bymehmet´isimli üyeden Alıntı
Ben bulamadım. Bu siteyi de bayağı inceledim. "Bence" görmedim varsa kimsenin tartışmadığı ve sizin bildiğiniz bir konu tartışabiliriz. "Sizce" yüzlerce çelişki de olabilir. Herkes görmek istediğini görüyor. Bir örnek vermek istiyorum, hararetle tartışılan "kuranda matematik hatası" denilen hadisenin yorumlanma şekli çok dikkatimi çekti. Buna kimse engel olamaz herkes istediği gibi yorumlar tabi. Ana dil olarak arapça bilmenin avantajı ile kuranın az sözle çok şey anlatma sanatına her zaman hayranlıkla bakmışımdır. Adeta şiirimsidir, zaten zamanın insanları peygambere “Biz, deli bir şair için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı. Saffat 36. Bu olay için örneğin tek yakını kızı olan birinin ölmesi halinde, kızın mirasın sadece yarısını almasının sözkonusu olamayacağı ve ayetlerde belirtilmeyen hususların insanların yorumuna bırakıldığı açıkken, insanlar bir ciltlik Türk Miras Hukuku ve içtihatlarını ve buna bağlı medeni kanunu birkaç ayette arıyorlar. Halbuki miras dağıtımının yüzlerce farklı kombinasyonu olabildiği açık bir gerçek. Yine diyorlar ki allah çok daha ehemmiyetli konular varken neden bu önemsiz mevzuya değiniyor. Halbuki peygamberin çoğrafyasında kadına miras verilmediği biliniyor, o ayetlerin nüzul sebebi de zaten böyle bir olaya dayanıyor. Allah özellikle kadına ve kız çocuklarına miras hakkını vermek ve korumak için "anayasal güvence" veriyor.
Ben böyle düşünürken bir başkası da peygamber ihtiyaca göre ayet uydurduğu için kadın gelince böyle bir ayet uydurdu ve hataya düştü sonra da düzeltemedi diyor.
Bu örneği sırf farklı bakış açısının nasıl "siyahı beyaz, beyazı siyah" görebildiğini açıklamak için verdim amacım bunu tartışmak değil zaten yeterince tartışılmış her mevzu.
|
Bakınız, kişilerin ne dediğine takılıp kalırsanız, böyle yorumlara varırsınız. Kişilerin ne dediği değil, olgunun ne olduğu önemli. Siz buna önem vermiyorsunuz, kendiniz ne düşünüyor buna önem veriyorsunuz. Böyle inceleme olmaz...
O dönemler kadına şu , bu verilmiyordu çıkarımınız da yanlış. Genelde bir kaç yüz yıl sonra uydurulmuş(dini şekillendirme süreci) masa başı tarih üzerinden gidiyorsunuz. Örneğin Muhammed'den öcne kız çocuklarının diri, diri gömülmesi masalı. Bu yanlıştır, çok önceleri ilk doğan erkek çocuklar kurban edilmiştir... Kız değil...
Kadınlara miras düşmüyor yalanı, Muhammed'in ilk eşi neyin nesidir? Yoksa kadın değil mi?
Örneğin diyorum ki, dünya düzdür...
Ne oldu şimdi? İşi bana inanmak noktasına mı indirgeyeceksin? Oysa öne sürdüğünüz konular benim ne dediğime değil, dünyanın ne olduğuna bakıyor. İnanmak, aldanmanın ilk şartıdır.
Fakat siz dünya düzdür noktasına inanç geliştirdiğiniz için, her yorumu kişiye göre değerlendirme hatasına düşüyor ve kendinizde aynı hatayı yapıyorsunuz. Sonra da diyorsunuz ki tamam onlara göre yuvarlak ise bana göre düzdür. Bu biçimde bilgi edinemezsiniz, sadece kendinizi kandırmak için basit bir yöntem edinmiş olursunuz... Ve unutursunuz, dünyanın şekli size göre olamaz, bunu siz belirlemiyorsunuz ki, size göre olsun.
Matematik hatası örneğin, kişilere göre değişmez, zira orada bariz, objektif hata vardır. Kabullenmiyor olmanız veya birilerinin kabullenmemesi, durumu değiştirmez, sadece kendinizi kandırma yönteminizi işletmiş olursunuz o kadar...
Basittir, pek fazla yoruma gerek yoktur. Örneğin hesap makinenizde 2+2 yaptığınızda 3 diyorsa orada hata var demektir. O hesap makinesi sana ayrı, bana ayrı muamele etmeyecek ki, sonuç kişiye göre değişsin. Bir paylaştırma formulünde eşitliğin sonu, 1 çıkmalı, atıyorum 25/1 değil.
Daha ne çelişkiler var, yalnız siz objektif değil bu biçimde subjektif yaklaşırsanız, dünyayı da ben elimde çeviriyorum. İnanmadınız mı? O halde inanın, bunu yaptığınızda sanki belirleyiciymiş gibi ve nasıl oluyorsa, artık kişiye göre değişen bir
gerçeğiniz oldu..