Subhuti, Buda’nın öğrencisidir. Öznellikle nesnelliğe ilintisi dışında hiç bir şeyin var olmadığı görüşü demek olan boşluğun gizilgücünü kavrayabilmiştir. Subhuti bir gün bir ağaç altında oturmuş boşluğun ululuğunu duyumsamaktadır. Çevresine çiçek yağmaya başlar. “Boşluk üzerine söyleşini övmekteyiz.” diye fısıldar Tanrı. “Ama boşluğun sözünü bile etmedim ki ben…” der Subhuti. Tanrı yanıt verir: “Boşluğun sözünü etmedin, boşluğu işitmedin. İşte gerçek boşluk budur.” Subhuti’nin üstüne çiçekler yağar, yağar…
------------------------
Kırda giden birisi bir kaplanla karşılaşır. O kaçar, kaplan kovalar. Bir uçurumun kenarına gelince, bir yabani asmanın köküne yapışıp kendini aşağı sarkıtıverir. Kaplan hala tepesinde koklayıp durmaktadır. Adamcağız tir tir titreyerek aşağı bakar. Orada bir başka kaplanı, onu yemek için beklerken görür. Onu tutan tek şey asmadır. Birden, biri ak, biri kara iki sıçan asmayı kemirmeye koyularlar, usul usul. Adamcağız az ötede iri bir çilek görür. Sarmaşığı tek elle kavrayıp, öbür eliyle çileği koparır. Öyle tatlı gelir ki çilek ona!…
Not : Buradaki "tatlı çilek" hikayenin orjinalinde "zehirli çilektir" ama Batılılar daha rahat anlasınlar diye Dr. Suzuki (Zen öğretilerini batıya tanıtan kişi) bu çileği "tatlı" olarak değiştirmiştir....
http://www.blogcu.com/tasavvufvezen/ *bu siteyi herkese tavsiye ediyorum...