Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Aktüel Haberler

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #71  
Alt 06-04-2019, 12:33
kartopu kartopu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
Standart

karakedi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
kazanmasını istediğim şu 3 ismi önem sırasına göre dizmiştim.
1- chpli ekrem imamoğlu
2- komünist maçoğlu
3- sosyalist alper taş

.
Biz eskiden bu tür şeylere önem vermezdik Kafamızı bütüne takmış parçalarla uğraşmak reformist talepler gibi gelirdi.

Ama zaman değişti artık demokratik koşullar da yaşam biçiminde şart oldu Eğitim, bilgi seviyesi düşmanla (burjuva) eş değerde. Proleter Doktor da Burjuva doktorda var artık. Bir çok alanda seviye eşitlendi .

Seçim denilebilecek bir yarışta kazanılabileceği kanıtlandı. Bunu AB gibi ülkeler zaten yapıyor ama biz bu tür anlayışlarla yeni tanışıyoruz.

Neferleri kalabalık komutanı az bir ordu idik, şimdi değişti komutanda çoğaldı. Yapmamız gereken komutanları kaptırmamak neferleri de gerici dinci yobaz sahtekarlardan kurtarmak.

Şapkayı öne koyup düşünmenin zamanı geldi. Yoksa hep birlikte kaybedeceğiz.
Alıntı ile Cevapla
  #72  
Alt 06-04-2019, 12:34
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.555
Standart


* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #73  
Alt 06-04-2019, 12:56
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.935
Standart

Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şu adamın doğallığına, samimiyetine, mücadelesine bakın, insan hayran olmadan kendini alamıyor.
Adam bizlere örnek olacak nitelikte halis-malis komünist.
Tunceliler çok şanslı, devrim diyordunuz, ahan da sizlere devrim.
Alıntı ile Cevapla
  #74  
Alt 06-04-2019, 12:57
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

Cep telefonundan zor yazılıyor
spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
.

İnsanların bizlerden bağımsız bir iradesi, çevresi, koşulu, içine doğdukları bir dünya, çevre, sistem olduğunu, öncelikle sorunları öznel, subjektif, kurgu temelinde değilde objektif koşullardan hareketle, irdelemeyi, aramayı, çözümlemeyi ne zaman öğreneceğiz? Bizler ne çobanız ne de kimse bizim çiftliğimizin üyeleri ne de dünya, hayat kafamızdan yazdığımız, ama rollerimizi iyi oynayamadığımız bir senaryo... Bu kadar basit değil.
İşte usta bir yazı


Peki , her seçimde ortalama % 10 -20 arasında bir kesim sandıklara gitmiyor. % 10 üzerinden bir hesap yaparsak 5 milyonluk bir insana tekabul ediyor.

Kim bu 5 milyon?
Birisini biliyoruz,bizim sevgili ahlaksız. ( kendisine hak vermiyorda degilim)

Bu ---> 5 milyon insan , senin dediklerini anlayan insanlar mı ? Doğdukları koşullar onları bizden ayrımı tutuyor?

Belkide zalim yönetimi , kendilerinin dışında kalan insanların asla terk etmeyeceğini düşünüp hiç bir koşulda mucadele etmek aklının ucundan dahi geçmeyen insanlar.

Hani katılım dedin ya !
Sanki , inatla katılmayanlar demokrasiyi temsil ediyor gibi .


###########

Maçoğlu bende simge olmanın dışına çıkmış bir insan .

Alper taş gibi bir isimle kıyas edilmesi büyük bir hata. Alper taş bu konudaki mucadelesini teorik olarak tv ekranlarında gazete köşelerinde , radyo programlarında , arkadaş toplantılarında DILDE ortaya koyan önemli bir isim.

Ve fakatttt Ancaaakkk , Türkiye deki bilinç , taraf , siyasi bakış , etnik , dini hattta mezhep ekseninde Alper konuşup mapushane ile cezalandırılır.

Maçoğlu ise insanlara bunu ( sosyalist olmayı ) sartlar elverişli olmasada PRATIKTE gösterir.


Maçoğlu gibi binlerce insan var. Alper gibide binlerce insan var. Hatta bunlardan bilgi donanım olarak daha üst seviyede insanlar var. Var da ! Maçoğlu gibi bir durum ortaya koydular mı ?

Bakın mesela

Ibrahim kaypakkaya herkesin dilinde
Deniz Gezmiş herkesin dilinde. Ve bu isimler gibi onlarcası. Ya öldürüldüler ya asıldılar yada korkutulup bastırıldılar. Peki sonuç olarak ne elde ettiler ? Evet mucadeleleri takdir edilir ama sonuç ne ? Kazanım ne ?


Hicte cekinmeden yazabilirim.

Erdoğan mucadelesinde pratikkte bir yerlere ulaşmışken bir anda yolundan cevirip sadece dilde olan milliyetci dinci bir söyleme çevirildi.

Peki Erdoganın mucadelesi neydi ? Belki yanılıyorum ama halkın içinden gelen birisi olduğu için , kazanıların zalimlerden halka verilmesiydi. Bir nevi Robin Hood Diyelim.

Ama ne oldu ?
Ilk 4 sene belirgin bir sekildeki bu mucadelesi , bir anda sadece dildeki bir söyleme ve o zalim kapitalizmin çıkarlarına hizmete döndü halk ( inançlı inançsız ) bunu fark etti ama sınıflandırma kamplastırma yöntemi ile bu sorun göz ardı ettirildi. Ilk dört senede ki tüm halka verilen kaynaklar 4 senneden sonra kırıntıları ile kendisini orada tutacak kesime ve onları kontrol altında tutacak VAKIF TEKKE DERGAH gibi yerlere çok daha büyükleri ise KAPITALIZMIN TÜRKIYE DEKI sahiplerine verildi .
Kim bunlar ?
Hiç cekinmeden yazalım. Herkesin bal gibi bildigi en baş ta KOÇ ve SABANCI gibi TUSIAD , bunlara benzer musiad ve daha nicelerine verildi.

Aslında kamplaşan halkın esas sorunu olan bu yapılar kendilerini perdeleyip sanki sorun başkasıymış gibi algı yaratarak düzenlerine devam ediyorlar.

Kamplaşan halk suçlunun zengin oldugunu biliyor ama ne hikmettse kendi aralarında kampalaşıp kavga ediyorlar. Bu durumu bilim dahi teşhis edip tedavi edemiyor halen.

Erdoğan aslında IBB ye başkan olduğunda inanç konusunu bir kenara koyarsak MAÇOĞLU gibi bir zihniyetle oraya geldi. Ama kaçınılmaz son olan zengine ve rantiyeye mahkum olduğunu geç olmadan
anladı. Ne dedi ? " istanbula ihanet ettik " dedi.


Macoğlu bu düzende zenginin rantiyesine karşı koyabilir mi görecez bakalım. Karşı koyarsa bulurlar bir bahanesini ve oradan al aşşağı ederler.

Bu gün bulunduğum şehir zihniyet olarak sağ kafalı ama Maçoğlunun Ovacık ta yaptıklarını takdir ederek konuşuyorlar ama ZENGIN ZIHNIYET onu al aşşagı ederse ilk önce komunist tarafını ön plana çıkarıp aşşağılayıp suçlayacaklarına eminim.

Bunun planlayıcılarıda liboş tayfası olucak her zamanki gibi.


Egri oturup dogru konuşmak gerekir. Zenginler devletin tepesinde hangi yöneticiler olduğuna karar VERDİRENLERDIR. Bu sebepten ERDOĞAN ve MACOGLU için düzen kabullendikleri sürece yürür. İtiraz ederlerse işleri biterm


Evet Maçoglu pratikte işler yapıyor ama üretim ekonomisi ve zengin ekonomisinn çarkında bir dişli olduğu sürece yoluna devam edicek. Ürettiği fasulye RAFTA serbest piyasa ekonomisin bir parcası olucak.


Kim bilir maçoğlunun ortaya koyduklarını diger belediyelerde yapsın diye halk mevcut belediyesine baskı kurarsa , zalim kapitalizm başımıza bela diyip kalemini kırıcaklar.

Dersimde RANT var mı bilmiyorum ama kapitalizm için RANT ve KAR ön plandadır. Dersim de muhakkak RANTLIK KARLIK yer vardır. Dersimin rantiyecileri ona bu baskıyı yaparlarsa ne olur.?


Ama ne olursa olsun. PRATIKTE birileri var artık. Dilden bıktık.
Alıntı ile Cevapla
  #75  
Alt 06-04-2019, 13:06
ForumKirpisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ForumKirpisi ForumKirpisi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Nov 2018
Bulunduğu yer: Merkez/Çin
Mesajlar: 1.838
Standart

Reis koça tüsiada kazandırmaz. Müsiad o.

Nasıl olsa Bade' lenen daha evvel de bade' lenmiş Hatta bazıları '' Nur Çeşmesinden '' içerek ?? nurlanmışlardırlar
Alıntı ile Cevapla
  #76  
Alt 06-04-2019, 13:07
karakedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
karakedi karakedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Nov 2018
Mesajlar: 690
Standart

şimdi yazınızdan şunu anladım. karikatürize edeceğim. çünkü siz de hayli karikatürize etmişsiniz.

solcuların zayıf olmasına, ülke siyasetine etki edememesine çok takılmayın. kendi içinizde suçlu aramayın. çünkü aradıkça insanların fraksiyonlara bölünmesine, bölünenlerin de fraksiyonlarına daha çok bağlanmasıyla sonuçlanan bir tutuculuğa sebep oluyorsunuz.

peki ne yapmak lazım konusunda, çözüm olarak devrimcilerin çocuk yetiştirirken (yani emekçi halk) tepeden bakmamasını, sokakta oynamasına müsaade etmesine ama arkadaşlarına dikkat etmesini önermişsiniz.

doğru mu anlamışım sizi?

ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Alıntı ile Cevapla
  #77  
Alt 06-04-2019, 13:31
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.679

Onur Üyeliği 

Standart

kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir şeyler olabiliyor muş demek ki. Bizim dışımızda bizden habersiz.

Şimdi bir ihtiyaç tesbiti yapalım. Bu toplumun % 70 i yoksul ve geleceği olmayan insanlardan oluşuyor. Bunu bilmeyen yok.

Biz de devrim yaparak bütün toplumun kurtarıcılığına soyunmuş insanlarız. İdeallerimiz var iddiada bulunuyoruz.
siz devrim yapamazsınız, sizin işiniz kitlelere, sınıfa rağmen, sınıf adına devrim yapmak değildir. Tabi kastettiğiniz, kişisel yani öznel devriminiz değilse. devrim bir olgudur, bir nesnel, öznel tabana, koşullara sahiptir.. kaldı ki ne zamandan beridir, nesnel tabirle, biz, onlar ayrımına sahipsiniz, özel misiniz? Seçilmiş olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?.
örneğin kapitalizm de bir yapma işi midir? alt-yapı, üst-yapı, üretim ilişkileri, insanlığın hayatına üretim ve mülkiyetin girişi, ihtiyaçlar ve karşılanması gibi sorunlar vb yoktu da, birileri oturup kapitalizm mi yaptı? Mimarı kim(Ali, veli)?
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Toplumun bize mi daha çok ihtiyacı var bizim mi topluma ihtiyacımız var. Eğer toplumun bize ihtiyacı varsa onlardan fedakarlık bekleyeceğiz. Bizim o topluma ihtiyacımız daha çok sa biz fedakarlık yapacağız.
benim için garip ifadeler, peki unutmayacağım, ilk fırsatta toplumla randevulaşacağım, muhtemel yarın görüşmüş olurum, bana ihtiyacın var fedakarlık yap, yoksa bak tarikatların kucağına düşersin, seni oraya iteklerim diyeceğim. Bu arada geçen gün gördüm, saçlarını boyatmış, yadırgamadım desem yalan olur...
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
varoşları terk edip lüks semtleri tercih etmişiz O semtlerde oturanları cahil görmüşüz onların oturduğu kahveler bile bizi sıkmış
ve terk etmişiz bizim boşalttığımız alanları cemaatler doldurmuş o insanlara hayali mutluluklar vaad etmiş değer vermiş.
Yine benim için garip analizler. belirleyiciliği de yok aslında...
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ovacıktan bir adam çıkmış Dersimden başkan olmuş ve birden bire bizi ilgilendiren bir şey ortaya çıkıyor .Adam ovacıkta kaç yıldır var ve bir çok yenilik yapıyordu kimse onu fark bile etmiyordu.
Kaynağınız nedir? oysa binlerce kişi Ovacığı konuştu, bugüne öyle gelindi.
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Birden bire yıldızı parladı şöhret oldu Şimdi ne kadar namuslu olduğu konuşulur oluyor.
OLABİLİR, insanların iradesi bize tabi değil, kimisi öyle konuşur, kimisi kafir der, kimisi şu ya da bu der, gayet doğal bizi bağlamaz, kişilere görelikle bir sonuca varamayız, dayanak da olmaz.
kartopu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Toprakta olduğunda hiç fark edilmiyor parladığında birden bire sahipleniliyor.

Garip değil mi Spartakus
Halbuki milyonlarca eli tutulacak yolu açılacak insan var bu ülkede.
Garip değil, maçoğlu icraatleriyle farkındalık kazandı, bir anda olmadı, tamamen objektif, diyalektik... CHP li olsaydı, öyle çalışsaydı nazarımda yine fark etmeyecekti, ne olduğuna göre değerlendirmiyoruz, ne yaptığına göre, konumuz bu.

kaldı ki gündem belediye seçimleriydi, günceldi. örneğin kimse Geziyi gündem etmez, konuşmaz iken, ya da başında 3-5 aydının protestosu diye burun kıvırlırken, gündeme düştüğünde nasıl etki oluşturursa, garip olan bir durum yok... Kuruntu edecek bir durum da.

öncelikle kapitalizmin içinde yaşadığınınız ve yaşamınızla -bilincinizle ayrılsanız da- içinde olduğunu anlamaya çalışın. Siz toplum dediğiniz kitleye, mars'tan bakmıyorsunuz ve sistemin getirdiği her türlü olumsuzluğu da marstan bakanlara yıkmak, aslolanı görememek değilse nedir? Günah keçilerinden ve öküz altında dolaşmaktan artık kurtulmamız gerekiyor, o küçüçük senaryo dünyamzdan, bir kaşık suya çevirdiğimiz açımızdan çıkmamız gerekiyor.

toplum bizlerin sürüsü değil, imkanlarımız şu ya da budur, karşı taraf daha güçlü imkanlara sahiptir, yeri gelir koşullar tamamen ondan yanadır, yeri gelir sömürülen sınıftan yanadır uzar gider. Lafla peynr gemisi yürümüyor, istemekle her şey hemen olmuyor, koşullar, tecrübelerden geçmek de önemli... o.b.j.e.k.t.i.f olunmalı, her sorunda, her durumda subjektif bir sebep aramanın, her türlü çabaya burun kıvırmanın anlamı yok. parçaya bakıldığı kadar bütüne, kısa vadeye bakıldığı kadar uzun vadeye de bakılmalı. Biz toplumların mühendisi değiliz, bir parçasıyız... Bu arada belirtmeliyim ki, devrimcilik benim adıma tanılayıcı bir nitelik değil, ben komünistim.

Siyaset adam kafalamak değil, liderlik de bu değildir. Sınıfın önderleri önceden devrimci olamaynlardır genelde, çünkü parçasıdır, bağrındadır, içinden doğar, diğer taraftan inanç siyasetine boğulmuş, kendisini mars'ta görenler, topluma tepeden bakıp, kendisini yüce ideolojinin önderi ilan ederler, toplum için fedacılıktan dem vurular(feda siyaseti vs din değil mi) vs, şeyhlik yaparlar. Önderlik fiili kazanılıri masa başında ben önderim sanrıalrıyla olmaz... eğer kitlelerin talepleriyle, siyasetinizi bütünleştirmeyi başarırsanız, kimse ile kafa-kol ilişikisi kurmanıza gerek kalmaz, kimseyi de biz devrimci, o toplum diye ayrıştırmanıza da. Toplum ortada, analiz etmek zorundayız (içinde olduğumuz, dahili olduğumzu çevre, koşul gereği) bu ayrı, ama mesele siyaset olunca, örgütlenmek demek bire bir fiziken dahil etmek demek değildir, politikayla bütünleştirebilmektir... Milyonları, milyarları tek, tek örgütleyemzsiniz ve her şey salt sizin çabanıza bakmaz, düşünce birbrinizi suçlamak, yükselince başarıyı salt hanenize yazmak yanıltır. Aslen yaşanılan koşullara bakar. örneğin ekonomi çöktükçe AKP kan kaybeder, tarikatlar dahi, bu salt sizin başarınız olabilir mi? Subjektif kuruntuları bir yana bırakmalı..

Sık, sık kullandığım bir metafor var;
Bir şehir düşünün, 50.000 kişi ve bu 50.000 kişi şehri terketmek zorunda. Ama gidecekleri, yer, terk edecekleri şehirden daha kötü durumda olanı seçmişler. Bizler tek, tek 50.000 insanı tarikatımıza kazanma tarzıyla örgütçülük oynar, kendimizi tavşan dağa küsmüş dağın ahberi olmamış edalarıyla önder ilan edersek, kendinimizi dev aynalarına koyarsak, bir yere varamayız, kendi, kendimizle çatışır dururuz, hayal kırıklıkları, buna dair aranan keçiler, öküzler ayrılan, ötelenen keçiler derken....

Oysa burada siyaset demek, öncelikle insanlara alternatif sunabilmek demektir. Diyelim ki onlar A şehrini tercih etmişti, ama gitmeleri gereken B şehri idi, eğer bizim politikamız, çalışmalarımız başarılı olurda bu insanları, B ye gitme siyasetine dahil edebilir, anlatabilrisek, imkan da bulabilmişsek, seçimlerinde faktör oalbilrise(ki siyasetle olur bu), işte o 50.000 kişi örgütlü hale gelmiş demektir ve devrim dediğinizin tabanı da böyle anlam kazanır, olgu temellidir, kurgu değil. Siz yapmazsınız, o 50.000 kişi o siyaset-hedefle bir bütün halinde girer o sürece. siz söylediğiniz için değil, öncelikle koşulların, zorun dayatımı da söz konusudur, onlar da yapmaz, devrim örgütlüdür, nesnel, öznel(örgütlülük, bilinç bu temelde) temel ve koşullarca kitlesel örgütlenir, yani organdır.

yazışma için teşekkürler, dallandıkça, izah zorunluluğu doğuyor, uzuyor, kendi adıma burada kapatıyorum ve cevap hakkınız baki ve kabulüm..

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #78  
Alt 06-04-2019, 13:41
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.679

Onur Üyeliği 

Standart

karakedi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
şimdi yazınızdan şunu anladım. karikatürize edeceğim. çünkü siz de hayli karikatürize etmişsiniz.

solcuların zayıf olmasına, ülke siyasetine etki edememesine çok takılmayın. kendi içinizde suçlu aramayın. çünkü aradıkça insanların fraksiyonlara bölünmesine, bölünenlerin de fraksiyonlarına daha çok bağlanmasıyla sonuçlanan bir tutuculuğa sebep oluyorsunuz.

peki ne yapmak lazım konusunda, çözüm olarak devrimcilerin çocuk yetiştirirken (yani emekçi halk) tepeden bakmamasını, sokakta oynamasına müsaade etmesine ama arkadaşlarına dikkat etmesini önermişsiniz.

doğru mu anlamışım sizi?
hayır

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #79  
Alt 06-04-2019, 15:40
karakedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
karakedi karakedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Nov 2018
Mesajlar: 690
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Devrimcilik, sanıldığı gibi, elde, kalem kağıt, sanki iradelerindeymiş gibi, sanki nasıl isterlerse evreni öyle evirme-çevirme yetileri varmış gibi, devrim iradi ve yapılan bir şeymiş gibi.... olmuyor.. İnsanları hangi koşulların, tarikatların kucağına düşürdüğünü araştırmalı öğrenmelisiniz. pekala aynı şekilde, devirmciler, sınıfarın oluşmasına, sömürülmesine neden izin veriyor da diyebilirsiniz, kapitalizme neden izin veriyor da diyebilrisiniz, sanki bu süreç sırf devrimcilerin iradesinde ve eleğinden, izninden geçiyormuş gibi.

Hem bu envai türden projeci-zihin müdendisi, devirici-devrimcilere söyledik, çocuklarınızı(toplum, sınıfları) yetiştirirken tarikatların kucağına düşmesine izin vermeyin, söyledik çocuklarınızı böyle yetiştirmeyin, sokak arkadaşlarına dikkat edin vb ama demek ki dinlememişler.

Çocuk yetiştirmeyi, topluma tepeden bakmamayı öğrenemediler gitti.

İnsanların bizlerden bağımsız bir iradesi, çevresi, koşulu, içine doğdukları bir dünya, çevre, sistem olduğunu, öncelikle sorunları öznel, subjektif, kurgu temelinde değilde objektif koşullardan hareketle, irdelemeyi, aramayı, çözümlemeyi ne zaman öğreneceğiz? Bizler ne çobanız ne de kimse bizim çiftliğimizin üyeleri ne de dünya, hayat kafamızdan yazdığımız, ama rollerimizi iyi oynayamadığımız bir senaryo... Bu kadar basit değil.
o zaman tekrar anlatın çünkü yukarıda alıntı yaptığım bölümde tam olarak benim karikatürize ettiğim durumu tarif etmişsiniz... hatta eksiği var.

şu an neye karşı çıktığınız bile bence belli değil. çünkü birbirinize zıt şeyler hakkında değil, tamamen başka konular hakkında konuşuyoruz. siz solun toplumu nasıl örgütlemesi gerektiğini tarif ediyorsunuz (ki katılıyorum), ben ise parçalanmış bir sol için şu anda yaşadığımız ülke-siyasi-gündeminin basit bir şekilde tarif edilebileceğini, hatta cumhur ve millet ittifakları üzerinden oluşan taraflaşmanın yeniden tarif edilmesi gerektiğini (çünkü ekonomik kriz devam ettiği ve derinleştiği sürece millet ittifakının pek de emekçilerin çıkarını temsil etmeyeceğini, hatta toplumun farklı tabakalarını AKP kadar kolay manipüle edemeyeceği için işinin daha zor olduğunu, bu zorluğun AB-ABD sermayesi özelinde yabancı sermayenin de bilincinde olduğunu) ve bu basit fakat ciddi durumun sol örgütler üzerinde birleşme veya en azından belli ilkeler üzerinde birlikte hareket etme baskısı oluşturması gerektiğini söylüyorum. bu da solun üzerine düşen tarihi bir görev. normalde bu baskı politize olmuş toplumlarda aşağıdan halkın kendi öz örgütlenmeleri ile siyasi partilere yaptığı baskıdan oluşur. bizde toplumun politik bilincinin islam ve beka ideolojisi ile sakatlanmasından dolayı insanlar gırtlak mide duvarına yapışmadan isyan etmediği için, sınıf bilincinin de kent varoşlarında yada taşra kentlerinde 70lerde kıyaslandığında geriye düşmesinden dolayı bu baskının solun kendisinden topluma doğru yapılması gerektiğini söylüyorum. aksi taktirde bu kriz emekçilere kesilir. bu kadar basit.

yani bir tarafta AKP-MHP tarafından kendiliğinden oluşmuş bir ekonomiyi ve cumhuriyetin kazanımlarını yıkıcı ittifak. diğer tarafta yine kendiliğinden ve karşı ittifakın baskısından dolayı oluşmuş bir durdurucu, yumuşatıcı CHP-İYİP ittifakı; bu ittifaka ek olarak AKP-MHP ittifakının faşist saldırılarını durdurmak için istemeye istemeye yumuşatıcı ittifakına destek veren HDP. aslında burada bir ittifak daha olması gerekiyor. o da yoksul halkın çıkarlarını savunacak, krizi bize değil krediyi çeken namussuzlara yediren bir ittifak olması gerekiyor. ben şu an düzen siyasetinde çok karmaşık, komplike bir gruplaşma görmüyorum.

benim basit dediğim kısım bu. ülkenin siyasi gündemini değerlendiriyorum. devrim yapmaktan veya toplumun insanların örgütlenmesinden bahsetmedim. şu an o ciddiyette değiliz. bırakın devrimi, sol ciddi bir muhalefet oluşturamazsa, ben CHP nin de ayakta durabileceğini sanmıyorum, fakat bu istanbul-ankara ve büyük kentlerin belediyelerinin alınması toplumda bir umut doğurdu ve şu an ciddiye alınacak bir politizasyon görüyorum. siz solun örgütlenme sorunlarından bahsederek yerinde bir parantez açmışsınız. fakat bahsettiğimiz durumlar birbirimize karşıt olarak söylenebilecek şeyler değil. farklı konulardan bahsediyoruz. sanırım ya ben kendimi tarif edemedim, bazen kısa yazıyorum uzamasın ki okunmuyor, vakit kaybı olmasın diye. yada siz yanlış anladınız.

ha derseniz solun toplumsal muhalefet oluşturabilmesi için bu bahsettiğiniz örgütlenme sorunlarını aşması lazım, dediğiniz doğru ona da katılıyorum. fakat o zaman yine benim dediğim yere geliyoruz. zira solun toplumsallaşması dediğimiz zaman şu an türkiyedeki sol örgütler arasında yaşanan ideolojik/siyasi fraksiyonlaşmanın farkları da keskinliğini yitirecektir. yani ben solun toplumsallaşması için örgütlerin birbirleri arasındaki ideolojik farklılıkların basite indirgenebileceğini ve solun acilen ciddiye alınacak bir muhalefet ittifakı haline gelmesi gerektiğini söylüyorum. solun toplumsallaşması, örgütlerin tek tek kendi zeminlerinde örgütlenme işini ciddiye almaları, kendi araçlarını yaratmalı veya sol ittifakın ortak aracı üzerinden çalışmalı, bunu geliştirmeli. kısacası sol kendi örgütlenebilmek için kendi kültürünü yaratabilmeli. şu an türkiye solunda böyle bir kültür olduğunu söyleyemeyiz. ama toplumun bir kültür arayışı olduğunu ben görebiliyorum. bana o yüzden soldaki bu fraksiyonlaşma saçma geliyor. aradaki farklılıkların ötelenmesinin, türkiye solunun ve halkın AKP ve sağcılaşan CHP ye teslim olduğunu gördüğüm için, basit olduğunu düşünüyorum. böyle bir güç oluştuğu zaman fraksiyonlar arasındaki farkların azalacağını, ve sizin de bahsettiğiniz örgütlenme sorunlarının bazılarının kendiliğinden aşılacağını görürsünüz.

ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Alıntı ile Cevapla
  #80  
Alt 06-04-2019, 15:42
Turdur Turdur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2017
Mesajlar: 1.822
Standart

Maçoğlu hakkında Tunceli Valiliği açıklama yayınlamış.

Eğer doğruysa kayyum belediyesi baya hizmete imza atmış görünüyor.

Maçoğlu'nun Kandil ile uzlaşmaya çalıştığını iddia ediyor.

http://www.tunceli.gov.tr/kamuoyunun-dikkatine


"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:34 .