Sosyalizmde parti seçimlere katıl-a-maz, katılmamalı! Seçim kampayası reklamı vb yapılmaz, yapılamazda, zira insanlar, kendi yerel örgütünden(sovyet, konsey demek) bizzat tanıdığı iş arkadaşı veya yerelde, komşularıyla kirer kongreye..
Seçim Demokrasinin Göstergesi midir?
Hayır!
Demokrasinin göstergesi nedir?
K.a.t.ı.l.ı.m
Katılımı sağlayacak zemin nedir?
Yerinde, doğrudan örgütler(konseyler -> sovyetler)
Katılımın sağlayıcı ve en üst organ nedir?
K.o.n.g.r.e
Sosyalizmde iradeler yerine(!), iradeleri iradelerden bağımsız temsilen seçim olmaz, böyle seçim oluyorsa orada demokrasi de, sosyalizm de yoktur. hanginiz bugün vekil adaylarını seçtiniz ve tanıyorsunuz ya da size fikrinizi soran oldu, sorunlarınızı ne zaman nasıl iletip tartıştınız, çözüme ne zaman dahil olabildiniz?
Çok mu zor bunu başarmak, anti-demokratik propagandalarda yapıldığı gibi gerçekten ütopya mı? Bu düzeyde, insanın akıl-mantığına rağmen, yağma saltanatı sağlayan bu sitem, kapitalizmin yönetme biçimi ütopya değilken, neden gerçek demokrasi ütopya olsun?
En yüksek organ Kongredir, ne devlet, ne de valilik türevli despotya değildir.
Kongreler nasıl yapılır?
İşyeri, yerel örgütler(halk konsyeleri diyelim) kongreye gider. Kongrelerde reklam, afiş gibi çalışmalar da yasaktır. Herkes birbiini anır böylece ve kimin bir üst organa DELEGE olarak gönderileceğine kongrede oradaki insanlar karar verir.
Delegeler bir üst organa, yani alt organların, ilk birleştiği merkeze, yanında sorunlar, çözüm yollarının ele alındığı kongre KARAR-belgeleriyle gider. Bir üst organa böylece sorunlar yansıtılmış olur, ele alınıp, değerlendirilecektir.
Aynı süreç burada da işler, sorunlar ele alınır, çözümler ve üst organ kongresiyle bir üst organa gidilir. Her kongre de
delege seçilir. merkeze kadar gider ve merkez delegeleri üst organı oluşturur.
Alt organdan delege olarak gönderilen ancak üst organlara geçemeyenlerde, bulundukları organın
temsilcisi olurlar ve bire bir organda, konseyde yer alırlar(Ankaraya meclise gitmezler). Yerinde yönetim, gerçek demokrasi.
Delegeler, konseye hesap vermek zorundadır, zira buradaki seçimin amacı, kişilerin insanları yönetmesi için değil, örgütlü iradenin yansıması ve FİİLİ olarak yönetebilmesi içindir.
Her organ, merkeze gönderdiği de dahil, delegesini, temsilcisini çağırabilir, geri alabilir, denetleyebilir ve talepler, sorunlar konusunda yapılan çalışmaları değerlendirebilir, gerektiğinde seçtiği delegeyi geri alabilir, tekrar seçime gidebilir, bu karar organda yapılan olağanüstü kongrelerle hayata geçirilir.
Kabaca anlatıyorum, ama herkes tarafından anlaşılabilir olduğunu düşünüyorum.
Kısaca bu gün kapitalizmde, seçim diye oy kullandığımız sistem, demokrasi değildir, demagograsi, sirk, arenadır. Bizler ise sırtına binilen seyirciyiz... kapitalizmin demokrasi modeli yoktur, demorkasi dedikleri bir ilizyon, manipüle, demagograsi..
Neresinden bakarsanız bakın, demokrasi bu değildir, bu bir ortaoyunu mu, parayı verenin düdüğü çaldığı kodomanlar yönetimi mi,
demokrasinin asli engeli mi? vb türevleri, her an tümü de mümkün.
Sınıf diyeceğim akademik, zor gelecek teorilere girmiş olacağım. kapitalizmde çalışma koşulları ortada, patron, işçiye, emeğinin karşılığı olarak para vermez, işi yapabilecek, üretecek potansiyeli, kapasiteyi kaybetmemesi adına, ölmeyesi bir miktar pay verir, aynen sütünü sağdığımız canlılara sağladığımız imkanlar gibi, ama ne yazık ki sömürülen ve kullanılan insan olunca insandan çalınan hak, emek, iş gücü çok daha yüksek oluyor. İşin bu kısımını herkes düşünemez belki o sebeple basit bir soru;
Yıllarca belediye seçimleri gördünüz, örneğin hangi belediye yeşil alan, çocuk parkı vb diye ayrılmış yerleri, inşaat firmalarına peşkeş çekerken size soruyor? Burada binlerce örnek verebiliriz, sınıflardan, yerele, mahalli meselelere değin, gerçekten siz mi seçiyorsunuz? Siz mi yönetiyorsunuz?
Tabi bana göre tercihlerimiz çok sınırlı, ama demokrasi, aydınlanma, bilinçlenme mücadeelinden geçmeyen, içselleştiremeyen toplumlar da bu konularda ilerleyemez, bu bağlamda gerici, yobaz, muhafazakar, kodoman partileri, kleptokrasi-faşist hükümetlere karşı, imakan varsa araçalr kullanılmalı, yoksa, aracı kullanan görece daha ileri partilerinde seçimleri kazanması, demokrasi mücaledesi, örgütlenme, aydınlanma mücadelesinde olanaklar doğurabilir, koşulları varsa desteklenebilir.
Siyaset duygusal bir alan değildir duyguların, inancın vb propagandaya dönüştüğü alan siyaset değil, sorundur. Siyaset ise özünde sorun çözme işidir, sorunların ortaya konması ve çözüm önerileri ve eylemi içerir(siyasetin gerçek tanımı)..
|
Nasreddin Hoca Diyor ki
Hoca'nın canı et yemek ister. İki okka et alarak eve bırakır ve karısına akşama pişirmesini söyler. Hoca gün boyunca, akşama yiyeceği etin hayalini kurar, iştahı kesilmesin diye o gün öğle yemeği bile yemez. Aksilik bu ya, o gün öğle vakti Hoca'nın evine karısının akrabaları misafirliğe gelirler. Kadıncağız akrabalarına karşı küçük düşmemek için, Hoca'nın getirdiği eti onlara yedirir. Nasreddin Hoca akşam üzeri, eve gelip iştahla sofraya oturur. Ama önüne sade suda pişmiş bulgur pilavı konur. Hoca hem bozulur, hem de şaşırır:
- Et yemeği nerede, diye sorar.
Kadın, eti akrabalarına yedirdiğini söyleyemez. Bahane olarak:
- Kedi yedi, der. Hoca bu bahaneyi yutmaz. Hemen odanın bir köşesinde yatmakta olan kediyi alır, tartıya vurur. Kedi tam iki okka gelir.
Hoca, öfkeli bir sesle:
- Bak, hanım der. Kedi tam iki okka çekiyor. Ben de sana iki okka et bırakmıştım. Eğer bu iki okka çeken, kedi ise, et nerede? Yok, tarttığım et ise, kedi nerede!
|
Kısaca demokrasi, seçim bu ise(şaklabanlık), sözde halkın yönetimi, seçimi nerede? Halkın seçimi, yönetimi bu ise demokrasi nerede?