ralph Inge
Alıntı ile Cevapla
  #83  
Alt 06-04-2019, 16:48
marcos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
marcos marcos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2011
Mesajlar: 1.340
Standart

Turdur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Maçoğlu hakkında Tunceli Valiliği açıklama yayınlamış.

Eğer doğruysa kayyum belediyesi baya hizmete imza atmış görünüyor.

Maçoğlu'nun Kandil ile uzlaşmaya çalıştığını iddia ediyor.

http://www.tunceli.gov.tr/kamuoyunun-dikkatine
Özünde milliyetçi olan Türk köylüsünün dahi aç kaldık demesinden ötürü terörist olarak nitelendirildiği bu ülkede Valiliğin açıklaması gülünç olmaktan öteye geçmez.

Şimdi anlatsınlar bakalım paralar nereye gitti.

http://bizimsokagincocuklari.com/wp-...EMES%C4%B0.pdf

" Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi." / W. Ralph Inge
Alıntı ile Cevapla
  #84  
Alt 06-04-2019, 16:54
Turdur Turdur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2017
Mesajlar: 1.822
Standart

marcos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Özünde milliyetçi olan Türk köylüsünün dahi aç kaldık demesinden ötürü terörist olarak nitelendirildiği bu ülkede Valiliğin açıklaması gülünç olmaktan öteye geçmez.

Şimdi anlatsınlar bakalım paralar nereye gitti.
Verdiğim linke tıklayınız. Orada anlatmışlar. Sempati beslediğim Maçoğlu umarım yanlış adımlar atmaz.


"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Alıntı ile Cevapla
  #85  
Alt 06-04-2019, 17:07
marcos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
marcos marcos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2011
Mesajlar: 1.340
Standart

Turdur´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Verdiğim linke tıklayınız. Orada anlatmışlar. Sempati beslediğim Maçoğlu umarım yanlış adımlar atmaz.
Okudum iyi sallamışlar.

Daha öncede kentte barlar açıp konsomatris getirmeyi de istihdam karşı çıkanları da terörist ilan etmişlerdi.

http://bizimsokagincocuklari.com/wp-...EMES%C4%B0.pdf

" Şüphesiz eğer ki hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi." / W. Ralph Inge
Alıntı ile Cevapla
  #86  
Alt 06-04-2019, 17:17
Turdur Turdur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2017
Mesajlar: 1.822
Standart

marcos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Okudum iyi sallamışlar.
Böyle bir şey varsa Maçoğlu'na bir çok malzeme çıkar. Değerlendirsin.


"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Alıntı ile Cevapla
  #87  
Alt 06-04-2019, 17:45
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.933
Standart

karakedi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
dilerseniz marksizmin doğru olup olmadığını ve türkiye özelinde yaşadığımız toplumun/devletin nesnel olarak devrime hazır olup olmadığını tartışalım.
Marksizm reel olarak doğru tespit edilmiş bir tahlildir, aynı zamanda ütopyacı sosyalistlerin teorilerini çürütmüş, yaşama geçmesinin mümkün olabileceğini kanıtlamıştır.
Bu yüzden defalarca anlattığım gibi tartışılması gereken Marksizm değildir.
Kapitalizmin günümüz projesine karşı nasıl bir yol izlenmesi tartışılmalıdır.
Bunun için de sadece kapitalizmi çözmek yetmez, onu zaten Marks 150 yıl önce çözmüş.
Bizlerin anlaması gereken kapitalizm değil, önce günümüz vahşi kapitalizmi çözmektir.
Örneğin devrimi yapacak olan işçi sınıfının aynı zamanda devrimin bir numaralı düşmanı olduğunu biliyor musun?
Bu çelişkili noktayı bundan 80 yıl önce şu sözlerle dile getiren şiiri oku istersen.

Akrep Gibisin Kardeşim

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

Nazım Hikmet Ran
Alıntı ile Cevapla
  #88  
Alt 06-04-2019, 18:23
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

toplum ve biz
evren ve dünya
hayvanlar ve aslan

bu nası bi ayrıştırma

biz topluma içre/dahil değil miyiz
bizim topluma önderlik derdimiz nasıl olabilir ki

toplumun bi parçası olarak çelişkide olduğumuz diğer parçalarına karşı mücadelemiz olacak

bu mücadelede kutuplaşma kaçınılmaz
toplumun unsurları da o kutuplar tarafından çekilecek

şu anda üstyapının koşullayıcılığı had safhada hissediliyor
ancak çelişki uzlaşmaz bi çelişki
en sonunda bıçak kemiğe dayandığında kişiler üstyapı tarafından koşullanamaz hale gelirler
burda kendilerine devrimci diyenler
devrimin moleküler süreçlerinin katalizörü olabilir
ne daha az ne daha fazla

birleri inandığı arap putu yüzünden kendini hatta ailesini götürüp badelettiriyorsa bunun suçlusu olarak ''biz devrimciler '' diye başlayan günah çıkarma suç yükleme cümleleri kurulmaz

olur mu öyle şey ya

bu ölenler var zindanlarda ömür tüketenler var
işkencecisine onur dersi verenler var
olanı biteni bildiği halde geri dönmeme azminde olanlar var

onlar da toplumun dışı değildi
topluma dahildiler
Alıntı ile Cevapla
  #89  
Alt 06-04-2019, 22:22
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.678

Onur Üyeliği 

Standart

karakedi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
hayır kendinin mehdi olduğunu düşünmüyor. doğru bir ideolojiye sahip olduğunu düşünüyor. dilerseniz marksizmin doğru olup olmadığını ve türkiye özelinde yaşadığımız toplumun/devletin nesnel olarak devrime hazır olup olmadığını tartışalım.
Kişinin kendisinin, doğru bir ideolojiye sahip olduğu düşüncesi ve bununla ilintili siyaset meşruiyeti edinme hissiyatı ve siyasesini, nesnel, objektif dahili olduğu yaşam koşullarının bir bileşeni olarak değil, tepeden öngürdüğü "doğruyum, haklıyım, önderim-peygamberim" biçiminde algılaması, sunması da dini, inanç siyasetidir. Zaten en önemli sorunlarımızdan birisi budur. Sizin kendinize ne gibi sıfatlar yüklediğiniz değil, belirleyici ölçüt nesnel koşulun ne olduğu, hareket, fizik, doğadır, bir bütün olarak ve bu koşullarda nasıl olgunlaştığınız ölçüt ise gerçekten bütünleşebilip, bütünleşemediğinizdir.

örneğin "ben güvenilir biriyim" demekle kimse bana güvenmemeli, zira güven de siyaset gibidir, lafla, vaadlerle, vaazlarla olmaz, nesnel koşulla sınanmışlıkla, yaşam pratiğiyle, tecrübeyle ya kazanılan, ya da kaybedilen bir niteliğe dönüşür, kıaca güven istenmez, kazanılır, hak edilir.

Dünyada, güncel olarak kapitalizmde, hiç bir din, kurum, zihniyet yoktur ki, kendisini doğru olduğunu ve bu sebeple tek meşru ve her koşulda kendisinin haklı olduğunu düşünmemiş olsun. Ötekileşmenin ve ötekileştirmenin, Zerdüştleşmenin sözde gerekçeleriyle, yapay ayrışmalar, mezhepleşme, tarikatleşme ve aidiyet siyaseti, sömürüsünün ulaşacağı tavan, sürü psikolojisyle-tarikatleşme, dar grupçulukla boğulmaktan ve bölünerek çoğalmaktan, birbirini yemekten, nerdeyse tüm işleri güçleri birbirinin eksiğini aramaktan, içe kapanık, kendi kitlesine ajite çeken bir handikapa dnüşmekten kaçınamaz.
neyse yazdıklarımın anlaşılamadığını, zaten konu itibariyle de ne yerin ne de ayırdığım alanın yeterli olmadığın da etkisi var.

Devrime hazır olamak iddiası topuma dairse bu özellikle öznel koşulla ilgili. Marksizm'in doğru olup olamadığı gibi bir kıstas, yaklaşım konuyla ve ifadelerimel alakalı değil. Meseleleri doğru, yanlış, iyi, kötü, haklı, haksız üzerinden kurgulamak, zaten materyalist, marksist bir bakış açısı değildir, önce bu kavranmalı.

Ama burada girdiğiniz PSİKOLOJİK temel üzerine, bir kişinin, kurumun kendisini, doğru saydığı iddiasıyla, kendisini nesnel koşulların, toplumların, beher her bir şeyin üzerinde görme yanılgası, andalavallığı üzerine.

nedir bu => din.
Sonu ne olur?
Ortada.

Burada beni kişiler elbette ilgilendirmiyor ve kişisel bir değerlendirmede bulunmuyorum, materyalizmi-bilimi, yol ve yöntemlerini kavrayamayan, bilmeyenlerin, sosyalizmi, komünizmi, kapitalizmi, marksizmi gerçekten anlaması da mümkün olmadığı gibi, bilmeyenlerin, doğası gereği içine doğdukları toplumda edindikleri feodal, dini siyasetle hareket etmişliğinin ve kendisini de doğru olan benim, haklıyım türünde motive etmesine dair değinilerde bulunuyorum. Daha doğrusu bu sorunlu durumun yansımalarına dair, temele değinmeye çalışıyorum.

iyi ile kötünün savaşı, doğru ile yanlışın, haklı ile haksızın savaşının temeli feodalizmdir, daha doğrusu feodal siyasetin tek biçimi olan din'dir ve orada teori de olmayacağı gibi hukuk da yoktur, tağut(kendisine kulluk edilen veya edildiğini düşünmeye başlayan), tabu, kutsal.... Gününü düşman, dost, kafir, mümin edebiyatıyla geçiren ve kendisini de bununla motive edenlerde materyalist veya marksist de değillerdir, öyle olduklarını sanırlar.

bana göre ise bu anormal bir durum, sorun değil, zira yüzyıllarca feodal, ardından bir kaç yüzyıl kapitalist bir toplumda yaşayan insanlığın, alternatif seöim ve düşüncelere erişimi, kabullenip, sindirebilmesi, alışılagelmiş olanı aşması kolay olmadığı gibi, zorunlu geçiş, evrim süreçlerini aşmadan olgunluğa erişmesi de olası değil, diyalektik, materyalizm, fiziğin, eşyanın doğası. Zira belirleyici olan öznel hayaller değil, nesnel koşullar. Bilinçlenme, aydınlana süreci, tecrübeler sürecidir de.

Kısaca doğru, yanlış, kafir, mümin, iyi, kötü temsili, edebiyatıyla bir avuç suda boğulmanın, ayetler, amentüler indirmenin yararı yok, olmayacak.

Öyle her bir şeyi, siyah, beyaz diye değerlendirmek de, dini mantık gereğidir, o şöyle, bu böyle, bu şucu da, şu bucu kafası sürekli olarak yermek komplesine hapsolur, sahiptir, içinde olduğunuz toplumda, sözde ilerici kurumlara, temsiliyet anlayışlarına bakabilirsiniz. Eğer bir renk ayrımıyla daha doğrusu rengin de temeline inecek ve rengi anlamlı kılan karışımla bakacaksak, gerçeğin rengi gridir, ne siyahtır ne de beyaz, binlerce tonuyla karışır, bütünleşir.

Öyle çıkıp tek düze, ben haklıyım, doğruyum, demek ki önderim halüsünasyonlarıyla marksist olunmaz, ama kendi kuyruğunu kemiren yılan misali, narsist olunabilir. Kimse kuruntuya düşmesin, kimse toplumun önderi değil, bu lafla olan bir şey değil, oturup masa başına "ben önderim ya la -> gökten ayet mi alıyor" demekle olmuyor, öyle olmuyor... neyse uzamasın, zaten konu ap-ayrı biçimde etraflıca işlenmeli ki anlaşılabilir olsun.

Aç tavuk kendisini darı ambarında gördüğü sürece, dahili olduğu anlayış dindir. Lamı, cimi, ötesi erisi yok, daha feodal siyaset anlayışını, feodal mezhepleşmeyi kıramamnın atında yatan asıl zeminlere inmek gerekir. Kimse ben şuyum demekle o ve öyle olmuyor...

örneğin HDP, Dersim'de Maçoğlunun adaylığını, kazanmasını ihanet vb olarak niteledi, sebep kendi adaylarını destekleyecekmiş? kendileri Allah'ın yüce ve seçilmiş tek meşru kullarıya, anında psikolojik arızalarını ele veriyorlar, ayet böyle demek ki, amentü beklemişler. halbuki madem Maçoğlu adaylığını koydu, bre sahte müm'inler siz neden ona destek vermediniz, ihanetse bu da bir ihanet! Ama öyle değil, bunlar ilahi, emir Allah'tan, kafaları böyle çalışıyor, neredeyse tümünün, işin aslı şovenizm(siyasi!) ayrı bir dert... neyse artık, elimden geldiğince, cehaletin dibiyle oluşan idealist, dinsel, feodal kahramanlık, Zerdüşt siyaseti-anlayış örnekleriyle uğraşarak canımı sıkmak istemiyorum. Su akar yolunu bulur, yaşanacaksa yaşanır ve yaşanmalıdır, gerçek olduğu gibidir, iradi olarak su katılamaz, nasılsa öyledir.

Gönül ister ki, bu kadar basit konularda hır-gür edebiyatından, matador kıyaslar gibi kıyaslamalardan, dünyası bir kaşık suda geçen ve gerçek dünyadan haberi olmayan ve bağı da kalmayan, kendisini yalıtan dar açılardan kurtulalım.

Not: Marx, Marksizm bir ideoloji değildir, aynen evrim teorisinin de ideoloji olmaması gibi(henüz bunu anlamaktan uzak olduğumuzun farkındayım). Temeli ise öncelikle sosyal, siyasaldır, tabanı ise nesnel koşullardır. Olgular, izm eki almazlar, ideoloji olan marksizm değildir... Zaten Marksizm demek, Marx'a katılan, bakış, teorisi, siyaset tabanıyla Marxçı yaklaşım demektir. kabaca, bütünden yaklaşırsak ekoldür, teoridir(bilimsel tanımla), olgunun kendisi değildir, olgunun temsili ideoloji ise, sınıf, kapsamı esası, ana grubu ise komünizmdir.

felsefe de böyledir, gerçekte 2 ideoloji ve 2 felsefe var. Birisi egemen sınıf ideoloji, felsefesi, diğeri ise sömürülen, ezilen sınıf ideolojisi, felsefesidir. genel hattan bakarak, birisi idealizm, diğeri materyalizm, taban, genel budur. Bunlarda ise çok çeşitli dallar, ekoller, belirli alana dair odaklanmışlar, sapmalar çıkabilir, lakin bunlar kendi başına felsefe değil akım ya da ekol olarak anlam kazanırlar, dalları, budakları, akımları, yelpazeleri veya bazı konularda idealist, bazı konularda materyalist olmak anomalitesi vb daha sonra, daha bir özel, öznel, üst temele dair.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (07-04-2019 Saat 00:16 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #90  
Alt 06-04-2019, 22:36
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

Maçoğlu nu , hem devlet hem bölgedeki silahlı örgütün tedirgin etme girişimleri bana 90 lı yıllardaki hem devlet hem silahlı örgütün , bölgedeki köylüyü sıkıştırmasını anımsattı.

Boşaltılmış köyler
Toroslar ( beyaz )
Faili meçhuller
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:12 .