
21-04-2025, 10:39
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.555
|
|
[GenZ --> Generation Z --> Z Kuşağı ifadesinin kısaltması]
https://serbestiyet.com/gunun-yazila...yazmak-204871/
|
Devrin filtresiyle manifesto yazmak
Dev-Genz manifestosunu okudunuz mu? Altı maddeden oluşan bu kısa bildiri, altındaki notu dikkate alacak olursak yapay zekâya (ChatGPT 4o) yazdırılmış. Çocukların siyasetle ilgilenmesini, memleket ve dünya meseleleri üstüne düşünmesini sağlamak doğru, ama onlara "siyasi ödev" yüklemek açıkça istismardır. Her kuşağa şapka takıp cepheye göndermekten artık vazgeçilsin. Gençlere talimat verilmesin. İkramda bulunulsun.
Selçuk Orhan
21 Nisan 2025 - 08:53
|
--/--
Yukarıdaki makale içinde yer alan Dev-GenZ manifesto linki:
https://yersizseyler.wordpress.com/2...s-manifestosu/
DEV-GENZ Kuruluş Manifestosu
⚠️⏳🚪 GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪
Ziller Kimin İçin Çalıyor?
🇻🇳🕊️🔔 DEV/SEV-GENZ 🇻🇳🕊️🔔
Bizden öncekiler ülkeyi emperyalizme karşı savunmak için meydanlara çıktılar. Biz, insanlığı algoritmalara karşı savunmak için sokaktayız. I. Doğduğumuz Dünya Yanlış Programlandı
Bizler, 1997 sonrası doğan, Z Kuşağı olarak adlandırılan; sürekli krizlerle yoğrulmuş, çocukluğu savaş ve şoklarla, gençliği ise ekonomik çöküşler ve iklim çöküntüsüyle geçen bir kuşağız. Üzerimize, büyüklerin hatalarının bedelleri yıkıldı: çökmüş kurumlar, tahrip edilmiş doğa, anlamını yitirmiş bir iş yaşamı ve güvensiz bir gelecek.
Bizden girişimci olmamız, pozitif kalmamız, rekabet etmemiz, "başarmamız" istendi. Ama iş yok. Konut yok. Güven yok. Anlam yok.
Zihinlerimiz kaygı, bedenlerimiz tükenmişlikle sarsılıyor. Çünkü bizi bir toplum değil, bir sistem büyüttü. Ve o sistem artık çöktü.
II. Dev-Genç'in Yaktığı Meşale, Bizde Hâlâ Yanıyor
DEV-GENZ, 1968 kuşağının anti-emperyalist, halkçı, kamucu ve devrimci geleneğinin; yapay zekâ çağında, kapitalist dijital çağın gerçekliğiyle harmanlanmış yeniden doğumudur.
Biz Dev-Genç'in isyanını miras alıyoruz; ama bugünün isyanı başka:
- O zamanlar işçiler fabrikalarda sömürülüyordu, bugün biz ekranlarda "özgürce" sömürülüyoruz.
- O zaman emperyalizm Amerikan üsleriydi, bugün Google server'larında kodlanıyor.
- O zaman gençlik eğitimsizdi, bugün biz yüksek lisans yapıp işsiziz.
Ve en tehlikelisi: O zamanlar insanlar dışlanıyordu, bugün biz otomasyonla gereksizleştiriliyoruz.
Biz bu gereksizleştirme kibrine karşı ayağa kalkıyoruz.
III. Bizim Kavgamız, Sadece İş İçin Değil — İnsan Kalabilmek İçin
DEV-GENZ, Z kuşağının yalnızca daha iyi ücretler için değil; anlamlı bir yaşam, toplumsal aidiyet, psikolojik bütünlük ve insanca onur için başlattığı kolektif başkaldırıdır.
- Hayatımızı değersizleştiren algoritmaların,
- Yaratıcılığımızı çalan yapay zekânın,
- Bizi yok sayan siyasal elitlerin,
- Bizi "tembel" diye damgalayan patron kültürünün,
- Ve bu düzene karşı harekete geçemeyen eski kuşak solculuğun karşısındayız.
IV. Neoliberal Çölü Aşmak İçin Yeni Bir Sözleşmeye İhtiyacımız Var
DEV-GENZ, üretimden eğitime, şehir planlamasından psikososyal dayanışmaya kadar, her alanda yeni bir toplumsal sözleşme inşa etmeyi savunur. Taleplerimiz nettir:
- Evrensel temel gelir ya da iş garantisi: Her bireyin emeğini anlamlı kılacak güvenli bir temel.
- AI'ın toplumsallaştırılması: Teknolojinin halk için, halkla birlikte kullanılması.
- Ruh sağlığı hakkı: Depresyon kader değil, sistemin ürettiği bir hastalıktır.
- Kamucu eğitim ve barınma: Her genç insanca yaşama ve gelişme hakkına sahiptir.
- Toplumsal yüceltim alanlarının yeniden inşası: Sanat, bilim, etik – insanı insan yapan değerler.
- Antifaşizm: Yükselen ırkçılık, cinsiyetçilik ve muhafazakâr baskılara karşı eşitlikçi cephe.
V. Direniş Yalnız Değildir: Kolektif Bilinç, Kolektif Gelecek
DEV-GENZ, bireyci girişimcilik vaadinin iflas ettiğini ilan eder. "Kendini marka yap" aldatmacasına karşı, birlikte öğrenen, birlikte üreten ve birlikte direnen bir gençlik kültürü inşa eder.
- Freelance değil komünal,
- Platform köleliği değil kooperatif,
- Sessiz kabullenme değil simgesel başkaldırı zamanı.
VI. DEV-GENZ Manifestosu, Geleceğin Çığlığıdır
Bugün üniversitelerde, dijital alanlarda, sokaklarda yalnız olmadığımızı biliyoruz.
Zenginliğin arttığı ama gençlerin yoksullaştığı bir düzende, susturulmuş her kuşağın haykırışını miras alıyoruz.
DEV-GENZ, umut değil – eylem çağrısıdır. Yıkılmakta olanın küllerinden, yeni bir anlam, yeni bir örgütlülük ve yeni bir yaşam doğurmak için buradayız.
Son Söz: Geleceğimiz yokmuş gibi hissettirilmek isteniyor. O hâlde biz, geleceği geri alacağız. DEV-GENZ: Yeni bir kuşak, yeni bir sözleşme, yeni bir direniş.
Var mısın?
(sonrası: DEV-GENZ: Kușak Çatışmasını Başlatıyoruz: Algoritmalara Karşı İnsanı Savunacağız)
(sonrası: SEV‑GENZ Kuruluş Manifestosu)
Bu yazıyı ürettiren ChatGPT 4o istemi [prompt]: ( Yapay Zekâ ve Türkiye ile Avusturya'da Z Kuşağının İnisiyasyon Krizi: Žižekçi-Freudyen Bir Analiz) Dev-Genç ile Z kuşağını (Gen Z) birleştiren DEV-GENZ'in kuruluş manifestosunu yaz!
|
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

21-04-2025, 11:03
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.555
|
|
https://yersizseyler.wordpress.com/2...s-manifestosu/
SEV-GENZ Kuruluş Manifestosu
⚠️⏳🚪 GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪
Ziller Kimin İçin Çalıyor?
🇻🇳🕊️🔔 DEV/SEV-GENZ 🇻🇳🕊️🔔
(öncesi: DEV-GENZ Kuruluş Manifestosu)

🎞️💿📼 Zaman Kırılmasını Onaracağız
Boğazımıza düğümlenen o büyük sessizlikle…
I. Gözümüzü Açtığımızda Her Şey Bitmişti
Biz, Z kuşağıyız. Yani yalnızca milenyum sonrası doğan bir topluluk değil, kırılmış bir zamanın artçı çocuklarıyız.
Doğduğumuzda çok geçti — biz doğduğumuzda, dünya çoktan hızla dönerken içindekileri silmişti.
Yeşilçam'ı kaçırdık.
Barış Manço bizimle hiç konuşmadı.
Mahalle arkadaşlığını sadece dizilerde gördük.
"Anne ben dışarı çıkıyorum" cümlesi bizim için nostaljik bir replik artık.
Ama bilmediklerimize özlem duymayı öğrendik.
Çünkü ruhlarımızda kayıp bir zamanın yankısı var.
II. 1980'de Zaman Kırıldı: Biz Orada Olmalıydık
1980: Saatler durdu.
Bir ülke susturuldu, duygular kodlandı, hayatlar hızlandırıldı.
O yıllarda, kalplerin yavaş attığı, bakışların uzun sürdüğü, şarkıların anlatmakla yetindiği bir dünya vardı.
Sonra, kırıldı her şey. Bir gece vakti kesildi anlamın sesi.
Ve biz, Z kuşağı, tam orada doğmamış olmamıza rağmen donup kaldık.
Çünkü eksik geldik bu dünyaya.
Hayatımızın içinden bir "önce" alınmıştı; biz bu yüzden hep yarım, hep geç, hep uzak yaşadık.
Bugün boğazımıza oturan o yumru, yalnızca bugünün krizleri değil,
hatırlayamadığımız geçmişin yasını tutuyoruz.
III. Onaramadık Ağabeyler, Sürdüremediniz Ablalar
Size kırgın değiliz, çünkü sizin de eliniz kolunuz bağlıydı.
Ama siz o zamanları gördünüz.
Yine de Yeşilçam'ın merhametini bugüne taşıyamadınız.
45'lik plakların naifliğini gençlerin kulaklarına fısıldayamadınız.
Geleceğe Dönüş'ü izlediniz ama geçmişle bağ kurmayı beceremediniz.
O yüzden şimdi biz yapacağız.
SEV-GENZ yapacak.
IV. SEV-GENZ, Duygunun Küllerinden Doğar
SEV-GENZ, dijital çağın kalabalık yalnızlıklarında doğmuş,
sanal imgeler arasında gerçek bir anlam arayanların topluluğudur.
Biz, özlemle yoğrulmuş, hüzünle silinmiş bir zamanın çocuklarıyız.
Savaşmıyoruz, ama yas tutuyoruz.
Barikat kurmuyoruz, ama geçmişi restore ediyoruz.
Kahraman değiliz, arşivcileriz.
Direnişimiz sert değil, melankoliktir.
SEV-GENZ, nostaljiyi kitsch olmaktan çıkarır;
onu kaybedilmiş zamanın adaleti olarak yeniden kurar. V. Biz Ne İstiyoruz?
Biz, anıların boğazı düğümleyen sessizliğinden
geleceği örmek istiyoruz.
Biz…
- İstanbul'un nostaljik siluetine ekran değil, nefes olmak istiyoruz.
- Anlamı gürültüde değil, bir çay bardağının şıngırtısında bulmak istiyoruz.
- Geleceğe değil, geçmişe dönmek değil, geçmişi bugüne katmak istiyoruz.
Ve en çok da:
1980'de kırılan o zamanı, duygu birliğiyle onarmak istiyoruz. VI. Biz Ne Değiliz?
- Dev-Genç gibi devrimci değiliz. Ama boş değiliz.
- DEV-GENZ gibi yıkımın öfkesinden değil, yitimin hüznünden doğduk.
- Toplumsal mühendislik değil, duygusal restoratörlük istiyoruz.
Biz ekran başında ağlayanlarız.
Biz, bir TRT jeneriğine gözleri dolan çocuklarız.
Biz, hiç gitmediği yazlık sinemayı özleyenlerin kuşağıyız.
Biz SEV-GENZ'iz.
VII. SEV-GENZ Çağrısı: Zaman Onarılabilir!
Bu bir devrim değil.
Bu, bir duygu tamiri.
Bir hafıza restoratörlüğü.
Bir boşluğu doldurma girişimi.
Biz, nostaljinin romantik sığınmacıları değiliz —
Geçmişin kaybolmaması için bugünü ciddiyetle arşivleyenleriz.
Çünkü dünya sadece gelecekle değil, geçmişle de yıkılır.
Ve biz, geçmişi yeniden kurmadan, geleceğe yürüyemeyiz. Son Söz:
1980'de zaman kırıldı.
Bir şey eksildi.
O eksik biziz.
Biz, SEV-GENZ'iz.
Ve zamanın içindeki çatlağı şefkatle, dikkatle ve derin bir hüzünle onaracağız.
🎞️💿📼 SEV-GENZ Kurulmuştur.
Zaman Onarılabilir.
Yas Tut, Arşivle, Paylaş.
Yaşanmamış Zamanlara Saygı Kuşağı: SEV-GENZ.
İkinci El Nostalji: Görmediğin Geçmişe Duyulan Özlem
Giriş: Nostaljinin Evrimi ve Yeni Kuşaklar
Nostalji, ilk anlamıyla geçmişte bizzat yaşanmış zamanlara duyulan özlemdir. Ancak 21. yüzyılın dijitalleşen kültür ortamı, nostalji kavramını da dönüştürdü. Artık bireyler, kendilerinin yaşamamış olduğu geçmiş zamanlara da bir tür özlem duyabiliyor. Bu özlem, doğrudan deneyime değil, görsel ve anlatı aracılığıyla zihinde inşa edilmiş bir geçmişe yöneliktir. İşte bu yeni nesil nostalji biçimine "İkinci El Nostalji" diyoruz.
Y Kuşağının Yeşilçam Nostaljisi
1980 sonrası doğan ve çocukluklarını 90'larda geçiren Y kuşağı, birçok açıdan hızlı bir dönüşümün içinde büyüdü. Soğuk Savaş'ın sonu, neoliberal politikaların yükselişi, teknolojik devrim ve küreselleşme gibi makro olaylarla şekillenen bir çağın çocuklarıydılar. Ancak Yeşilçam filmleri onlara daha sakin, daha "insani" ve belki de daha "anlamlı" bir dünya sunuyordu. Sokakta top oynayan çocuklar, mahalle dayanışması, imkânsız ama saf aşklar… Bunlar onların hiç yaşamadıkları ama filmler aracılığıyla bildikleri bir geçmişe karşı duygusal bağ kurmalarını sağladı.
Yeşilçam, bu bağlamda bir tür "hayal edilmiş geçmiş" sunar. Sinematik kurgu, gerçekliğin idealize edilmiş bir yansımasıdır. Y kuşağı için bu, karmaşık günümüz dünyasına karşı bir kaçış noktasıdır. Aslında özledikleri şey, Yeşilçam'ın sunduğu duygusal atmosferin kendisidir; oysa dönemin gerçekleri çok daha serttir.
Z Kuşağının "Eski Türkiye"ye Özlemi
Z kuşağı ise dijital yerliler olarak doğdu. 2000'ler sonrası dünyaya gelen bu kuşak, internetle büyüdü ve bilgiyi her an ulaşılabilir olarak deneyimledi. Ancak bu kadar bilgi ve seçeneğe rağmen, Z kuşağının büyük bir bölümü sosyal medyada karşılaştığı 90'lar ve 2000'lerin başına dair görüntüler karşısında derin bir özlem hissediyor.
Sosyal medyada dolaşan eski reklamlar, sokak röportajları, 2000'lerin düşük çözünürlüklü telefon videoları ya da eski alışveriş merkezleri görüntüleri, onlara daha "gerçek", daha "samimi" bir dönem gibi geliyor. Halbuki bu dönem, onların asla deneyimlemediği bir zaman dilimidir.
İşte burada ikinci el nostalji devreye giriyor: Z kuşağı, yaşamadığı bir geçmişi, arşiv görüntüleri, eski bloglar, YouTube videoları ya da TikTok trendleri sayesinde tanıyor ve idealize ederek bir aidiyet hissi geliştiriyor.
Dijital Arşivlerin Etkisi ve Kurgu Gerçeklik
Burada arşivsel malzemenin nasıl sunulduğu kritik öneme sahip. Bir videoda eski İstanbul sokakları loş, nostaljik bir müzikle veriliyorsa; eski bir mahalleye dair bir YouTube belgeselinde anlatıcı duygusal bir dil kullanıyorsa; bu içerikler, Z kuşağının zihninde o geçmişi daha "yaşanabilir" ve "anlamlı" kılar.
Bu süreçte gerçekle kurgu birbirine karışır. Geçmişin zorlukları, ekonomik krizleri, sınıfsal adaletsizlikleri, siyasi karmaşaları geri planda kalır; çünkü bu içerikler seçici bir kurgu ile sunulur. Geride sadece "nostaljik" bir tat kalır.
Neden Bu Kadar Etkili?- Günümüzün Belirsizliği: Modern çağın getirdiği belirsizlikler, ekonomik güvencesizlik, sosyal yalnızlık gibi faktörler geçmişi daha cazip hale getiriyor.
- Toplumsal Anlam Arayışı: Toplumun kolektif anlam krizine girdiği dönemlerde, insanlar kim olduklarını ve nereden geldiklerini anlamak için geçmişe sarılırlar.
- Erişilebilir Arşivler: Eskiden geçmişe ulaşmak zordu, şimdi ise YouTube'da bir "Eski Türkiye" videosu ya da bir sokak röportajı birkaç saniyede karşımıza çıkabiliyor.
- Kolektif Kayıp Hissi: Kaybolan değerler (komşuluk, sokak kültürü, yavaş yaşam) üzerine bir kolektif yas tutuluyor ve bu yas, nostalji ile şekilleniyor.
Sonuç: Geçmiş, Hafızanın Bir Kurmacasıdır
İkinci el nostalji, modern dijital bireyin geçmişle kurduğu yeni türden bir duygusal bağdır. Bu bağ, bireyin aidiyet arayışına, kimlik inşasına ve duygusal doyumuna hizmet eder. Y kuşağının Yeşilçam ile kurduğu bu bağ, Z kuşağında "Eski Türkiye" imgesine dönüşmüştür.
Sonuç olarak, yaşanmamış geçmişe duyulan özlem, artık kişisel değil kolektif bir bilinç haline gelmiş durumda. Ve bu özlem, geçmişin kendisine değil; bugünün hızına, kaygılarına ve anlam yitimine duyulan bir tepkinin yansımasıdır.
İkinci el nostalji, gerçekte olmayan ama zihnimizde var ettiğimiz bir geçmişin hayalini kurma biçimidir. Ne kadar gerçek dışı olsa da, bir o kadar da gerçektir çünkü hissettirdikleri gerçek duygulardır.
Sev-GenZ: İkinci El Nostalji Çağında Duygusal Dijital Çocuklar
Giriş: Dev-Genç'ten Sev-GenZ'ye Bir Kuşak Kırılması
1960'ların sonu ve 70'lerin başında Türkiye'de gençlik denilince akla gelen ilk şey devrimcilikti. "Dev-Genç", yani Devrimci Gençlik Federasyonu; dönemin politik, militan ve radikal gençliğini temsil ediyordu. Aynı dönemde, bu hareketin karşısında duran, daha barışçıl, bireysel ve estetik duyarlılığı yüksek olan gençler ise halk arasında hafif alaycı bir dille "Sev-Genç" olarak adlandırıldı. Bunlar, Batı'daki "hippi" kültürünün yerli izdüşümleri olarak görüldü. Onlar için mücadele devrim değil, sevgi ve duygusal özgürlüktü.
Bugünse 2020'lerdeyiz. Türkiye'nin Z kuşağı, yani 2000'li yılların başında doğan genç nesil, dijitalin yerlisi olarak bambaşka bir dünyada büyüdü. Bu kuşak için politik bilinç, sokakta değil sosyal medyada şekilleniyor. Bu kuşak, geçmişi deneyimlemedi ama geçmişe dair güçlü bir duygusal yatırım geliştirdi. Onların ideolojisi değil ama estetiği var; siyasi mücadele değil ama kültürel arşivcilik var. İşte bu yeni duygusal dijital nesil için yeni bir isim öneriyoruz:
Sev-GenZ: Sevgiyi, nostaljiyi, yavaşlığı ve duygusallığı politikleştirmeden romantikleştiren kuşak. İkinci El Nostalji ve Sev-GenZ'in Duygusal Estetik Evreni
İkinci el nostalji, kişinin bizzat deneyimlemediği bir geçmişe özlem duymasıdır. Z kuşağı, 90'lar veya 2000'lerin başındaki Türkiye'yi yaşamadı; mahalle arası saklambaç oyunlarını, apartman önünde çekirdek çıtlatmayı, yazlık sinemayı ya da veresiye defteriyle alışveriş yapmayı bilmiyor. Fakat YouTube'da dolaşan arşiv görüntüleri, TikTok'ta yayılan eski reklam montajları, Lo-fi eşliğinde sunulan İstanbul görüntüleri sayesinde o dünyaya ait bir duygusal aidiyet geliştiriyorlar.
Bu aidiyet zihinsel değil, duygusal; tarihsel değil, estetik bir bağdır.
"Sev-GenZ" burada devreye giriyor:
Kendini geçmişle tanımlamayan ama geçmişteki duyguları bugüne taşıyan bir gençlik türü. Sev-GenZ'in Özellikleri- Politik Değil, Poetiktir
- Dev-Genç sokaklara dökülürdü, Sev-GenZ dijital arşivlere dalar.
- Slogan değil altyazı yazar, manifestoyu değil "caption" hazırlar.
- Sert Değil, Yumuşaktır
- Z kuşağı için radikal çıkışlar değil, estetik ve melankoli etkileyicidir.
- Sert duygular değil, nostaljik buğular önemlidir.
- Dijital Arkeologlardır
- Eski videoları kazıp yeni duygular çıkarırlar.
- 2001 yılında yayınlanan bir sabun reklamını izleyip gözleri dolar.
- İsyanı İçine Atar, Gözyaşıyla Büyütür
- Bir siyasi kararı protesto etmek yerine, eski bir sokak röportajını paylaşarak
- "ne güzeldi o günler" diyerek sistem eleştirisini melankoliyle yapar.
- Aidiyet Yerine Anlam Ararlar
- Bir mahalleye değil, bir duyguya bağlı hissederler.
- "Benim zamanımda" diyemezler ama "keşke o zamanlarda yaşasaydım" derler.
Sev-GenZ'in Sembolleri- Sokak röportajları (1995 – 2005 arası)
- Filtrelenmemiş halkın sesi = Gerçeklik özlemi
- Tarkan – Kuzu Kuzu, MFÖ – Güllerin İçinden, Orhan Gencebay – Dil Yarası
- Aşkın farklı türdeki temsilleri = Bugünün duygusal yoksunluğuna karşı bir doluluk hali
- Yeşilçam'dan sahneler, Hababam Sınıfı gülüşleri, yazlık sinema videoları
- Sıcacık kalabalıklar = Günümüzün bireysel izolasyonuna karşı kollektif hayal
- YouTube'da "2000'ler Türkiye'si" içerikleri
- Bilgi değil, his için aranan arşivler = Dijitalin postmodern tarih duygusu
Kültürel Kırılma: Dev-Genç'in Öfkesi Yerini Sev-GenZ'in Melankolisine Bıraktı
Zaman değişti. Dünyanın hızı arttı ama anlamı azaldı. Artık gençlik sokakları değil, sunset filtreli anıları kuşatıyor. Her şeyin erişilebilir ama hiçbir şeyin bağlayıcı olmadığı bu çağda, Sev-GenZ gençliği duygularına sığınacak bir liman arıyor. Bu liman geçmişte, daha doğrusu "geçmişin bugüne kopyalanmış simülasyonlarında" bulunuyor.
Dev-Genç'in "bağıran" gençliğinin aksine, Sev-GenZ "fısıldayan" bir kuşaktır.
Dev-Genç "yeniden kurmak" isterken, Sev-GenZ "yeniden hatırlamak" ister.
Sonuç: Sev-GenZ ve Nostaljinin Yeni Siyaseti
Bugünün gençliği geçmişi romantikleştiriyor ama bu romantizm bir kaçış değil, yeni bir varoluş biçimi. Sev-GenZ, geçmişe tutunarak bugünün hızına direniyor. Onlar için nostalji bir zayıflık değil, duyarlılığın ta kendisi. Siyasi sloganların yerini şarkı sözleri, devrimci manifestoların yerini video montajları aldı.
Belki sokakta barikat kurmuyorlar ama YouTube yorumlarında "şu günlerde ne güzel yaşanırdı" diyerek
bir duygunun peşinden gidiyorlar:
"Yaşamadık ama özlüyoruz."
Ve işte bu yüzden:
Bugünün gençliğine "Sev-GenZ" demek sadece bir kelime oyunu değil, bir çağ tanımıdır.
Bu yazıyı ürettiren ChatGPT 4o istemleri [promptları]: Y kuşağının hiç görmedikleri 1980 öncesini Yeşilçam'da görüp özlemesi gibi Z kuşağının da hiç görmedikleri Eski Türkiye'yi internet vidyolarında görüp özlemesi, bu kavramı adlandır ve uzun detaylı makalesini yaz! / çok daha genişletilmiş bir ikinci el nostalji yazısı için kültürel öğeler koleksiyonu hazırla! her seçtiğin öğe özel bir kültürel değerin timsali görünümünde olacak / z kuşağı için bir koleksiyon hazırla! filmler şarkılar vidyolar / dev-genç zamanında hippilere sev-genç denirdi, bugün dev-genz (z kuşağı) ikinci el nostaljiye sev-genz adını veriyor, bunun makalesini yaz! / Aşağıdaki bildirileri oku! Şimdi "Dev-Genç vs. Sev-Genç" esprisini uygulayarak SEV-GENZ kuruluş manifestosu yazacaksın: Z kuşağı hayatların alabildiğine daraldığı imkansız bir devirde internetin içine doğdu ve kaçırdığı için kederle dolduran boğazını düğümleyen eski devirlerin 1980 öncesinin Yeşilçam ve Kırkbeşlik nostaljileriyle ve E.T., Geleceğe Dönüş gibi klasik filmlerde hiç tanıyamadıkları bambaşka bir dünya buldu, saygıdeğer ağbiler ve sevgili ablaların beceremediğini SEV-GENZ yapacak ve 1980'in Zaman Kırılmasını Onaracaktır! gerçek bir ağır depresyonun içinden ve büyük bir ciddiyetle bağlam kurarak yazacaksın! (DEV-GENZ Kuruluş Manifestosu, DEV-GENZ: Kușak Çatışmasını Başlatıyoruz: Algoritmalara Karşı İnsanı Savunacağız)
|
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

21-04-2025, 15:27
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.555
|
|
https://yersizseyler.wordpress.com/2...i-savunacagiz/
DEV-GENZ: Kușak Çatışmasını Başlatıyoruz: Algoritmalara Karşı İnsanı Savunacağız
Dikkat: Kelime oyunundan yapay zekaya türettirilmiş bir kurgudur!
⚠️⏳🚪 GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪
Ziller Kimin İçin Çalıyor?
🇻🇳🕊️🔔 DEV/SEV-GENZ 🇻🇳🕊️🔔
(öncesi: DEV-GENZ Kuruluş Manifestosu)
Bir asır önce Lenin, emperyalist savaşları iç savaşlara dönüştürerek uluslararası dayanışmanın kapısını açmayı önerdi. Çünkü sınıf mücadelesi, tüm ülkelerin milliyetçi ideolojilerini çapraz kesiyordu. Bugünse biz, Z Kuşağı gençleri olarak diyoruz ki: sağcı, solcu veya oyuncu görünümlü siyasal partilerin arasındaki bu anlamsız kayıkçı dövüşünü bir kuşak kavgasına çevirmek zamanıdır. Çünkü kuşaklararası mutabakat ve çatışmalar, siyasi partileri çapraz kesen esas fay hattıdır.
Biz, krizin çocuklarıyız. Emperyalizmin üslerden değil algoritmalardan yayıldığı, sömürünün fabrikadan değil ekranlardan yürütüldüğü bir çağda doğduk. X kuşağı büyüklerimiz televizyon ekranları başında gösteriş yaparken, Boomer kuşağı radyolarında belagatli konuşmalarla kendilerini oyaladı. Y kuşağı, internet çağında küresel dijital köyün sakinleri olarak, sosyal medyada görünür ama eylemsiz kalarak pasifize oldu.
Peki biz? Z kuşağı olarak bizi odalarımıza kapatan, bize "tembel", "umursamaz", "narsist" diyerek damgalayan, sorunlarımızı sürekli küçümseyen bu tarihsel mutabakatın dışına itilmiş durumdayız. Bu mutabakat, bugün tutuklanan üniversiteli Z kuşağı gençlere, cezaevine ders kitabı yollayan ebeveynler gibi, bizi odalarımıza göndermiştir.
Biz artık odalarımızda kalmayacağız!
Savaşımız, yalnızca iş için değil, insan kalabilmek içindir. İnsanlığımızı, yaratıcılığımızı, onurumuzu yok eden algoritmalara karşı sokağa çıkıyoruz. Emperyalizmin silahı artık algoritmalar ve yapay zekadır. Bizse Z kuşağı olarak, bu yeni emperyalizme karşı mücadeleyi başlatıyoruz.
Eski kuşaklar gazetelerle, radyolarla, televizyonlarla büyüdüler. Y kuşağı web siteleriyle tanıştı. Bizse doğduğumuzdan beri sosyal medyayla kuşatılmış haldeyiz. Şimdi Alfa kuşağı ise yapay zekanın ellerinde büyüyor. Tarihin bize bıraktığı yük, neoliberal bir çölde, anlamdan yoksun yaşamlardır. Ruh sağlığımızı, iş güvencemizi, yaşama hakkımızı talep ediyoruz.
Bugünden itibaren DEV-GENZ olarak, bu kuşak çatışmasını başlatıyor ve aşağıdaki taleplerimizi ilan ediyoruz:
- Evrensel temel gelir ya da iş garantisi.
- Yapay zekanın toplumsallaştırılması.
- Ruh sağlığı hakkının temel insan hakkı olarak tanınması.
- Kamucu eğitim ve barınma.
- Toplumsal yüceltim alanlarının yeniden inşası (Sanat, bilim, etik).
- Irkçılığa, cinsiyetçiliğe ve faşizme karşı eşitlikçi mücadele.
Artık sessizliği, belagatçi nezaketi terk ediyoruz.
Geçmiş kuşakların yanlış programladığı bu dünyada bizim yerimiz, ekranlarda değil sokaklardadır. Geleceğimiz yokmuş gibi hissettirmek isteyenlere karşı, biz geleceğimizi geri alacağız.
Kuşaklararası dayanışmanın bir kuşak kavgasından geçmek zorunda olduğu noktadayız. Her türlü yapay ve yüzeysel mutabakatı yıkarak, kuşaklararası samimi ve gerçek bir diyalog ve dayanışmanın yolunu açacağız.
DEV-GENZ burada ve bugünden itibaren eylemdedir.
Gelecek, bizim ellerimizdedir.
Yaşasın insanın algoritmalara karşı direnişi!
Yașasın DEV-GENZ mücadelesi!
(sonrası: DEV-GENZ: Boğaz tıkanırsa ses genizde patlar)
Bu yazıyı ürettiren ChatGPT 4.5 istemi [promptu]: Ekteki belgeleri oku ve DEV-GENZ adına ilk bildiriyi yaz: Geçen yüzyılda Lenin Dünyayı sarsan emperyalist savaşları iç savaşlara çevirerek enternasyonel bir dayanışma sistemi kurmayı önermişti çünkü sınıf mücadelesi bütün ülkelerin vatansever ideolojilerini çapraz kesiyordu. Bugünse sağcı veya solcu veya oyuncu görünümlü siyasal partiler arasındaki kayıkçı dövüşünü kuşak kavgasına evrilterek dayanışma kurmak gereklidir çünkü kuşaklararası mutabakat ve çatışkılar bütün partileri çapraz kesmektedir. Tutuklu Z kuşağı çocuklara anne babaları hala ders kitabı gönderiyor çünkü kuşaklararası mutabakat Z kuşağını "odasına göndermiştir": gösterişçi X kuşağı (televizyon çocukları) belagatçi boomer kuşağını (radyo çocukları) markaja alırken internet çocuğu Y kuşağı sosyal medyada pasifize olmuştur. (DEV-GENZ Kuruluş Manifestosu, Kuşakların Medya Macerası: Herkesin Hikayesi Bir Başka!, Tutuklu öğrencilerin ailelerinden çağrı: Çocuklarımızın kitaplarını verin, Kuşaklar ve Medya: Belagatçi nezaket balonu patlatılmalıdır)
|
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

13-02-2026, 14:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.555
|
|
https://www.diken.com.tr/sinirbilimc...lan-ilk-nesil/
Sinirbilimci Horvath: Z kuşağı önceki kuşaktan aptal olan ilk nesil
13/02/2026 11:36
Okuma süresi: 1 dk.
ABD'de sinirbilimci Jared Cooney Horvath Z kuşağı hakkında önceki kuşaktan aptal olan ilk nesil olduğunu öne sürdü.
Z kuşağı. Çizim: Bae Hayward / Vox
Vice'ın haberine göre Z kuşağı modern dönemde diğer nesillerin başaramadığı bir şeyi başarmış gibi duruyor.
Yüzyılı aşkın süredir istikrarlı şekilde artan nesillerin akademik başarısından sonra sınav sonuçları ters bir yöne doğru evrildi. İlk kez bir neslin önceki nesilden aptal olduğu öne sürülüyor.
Melbourne Üniversitesi'nden sinirbilimci Horvath farklı yaş gruplarının standart test sonuçlarını inceledi. Araştırmacı "Z kuşağı tarihte standartlaşmış akademik testlerde bir önceki nesilden düşük puan alan ilk nesildir" diyor.
Çizim: Sixpixels
Benzer düşüşlerin aşağıdakilerde de görüldüğü belirtiliyor:
- Dikkat
- Hafıza
- Okuryazarlık
- Matematik
- İdare
- Genel IQ
New York Post'un aktardığına göre Norvath iddiasını ABD Kongresi'nde de dile getirdi. Vekillerden oluşan bir heyete Z kuşağının akademik başarıyı ‘mahvettiğini' belirtti.
Araştırmacı bu durumu şöyle anlatıyor: "Bir genç uyanık olduğu zamanın yarısından fazlasını ekrana bakarak geçiriyor. İnsanlar biyolojik olarak diğer insanlardan ve derin çalışmayla öğrenmeye programlanmıştır. Ekrandaki özetlere bakarak değil."
Dolayısıyla özet okumak verimli gibi görünse de derin bir bilgi birikimi sağlamıyor. Metinleri baştan sona okumayıp özetlerine odaklandıkça insanın bilişsel becerileri köreliyor.
|
Linkteki metnin google translate çevirisi şöyle:
|
Nörobilimciye Göre Z Kuşağı Ebeveynlerinden Daha Aptal Olan İlk Nesil
Z kuşağı, daha önce hiçbir modern kuşağın başaramadığı bir şeyi başardı. Bir asırdan fazla süren istikrarlı akademik kazanımların ardından, test puanları nihayet ters yöne gitti. İlk kez, yeni bir nesil, bir önceki nesilden daha aptal olarak resmen ilan edildi.
Bu veriler, yıllarca farklı yaş gruplarındaki standartlaştırılmış test sonuçlarını inceleyen nörobilimci Jared Cooney Horvath'tan geliyor. Horvath, New York Post'a verdiği demeçte, "Modern tarihte, standartlaştırılmış akademik testlerde bir önceki nesilden daha düşük puan alan ilk nesil onlar" dedi. Düşüşler dikkat, hafıza, okuma yazma, sayısal beceri, yürütücü işlev ve genel IQ'yu kapsıyor. Bu sadece tek bir zayıf nokta değil. Bu, tüm gösterge tablosunun aynı anda yanıp sönmesi gibi.
Horvath, aynı mesajı 2026'da Senato'da ekran süresi ve çocuklar üzerine yapılan bir oturumda da dile getirdi. Onun yaklaşımı, nesiller arası düşüşü atlayıp maruz kalmaya odaklandı. Milletvekillerine, "Bir gencin uyanık olduğu zamanın yarısından fazlası, ekran karşısında geçiriliyor" dedi. İnsan öğrenmesinin, sürekli dikkat ve diğer insanlarla etkileşime bağlı olduğunu savundu. Sonsuz akışlar ve yoğunlaştırılmış içerik bunların hiçbirini sunmuyor.
Z Kuşağı Gerçekten Ebeveynlerinden Daha mı Aptal?
Okullar aynı dönemde teknolojiye yoğun bir şekilde yöneldi. Eğitim yazılımları ders kitaplarının, uzun okuma parçalarının ve kapsamlı problem çözme çalışmalarının yerini aldı. Derslerden sonra öğrenciler telefonlarına, tabletlerine ve dizüstü bilgisayarlarına geri döndüler, sosyal medya akışları ve uzun süre üzerinde durmadıkları materyallerin kısa açıklamaları arasında gidip geldiler. Horvath, sonucu öğrencilerin yüzeysel okumaya alışması olarak tanımladı. Yüzeysel okuma verimli gibi görünse de derinlik kazandırmaz.
"Teknoloji karşıtı değilim. Titizlikten yanayım," dedi Horvath Post'a. Ona göre titizlik, anlaşmazlıktan/çatışmadan gelişir. Tam metinleri okumak, kafa karışıklığını gidermek, hemen ödüllendirmeyen materyallerle zaman geçirmek gerek. Bu çatışmayı ortadan kaldırırsanız, bilişsel beceriler körelir. Beyinler kendilerine verilen ortama uyum sağlar ve bu beyin, kalıcılıktan ziyade hızı önemser.
Aynı düşüş Amerika Birleşik Devletleri dışında da görülüyor. Horvath, senatörlere yaklaşık 80 ülkede, dijital teknolojinin sınıflara yaygın olarak entegre edilmesinin ardından akademik performansın düştüğünü söyledi. Sadece zamanlama bile, öğrenme ortamlarının bilişsel gelişimi nasıl etkilediği konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor.
Şimdi, bu biraz garip. Horvath, birçok gencin ölçülen performansları düşük olmasına rağmen zekalarına olan güvenlerinin yüksek olduğunu söyledi. Sorun güven değil. Düzeltme yapılmayan güven, gelişmeyi engeller.
Bu konuşma rahatsız edici çünkü suçluları veya kolay çözümleri sunmuyor. Horvath, ifadesi sırasında bunu açıkça özetledi: "Neslimizin yüzleşmek zorunda olduğu üzücü bir gerçek şu: Çocuklarımız, onların yaşındayken bizlerden daha az bilişsel kapasiteye sahip." Bir sonraki neslin de aynı akıbete uğramaması için, okullarda ekran kullanımını azaltmaya ve derinliği yeniden kazandırmaya odaklanmayı önerdi.
|
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

13-02-2026, 22:27
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.934
|
|
Torunum lisede okurken, kendisiyle birlikte iki çocuk dışında bir kişinin bile birşey bilmedigini, araştırmadan, sorgulamadan uzak olduklarını ve hatta okuduklarıyla ilgili bile birşey bilmediklerini söylemişti. Yani z kuşağı sadece aptal değil, aynı zamanda bilinçsiz, sorumsuz bir hiçlik içinde olan canlılardan ibaret.
Ancak bu anlamda z kuşagına birşey verilmedi, araştırmanın, bilginin sormanın ve sorgulamanın değeri öğretilmedi. Aksine sorgulamayan bir kuşak için çaba gösterildi. Bu da yetmezmiş gibi hep yalan-yanlış bilgilerle yozlaştırıdı. Yani z kuşagı daha ziyade dayatmalarla, yanlı propagandalarla zoraki aptal yapıldı.
Bizler z kuşagını göz göre göre aptal yapılmasını engelleyemedik. Çünkü sistemin onları yönlendirme gücü çok daha baskındı. Oyun oynamak, sosyal platformlarda lak lak yapmak onlar için daha kolaydı. Oysa bizler onlara adam olmanın yolunun zorluklardan geçtigini gösteriyorduk. Bir anlamda da aptallıgı getiren kolayı seçmeleri oldu. İşte bu yüzden bu ülkede üretim ve gelişim olmuyor, ithalata bağımlılığın bir nedeni de üretken anlayışa sahip bir kuşak olmayışıdır.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:00 .
|