Ölüm bir Son mu? Başlangıç mı? Uykumu uyanışmı
Değerli Dostlar,
Bu başlık altında tartışmak istediğim kavram Ölümdür.
Biliyorum ki kulağa hoş gelmeyen bir kelimedir.Ve yine biliyorum ki tuhaf bir şekilde Zihnimiz bize unutturur bu olguyu.
Ancak kaçınılmaz bir Gerçektir.
Kuran-ı Kerim 29 -ANKEBÛT - 57
Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn
Her nefis ölümü tadacak ve sonra bize döndürüleceksiniz.
HER CAN ÖLÜMÜ TADACAKTIR.
Bu kesin gerçek üzerinden yola çıkacak olursak konuya görüş ve düşüncelerinizle katkılarınızı bekliyorum.
Yeryüzünde her kültür ve medeniyet Ölüm üzerine birşeyler söylemiş ve yazmıştır.
Din-ler bu konuyu işlemişlerdir.Ancak bir Ayrıntı vardır ki,
Ölen kimse geri dönmemiş ve BERZAH ötesinden bizlere haberler getirmemiştir.
O nedenle Ölüm ve Ölüm sonrası hakkında anlatılanların hiçbiri
ama hiçbiri Kesin Doğruyu bildirmez.
Hadis ve Rivayetler ile "ATIŞ SERBEST" olan bir konudur Ölüm.
Kabir Azabı yalanları ve Sorgulamalar v.s. İnsanları bu Gizemli olgu vasıtası ile baskı altına alma ve korkutmakta kullanılmıştır.
Dini bir korku imparatorluğuna çevirmekte araş olarak kullanılmıştır.
Son olarak Kur'andan bir kaç Ayet daha alıntılamak istiyorum:
Kuran-ı Kerim 21-ENBİYÂ - 35
Kullu nefsin zâikatul mevti, ve neblûkum biş şerri vel hayri fitneten, ve ileynâ turceûn.
Her can ölümü tadacaktır. Sizi bir test olarak iyi ve kötü olaylarla sınarız ve dönüşünüz bizedir.
3-ÂLİ İMRÂN - 185
Kullu nefsin zâikatul mevt , ve innemâ tuveffevne ucûrekum yevmel kıyâmeh , fe men zuhziha anin nâri ve udhılel cennete fe kad fâze ve mâl hâyâtud dunyâ illâ metâul gurûr
3-ÂLİ İMRÂN - 185
Herkes ölümü tadacaktır. Diriliş günü ödülleriniz size eksiksiz olarak verilir. Kim ateşten kurtarılıp cennete sokulursa, zafer kazanmış olur. Dünya hayatı ancak aldatıcı bir zevkten ibarettir.
Elbette inanan ve inanmayanların eşit şartlarda oldukları ve öldükleri bir gerçek.
Biz insanları en derinden etkileyen şey Sevdiklerimizin ölmesidir.
İnanan veya inanmayan ayrımı yapılmaksızın, birşeyler paylaştığımız ve çok ama çok değer verdiğimiz insanları kaybetmek büyük üzüntü ve acı verir.
Ne varki ölenle ölünmüyor.Zaten insan doğası da buna aykırıdır .İstisna bunalımlar ve Depresyonlar dışında ölümü kabullenmek bir insan için mümkün değildir.
Bu kapsamda Şehitlik ve Analık kavramlarıda incelenebilir:
Bir insan kendinden sonra ki Nesiller yaşasın diye kendi hayatından nasıl vazgeçer?
Ölüm sonrası ve hazırlık insanlık tarihi kadar eskidir.
Yeniden Diriliş Eskilerin Masallarımıdır?
Yoksa bir Matriks mi söz konusu? Paralel bir evrende uyuyan varlıkların Rüyasımıdır hayat?
Her türlü "uçuk" soru ve görüşe açık bir başlık...
Ama ne kadar şaka da yapmaya kalksak...Yüzleşmek ve Tadmak zorundayız.
Var mı bu konuda Kur'ana muhalif olan?
Katkılarınızla...
Konu UlulElbab tarafından (08-02-2010 Saat 23:56 ) değiştirilmiştir.
|