postalmarx´isimli üyeden Alıntı
...
Toplumun bu şekilde siyaseten sağ ve sol olarak aşağı yukarı eşit olarak bölünmesi gayet doğaldır, heryerde vakidir, buna direnilmemelidir, siyaset budur, demokrasi budur. Yapılması gereken siyaset oyununun nazikçe kibarca, insanca yapılması, herkesin ülkeyi düşünmesi, uzun vadeli düşünmesi, ve kısa vadede büyük değişiklikler ummamasıdır. O kaotik dönemler geride kaldı, ve hiç de hayırlı olmadı. Stabillik iyidir, insanlar bırakmalı siyaset kökleşmeli, geleneği kurumlaşması oturmalı.
Küçük çıkar hesaplarıyla herşeyi devirmek o an iyi bir fikir gibi gözükebilir. Ama sonrasında olayın kendini toparlaması kaç yıl alıyor.
Şimdi birkaç sene önce AKP'ye kapatma davası açıldı hatırlayalım. Bu neydi yani? Veya iki sene önceki olay. Cemaatin Tayyipe kurduğu kumpasa CHP'nin dört elle atlaması. Yahu sen nasıl yani böyle bir kaostan nemalanmayı hesaplıyorsun? Devletin bu yıkımının altında sadece AKP kalmayacak ki sen de kalacaksın. Nasıl bir dargörüşlülük. Nasıl bir basiretsizlik.
İşte hikaye böyle. Bence taşlar biraz daha yerlerine oturduktan sonra, ve gerilim daha da azaldıktan sonra, ve insanlar sakince düşünmeye başladıktan sonra, herşeyden önce PKK olayının bir tatlıya bağlanmasından sonra ki bu en büyük gerilim kaynağıdır, bundan sonra olacak olan veya olması gerek budur: MHP AKP tarafından büyük ölçüde yutulacak ve MHP artık %1'lik bir partiye dönecek. CHP de HDP yi yutacak veya bir şekilde birleşip birbirlerini dönüştürecekler: HDP, CHP'ye marxist / sosyaldemokrat geleneği getirecek ve atatürkçülüğ törpüleycek, CHP de HDP'ye Türkiyeciğili katacak ve elde güzel bir Batı standartlarında bir sol parti olacak. O zaman HDP tabanına ek olarak AKP'den de belki %10 falan demokrat oy CHP'ye kayacak. Ve bu iki Parti artık birbirlerine denk olacaklar. Türkiye siyaseti de artık bir sirk olmaktan çıkacak ve biz de medeni bir ülke gibi görüntü verebileceğiz. Belki zamanla gerçekten medeni bir ülke bile olabiliriz!
|
Genel çizdiğin çerçeve açısından, en azından sistem olarak belki daha demokratikleşiyor gibi görünüyoruz ama detaylara girdiğimizde de durum gerçekten öyle mi?
Düşünce ve basın özgürlüğünün her geçen gün daha da kısıtlandığına şahit oluyoruz. Adalet sisteminin çöküşüne ve halkın giderek yargıya güveninin azaldığına gözlemliyoruz (tabi burada kastettiğim halk şu meşhur "milli irade"ye mensup olmayıp geriye kalan %50)
Sporundan, sanatçısına; devlet kurumlarından, işadamına toplumun pek çok kesiminde yozlaşmaya şahit oluyoruz. İşsizlik yine rekor seviyede, eğitim sistemimiz desen (ki bence bir ülke gerçekten medenileşmek istiyor ise en başta düzeltmesi gereken sistemlerden biridir) AKP iktidarında geçmişe kıyasla çok daha fazla yapboz tahtasına dönmüş durumda. Sağlık sektöründe reformlar yapıldı dedik ancak hepimiz biliyoruz ki çoğu kritik ilaç artık bulunamıyor bile Türkiye'de. Parası olmayanın kaliteli bir sağlık hizmetinden faydalanma şansı yok. Liseli talebeler bonzainin pençesinde...
Muhafazakâr kesime saygı duymaya duyalım da sence de fazla artmadı mı muhafazakârlık Türkiye'de? Fazlaca muhafazakârlık senin kasttettiğin"medeni"leşmek için bir engel değil mi?
Türkiye halkı olarak daha mutlu bir ülkeye mi dönüşüyoruz ya da daha gerilimli bir ülkeye mi?
Stabillik iyidir diyorsun ama hemen herkesin hissettiği büyüyen bir gerilim var. Hepimiz her gün birşeylerin patlak vermesini bekliyor gibiyiz. Sence mevcut iktidar stabil bir ülkeyi mi idare ediyor? Halbuki dışarıdan bakınca sanki her şey her an yerle bir olacakmış gibisine çırpınır gibi görünüyorlar.
Ülkenin her tarafı istihbaratçılarla doldu. Sosyal medyada, basında komplo teorilerinin ardı arkası kesilmiyor. Kimin eli kimin cebinde, kim bu ülkede neyi planlıyor iyice çorbaya döndü. Herkes bir gizli belge yayınlıyor, birtakım kehanetlerde bulunuyor. Google'ı bile yasaklayarak başetmeye çalışıyor birileri de bununla...
Yani demek istediğim "stabil" filan değiliz içeriden bakınca. Doğan görünümlü şahin gibi filanız en fazla. Terazinin sadece dengesi kaçmadı, terazi darmadağın oldu ama hala bize bu terazi düzgün ölçüyor diye yutturulmaya çalışılıyor.
Türkiye, ve aslında AKP bence Gezi sürecinde çok büyük bir fırsatı kaçırdı. Vesayetlere son verme ya da birtakım kişisel özgürlüklere daha geniş hak tanıyacağı politikaları ile oy toplayan AKP, kutuplaştırıcı davranmak yerine bütünleştirici davranabilmiş olsa idi her şey farklı olabilirdi.
Ancak koltuk sevdası ya da koltuğu kaybedebilme korkusu daha ağır bastı. RTE'nin cumhurbaşkanlığı seçiminden sonraki balkon konuşması çok manidardır bence bu anlamda. Öyle bütünleştirici konuşmuştu ki açıkçası söylediği şeylere inanamamış, bir an RTE ile ilgili değerlendirmelerimden şüphe bile etmiştim. Ancak sonra gördük ki aynı gerilimler kaldığı yerden eski tas eski hamam misali devam ediyor. O zaman şu kanaate vardım ki "herhalde bilip durmasına rağmen herşeyi, her çözümü bilerek istiyor bu gerilimi"
CHP bir türlü beklenen atılımı yapamadı. Kılıçdaroğlu 3 seçimde aslında başarısız olmasına rağmen bırakamadı. Bahçeli zaten hiç bırakmıyor. Şimdi CHP, bir takım parti tabanı değişimleriyle biraz esinti yaratmak istiyor ama hepsi bu. Güvenilir anketçiler hala CHP için %25-%27 bandında bir oydan bahsediyor.
Toplumsal muhalefetin bu kadar belirginleştiği bir ortamda bu muhalefete liderlik edebilecek birileri çıkamadı. Gerçi şu da doğru, bu matematiksel dünyamızda mucizelere yer yok. Yani bir sabah uyanıp da, TV'de yeni bir lider görüp de milyonların bu liderin peşinden yürüyeceği bir durum zaten olasılıksız. Yani dediğin gibi birkaç gazete haberi ile bir değişim rüzgarı söz konusu değil de artık.
Bir takım değişimler olacak evet. Ne zamandır havada "değişim" kokusu var çünkü. Dengesiz durumumuzun bir şekilde dengeye oturması lazım, ama oturabilir mi oturmaz mı bunu kimler belirleyecek bilmiyorum...