Tanrısız İnsan
Empati Kuralım:
yılmaz ailesi vapurla dünya turuna çıkar. Küçük yılmaz 1 yaşındadır ve daha konuşmayı bilmiyordur. Yeni yeni yürümeye başlamıştır. Vapur okyanusta bir adaya yaklaşır ve insanlar ıssız adayı keşfe çıkarlar. Herkes vapura döner ve vapur hareket eder. Küçük Yılmaz adada unutulmuştur. Ağlar sızlar vs... Küçük yılmaz tek başına adada büyür.
(Nasıl diye sorarak konuyu çarpıtmayın...) Adadaki bir maymun baksın diyelim.
20 li yaşlara gelir fakat adadaki hayvanlardan farksızdır. Çoğu hareketleri de maymun gibidir. Konuşma, örf, adet hiçbirşey bilmemektedir. Sadece karnını doyurmakta, kendini korumakta ve tuvalet ihtiyacını karşılamaktadır. Diger hayvanlardan gördügü şeyleri yapmaya çalışır.
Yılmaz dinlerle ilgili, Kuranla ilgili hiçbirşey bilmemektedir. Diyorum ya konuşamayı bile bilmiyor... Üstelik adadaki tek insan o... Fakat ögrenebiliyor. Yine birgün soguk bir günde bir kuşun kanadını bile kıpırdatamadıgını görür. Kuş çırpınmaktadır. Yılmaz düşünebildigi için içinde garip bir his oluşur ve gidip kuşu alarak kendi barınagına getirir. Kuşun üzerine yapraklar filan örter ve yemeklerini paylaşır...
Yılmaz'ın insanlarda olan bir özelligi önplana çıkar.
Yılmaz da dogadaki diger canlılar gibidir aslında. Onlar gibi karnını doyurur, tuvaletini yapar, çevreyi görür vs... Tek fark olarak Yılmaz düşünebiliyordur...
Kusura bakmayın arkadaşlar çok felaket derecede uykum var ve yorgunum. Kafamda tasarladıgım hikayeyi bile toparlayamıyorum.
Tabusuz, inançsız ve sadece dogal dünyada yaşıyordur.
Yılmaz'ın hayatı bize neyi anlatmaktadır... ?
Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir ?
|